18 Ekim 2018 14:01

‘Patrikhaneler Savaşı’nda gözden kaçanlar

Okay Deprem, Ukrayna ve Rus Ortadoks kiliseleri arasındaki ayrılık ve Fener Rum Patrikhanesinin bundaki rolünün ardındaki siyasi tartışmaları yazdı.

Fener Rum Patrikhanesi aylık istişare toplantısı için Türkiye dışından gelen Metropolitler, Patrikhane içerisindeki Aya Yorgi Kilisesi'ni ziyaret etti. | Fotoğraf: Salih Zeki Fazlıoğlu/AA

Paylaş

Okay DEPREM

Haftalardır dünya gündeminin üst sıralarında seyreden hadiselerden birisi de Doğu Ortodoks Kilisesi içerisindeki çatışma ve ayrılık. Her şey yaklaşık bir buçuk ay kadar önce, o zamana kadar Rus Patrikliğine bağlı olan Ukrayna Ortodoks Kilisesi’nin Moskova’dan ayrılma kararını açıklamasıyla başladı. Hemen ardından kıyamet koptu ve tabiri caiz ise, Pandora’nın Kutusu açılmış oldu. Ortodoks dünyasının en büyük kilisesi konumunda olan Rus Patrikliği, kararı tanımadığını ve kabul etmeyeceğini ilan etti. Bütünüyle politik saiklerle hareket ettiği  anlaşılan Ukrayna Kilisesi çok geçmeden, Karadeniz’in diğer tarafından “beklenmedik” bir göz kırpma mesajı aldı. Tarihsel olarak yeryüzünün en eskisi ve en yüksek otorite kabul edilen Fener Rum Patrikhanesi, Kiev’in bu çıkışını onayladığını ve kararı tanıyabileceği sinyalini verdi. Böylelikle tartışmanın hatta dinsel-politik mücadelenin taraflarının sayısı üçe çıktı ve ortaya, her biri birbirleriyle kavgaya girişmiş üç temel Ortodoks kilisesinden oluşan bir tablo çıkmış oldu.

PRESTİJ KAYBI

Ve nihayet geçtiğimiz günlerde Fener-Rum Patriği, Ukrayna Ortodoks Kilisesinin tek taraflı bağımsızlık kararını resmen onadığını açıkladı. Moskova ise, pek çok kişinin tahmin etmiş olduğu gibi, buna karşı ve bunu vesile kılarak, Fener ile tüm ilişkilerini tek taraflı olarak kesmiş olduğunu duyurdu. Bizans’tan bu yana, Rusya’daki başta olmak üzere tüm dünya Ortodoks cemaatlerinin, her biri resmen olmasa da kendisini manevi anlamda merkezi otorite kabul ettiği Fener-Rum Patrikhanesi, bu kararıyla uzun soluklu tarihinde olmadığı kadar prestij ve otorite kaybına uğramış oldu. Açıkçası güncel duruma kadar Moskova, resmi manada olmasa da manevi-tarihsel olarak Fener Rum Patrikhanesinin otoritesini ve de kiliseler arası, kurucu ve yönlendirici-arabulucu pozisyonunu bir şekilde kabulleniyordu. Fener’in gelinen noktada, birkaç bin kişiden oluşan bir cemaate sahip olmasına, nüfusunun çoğunluğu Müslüman inancına sahip bir ülkede var olması gibi belirleyici dezavantajlarına rağmen; Rus Kilisesince tarihsel referansları ve kökenleri bakımından otorite olarak görülüp saygı görüyordu. Bu bakımdan da, dünya çapındaki konumu ve prestijini de Türkiye’den ziyade Rus Kilisesi’ne borçluydu. Şimdi ise bunu önemli oranda kaybediyor olma riskiyle, tehlikesiyle karşı karşıya bulunuyor.

MOSKOVA BU HAMLEYİ SİYASİ OLARAK NOT ALIR

Doğu Ortodoks Kilisesinin patrikhaneleri arasındaki ihtilafta belirleyici komumda olan taraf Moskova. Hem en büyük cemaate sahip, hem de konuşlu olduğu ülkenin dünya siyasetinde ve jeopolitiğindeki yeri öncelikli ve ayrıcalıklı. Kremlin’den bakıldığında, Fener Rum Patrikhanesi’nin almış olduğu bu tarihi ve tartışmalı karar; Türkiye’deki iktidardan, istihbarat kurumundan bağımsız olamaz, dolaylı da olsa onun onayı olmaksızın gerçekleşmesi olanaksız. Bu açıdan bakıldığında, gerçekten böyle ise; Moskova’nın bunu ajandasına kaydetmek suretiyle, hemen olmasa da orta veya uzun vadede Türkiye’nin karşısına çıkarması sürpriz sayılmayacaktır.

Öte yandan Bartholomeos ve Fener Patrikliğine karşı Rus dünyasında adeta savaş açılmış durumda ve sayısız iddia ve spekülasyon havada uçuşuyor bugünlerde.

Rusya’da; İstanbul ve Kiev’in bu tarz iş birliği ve halen “Konstantinopolis Metropolitenliği” olarak adlandırdıkları İstanbul Patrikhanesinin, yüz yıllar sonra Ortodoks dünyasının bölünmesine icazet vermesi karşısında Fener-Rum Patriğini; “Katolizmin, Cizvit Tarikatının, Vatikan’ın ajanı, onların maşası” şeklindeki suçlamalar gündemde. Fener-Rum Kilisesine, yüzyıllar öncesinde Katolik dünyasının savaşlarla, zor yoluyla yapamadığını, bir imzayla yaptığı suçlaması yöneltiliyor. Rus Kilisesi, Fener-Rum Patrikliğinin uluslararası meşruiyetini tartışmaya açarken; örneğin kilisenin cemaatinin kayda değer bir kısmının ABD ve Kanada’da olmasını bu savın temel dayanaklardan biri olarak kullanıyor. İkinci olarak da, Fener’in Vatikan ile göreli yakın münasebetler kurması, Hıristiyan İlahiyatı alanında ortak çalışmalar yapıyor olması da, Rus Kilisesi’ne göre Fener’in meşruiyet tartışmasına su taşıyan bir başka faktör.

KARAR ABD VE UKRAYNA STRATEJİSİNE YARADI

ABD’nin Kiev yönetimine tam destek veriyor oluşu ve Ukrayna’daki iç harp üzerinden Rusya ile Soğuk Savaş yürütmekte oluşu göz önüne alındığında; Fener-Rum Patriği Bartholomeos’un kararının, ABD’nin Rusça konuşan dünyayı, eski Bağımsız Devletler Topluluğunu bölme stratejisine yaradığı saklanamayacak bir gerçek. Bu arada tüm bunlar olup biterken, Kiev’de alınan kararı Ukrayna’nın kendi bünyesindeki milyonlarca Ortodoksun da etmeyeceğini de bir tarafa not etmek gerekiyor. Çünkü her şeyden önce Ukrayna’daki Hıristiyan halk için, hangi kiliseye bağlı oldukları en az din ve mezhep kimlikleri kadar önem arz edegelir. Buradan hareketle yakın süreçte; zaten politik, etnik ve dilsel fay hatları üzerinde kaynamakta olan Ukrayna’da, bir de kilise meselesi yüzünden çatışma ve olayların patlak vereceğini öngörmek için kâhin olmaya gerek yok.  

ABD, FENER ÜZERİNDE NÜFUZ KURMAYA ÇALIŞIYOR

Fener Rum Patrikhanesi ile Ukrayna Kilisesi’nin Moskova’ya karşı iş birliğine gitmelerinin arka planında Amerika Birleşik Devletleri’nin olmasına dair üzerinde durulması gereken noktalar var. Söz gelimi, koyu Katolik kimliği ile bilinen Amerikalı politikacı, eski senatör ve başkan adayı cumhuriyetçi Samuel Brownback’in çok uzak olmayan bir geçmişte Fener Rum Patrikhanesini ziyaret ettiği anımsanacaktır. Söz konusu ziyaretinde Brownback’in; ülkesindeki Ortodoks cemaatlerinin “Konstantinopolis”i maddi manevi desteklemeyi bırakmamaları karşılığında, Ukrayna Kilisesinin bağımsızlığının desteklenmesi ve tanımasını talep ettiği tahmin edilebilir.

Nitekim, hemen sonrasında da bu sefer de Ukrayna Devlet Başkanı Petro Paraşenko, Türkiye ziyareti esnasında Fener-Rum Patrikliğine uğramayı ihmal etmemişti. Buna ilaveten; ABD’nin söz konusu soruna müdahil olup, siyasi-stratejik çıkarları yönünde yönlendirmeye çalışması sürecinin mimarlarından birinin başkanlık sekreteri Mike Pompeo’nun olduğu iddia ediliyor. Keza, bu iddiayı güçlendiren ihtimallerin başında, Pompeo’nun İstanbul Ortodoks Kilisesine bağlı Amerikan Ortodoks Cemaati Başpiskoposu Dmitriy Trakatellis ile gerçekleştirdiği buluşma geliyor.

‘YOLSUZLUK BAĞLANTISI’ İDDİALARI

Öte yandan, Trakatellis’in New York’taki Aziz Nikolay Manastırı’nın inşası için ayrılan bütçeden zimmetine, milyonlarca doları bulan meblağda bir parayı geçirdiği iddiaları da tartışılmaya devam ediliyor. Rus basınında, Amerika’daki manastır yolsuzluğu ile Fener-Rum Patrikhanesi arasında bağlantı olduğu ve bu iddiaların Amerikan savcılığının açtığı soruşturmada gündeme geldiğini yazıyor. İşbu noktada, Birleşik Devletlerin Ukrayna Kilisesinin bağımsızlığı konusunda Fener-Rum Patrikhanesi üzerine baskı yapmak, onu sıkıştırmak için eline bir ciddi koz daha bulunduğu da yine tartışılan noktalar arasında.

Son olarak; Fener-Rum Patriğinin bunu ne derece hesaba kattığı bilinmez ancak, düne kadar Konstantinopolis Kilisesine bağlı Kanada’daki Ukrayna cemaatinin de, Kiev’in ayrılışının resmen tasdik edilmesinden sonra toplu olarak yeni-birleşik Ukrayna Ortodoks Kilisesine bağlanma yoluna gitmesi ihtimali de büyük. Bu da sonuç olarak, Bartholomeos için, tüm dünyadaki cemaati açısından çok büyük bir kan kaybı anlamına gelecektir.

ÖNCEKİ HABER

Aylık en az elektrik ve doğalgaz faturası ortalama 284 TL

SONRAKİ HABER

Tiyatro Oyuncusu Orhan Aydın, Urla’da gözaltına alındı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa