11 Ekim 2018 23:18
Son Düzenlenme Tarihi: 11 Ekim 2018 23:25

Şavşat Dernekleri Federasyonu: Su temel haktır satılamaz

Şavşat Dernekleri Federasyonu, yaptıkları eylemle 'Artvin-Şavşat Hanlı deresi üzerine yapılması planlanan HES ve regülatörleri istemiyoruz' dedi.

Şavşat Dernekleri Federasyonu: Su temel haktır satılamaz

Fotoğraf: Evrensel

Paylaş

Artvin-Şavşat Hanlı deresi üzerinde 26 köyün içme ve sulama sularının satın alınarak HES ve REGÜLATÖR kurulmak istenmesi, İstanbul Küçükçekmece’de bulunan Şavşat Dernekleri Federasyonu (ŞAVŞAT FED) tarafından dernek binası önünde protesto edildi.

"Doğanın talanına karşı yaşasın birlikte mücadelemiz" pankartının açıldığı eylemde, "Dereler özgürdür, özgür akacak", "Su temel haktır satılamaz", "Gün gelecek devran dönecek suyumuzu satanlar hesap verecek" sloganları atıldı. Yapılan açıklamada, "Artvin halkının ve tüm canlıların yaşam hakkı üzerine son söz Artvin halkınındır" denildi.

'YAŞAM ALANLARI HUKUK DIŞI UYGULAMALARLA YOK EDİLİYOR'

Dernek binası önünde yapılan açıklamayı Şavşat Dernekleri Federasyon Başkanı Av. Halis Yıldırım okudu. Su kullanım anlaşmalarıyla 49 yıllığına derelerin satıldığına dikkat çeken Yıldırım, "Derelere can suyu adı altında bırakılan sular canlı yaşamın sürdürülebilirliğini sağlayamadığı gibi bir süre sonra tamamen kuruyarak ölüm yataklarına dönüşüyor! Siyanürle altın arama sonucu bölgedeki yer altı sularına karışan zehir tüm suları zehirliyor ve giderek bütün canlı yaşamı olumsuz etkiliyor. İletim hatları için ormanlar kıyama uğratılıyor. Orman ekosistemleri bozuluyor. Türlü gerekçelerle yeşil yol adı altında maden sahalarına yollar yapılarak binlerce yıldır oluşmuş dengeler altüst ediliyor. Hidroelektrik santrallerde suyun akışı değiştiriliyor. Cebri borulara alınan sularda balıklar yaşamadığı gibi tribünden çıkan suda oksijen miktarı düşüyor balık türleri yok oluyor. Uluslar arası sözleşmelerle korunan bitkiler, hayvanlar, böcekler doğa üzerinde yapılan ve Türkiye örneğinde sıkça gördüğümüz hukuk dışı uygulamalarla yok ediliyor. T.C. Anayasasının 56. Maddesinde “Herkes sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir, çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek devletin ve vatandaşların ödevidir” denmektedir. Aynı devletin bazı Hükümet yetkilileri ve bürokratları ise doğa-çevre mücadelesi sürdüren insanları hain ilan edebiliyor" diye konuştu

'YÜRÜTMENİN DURDURULMASI TALEBİYLE DAVA AÇILMISTIR'

Fotoğraf: Evrensel

Şavşat'ın 20, Ardanuç'un 8 köyü olmak üzere toplam 28 köyün bulunduğu havzayı dikey olarak boydan boya kat eden Hanlı-Arpalı deresi üzerinde Hanlı HES'in yapılması planlandığı söyleyen Yıldırım, "Havzada bulunan köylerin içme ve sulama olarak kadimden beri kullandıkları sıkarak su kullanım sözleşmeleri ile şirketlere 49 yıllığına satılmış ve o şirketler köylülere suların kışın boşa aktığını söyleyerek köylere gelen suları fiilen kesmeye başlamıştır.  Bu tür şikayetlerin defnelerimize ulaşması üzerine yapılan araştırmada en büyük su kaynağı olan Karagöl'ün içinde bulunduğu meranın Hanlı Köyü sınırlarına tapulandığı ve Arpalı-Hanlı deresi üzerinde 2 adet HES iki adet regülatör yapılmak  üzere ÇED olumlu kararı alındığı bilgisine ulaşılmıştır. Bütün köylerimizin katılımıyla Rize İdare Mahkemesi'ne gönderilmek üzere İstanbul Nöbetçi İdare Mahkemesi'nde ÇED Olumlu kararının iptali ve yürütmenin durdurulması istemiyle tarafımızca dava açılmıştır" dedi.

HUKUKA AYKIRILIK

Av. Halis Yıldırım hukuka aykırılığı şu maddelerle sıraladı:

♦ HES şirketi ile anlaşan Hanlı Köyü Muhtarlığı, kendi köylülerinin çok önemli bir bölümünün yaşadığı Bursa ilimizde bulunan köylülerin kurduğu dernek olan Şavşat Hanlı Köyü Genliği Kültür ve Dayanışma Derneği’nin haberi dahi olmadan ÇED Olumlu kararını askıya asıp indirmiş ve bilgilenmelerini engellemiştir. Hanlı Köylülerinin bir bölümünün bilgilenmesini dahi sağlayamayan bu duyuru, kanunun ve yönetmeliğin aradığı şartları ihtiva etmemektedir.
♦ Bu projede iki ayrı HES ve iki ayrı regülatör planlanmaktadır. İki HES tek bir ÇED raporunda planlanmıştır. Bu hem mevzuata hem de su kullanım sözleşmesine aykırıdır.
♦ Projenin iletim borusu güzergahında (Hanlı 2 HES güzergahında) 200 metrelik şiddetli heyelanlı alan tespit edilmesine rağmen jeolojik etüd raporları hazırlatılmamıştır.
♦ ÇED Raporunda orman ekosistemi üzeride yapılan çalışmalarda heyelan ve sel riskleri eksik ve yetersizdir. Çörtük havzasında riskler hesaba katılmamıştır.
♦ Şavşat bölgesinin yer altı su haritası hazırlanmadan projenin yer altı sularına etkisi olmayacağını söylemek hukuka aykırıdır
♦ Büyük kısmı ormanlık alanda yer alan proje için Orman Genel Müdürlüğü’nden izin de alınmamıştır. Proje amaçlı kullanılacak köy yolları için İl Özel İdaresinden alınması gerekli olan bir izin de bulunmamaktadır.

'YAŞAM HAKKI ÜZERİNE SON SÖZ ARTVİN HALKININDIR'

Yıldırım son olarak şunları söyledi: "Kanunla hukuku uyguladıkları görüntüsü vermeye çalışanlara Artvin halkının cevabı; hukukun üstünlüğünü tanımayan uygulamaların çağımızda geçerli olamayacağını anlatmak, halkın meşru haklarının hukukunu bilinç, kararlılık ve dirençle ortaya koymak olacaktır. Artvin halkının ve tüm canlıların yaşam hakkı üzerine son söz Artvin halkınındır. Bizlerde duraksamadan ve kararlılıkla her zaman halkımızın yanında olacağız." (İstanbul/EVRENSEL)

ÖNCEKİ HABER

Hekimler şiddete karşı nöbette

SONRAKİ HABER

Ersur Tekstil işçileri işsiz kalma kaygısı yaşıyor

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa