06 Ekim 2018 03:24
Son Düzenlenme Tarihi: 05 Ekim 2018 15:46

Başköy'de JES'e karşı direnen kadınlar: Pes etmedik, kazandık

Tire'de jeotermal enerji santrali (JES) yaptırmayan köylü kadınlar deneyimlerini ve  ‘ekmek davası’ dedikleri direniş günlerini Evrensel'e anlattı.

Başköy'de JES'e karşı direnen kadınlar: Pes etmedik, kazandık

Fotoğraf: Dilek Omaklılar/EVRENSEL

Paylaş

Dilek OMAKLILAR
İzmir

Tire Başköy’de yapılması planlanan jeotermal enerji santraline (JES) karşı direnen köylülerin kararlı mücadelesi geçtiğimiz günlerde sonuç verdi. Tire Kaymakamı geçtiğimiz günlerde  tarımsal üretime zarar vereceği gerekçesiyle Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporunun onaylanmadığını açıkladı.

JES’e karşı direniş günlerini anlatan kadınlar, “Dava ekmek, emek davasıydı. Biz mücadelemizde haklıydık, kazanacağımızı biliyorduk. Hiçbir zaman acaba kaybeder miyiz diye tereddüt etmedik” diye konuştu.

Başköy’e kurulmak istenen JES’e karşı yaklaşık 3 aydır verilen mücadele kazanımla sonuçlanmış, Başköy ve çevre köyler bu zaferini şenlikle köy meydanında kutlamıştı. Kadınların ön planda olduğu mücadelede, JES yapılmak istenen araziye, şirketin elemanlarını ve devlet kurumlarından gelen yetkilileri sokulmamış, araziye giden yolu kapatılmış, gelen görevliler alıkonuşmuştu. Şirket genel müdürü kadınlar tarafından kuşatılıp bırakılmamış, köye gönderilen komandolara karşı da kadınlar oturma eylemi yapmıştı. Başköylü kadınlar yaşadıkları deneyimi ve  ‘ekmek davası’ dedikleri direniş günlerini anlattılar.

'MÜCADELE ÇOK ŞEY ÖĞRETTİ'

Bir anonsla jeotermal şirketinin geldiğini duyduklarında çoluk çocuk alanda toplandıklarını anlatan Pınar Koldaş, kadınlarla bir anda nasıl olduğunu bilmeden, öfkelerinin köylüleri birleştirdiğini anlatarak “Hatta küslerimiz vardı ama bu direniş günlerinde barıştılar. Kaç ay öncesinde mahkemeye giden arkadaşlar komandoların önüne birlikte oturup eylem yaptılar. Bu bizim için çok önemli bir şey. Çünkü ekmek davası vardı ortada” diye konuştu.  

Hayriye Köse ise daha önce böyle bir şey hiç yaşamadıklarını ifade edeerek “Gelenleri tuttuk bırakmadık, aslında rehin aldık gibi. Adeta savaştık ve kazandık sonuçta. Nasıl bir kuvvet geldiyse bize, asla korkmadık” diye ekliyor.

Mücadeleden çok şey öğrendiklerini ve bu süreçte asla umutsuz olmadıklarını belirten Pınar Koldaş,  “Biz mücadelemizde haklıydık, kazanacağımızı biliyorduk. Biz hiçbir zaman  acaba kaybeder miyiz demedik, bir kere söyleseydik yayılıp büyüyecekti, çoğalıp üzerimize gelecekti. Biz asla kabul etmedik. Her zaman kazanacağız dedik. Kazandık da, mutluyuz, beraberiz” diyor.

'SEN BEN YOKTU'

Tire’nin geçim kaynağı incir ve ceviz. Konuştuğumuz Başköylü kadınların birçoğunun elleri cevizden, incirden kararmış... Ellerinin karası ile anlatıyor Fatma Gülmez, “Dava emek davası, alınteri davası, bu toprağı vermeme davası... İşi gücü bırakıp gittik. Biz bunu hep birlikte kazandık. Zafer bizim, Bayköy’ündü. Yaklaşık 3 aydır verilen bir mücadele var. Kadınlar hep ön sıradaydı. 60’ından 70’ine kadar herkes dayanışma içindeydi. Burada sen ben yoktu, birlikte başarmalıydık.”

“En başından beri karşıydık, çünkü diğer köylerden duymuştuk, zeytinlerin incirlerin kuruduğunu” diye sözlerine başlayan Şerife Şengül, bir çocuğu nasıl yetiştirirseniz, inciri de biz öyle yetiştirdik, küçücük, bir karışken dikiyoruz onları diye anlatıyor emeklerini.

‘BİR DAHA YAŞANSA YİNE MÜCADELE EDECEĞİZ’

Başköylülerin JES’e karşı mücadelesine civar köylerden destekleyenler de oldu. Ortaköy’den destek için Başköylülerin yanında olan Hatice Balcı, “Her şeyimiz incire bağlı bizim, çoluk çocuk incire bakıyoruz. İncir sayesinde çocuk okutuyoruz. Sadece Başköy değil, diğer köylüler de bundan zarar görecekti.  Bundan sonra bir daha böyle bir şey olursa kadınlar olarak yine aynı şeyi yapacağız, yine mücadele edeceğiz” diyor.

‘KÖYÜMÜZÜ DE TOPRAKLARIMIZI DA VERMEYİZ’

Başköy’e bir daha JES yapılmak istense, buna karşı bir araya gelmeleri için bir kadının duymasının yeterli olduğunu belirten Seliha Özdemir, şöyle devam ediyor, “Sadece bizim Başköy için geçerli değil, yakın çevre köyleri için de geçerli bu. Oralara da kurulsa başka yere de kurulsa bizi yine etkileyecek. Yani biz sadece kendi köyümüz için söylemiyoruz. Bizim geçim kaynağımız belli, o da elimizden giderse bu yaştan sonra ne yaparız. Ne çocuklarımızı okuturuz ne başka bir şey. Onun için asla istemiyoruz. Biz köyümüzü de topraklarımızı da asla vermeyiz”

Son olarak kadınlar, Germencik’teki jeotermal santralinden oldukça etkilendiklerini vurgulayarak, “Eskiden üzüm bağlarımızda üzümler olurdu pekmezler yapardık, şimdi pekmezi bırak yiyecek üzüm bulamıyoruz. Germencik’teki jeotermal o kadar zararlı ki. Çevre köylerinde de yanlarındayız. Biz başardık, onların da başaracağını inanıyoruz” diyor.

 

ÖNCEKİ HABER

Şirin Payzın, CNN Türk’ten ayrıldığını duyurdu

SONRAKİ HABER

Trabzonspor 82 hafta sonra ilk 4’te

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa