17 Ekim 2018 04:48

Temel gündem ekonomi

24 Haziran’da AKP’ye oy veren bir işçi, 'Başkanlık sonrası her şey iyi olacaktı, nerede. Her geçen gün kötüye gidiyoruz' diyerek tepki gösteriyor.

Fotoğraf: Pixabay

Paylaş

Esenyurt’tan bir işçi
İstanbul

Yorucu bir gecenin ardından nihayet sabah olmuştu. Artık vardiyayı teslim etme zamanı gelmişti. Arkadaşıma genel bilgileri verirken fabrikanın belki de en fazla ‘siyaset’ konuşmayı seven işçisi karşıda belirdi. MHP kökenli AKP’li bir işçi, Hükümete ve Erdoğan’a desteğinin en büyük nedeni; Hükümetin Neo-Osmanlı’cı politikası ve “ülkeyi batı karşısında ezdirmemesi”. Karşıda belirdiğinde yüzünde bir öfke ifadesi vardı ve yanımıza gelir gelmez öfkesini kustu: “Bu saatten sonra dolar 3 TL olsa ne olur. Zamlanan ürünlerin fiyatlarının geri çekebilecek misin, bir teneke yağ kaç para olmuş...”

BAŞKANLIK SONRASI BÖYLE Mİ OLACAKTI?

Göz açıp kapayıncaya kadar yeniden akşam oldu. Dinlenilen ile çalışılan saat diliminin (12 saat) eşit olması insana hiç inandırıcı gelmiyor. Birisi bitmek bilmezken diğeri hangi ara bitiyor hiç anlaşılmıyor. Yeniden devraldık vardiyayı. Tüm hatlarda işçiler gün içinde yaşananları özellikle de ekonomik durumu konuşuyor. 24 Haziran’da AKP’ye oy veren bir işçi, kimi firmaların kriz nedeniyle işçilerine zam yaptığını duymuş. “Bizimki de yapar mı?” diye soruyor. Cevap vermeye zaman bırakmadan, “ne zammı, elimizdekini almaya çalışıyor bu” deyip kestirip atıyor. Aynı işçi seçimlerde çıkan sonucu “millet AK Parti’ye bir uyarı yaptı oy oranını düşürerek” diye değerlendirmişti. Şimdi ise “çarşı, pazar yanıyor” diyor. “Hani başkanlık sonrası her şey iyi olacaktı, nerede. Her geçen gün daha kötüye gidiyoruz” diyerek işinin başına dönüyor. Yerel seçimlerde o da AKP’ye bir uyarı yapacak mı göreceğiz.

BU ZAMANA KADAR NE YAPTI Kİ…

Bir haftalık gece mesaisi bitiyor, yeniden gündüze dönüyoruz. Pazar sabah 8’de bitirdiğimiz gece mesaisine pazartesi sabah 8’de yeniden başlıyoruz. Gündüz vardiyasında yemek ve çay molaları geceye göre daha sakin oluyor. Malum gündüz bütün idari kadro da fabrikada bulunuyor. Yine böyle sıradan bir günde rutin sessizliği bir masadan gelen sesler bozuyor. Bir süre sonra gözlerin kendilerine çevrildiğinin farkına varınca seslerini kısıyorlar ama konuşmaya devam ediyorlar. Masada genelde 40 yaş üstü işçiler oturuyor hemen hepsi prim gün sayısını aşmış, emeklilik yaşının gelmesini bekliyorlar. İçlerinde yaşının dolması için on yılı aşkın süre beklemek zorunda olanlar bile var. Hükümete destek veren işçiler her ne kadar Hükümetten bu anlamda olumlu bir açıklama gelmemiş olsa da MHP’nin açıklamaları nedeniyle yasanın çıkacağından umutlular. Muhalifler ise bu konuda daha karamsar, Hükümetten pek bir beklentileri yok. İçlerinden birinin; “Bu Hükümet bu zamana kadar işçi-emekçiye ne yapmış ki bundan sonra bir faydasını görelim” sözleri sonrası çay faslı sona eriyor ve sigara içenler soluğu dışarıda alıyor.

BÖYLE GİDERSE HEZİMETE UĞRAR...

Sigara içerken de konuşmalar devam ediyor. Yüksek ses tonu nedeniyle topluluk içinde kolayca ayırt edilebilen bir işçi emeklilik yasası çıkmazsa oyunu AK Parti’ye vermeyeceğini söylüyor. Elektrik ve doğal gaza gelen zamları da hatırlatarak devamını da getiriyor: “Bu ekonomik durum böyle devam ederse AK Parti yerel seçimlerde hezimete uğrar hezimete...”

Belli kesimlerce her musibetin baş sorumlusu ilan edilen Suriyeliler ekonomik krizin de en önemli sebeplerinden biri ilan ediliyor. Onlara her ay düzenli para verildiği, her türlü hizmetten öncelikli ve karşılıksız faydalandığı, krizin onları etkilemeyeceği karşılıklı dolduruşlar ve ırkçılığa varan söylemlerle ifade ediliyor. Suriyeliler, muhaliflerin iktidarı destekleyen işçileri başta ekonomi olmak üzere genel anlamda ‘sıkıştırma’ konusu olurken iktidarı destekleyenlerin de muhalif işçilerle belki de en fazla uzlaştığı konu Suriyeliler oluyor.

KRİZİ ‘FIRSAT’A ÇEVİRELİM!

Bir yanda Hükümet ses çıkaranı cezalandırıyor, manipülatif açıklamalar yaparak ve işçilerin kafalarını karıştırarak krizin nedenlerini farklı göstermeye, kendi sorumluluğunu göz ardı etmeye çalışıyor. Diğer yandan işçiler elinde olan ekmeği de kaybetme kaygısı yaşıyor ve kutuplaşmanın da yarattığı ortam nedeniyle birbirlerine güvenmiyor. Bu ortam içinde yaşanan kriz karşısında biz işçilerin neler yapması gerektiğini anlatmamız ve harekete geçmemiz kuşkusuz zorlaşıyor. Ancak bununla birlikte krizin etkilerine ve patronlara karşı birleşmemiz gerektiği sözü daha fazla destek buluyor. Artık sabırla krizin sorumlusu olmadığımızı, yükünü çekmeyeceğimizi daha yüksek sesle söyleme ve taleplerimiz etrafında birlikler kurma zamanı. Ancak bu şekilde biz işçiler krizi ‘fırsat’a çevirebiliriz...

ÖNCEKİ HABER

İzmir Büyükşehir'den İZENERJİ'nin yetkisine itiraz

SONRAKİ HABER

Kadıköy'de Suruç anmasına polis biber gazı ve plastik mermiyle saldırdı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa