Pervin Buldan: Adalet Bakanlığının adını Rehine Bakanlığı yapın

HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan partisinin grup toplantısında konuştu. Buldan hükümete Brunson üzerinden yüklendi.

16 Ekim 2018 12:53
Son Güncellenme Tarihi: 16 Ekim 2018 15:06
Paylaş

HDP’nin 6. kuruluş yıl dönümü haftasına denk gelen grup toplantısı, yoğun ve coşkulu bir katılımla gerçekleşti. KESK, Pir Sultan Abdal Derneği, Demokratik Alevi Derneği, Hacı Bektaş Anadolu Kültür Vakfı, Danimarka Alevi Birlikleri Federasyonu, Demokratik İslam Kongresi, Mahalleler Birliği, DTK, DBP, HDK, ESP, Devrimci Parti, TİP, Halkevleri, SYKP yönetici ve üyelerinin yanı sıra tutuklu seçilmişlerin yakınları ve hayatını kaybeden tutuklu Koçer Özdal’ın ailesi de grup toplantısına katıldı.

Buldan, grup toplantısında yaptığı konuşmada şunları söyledi:

“Dün, 15 Ekim, halklarımız ve Türkiye demokrasisi açısından önemli bir gündü. Tüm engelleri, barajları, fırtınaları aşa aşa bugünlere gelen, emeğimiz, alın terimiz, göz nurumuz olan partimizin 6. kuruluş yıl dönümüydü. Türkiye halklarının umudu, sesi ve cesur yüreği olan HDP’nin 6. kuruluş yıl dönümü hepimize kutlu olsun.

Partimizin simgesi olan çınar ağacı gibi derinlere kök salmışız. HDP, Kürt, Türk, Ermeni, Arap, Çerkez, Alevi, Süryani, Êzîdî, Hristiyan, Müslüman bütün kimlik ve inançların sırtını dayadığı koca bir çınar ağacıdır.

‘KAZANA KAZANA BUGÜNLERE GELDİK’

Özgürlük ve demokrasi mücadelesinin engin deneyimlerinden süzülüp geliyoruz, siyasi geleneğimiz büyük bedeller ödedi, ödemeye devam ediyor, Ancak hiçbir zaman zalime, zulme, Dehaklara  boyun eğmedik. “Direne direne kazanacağız” dedik. Kazana kazana bugünlere geldik.

Faşizmin aramıza duvar ördüğü Figen Yüksekdağ, Selahattin Demirtaş, Gültan Kışanak, Tuncer Bakırhan, Sebahat Tuncel, Leyla Güven, İdris Baluken, Selma Irmak, Çağlar Demirel, Burcu Çelik, Ferhat Encü, Abdullah Zeydan, Gülser Yıldırım ve tutuklu belediye başkanlarımız şahsında bütün tutsak arkadaşlarımızı buradan selamlıyoruz.

HDP ZİNDANLARA SIĞMAZ

HDP zindanlara sığmaz, HDP zulme boyun eğmez. HDP uçsuz bucaksız bir  halk deryasıdır; tükenmez. Kurulduğumuz gün üzerinde yemin ettiğimiz her bir değere sahip çıkarak geldik bugünlere. Bugünden sonra da dünyada ve ülkede barışı ve eşitliği sağlayana kadar mücadelemizi ilkelerimizle, kararlılığımızla devam ettireceğiz. Halkımızın bize verdiği milletvekilliği, belediye başkanlığı görevleri bizim için bir şan-makam konusu değildir. Bizler, bu görevleri sadece ve sadece halka hizmet etmek, barışı hediye etmek için kullanırız, kullanacağız.

BU SİSTEMİ KADINLAR DEĞİŞTİRİP, DÖNÜŞTÜRECEK

Kadınları özgürleştiren bu politikalarımızdan dolayı, iktidar kadın düşmanı eril, cinsiyetçi ve militarist anlayışıyla HDP'li kadınlara ve kadın kazanımlarına yönelmiştir. Başta, HDP'li kadınlar şahsında Sevgili Figen Yüksekdağ'i hedef almıştır. Şu an binlerce kadın üyemiz cezaevinde. Binlerce yurttaşın oyuyla seçilen Hakkâri vekilimiz Sevgili Leyla Güven hala cezaevinde rehin tutuluyor. Enis Berberoğlu kararına rağmen Leyla Güven’in hala rehin tutuluyor olması AKP'nin Kürt ve kadın düşmanı politikalarının açık göstergesidir. Aynı iktidar, Sevgili Gültan Kışanak başta olmak üzere onlarca kadın belediye başkanımızı görevinden zorla aldı, yerine kayyımlar atadı ve rehine olarak cezaevlerine koydu. İşte bu, kadınlardan duyulan korkunun göstergesidir. Bu iktidar kadınların direnişinden, mücadelesinden korkuyor. Korkmaya devam etsin. Çünkü bu ülkeyi, bu sistemi kadınlar değiştirip, dönüştürecek.

‘SANDIKTA YAŞADIĞI KAYBI, YARGI İLE KAZANIMA DÖNÜŞTÜRMEK İSTİYOR’

Demokratik yollardan HDP karşısında büyük bir yenilgiye uğrayan siyasi iktidar, 2015 yılından beri yargıyı araç haline getirerek partimizi demokratik siyasetin dışına atmaya çalışmaktadır. Sandıkta yaşadığı kaybı, yargı ile polis ile bir kazanıma dönüştürmek istemektedir. Bunun adı gasptır. Halk iradesine saygısızlıktır.

Son üç yılda on binlerce arkadaşımız gözaltına alındı, binlerce arkadaşımız tutuklandı. Eş Genel Başkanlarımız, milletvekillerimiz, belediye başkanlarımız rehin alındı. İnanın ki, bize yapılan baskının, siyasi operasyonun onda biri AKP’ye yapılsaydı, üç gün dayanamaz dağılırlardı.

Çünkü onlar çıkar birliğinden oluşan bir anonim şirkettir. Biz ise bir halk hareketiyiz. Onları bir arada tutan ranttır, paradır, makamdır, ihaledir. Bizi bir arada tutan ise barışa ve özgürlüğe adanmışlıktır. Mücadele aşkıdır. Umuttur. Cesarettir. Kararlılıktır. Bu anonim şirket elinden gelen her şeyi yaptı ama HDP’yi bitiremedi. Onlar tutukladıkça, bu halk çoğaldı, büyüdü, güçlendi, daha da güçlenecek.

HALKEVLERİ’NE YÖNELİK REHİNE OPERASYONUNU KINIYORUZ

Geçen hafta Amed ve Batman başta olmak üzere birçok yerde parti yöneticisi arkadaşımızı, Batman ve Diyarbakır il eşbaşkanlarımızı rehin alıp tutukladılar. Van’daki 10 Ekim anmasında halkımıza, vekillerimize, partili arkadaşlarımıza saldırdılar. Bu arada bu sabah da Halkevleri’ne yönelik bir rehine operasyonu düzenlendi. Bu operasyonu kınıyor ve gözaltındaki yoldaşlarımızın derhal serbest bırakılmasını istiyoruz.

AKP Genel Başkanı en çok neden korkuyor biliyor musunuz? Kürtlerle Türklerin, Hristiyanlarla Müslümanların, Alevilerle Sünnilerin, kadınlarla gençlerin, işçilerle çiftçilerin yan yana gelmesinden korkuyor. Çünkü biliyor ki bu yan yana gelişler kurdukları düzeni değiştirecek güçtedir. Korksun, biz yan yana gelmeye, omuz omuza vermeye devam edeceğiz.

YARGI, REHİNE POLİTİKASININ BİR ARACIDIR

Biz HDP’ye yönelik tutuklamaların rehine politikasının sonucu olduğunu hep söyledik. Bu gerçeği söylemeye de devam edeceğiz. Çünkü bu ülkede bir adalet ve hukuk mekanizması yok. Yargı, rehine politikasının bir aracı ve mekanizmasıdır.

Geçen Cuma günü Rahip Brunson davasında bu durum bir kez daha görülmüştür. Rahip bir rehine olarak tutuluyordu. Tıpkı rehine olarak tutulan siyasetçiler, gazeteciler gibi. Deniz Yücel de rehineydi, Almanya’yla kirli pazarlık sonucu serbest bıraktılar. Ortada hukuk filan yok.

‘SAVCISI DA, HAKİMİ DE, GİZLİ TANIĞI DA AKP GENEL BAŞKANIDIR’

Gizli tanıklık mekanizmasıyla herkesi rehin alabiliyorlar. Gizli tanıklığı yargı sistemine getiren kim? Cemaat. Şimdi AKP dört elle sarılıyor. Rehine olarak tutulan bütün arkadaşlarımız hakkındaki uyduruk iddianameler gizli tanık ifadesine dayandırılıyor. Aslında çoğu zaman da gizli tanık filan yok. Ortada suç olmadığı için zaten tanıklık diye de bir şey olamaz. Siyasi iktidar rehin alınacak siyasetçilerle ilgili karar veriyor, düğmeye basıyor, polis gözaltına alıyor, yargı da gizli tanık ifadesi diye gerçek dışı iddianame hazırlıyor. Tüm bu rehine davalarının savcısı da, hakimi de, gizli tanığı da AKP Genel Başkanı'dır.

Rahip de bu politikanın sonucu olarak rehin tutuldu. AKP Genel Başkanı “Al papazı ver papazı” dedi. Rahip neye karşı rehine olarak tutuldu? 17-25 Aralık’la başlayan, Halkbank’a uzanan yolsuzluk ve kirli işlerle ilgili ABD’de yürüyen yargı sürecine karşılık rehin alındı. Bir diğer neden ABD’nin Suriye’de SDG’ye destek vermesi. Rahibi terörist, ajan ilan ettiler. Kendi medyalarında günlerce hedef gösterdiler. Erdoğan, “Bu fakir görevde olduğu sürece o teröristi alamayacaklar” dedi. Sonuç ne oldu? Rahibi aldılar. Rehineliği bitti. Neyin karşılığında? Acaba bizim fakirin durumunda bir değişiklik mi oldu? Doğrusu merak ediyoruz.

‘ADALET BAKANLIĞININ ADINI REHİNE BAKANLIĞI YAPIN’

Sonra ne diyor AKP’liler? Bağımsız yargı kararı. Trump, Erdoğan’a teşekkür ediyor. Alın size bağımsız yargı! Ortada bir yargı yok ki bağımsızlığı olsun. Adalet dağıtan bir yargı ve gerçek bir hukuk sistemi olsa zaten insanlar rehine alınamaz, suçsuz yere tutuklanamaz.

Buradan yeri gelmişken bir çağrı yapmak istiyorum: Gelin Adalet Bakanlığının adını Rehine Bakanlığı yapın! Kanunlarınızın adını da rehine kanunu olarak değiştirin! Daha uyumlu olur!

‘DEMİRTAŞ, YÜKSEKDAĞ, KIŞANAK, GÜVEN NİYE REHİN?’

Eğer bağımsız yargı varsa, demokratik siyaset yürüttüğü için Demirtaş, Yüksekdağ, Kışanak, Leyla Güven ve yüzlercesi niye rehin? Roboski’nin, Gezi’nin, Soma’nın, iş cinayetlerinin failleri, katilleri niye dışarıda? Bu yargı bağımsız bir yargı değil, AKP’nin muhaliflerini tasfiye yargısıdır.

Rahip gitti ve geride tüm dünyaya rezil olan iktidarın emir komutasındaki bir yargı sistemi kaldı. Rahip davası, insanlara yönelik terörist suçlamasının, örgüt üyesi suçlamasının rehin almak için uydurulmuş koca bir yalan olduğunu tüm gerçekliğiyle bir kez daha ortaya koydu.

Ve tarih şuna şahit olacaktır ki; muhaliflerine karşı içeride ve dışarıda acımasızca rehine politikası uygulayan, yargıyı bunun bir kılıcı haline getiren zihniyetin kendisi de bir gün yarattığı bu sistemin rehinesi olacaktır! Bundan kimsenin şüphesi olmasın!

MENBİÇ TEPKİSİ

Rahibin bırakıldığı gün AKP Genel Başkanı “Fırat’ın doğusunu darmadağın edeceğiz, Mınbiç’e de gireceğiz” diyerek Rojava halklarını tehdit etti. Kobanê’den başlayarak Irak sınırına kadar her tarafı dümdüz edecekmiş. Her cümlesinde yıkma, öldürme, yerle bir etme var. Türkiye ve bölge halkları bir yıkım ekibiyle karşı karşıya. Halkların iradesini hiçe sayanların tek yapacağı şey yıkımdır. Bunlar da bunu yapıyor.

Kürtler herhangi bir toprak parçasında küçük de olsa bir kazanım sahibi olmasın diye neredeyse Türkiye’den vazgeçecekler! Nedir bu Kürt düşmanlığı? Bu düşmanlık halklar arası çatışmayı doğurur. Hedefiniz halkların karşı karşıya gelmesi midir?

‘AMEDSPOR GOL ATMAYA DEVAM EDECEK’

Erdoğan’ın HDP’yi ve Rojava Kürtlerini hedef gösteren sözlerini sarf etmesinden iki gün sonra Sakarya’da Amedspor oyuncularına, kulüp yöneticilerine planlı ırkçı bir saldırı oldu. Bu saldırıyı buradan şiddetle kınıyorum. Amedspor asla yalnız değildir. Amed halkı, tüm Kürt halkı arkasındadır. Amedspor gol atmaya devam edecektir. Cesaretiniz varsa, kendinize güveniyorsanız Amedspor’la sahada mücadele edersiniz. Irkçı saldırılarla değil. Kürdün bir spor kulübüne dahi tahammül edemiyorlar.

Halklar yıkım politikalarıyla kazanılmaz, kaybedilir. Şu an yaptıkları da budur. Fırat’ın doğusunu yıktığınızda Türkiye bundan ne kazanç elde edecek? Afrin'e de aynısını yaptınız, çeteleri doldurdunuz! Oradaki barışı yok ettiniz! Ne kazandınız! Kürdün kaybetmesi Türk halkının kazanması mıdır? Bu coğrafyada halkların geleceği ortaktır. Biri kaybederken diğeri kazanamaz. Hep beraber kaybedilir! Ya da hep beraber kazanılır!

24 HAZİRAN ÖNCESİ AFRİN, YEREL SEÇİMLER ÖNCESİ MINBİÇ

24 Haziran seçimleri öncesi Afrin işgal edilmişti. Şimdi yerel seçimler var sırada. Mınbiç’e gireceğiz diyor. Aynı film tekrar sahnede. İdlib’ten atılan çeteleri mi yerleştireceksiniz?

Bunların tek derdi, halkların kendi özgücüyle demokratik özerk bir yönetim oluşturmasını engellemektir. Çünkü iyi biliyorlar ki Rojava’da oluşacak demokratik yönetim, Türkiye’deki katı merkeziyetçi, otoriter tekçi yönetimi daha da sorgulanır, tartışılır hale getirecektir. Bundan korkuyorlar!

SİYASETİNE DEĞİL, POLİSE, HÂKİME GÜVENİYOR

AKP Genel Başkanı, hafta sonu yine bizi hedef gösterdi, tehdit etti. El koyarız, kayyım atarız filan. Tehdit ve baskıyla sonuç alacağını sanıyor. İzlediği siyasetin halkta bir karşılığının olmadığını çok iyi biliyor. Siyaseten aslında çoktan yenilmiş, kaybetmiş. O yüzden baskıya, tutuklamaya sarılıyor. Bizimle siyasi mücadele yürütme cesareti gösteremiyor. Siyasetine değil, polise, jandarmaya, savcıya, hâkime güveniyor.

MUHTARLIKLARA KAYYIM ATANDI

Sadece bizimle uğraşmıyor. Görevi başındaki muhtarları görevden alıyorlar. “Bana muhtar bile olamazsın dediler” diye mağduriyet edebiyatı yapan zihniyet bugün muhtarlardan dahi korkar duruma gelmiştir! Artık kayyım muhtarlıklara da atanmış durumda.

Hedefi bellidir. Kaybedeceği yerel seçimleri gasp etme yolunu aramaktadır. Akşam sabah kayyımdan bahsediyor. Kayyımla yatıp kayyımla kalkıyor. Dikkat edilirse kendi adaylarından hiç söz etmiyor. Kayyıma sarılması aslında siyaseten yenildiklerinin, bittiklerinin de bir ifadesidir. Korkunun ifadesidir. Halkın içine çıkacak halleri yok.

‘HDP’Yİ YEREL YÖNETİMLERDEN SİLEMEYECEKSİNİZ’

Anketlerde iktidarın ciddi kan kaybı yaşadığı görülüyor. Özellikle son ekonomik kriz AKP’nin gerçek yüzünü halka daha net gösterdi. Oylarda erime hızlanınca ortağıyla beraber telaşa kapıldılar. Ama nafile karşınızda halkların “ben geliyorum” diyen gümbür gümbür ittifakı var. HDP var. HDP’yle umutlarını büyüten ve demokratik iktidara yürüyen milyonlar var! HDP’yi parlamentodan silemediniz, gücünüz yetmedi. Yerel yönetimlerden de silemeyeceksiniz.

‘AKP TABELA PARTİSİ OLACAK’

Göreceksiniz bu seçimlerde AKP, bölgede bir tabela partisi haline gelecek. Tabelalarınızı da kayyımlarınız indirecek merak etmeyin!

Bir kez daha söylüyoruz, siyasi iktidar artık anlamalı; HDP’ye verilen oy sadece bir oy değildir, bir iradedir, bir duruştur, bir tavırdır. Bizim her bir oyumuzun arkasında bu irade vardır.

KAYYIMLARI SARAYIN ÇÖPLÜĞÜNE GÖNDERECEĞİZ

Biz, girdiğimiz her seçimden alnımızın akıyla çıkmayı başardık, yine başaracağız. Hem de adil olmayan koşullarda kazandık, yine kazanacağız. Değerlerimize saldıran, yolsuzluk yapan o kayyımlarınızı yerel seçimlerde belediyelerden birer birer söküp atacağız ve Saray’ın çöplüğüne göndereceğiz!

EMEKLİLİKTE YAŞA TAKILANLARLA İLGİLİ YASA TEKLİFİNİ DESTEKLEYECEĞİZ

Son olarak bir bilgiyi sizlerle ve kamuoyuyla paylaşmak istiyorum. Dün İçişleri Komisyonunda trafik kanunu görüşmeleri sırasında korucuların emekliliğiyle ilgili madde görüşülürken, komisyon üyelerimiz korucularla ilgili sunulan önergeye karşı çıkmıştır. Bu durum “HDP emeklilikte yaşa takılanlarla ilgili önergeye karşı çıktı” diye kamuoyuna yanlış yansıtılmaktadır. Bizim karşı çıktığımız koruculuk mevzusudur. Yoksa emeklilikte yaşa takılanlarla ilgili yasa teklifi gelmesi halinde destekleyeceğimizi buradan kamuoyuyla paylaşmak isteriz. Gerçi biraz önce AKP Genel Başkanı erken yaşta emeklilikle ilgili teklif getirmeyeceklerini söyledi. Ama biz bu teklifin gelmesi için çabalayacak, destekleyeceğiz. (HABER MERKEZİ)

ÖNCEKİ HABER

Meral Akşener'den Erdoğan'a: Yargımızın başına çuvalı sen geçirdin

SONRAKİ HABER

Büro emekçileri ek zam ve vergi indirimi talebiyle işyerleri önünde eylem yapacak

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa