16 Ekim 2018 15:59

Vatandaşların yüzde 20’si açlık sınırının altında!

16 Ekim Dünya Gıda Günü nedeniyle kurumlar tarafından yapılan açıklamada, 'Yeterli ve sağlıklı gıdaya erişilemiyor' denildi.

Fotoğraf: Pixabay

Paylaş

Dünyada 2014 yılında 784 milyona gerileyen dünyadaki aç sayısı günümüzde 821 milyona yükseldi. Başka bir ifade ile her dokuz kişiden biri yatağa aç giriyor.

Türkiye’deki tabloda bir hayli iç karartıcı. “16 Ekim Dünya Gıda Günü” nedeniyle kurumlar tarafından yapılan açıklamada Türkiye’de vatandaşların büyük bir çoğunluğunun yeterli gıdaya erişemediğine dikkat çekildi. Yeterli, dengeli ve sağlıklı beslenebilecek gelir düzeyine sahip olunmadığı vurgulandı.

Türkiye’de yeterli gıdaya ulaşamamanın yanı sıra nüfusun yüzde 9’u açlık sınırında yaşıyor. Açların sayısı 7 milyonu aşıyor. 

Tüketici Hakları Derneği tarafından yapılan açıklamada, “TÜİK’in Hane Halkı Kullanılabilir Gelir Dağılımı ile Türk-İş’in açlık sınırı rakamlarını karşılaştırdığımızda, Türkiye’de tüketicilerin yüzde 20’si açlık sınırının altında yaşamaktadır. Türkiye’de Eylül 2018 ayı itibariyle, 4 kişilik ailenin yeterli ve dengeli beslenebilmesi için aylık gıda gideri 1893TL olması gerekmektedir. Ailenin diğer tüm ihtiyaçlarına ilişkin giderleri dikkate alınırsa, haneye girmeyi gereken bedel ise Eylül 2018 itibariyle 6167TL’dir. Eğer, 4 kişilik hanenin Eylül 2018 ayındaki geliri gıda için gerekli olan 1893TL’nin altında ise bu aile açlık sınırının altında yaşıyor demektir. Çünkü, aile gıda için gerekli olan parayı diğer zorunlu giderlerine harcadığından yeterli, dengeli ve sağlıklı beslenebilmesi olanaklı değildir” tespitine yer verildi.

BİR AİLENİN GIDA HARCAMASI ASGARİ ÜCRETİN ÜZERİNDE

Türkiye’de eşi çalışmayan iki çocuklu bir asgari ücretlinin eline 1679TL geçerken, 4 kişilik ailenin yalnızca yeterli ve dengeli beslenebilmesi için gerekli olan gelir düzeyi Eylül 2018 itibariyle 1893TL. Açlık sınırı asgari ücretin üzerinde seyrediyor. 

Bu durumdan yola çıkarak Tüketici Hakları Derneği şu gerçeğin altını çiziyor: “Türkiye’de çocukları olan asgari ücretli ailelerin iki kişi çalışıyor olsalar bile, yeterli-dengeli ve sağlıklı beslenebilmeleri olanaklı değildir” .

Öte yandan bu durumun bir kader olmadığına dikkat çeken Tüketici Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Aziz Koçal’dan, “Bilinmeli ki; Meslek odaları, üretici ve tüketici örgütleri, konusunda uzman bilim adamları ve devlet yetkililerinin bir araya gelerek, ortak akıl ile belirleyecekleri politikaların uygulanması sonucu sıfır açlık ve güvenli gıdaya ulaşım her zaman mümkündür” açıklaması geldi.

ÇÖZÜM ÖNERİLERİ VE TALEPLER

* Tüketicilerin gıdada satın alma gücü arttırılsın.
* Gıdada KDV kaldırılsın.
* Tüketicilerin yeterli ve sağlıklı gıdaya erişimi için tüm önlemler alınsın.
* Her türlü gıda ve canlı hayvan ithalatına son verilsin.
* Yanlış ve dışa bağımlı gıda ve tarım politikaları terk edilsin.
* Ekolojik gıda ve tarımsal üretim ön plana alınsın.
* GDO’lu yemlerle beslenen değil, gezen – otlayan hayvanlardan elde edilen gıda üretimi sağlansın.
* Antibiyotikli hayvanlardan elde edilen gıdaya son verilsin.
* Kırsal kalkınma seferberliği başlatılsın.
* Küçük çiftçiye her türlü destek verilsin.
* Gıda ve tarımda üretim ve tüketim kooperatifçiliği desteklensin. 

2030’A KADAR SIFIR AÇ BİR DÜNYA MÜMKÜN

Birleşmiş  Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) 2018 yılı Dünya Gıda Günü temasını ‘Eylemlerimiz Geleceğimizdir. 2030’a Kadar Sıfır Aç Bir Dünya Mümkün” olarak belirledi.

Dünya Gıda Programı (WFP) sıfır açlığın dünyayı değiştireceğinden bahisle şu çıkarımlarda bulundu:
* Sıfır açlık yılda 3,1 milyon çocuğun hayatını kurtarır.
* İyi beslenen anneler bağışıklık sistemi güçlü daha sağlıklı bebeklere sahip olur.
* Çocuklarda beslenme yetersizliğini önlemek gelişmekte olan ülkelerin GSYH’sını yüzde 16.5’e kadar artırabilir.
* Açlığın önlenmesi için harcanacak her bir dolar 15 ile 139 dolar arası bir kazanç olarak geri döner.
* Küçük yaşlarda sağlıklı beslenme ömrün yüzde 46 artmasına yardımcı olur.
* Bir toplumda demir noksanlığını bitirmek iş gücü verimliliğini yüzde 20 yükseltir.
* Beslenme ile ilişkili çocuk ölümlerini sonlandırmak iş gücünü yüzde 9.4 artırır.
* Sıfır açlık herkes için daha güvenli ve daha refah bir dünya demektir.

EMPERYALİSTLERİN DOYMAK BİLMEZLİĞİ

Dünyada açlık çekenlerin sayısının artmasında dünyanın çeşitli yerlerindeki bölgesel silahlı çatışmalar ve iklim değişikliğinin olumsuz etkileri olsa da asıl sorunun emperyalist ülkelerin doymak bilmemesi olduğuna dikkat çeken Ziraat Mühendisleri odası dünyadaki tekelleşmeye dikkat çekti: “Açlığın bir türlü bitirilemediği dünyada, son dönemde yaşanan birleşmelerle isimleri değişse de sayıları değişmeyen tarım sektörüne hakim sadece dört ulus ötesi şirket; Tohum ticaretinin yüzde 65’ine, tarım kimyasalları ticaretinin yüzde 84’üne, gübre ticaretinin yüzde 21’ine, Hayvan sağlığı ilaçları ticaretinin yüzde 56’sına, tarım makinaları ticaretinin yüzde 54’üne sahiptir. Küresel tahıl ticaretinde de yine dört ulus ötesi şirketin yüzde 90 paya sahip olduğu düşünülmektedir. Gıda ve içecek sektöründe de pazarın yüzde 54’üne sadece dört ulusötesi şirket hakimdir. Ulusötesi şirketler birbirleri ile birleşerek sektördeki güçlerini artırırken aç sayısı azalmamakta, tam tersine sayıları yükselmektedir”.  (İstanbul/EVRENSEL)


TMMOB: GIDADA DIŞA BAĞIMLILIĞA SON VERİLMELİDİR

TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu, 16 Ekim Dünya Gıda Günü dolayısıyla basın toplantısı düzenledi. Ziraat Mühendisleri Odası Lokalindeki basın toplantısında Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) tarafından yapılan etkinliklerle açlık ve yoksullukla, topyekûn mücadele edilmesi gerektiği ortaya konmaya çalışılsa da ciddi bir başarıdan söz etmek mümkün olmadığı dile getirildi.

