‘Türkiye’nin krizini anlamak’ sempozyumu: Daha zor günler geliyor

Fotoğraf: Evrensel

‘Türkiye’nin krizini anlamak’ sempozyumu: Daha zor günler geliyor

Mülkiye İktisadi Sosyal Araştırmalar Merkezi ve Türk Sosyal Bilimler Derneği “Türkiye’nin Krizini Anlamak” başlığıyla sempozyum düzenledi.

“Türkiye’nin Krizini Anlamak” başlığıyla düzenlenen sempozyumda, sosyal güvenlik harcamalarda kesintiye gidilmesinin ve IMF politikalarının tekrar gündeme gelebileceğine dikkat çekildi. 

Mülkiye İktisadi Sosyal Araştırmalar Merkezi ve Türk Sosyal Bilimler Derneği “Türkiye’nin Krizini Anlamak” başlığıyla sempozyum düzenledi. Mülkiyeliler Birliği’nde gerçekleşen sempozyumu katılımın yoğunluğu nedeniyle çok sayıda kişi ayakta izledi. Sempozyuma öğrenciler, akademisyenler, sendikacılar yoğun ilgi gösterdi. 

YEP İLE MİLLİ GELİRDE, SOSYAL GÜVENLİK HARCAMALARINDA KISINTI

Sempozyumun ilk oturumu “Kriz dinamikleri: Farklılıllar, Dersler, Beklentiler” başlığıyla gerçekleşti. Oturum konuşmacılarından İktisatçı Prof. Korkut Boratav, Türkiye’nin 1994 yılından bu yana geçirdiği 4 önemli krizin karşılaştırmalı değerlendirmesini yaptığı konuşmasında 2008 yılında “Teğet geçti” denilen krizin aslında Türkiye’yi çok sert etkilediğine dikkat çekti. Boratav, Türkiye’nin dış kırılganlığı yüksek ülkeler arasında olduğunu belirterek, özellikle 2018 yılı Mart ayı itibariyle kötü gidişata dikkat çekti. Türkiye’nin kayıt dışı sermaye girişinden yararlanmasının olumsuz gidişatı azalttığını belirten Boratav, her sektörden küçülme haberleri gelmesine rağmen bunun istatistiklere yansımadığını ancak açıklanan Yeni Ekonomi Programında (YEP) küçülmenin açıkça görüldüğünü ve bunun önümüzdeki süreçte istatistiklere de yansıyacağını ifade etti. Boratav, YEP ile milli gelirde, sosyal güvenlik harcamalarında kısıntıya gidileceğinin öngörüldüğünü ifade etti. 

‘MCKINSEY’ SICAK PARA DAVET REÇETESİ

Boratav, ABD’li McKinsey’den danışmanlık alınmasına ilişkin olarak ise “Esas olan programın kendisi. İsimlere takılmanın anlamı yok. Sıcak para davet etme reçetesidir.” dedi. Faiz artırımı, kemer sıkma politikalarının yapılmaması durumunda sıcak para fon yöneticilerinin Türkiye’nin can suyunu oluşturan bu parayı kesmesinin gündeme geleceğini belirten Boratav, Türkiye’deki sermaye hareketlerinin üçte birinin buradan sağlandığını kaydetti.  Ülkenin faşizm koşulları içerisinde olduğuna da dikkat çeken Boratav, AKP’nin sınıfsal desteğinin zayıflaması için halk sınıflarına bu sürecin anlatılması gerektiğini vurguladı. 

ÜCRETLİ EMEĞİN MİLLİ GELİRDEKİ PAYI GERİLİYOR

“Küresel Krizin Onuncu Yılında Türkiye ve Dünya Ekonomisi için Dersler” başlığında konuşan Prof. Dr. Erinç Yeldan, dalgalı kur rejiminin enflasyon hedefi ile birleştiğinde Türkiye ekonomisi için sonradan düzeltilemeyen kırılganlıklar yarattığına dikkat çekti. İthalat bağımlılığının kalıcı hale geldiğini belirten Yeldan, Türkiye’nin ithalat yapmadan ihracat yapamadığını,  dış borç stoğunun arttığını, inşaat ekonomisinin milli gelir içerisinde belirleyici hale geldiğini kaydetti. Yeldan, dünyanın en büyük 2 bin çokuluslu şirketinin dünya ticaretinin yüzde 56’sını kontrol ettiğine dikkat çekti. Bu süreçte ücretli emeğin milli gelir içerisindeki payının gerilediğine dikkat çeken Yeldan, “Sermaye karları yükseliyor ancak sabit sermaye yatırımına değil, finansal kapitalizmin kumarhane oyununda çarçur ediliyor” dedi. 

AB’DE BÜYÜME MODELLERİ SIKINTIDA

“Avrupa Ülkelerinde Borç Krizi ve Kriz Yönetim Politikaları: Türkiye’yi Ne Bekliyor?” başlığında konuşan Dr. Murat Birdal da küresel piyasalar açısından dışa bağımlı ekonomilerin kaderinin hiç değişmediğini kaydetti.  AB ülkelerinin durumunu değerlendiren Birdal, Almanya’nın avroya geçişle avantaj elde ettiğini, İspanya, İrlanda gibi ülkelerde emlak balonları oluştuğunu, kamu borçlarındaki ciddi artış yaşandığını söyledi. Sermayenin yönünü merkeze çevirmesi ile büyüme modellerinin sıkıntıya girdiğini belirten Birdal, “Yunanistan, Kıbrıs, İspanya gibi ülkeler finansal yardım aldı, istikrar paketleri gündeme geldi. İtalya, Fransa kemer sıkma uyguladı. Sendikal yapıların çok güçlü olduğu Fransa da bile bu sermaye için fırsat oldu. Ücret baskılanması emek piyasasının esnekleşmesi, sosyal harcamaların kesilmesi gibi kazanımlar elde etti sermaye” dedi. 

TÜRKİYE DIŞ BORÇ ÇEVİRMEKTE SORUN YAŞAYACAK

Türkiye açısından sıcak paranın hız kesmesi ile dış borç çevirmekte sorun yaşanacağını kaydeden Birdal, Türkiye’nin yüksek dış borç stoğunun, dışa bağımlı yapısının hamle geliştirmesini engellediğini belirtti.  Yüksek faiz ile kuru tutmanın da çözüm olmadığını vurgulayan Birdal, Türkiye’nin hane halkı borcunun da kısa vadeli, geçinememekten kaynaklı borç olması nedeniyle geri ödenmeme oranının yüksek olacağını kaydetti. Birdal önümüzdeki günlerde, işsizlik fonunun, kıdem tazminatının sermaye kesimlerine aktarılmasının, yerel seçimler sonrası ise IMF’nin de gündeme gelebileceğini kaydettti.

Sempozyumun öğleden sonra gerçekleşen oturumlarında “Kriz Yönetiminin Açmazları”, “Krizin Bedeli ve Bölüşüm Politikaları” tartışıldı. (Ankara/EVRENSEL)

Son Düzenlenme Tarihi: 06 Ekim 2018 15:44
www.evrensel.net