15 Ekim 2018 03:34

Andaman denizinin yunusları: Moken çocukları

Andaman denizinde Phuket, Phi Phi ve Kok-Sirin adalarındaki köylerde sayıları 2 bin ile 3 bin arasında göçebe bir halk: Mokenler

Paylaş

Hilal ÜNLÜ

Tayland sahili yakınında Andaman denizinde Phuket, Phi Phi ve Kok-Sirin adalarındaki köylerde sayıları 2 bin ile 3 bin arasında göçebe bir halk yaşıyor: Mokenler. Moken sözcüğünün anlamı denize dalmış kişi. Çingene oldukları öne sürülen Mokenlerin başka dillere benzemeyen bir dilleri var. Şu anda yaşadıkları yerlere 4 bin yüz yıl önce Çin’den göç ettikleri söyleniyor. Birmanya ve Tayland’ın uzunca bir süre yaşama kültürlerini asimile etme çabalarını boşa çıkaran Mokan halkı, zayıf ve koyu renk saçlı insanlardan oluşuyor. 

Zamanlarının büyük bir kısmı ahşap teknelerde geçen Mokenlerin yaşamı denize dayalı. Dolayısıyla çocuklar yürümeyi öğrenmeden önce yüzmeyi öğreniyor ve şaşırtıcı bir fiziksel özelliğe sahipler; deniz altında tıpkı dalış gözlüğü takmış gibi, yunuslar kadar net görebiliyorlar. 

TSUNAMİDE EN AZ ÖLÜM MOKANLERDE

Denizle bütünleşmiş olmalarından olsa gerek 2004 yılında Batı-Asya’da meydana gelen ve 200 binden fazla insanın yaşamını kaybettiği tsunami felaketinde en az ölüm Mokanlar arasında yaşanıyor. Yaşamını yitirenler ise yaşlı ve engelli Mokanlar. 

 

Mokenlerin bu olağandışı özelliğini araştıran ilk kişi, Kopenhag’dan Phuket adasına uçmaya karar veren İsveç Lund Üniversitesi’nden Biyolog Anna Gislen’dir. Gislen, oradan birkaç saat içinde Koh-Surin takım adalarında kazıklar üzerine kurulu bambu kulübelerde yarı göçebe hayatı yaşayan ilk Moken ailelerine ulaşıyor. Burada Moken çocuklar ile deney yaparak su altında çocukların görme netliğini ölçüyor.

‘GÖZ BEBEKLERİNİ KÜÇÜLTEBİLİYORLAR’

Gislen bu deneyin sonucu BBC’ye yaptığı açıklamada şunları dile getiriyor: “Normalde suya daldığınızda her şey o kadar bulanıktır ki göz uyum sağlama çabasına bile girmez. Bu normal bir refleks değildir. Oysa Moken çocuklar hem göz bebeklerini küçültebiliyor hem de göz merceğinin biçimi değiştirebiliyorlar. Bilindiği üzere fok balıkları ve yunuslar bu özelliğe sahipler.”

‘GÖZLERİ, FOTOĞRAF MAKİNESİ GİBİ’

Anna Gislen daha sonra karşılaştırmalı bir analiz yapmak için, tatil için bu ve diğer komşu adalara gelen yirmi sekiz Avrupalı kız ve erkek çocukla bir deney gerçekleştiriyor. Bu deneylerde su altı kameralarının gösterdiğine göre, su altında Avrupalı çocukların gözbebekleri 2.5 mm çapa ulaşarak genişlemiş; ancak moken çocukları suya daldıklarında, gözbebekleri çapları 1,96 mm.ye kadar düşerek küçülmüştür. Yani Mokenin gözbebekleri, tıpkı alan derinliği ve çözünürlüğünü arttırarak açıklığı daraltan bir fotoğraf makinesi gibidir.

DOĞAL SELEKSİYON MU?

Moken ve Avrupalılar arasındaki bu biyolojik farklılığa karşısında İsveçli araştırmacı tarafından sunulan ilk hipotez, bunun genler ve doğal seleksiyon ile ilgili olduğu yönündeydi. Bunlar birçok nesildir su ortamında yaşıyorlardı ve doğal seleksiyon sonucu su altında bu kadar net görebilme özelliği edinmişlerdi. 

Ama Gislen kendi hipotezinden memnun kalmıyor ve bir deney daha yapıyor. İsveç’te Lund şehrinde, bir havuzda dört İsveçli kız çocuğuna birkaç ay süren su altı eğitimi veriyor. Bu eğitimler sonunda çocukların su altına daldıklarında  gözbebeklerinin, Moken çocuklarınınki kadar küçüldüğünü gözlüyor. Buradan olayın genlerle ilgisi olmadığı, Mokenlerin mutantlar ya da X-men olmadığı, yalnızca bizimkilerden bütünüyle farklı koşullarda büyüyen çocuklar olduğu gerçeğine ulaşıyor.

‘YUNUS GÖZLER’İNİ KAYBEDİYORLAR

Bu konuda bir diğer ilginç duruma daha ışık tutuyor Gislen. Yetişkin Mokenlerin aynı yetiye sahip olmadığı gerçeğini keşfediyor. Yetişkinler “yunus gözler”ini kaybediyor yani. Bunu da Mokenlerin yaşı ilerledikçe göz merceklerinin esnekliğinin azalmasına bağlıyor. 

Kaynak: wikipedia.org/ diariodelviajero.com/ gizmodo.com

 

ÖNCEKİ HABER

İdlib’deki silahlar ‘kısmen’ çekildi

SONRAKİ HABER

Takipteki bireysel kredi miktarı 20 milyar TL

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa