Basın Konseyi’nden Altanlar ve Ilıcak için verilen karara tepki

Basın Konseyi, Abdi İpekçi Anıtı önünde açıklama yaptı.

Fotoğraf: Hakan Kaya/DHA

Basın Konseyi’nden Altanlar ve Ilıcak için verilen karara tepki

Basın Konseyi, gazeteciler Nazlı Ilıcak, Ahmet Altan ve Mehmet Altan hakkında verilen kararın onanmasına tepki gösterdi.

Basın Konseyi, gazeteciler Nazlı Ilıcak, Ahmet Altan ve Mehmet Altan hakkında verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının onanmasına ilişkin açıklama yaptı. Açıklamada toplam 6 sanık için verilen karara karşı yapılan istinaf başvurusunun İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi tarafından esastan reddedilmesine tepki gösterildi.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin 20 Mart 2018 tarihli kararında, Mehmet Altan’ın tutuklanmasının bile ifade özgürlüğünün ihlali olarak değerlendirildiğini hatırlatan Konsey, “Aynı günde, gazeteci-yazar Can Dündar’a karşı 6 Mayıs 2016’da İstanbul Adliyesi önünde yapılan silahlı saldırı ve bunun neticesinde NTV muhabiri Yağız Şenkal’ın yaralanması açısından İstanbul 28. Asliye Ceza Mahkemesinde sürdürülen yargılama, sanık Murat Şahin’in ‘ruhsatsız silah taşımak’ suçundan 10 ay hapis, ‘kasten yaralama’ suçundan ise sadece 4500 TL adli para cezasına mahkumiyeti ile sonuçlanmıştır. Oysa iddianamede, Şahin hakkında 4 yıldan 12 yıl 10 aya kadar hapis cezası istenmişti. Görüyoruz ki, adliye önünde bir kimseye silahla birden çok el ateş etmenin ve bu esnada bir başka kişiyi daha yaralamanın karşılığı, bir gün bile hapis değildir. Buna karşılık, büyük ölçüde medya üzerinden sarf edilen sözlerin delil olduğu diğer davada ise, bu sözler ‘cebir ve şiddet’ mahiyetinde kabul edilmiş ve idam cezası yerine getirilen ‘ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası’ sanıklara layık görülmüştür. Bu tablo, muasır medeniyet seviyesini hedefleyen ve ileri demokrasi olma iddiasındaki bir devletin yargı sistemi açısından bir çelişkiye işaret etmektedir” denildi.

Her iki davaya ilişkin süreçlerin devam ettiğini hatırlatan Basın Konseyi, beklentilerinin, ceza hukuku ve insan hakları hukuku alanındaki temel ilke ve kuralların göz ardı edilmeksizin sürecin sonuçlandırılması olduğunu açıkladı. Açıklamada, “Dileğimiz, bu davalardan çıkacak nihai sonuçların belirli kesimlerin ‘siyasi’ zaferi değil; demokratik hukuk devleti olma iddiasındaki bir Türkiye’nin ‘adli’ zaferi olmasıdır” ifadelerine yer verildi. (İstanbul/EVRENSEL)

Son Düzenlenme Tarihi: 04 Ekim 2018 17:14
www.evrensel.net