YÜZDE 9 AÇLIK SINIRINDA YAŞIYOR

Basın toplantısında, Dünya Bankası temel gıda fiyatlarının son üç yılda yüzde 83 oranında yükseldiği, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü rakamlarına göre, 830 milyondan fazla insanın (her dokuz kişiden birinin) yatağa aç girdiği dile getirildi. Türkiye'de ise insanların yüzde 22’sinin yeterli gıdaya ulaşamadığı ve yüzde 9’unun ise açlık sınırında yaşadığı belirtildi. Ayrıca, tarımın toplam istihdam içindeki payı 2002 yılında yüzde 35 iken bu payın 2016 yılında yüzde 20’ye gerilediğini de ifade edildi. Tarımda, devletin yatırımlarının da yıllar içinde azaldığının belirtilirken tarımın toplam yatırımlar içindeki payı, planlı dönemin başında yüzde 13 düzeylerindeyken 2016 yılında yüzde 3,4’e düştüğünün bilgisi de paylaşıldı.

Basın metnini okuyan Kimya Mühendisleri Odası Ege Bölge Şubesi Başkanı Saadet Çağlın, Türkiye'deki açlık ve yoksulluğun temelinde gıda ve tarımdaki dışa bağımlılık olduğunu hatırlatarak özellikle AKP iktidarında yoğun bir ithalat yaşanması sonucu ülkenin üretemez hale geldiğini ve gıda güvencesi ortadan kalktığını dile getirdi.

'TEK REKABET GÜCÜMÜZÜ DE KAYBETTİK'

Son 16 yıldaki AKP hükümetleri döneminde uygulamaya konulan tarım politikalarının neoliberal politikaların devamı olduğunu belirten Çağlın “Bu politikalar sonucu, çiftçi tarımdaki gücünü yitirerek önce hiç olmadığı kadar yoksullaşmış ve daha sonra da toprağını elden çıkararak büyük kentlerde proleterleşmek üzere göçe zorlanmıştır. Ülkemiz, küresel dünyada rekabet edebileceği tek silahını da kaybetmiştir. Yoğun yasal düzenlemeler ile tarım bitirilme noktasına getirilmiştir. Uzun yıllar devam eden düşük döviz kuru nedeniyle incir, üzüm, kayısı, fındık ve narenciye dışındaki bütün tarımsal ürünler, canlı hayvan ve karkas et ithal edilmiştir. Bu ithalatlar sonucunda ithalata toplam 575 milyar lira ödenirken, tarıma nakit destek olarak 79 milyar lira verilmiştir” dedi.

'KRİZ, TARIM VE GIDA ÜRETİMİNİ DE ETKİLEYECEK'

Yakın gelecekte yaşanacak ekonomik krizin tarım ve gıda üretimini de olumsuz etkileyeceğini dile getiren Çağlın şunları söyledi:

“Artan döviz fiyatlarıyla beraber gübre, mazot, tohum ve zirai ilaçta oluşan yüksek fiyat artışlarını üretici karşılayamayacak ve üretimden vazgeçecektir. Bu durum da ülkemizi önümüzdeki süreçte ciddi anlamda gıda tedariki sorunuyla karşı karşıya getirecektir. Biz TMMOB olarak, meslek örgütü sorumluluğuyla ülkemizde ve tüm dünyada uygulanan neoliberal politikaların insanları mutlu etmediğini ve bir avuç topluluğun gıda üzerinden hegemonya yaratıp, tüm dünyayı sömürdüğünü dün söylemiştik, bugün de söylüyoruz. Açlığın, yokluğun ve yoksulluğun son bulduğu, hakça adil bir paylaşımın olduğu, korkulardan, kaygılardan uzak, güvenli, sağlıklı, savaşsız, sınıfsız ve sömürüsüz bir Türkiye ve dünya özlemiyle mücadelemize devam edeceğiz.” (İzmir/EVRENSEL)

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

İHD: Tek tipi yasalaştıracak olan 696 sayılı KHK iptal edilsin

SONRAKİ HABER

Cumhurbaşkanlığı seçimleri krizi çözmedi: Cezayir'de halk tekrar sokaklarda

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa