15 Ekim 2018 22:47

Mültecileri gönderme söylemi ve ekonomik kriz, göçü tetikledi 

İzmir’de 22 mültecinin feci biçimde can vermesi gözleri bir kez daha mülteci geçişlerine çevirdi.

Fotoğraf: AA

Paylaş

Metehan UD
İzmir

İzmir’de bir kamyon kasasında can veren 22 mülteci, daha çok “kaçakçılık ve kamyon şoförünün sorumsuzluğu” ile haber konusu oldu. Oysa olayın arkasındaki nedenler çok boyutlu: Ortadoğu ülkelerinde devam eden belirsizlik ortamı ve komşu ülkelerin mülteci ve sınır politikaları nedeniyle mülteciler ölümü göze alarak Avrupa yollarına düşmeye devam ediyor. Türkiye ile Avrupa Birliği arasında imzalanan Geri Kabul Anlaşması, uygulanmaya başladıktan sonra Ege Denizi’ndeki geçişler büyük oranda düştü. Fakat bu kez zor yaşam koşulları ile Avrupa’nın duvarlar arasında sıışan mülteciler, daha riskli yollara yönelmeye başladı. Son dönemlerde ise Ege’den geçişlerde artışlar gözlemlenmeye başlandı.

Uluslararası Göç Örgütü'nün internet sitesinde yayınladığı bilgilere göre 1 Ocak ile 12 Ekim 2018 tarihleri arasında Türkiye'den Yunanistan'a 24 bin 511 mülteci düzensiz yollarla geçiş yaptı. Geçişlerin 4 bin 500'e yakını ise sadece Eylül ayında gerçekleşti. 1-12 Ekim tarihlerinde ise bin 250'nin üzerinde geçiş yaşandı. Son 4 günlük veriler ise henüz yayınlanmadı. Mülteciler en çok, Midilli, Sakız ve Samos adalarına geçiş yaptı. 2018'te Akdeniz üzerinden Yunanistan, İtalya ve İspanya'ya toplamda 88 bin 49 mülteci ulaştı.

EYLÜL AYINDA 3 BİN MÜLTECİ ENGELLENDİ

Sahil Güvenlik Komutanlığı'nın verilerine göre; 12 Ekim tarihine kadar Ege Denizi'nde 19 bin 555 mülteci geçiş yapacağı sırada engellendi. Eylül ayında durdurulan ya da geçişi engellenen mülteci sayısındaki artış ise dikkat çekti. Olumsuz hava koşullarına rağmen geçişlerde artış yaşanmış durumda. Eylül ayında 2.993 mülteci engellenirken Ağustos ayında bu sayı bin 484'te kalmıştı. 12 Ekim'e kadar olan sürede ise 1 bin 71 mülteci engellendi.

SON BİR HAFTADA EN AZ 30 MÜLTECİ ÖLDÜ

Geçişlerdeki artış beraberinde ölümleri de arttırdı. Sadece son bir hafta içindeki Karaburun'da 8 mülteci, İzmir’de ise 22 mülteci yaşamını yitirdi. Karaburun'da batan teknede bulunan 26 mültecinin akıbeti ise henüz bilinmiyor, karaya çıkıp çıkmadıkları öğrenilemedi. 2018 yılında Ege Denizi'nde toplamda 140 mülteci yaşamını yitirdi. Akdeniz'in tamamında ise bu sayı bin 800'ü aştı. 

YENİ ROTA: DOĞRUDAN ATİNA

Yunanistan'ın kontrolündeki adalardaki mültecilerin uzun bekleyişini fırsat bilen insan taciri kaçakçılar yeni bir yol geliştirmiş durumda. Zira kaçakçılar, göçmenleri İzmir civarından alarak ve doğrudan adaları geçerek Yunanistan karasına giden feribotları kullanmaya başladı. Şimdilik çok yaygınlaşmayan bu geçiş yöntemi, diğer taşıma yöntemlerine göre daha pahalı. 20 saat süren geçişin kişi başı maliyeti 4 bin dolar civarında. Ayrıca geçişlerdeki gerçek sayının Uluslararası Göç Örgütü'nün açıkladığı rakamlardan daha fazla olduğu düşünülüyor. Çok sayıda mülteci de adalara geçtikten sonra burada kayıt yaptırmadan, başka bir feribotla doğrudan karaya geçiş yapıyor. 

EKONOMİK KRİZ GÖÇÜ TETİKLEDİ

Son dönem yeniden artış gösteren mülteci ölümlerini ve geçişlerdeki artışları Halkların Köprüsü Derneği ile Suriyeli Mültecilerle Dayanışma Derneği’ne sorduk. Dernek temsilcilerine göre; Türkiye'de ekonomik sorunlarla birlikte yaşamın zorlaşması göçü tetikliyor. Yanı sıra Türkiye'nin Suriye'de oluşturmak istediği 'güvenli' bölgeye mültecileri yerleştireceği söylentisi de geçişleri hızlandırdı. Türkiye ile AB arasındaki Geri Kabul Anlaşması'nın mülteci geçişlerini engellemediği, sadece zamana yaydığı da temsilcilerin ortak görüşü.

‘GÜVENLİ BÖLGELER’ GÜVEN VERMİYOR

Halkların Köprüsü Derneği Başkan Yardımcısı Yıldırım Şahin, Türkiye'nin güney sınırında 'güvenli' bir hat oluşturmaya çalıştığını hatırlatarak, "Türkiye uzun vadede ülkedeki Suriyeli mültecileri bu bölgeye göndermeyi planlıyor. Kendisine uygun politik bir ortam yarattığında mültecileri oraya yerleştirecek. Bu uzun dönemde yeni çatışmaların kaynağı da olacak. Demografik oynamalar ileride yeni sorunlara yol açacak. Bu da yeni bir güvencesiz ortama sebebiyet verecektir. Suriyeliler, cihatçıların kontrolündeki bölgelerde de yaşamak istemiyorlar. Türkiye'nin bu konuda politikası ciddileştikçe, mültecilerin Türkiye'de kalamayacakları kaygısı arttıkça geçişler hızlandı. Türkiye'de yaşama şartlarının zorluğu da etkili oldu bunda. Vatandaşlığın sadece zenginlere verilmesi, mülteci statüsünün tanınmaması geleceğe dair belirsizliği arttırıyor. Mültecilere sadece geçme seçeneği kalıyor. Geri Gönderme Anlaşması'nın iptalinden, güvenli geçişin sağlanmasından ve Türkiye'nin mülteci statüsünü tanınmasından başka çare yok" dedi. 

STK’LER YETMEZ DEVLET POLİTİKASI GEREK 

Suriyeli Mültecilerle Dayanışma Derneği Yöneticisi Deysem Siti de geçişlerdeki artışların Suriye'de devam eden belirsiz ortamla birlikte, mültecilerin Türkiye'de kalma koşullarının zorluğuna bağladı. Siti şu değerlendirmede bulundu: "Bir Türkiye vatandaşının bile ekonomik açıdan ne kadar sıkıntı yaşadığını ortadayken mültecilerin yaşam şartları hayli hayli zor. Yetkililere de sormak lazım neden geçişler dönem dönem artıyor? Yollar mı açılıyor. Ayrıca Yunanistan adalarından kıtaya geçiş süresinin hızlanması da geçişleri arttırdı. Bunlar ölümü göze alarak Türkiye’den Yunanistan’a geçmeye çalışan mültecilerin sayısını  da çoğaltıyor.  Göç olayı bitmez, zaman zaman artar, zaman azalır. Suriye’de savaş olduğu sürece devam eder. Geçişleri ne Türkiye ne de AB durdurabilir. Türkiye'deki mültecilerin sorunu STK'ların eliyle, yardımları ile çözülemez, devlet politikası olarak ele alınması gerekiyor. Geri Kabul Anlaşmasısının imzalanmasından beri geçişler azalsa da devam ediyor."


‘BİR NESİL BURADA YETİŞMEYE BAŞLADI’

Ruken DEMİR

Halkların Köprüsü Derneği Başkan Yardımcısı Yıldırım Şahin, Ege’de son zamanlarda artan mülteci ölümlerine dikkat çekerek, "Mülteciler geri gönderilecekleri korkusuyla batıya yöneliyor. Mülteci ölümlerinin önlenmesinin tek bir koşulu var, o da artık onların Türkiye'de yaşadıklarını kabul etmekten geçiyor” dedi.

İzmir'in Karaburun ilçesi açıklarında bir teknenin batması ve Menderes ilçesinde bir kamyonetin kaza yapması sonrası yaşanan mülteci ölümleri, gözleri yeniden Ege’ye çevirdi. Son bir haftada 56 mülteci yaşamını yitirirken 13’ü de yaralı kurtuldu. İç savaş sonrası milyonlarca Suriyelinin yanı sıra 400 bin civarında da Irak, Afganistan, İran, Somali ve diğer ülkelerden gelen mülteci, ağır yaşam koşulları altında. Bir yandan sınır dışı edilme korkusu yaşayan mülteciler bir yandan da çıktıkları “umut” yolculuğunda yaşamlarını yitiriyor. Halkların Köprüsü Derneği Başkan Yardımcısı Yıldırım Şahin, son zamanlarda yeniden artan ölümlere tepki göstererek Türkiye'nin mülteci politikasını eleştirdi.

Mültecilerin geri gönderilme korkusu ile ölümü göze alarak kendilerini Ege sularına bıraktığını ifade eden Şahin, ölümlerin asıl sebebinin Türkiye ile Avrupa’nın mültecilere yönelik politikaları olduğunu hatırlattı. Şahin, “Mültecilerin büyük kısmının artık Türkiye’de kalma, yaşama ve hayat kurma mücadelesi üzerinden düşünceleri gelişmiştir. Suriyeli mülteciler topraklarını kaybetti. Suriye’de çatışmalı süreç hâlâ devam ediyor. 7 yıl oldu. Bir nesil burada yetişmeye başladı. Mevcut hükümetin 'Türkiye’nin güneyinde terör şeridi oluşturmasına müsaade etmeyeceğim’ söylemi saldırıları artırdı. Efrin gibi yerler Türkiye’nin kontrollündeki muhalif güçlerin eline geçti. Ardından Türkiye’deki Suriyeliler oraya yerleştirilmeye başlandı. Özellikle Türkiye’de yaşayan mültecilerin bir tür gönüllülük adı altında geri dönüşleri sağlanmaya başlandı” diye konuştu.

‘İNSANLAR ÖLÜME SÜRÜKLENİYOR’

Mültecilerin güvencesiz ve ucuz iş gücü oalrak çalıştırıldığını hatırlatan Şahin, şöyle devam etti: Mülteciler, Türkiye’de geleceğe güvenle bakabileceği bir hayat kuramıyor. Mülteciler mecburen hayaller kurarak, ne yazık ki o cendereden kurtulmaya çalışıyor. Mülteci geçiş dönemleri artıyor. Legal yollar ile Avrupa’ya geçemedikleri için insan tacirlerinin elinde ölüme sürükleniyorlar. Şanslı olanlar karşıya geçebiliyor. Mülteciler mahallerde lince uğruyor. Mültecilere yönelik yapılan saldırılarda açılan dosyalar genellikle faili meçhul olarak kapanıp gidiyor. Kaçakçılar genellikle yakalanamıyor. Yakalananlar da adli kontrol şartı ile serbest kalıyor”

‘HAKLARININ VERİLMESİ GEREKİYOR’

Suriye ve diğer ülkelerden gelenlere mülteci haklarının tam anlamıyla verilmesi gerektiğini sözlerine ekleyen Şahin, şunları dile getirdi: Savaştan kaçanlara mülteci olma statüsünün verilmesi gerekiyor. İsteyenlere vatandaşlık haklarının verilmesi gerekir. Türkiye, mültecileri ucuz iş gücü olarak görmekten vazgeçmelidir. Herkesin Suriyeli mültecilere yönelik çalışma yapması lazım. Mülteciler, geri gönderilecekleri korkusuyla batıya yöneliyor. Mülteci ölümlerinin önlenmesinin tek bir koşulu var, o da artık onların Türkiye'de yaşadıklarını kabul etmekten geçiyor. Bu insanlarda, Türkiye’de kendilerine ait bir gelecek kurabilecekleri umudunun yeşermesi gerekiyor. Türkiye'de gelecek kuramama kaygısı onları ölüme sürüklüyor. Bu ölümleri engellemenin tek yolu onlara insanca yaşayabilecekleri olanakları sağlamak olacaktır. (MA)

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Finlandiya’da kürk sanayisinin kalbinde eylem

SONRAKİ HABER

Jandarma Uzman Çavuş, tartışma bahanesiyle kız arkadaşını öldürdü

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa