‘Düet’lerle rengine renk katan ‘renkli-türkçe’

‘Düet’lerle rengine renk katan ‘renkli-türkçe’

Türkiye ve dünya müziğinde “Düet”;  iki vokalin, “yorum” veya “icra”da hangi noktada olduklarını, bu iki aşamada uyumsuzluk yaşayıp yaşamadıklarını, önce kendilerinin fark edebilmeleri için yapılırken, enstrüman eşliğinde “Düet”e ağırlık veren çalışmalara, gerek yurt iç

Mehmet Akif Ertaş

“renkli- türkçe” adını verdiği yeni albümünü, 2012 yılında Avrupa Müzik’ten çıkaran Ahmet Koç, çalışmasında yer verdiği ezgilerin dördünü “Düet”e ayırarak, yaşanan çoraklığı bereketlendirme adına önemli bir adım atmıştır.
Bestecisi Zülfü Livaneli’nin sesinden duyduğu için, dinleyicinin eşlik etmekte zorlanmayacağı “Sus Söyleme”de; “RockMüzik”i “Pop”un kulvarında koşturan grup “Grpin” ile albümünün ikinci ezgisinde “Düet”e girişen Koç, ezgiye, bilinenden çok farklı bir elbise kuşandırmıştır. Ancak, beden, bolluk veya darlık hissetmediği için elbiseyi kuşanırken zorlanmamıştır.
“Düet”e ikinci önemli örneği olan “Yok Mu Sayalım?”ı, “Arabesk Müzik”in “popüler” icracısı Kibariye eşliğinde bünyesine taşıyan “renkli- türkçe”, adını sadece Türkiye değil dünya müzik tarihine şimdiden yazdırmış olan bir icracı ile rengine renk katmıştır.
“Pop Müzik”e, kulak tırmalamayan işleriyle katkı sunan Betül Demir’i yine bir Zülfü Livaneli bestesi olan “Sürgün”ü yorum ve icrasından nasiplendirmek için ağırlayan, bu ezginin “Düet”siz haline de yer ayıran albüm, bu ezgi vesilesiyle, ezginin sözlerini yazan Aysel Gürel’i saygıyla yâd etmeyi ihmal etmemiştir.
“Popülist” yılışıklığın ve nemelazımcılığın, “popülist”en ilham alan cinsiyet teşhirciliğinin, cinsiyetçilik refakatinde dolaşıma sokulan ırkçılığın galip gelmesi için toplanan “bütün kızlar”ın mekânına uğramayarak ve arkasını, müzikte Gülden Karaböcek, sinemada ise Türkan Şoray’ın daha çok gençlik dönemlerini harmanlayan bir geleneğe yaslayarak kendi sahici ve samimi “kadın” yolunu çizen Göksel’i; “Düet”e son örnek olan “Aşkın Sırrı Bilinmez”de sır küpünün şifresini çözmesi için davet eden albüm, bu ve diğer ezgiler aracılığıyla “popüler”in elini, tende ruhu hissedebilmek için sımsıkı tutarken, kolunu “popülist”e kaptırmamak için ter üstüne ter döktüğünü, nüansın bilincindeki kulağa anlatabilmiştir.
Türkiye “popüler” müziğinin kendisine bir yer bulması ve yerini sağlamlaştırması için çaba harcayan Bora Ayanoğlu’nu “Yunus”; Melih Kibar’ı “Sucu Çocuk” ile unutmayan,“Güzel Şehir” ile; Zülfü Livaneli’nin “Güneş Topla Benim İçin” adını taşıyan albümünde Livaneli ile “Düet”e kalburüstü örnekler sunan Mikis Thedorakis’e ve diyarına bir dost selamı gönderen; Ali Koç, Erdinç Şenyaylar, Ertan Tekin, Eyüp Hamiş, İsmail Soyberk, Engin Demirtaş, Sezai Kocabıyık, Özer Arkun gibi isimlerin emekleriyle renginin solmasına izin verilmeyen çalışma Koç’un diskografisine önemli ve saygın bir halka olarak eklenmiştir.
“Şiire Gazele” ile hem, Kafkasya’nın havasını teneffüs ettiren, hem de bu ezgiyi, sağlam bir düzenleme ile Türkiye insanına sevdiren Ahmet Kaya’yı ölümsüzleştiren “renkli türkçe”nin, 1997 yılında “Eurovision Şarkı Yarışması” tecrübesini de yaşayan mimarı Ahmet Koç’tan dinleyici, “Düet” te sınır tanımayan albümlerin yolunu, mimarın hayal kırıklığına uğratmayacağına, kendisini  göçük altında bırakmayacağına inandığı için, şimdiden gözlemeye başlamıştır.

Ahmet Koç
“renkli-türkçe”
Avrupa Müzik/2012
[email protected]

www.evrensel.net