12 Ekim 2018 19:17
Son Düzenlenme Tarihi: 12 Ekim 2018 19:56

'Diyarbakır’ın sessizliğine ses olmak istiyoruz'

Diyarbakır’da ilki 2013 yılında gerçekleştirilen Karşılaştırmalı Edebiyat Günleri’nin ikincisi başladı.

'Diyarbakır’ın sessizliğine ses olmak istiyoruz'

Övgü Gökçe ve Lal Laleş

Paylaş

Diyarbakır’da ilki 2013 yılında gerçekleştirilen Karşılaştırmalı Edebiyat Günleri’nin ikincisi başladı. Lîs Yayınları ve Diyarbakır Sanat Merkezi’nin (DSM) ev sahipliğinde yapılan Karşılaştırmalı Edebiyat Günleri’nde okumalar, atölyeler ve söyleşilerden oluşan çok dilliliği odağına alan zengin bir program okuyucularla buluşacak.

Etkinlikleri organize eden Lîs Yayınevi’nden Lal Laleş ve Diyarbakır Sanat Merkezi’nden Övgü Gökçe ile Karşılaştırmalı Edebiyat Günleri’nin amacını ve hedeflerini konuştuk. Laleş ve Gökçe; etkinliğin Diyarbakır’ın sessizliğine ses olmasını istediklerini belirttiler.

Neden böyle bir çalışmaya giriştiniz?
Övgü Gökçe: Diyarbakır Sanat Merkezi ve Lîs Yayınevi olarak bugüne dek özellikle Kürtçe edebiyatın görünür olmasını ve gelişmesini sağlamaya yönelik çalışmalar yaptık. Bütün etkinliklerimizde Kürtçe dili ve edebiyatı ile ilgili tartışmaları belli bir alana sıkışmaktansa dünya edebiyatı bağlamında değerlendirebileceğimiz bir alan yaratmaya yönelik yaklaşımımız oldu. Programlamamızda, atölyelerde çok dillilik vurgusu ön planda oldu. Böyle bir zamanda bunu yapmaya devam etmemin çok anlamlı olduğunu düşünüyoruz.

Altını çizmekte yarar var biz bunu yalnızca bir edebiyat meselesi olarak görmüyoruz. Edebiyat bize birçok yönden alan açıyor. Aynı zamanda bir dil meselesi olarak görüyoruz. Dil meselesi olduğu kadar varoluş meselesi olarak görüyoruz.

Bu dönemde yapmak neden anlamlı sizce? Kürtçenin üzerinde ciddi baskıların olduğunu da düşünürsek… 
Lal Laleş: Aslında belki de tam olarak Diyarbakır’ın sessizliğine ses olmak istiyoruz. Eskiden hepimiz o çok sesliliği, çok kültürlü dünyayı duyabiliyorduk, hissedebiliyorduk. Bunu tekrar canlandırmak istiyoruz. Bu kentin sokaklarında, bu kentin salonlarında, kafelerinde vb. edebiyatın, sanatın tartışılmasını ve konuşulmasını istiyoruz. Bunun için insanlara ihtiyaç duydukları alanı açarak kendi cümlelerini kurmalarını istiyoruz. Bu nedenle Karşılaştırmalı Edebiyat Günleri’ni ikinci kez düzenliyoruz. Bizim şimdiye kadar gördüğümüz kadarıyla insanların kültürel dünyaya susamışlığı da var. Çünkü daha önce Diyarbakır’da malum her hafta onlarca etkinlik düzenleniyordu, şu anda çok kısıtlı ve aslında kültürel bir dünyadan çok yoksun durumdayız. Belki bu çalışmayı, bu durumumuzu ortadan kaldıracak bir refleks olarak da algılamak lazım.

Peki 2013’ten sonrası yapılamamasının özel bir sebebi var mı?     
Övgü Gökçe: En önemli nedeni finansal kaynak bulunamaması. Çünkü böyle bir etkinliği yapabilmek için, bütün bu konuları konuşabilmek için kalabalık olmayı istiyoruz. Başka başka yerlerden pek çok insan bir araya gelsin istiyoruz. İşin içinde resmi olmayan diller de olduğunda, genel olarak dünya ölçeğinde çok kalay olmuyor bu destekleri bulmak.

Peki bu çalışma Kürtçe’nin diğer dillere çevirisine nasıl bir katkı sağlayacak?
Lal Laleş: Biz yayınevi olarak kurulduğu günden beri bu alanda dünya edebiyatının önemli metinlerinden yaklaşık olarak seksene yakın kitap çevirdik. Ama kuşkusuz çeviri meselesi sadece Lîs Yayınevi’nin meselesi değil. Biz Diyarbakır Sanat Merkezi ile daha önce bu konuya ilişkin başkaca çalışmalar da yürüttük. Tabi ki çeviri toplumlar arasındaki köprüleri güçlendiren önemli bir aktivite... Benim kanaatime göre Karşılaştırmalı Edebiyat Günleri’nin bir amacı da aslında Kürtçe ile diğer diller arasındaki bağları güçlendirmek. Bu yılki atölye çalışmaları kapsamında Berken Bereh’in şiirlerini İngilizce ve Fransızcaya çevrilecek. Bir anlamda  Kürtçenin yaşayan en büyük şairlerinden biri hak ettiği değeri görmüş olacak.

Okurlara ve yazarlara çağrınız nedir?
Lal Laleş: Bizim temel çağrımız okurların bu etkinlikler süresince Diyarbakır’a gelen yazarlarla, konuklarla bir araya gelmeleri ve tanışmaları, konuşmaları, dertleşmeleri ve esasında kendi seslerini birbirinin sesine katmaları.

Övgü Gökçe: Bir de bir arada olma isteği herkeste var. Özellikle son aylarda daha fazla bağımsız sanat inisiyatifinin ortaya çıkması, daha fazla iş üretmeye başlamaları gösteriyor ki çok büyük mekanlarımız olmayabilir ama ciddi anlamda bir arada olma isteği var herkeste, bu da bunun için iyi bir fırsat.

ÖNE ÇIKAN ETKİNLİKLER

♦ 13 Ekim etkinlikleri kapsamında Ermeni Edebiyatı ve Mıgırdiç Margosyan’a dair  etkinlikler düzenlenecek.
♦ 14 Ekim’de Mehmet Kanar, İlhami Sidar, Zahir Ertekin, Emirhan Oğuz; Kürt edebiyatının ve Fars edebiyatının iki önemli şairini; Melayê Cizîrî ve Hafiz Şirazi’yi tartışacak.
♦ 16 Ekim’de Dilop Dergisi’nin katkılarıyla İsmail Dindar ve Tahir Şilkan Kürt ve Türk edebiyatlarında emek temasını konuşacaklar.
♦ 20 Ekim’de Melek Özlem Sezer ve Fahriye Adsay edebiyatta toplumsal cinsiyete dair tespitlerde bulunacaklar. (Diyarbakır/EVRENSEL)

ÖNCEKİ HABER

Ölmemek için öldürmek zorunda kalan Namme Öztürk’e 12 yıl hapis

SONRAKİ HABER

HES'lere izin veren 'üstün kamu yararı' kararı mahkemece iptal edildi!

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa