Renklerimiz ayrı dertlerimiz aynı

Renklerimiz ayrı dertlerimiz aynı

Onlar renklerin kardeşliğine inanıyor. Başka türlü bir spor istiyor. Onlar tribünlere gelmeyenlerin tribünlere gelmesini sağlıyor. Taraftarlar arasında dostluk ve dayanışma duygularını geliştirmek amacıyla sosyal, kültürel ve sportif etkinlikler gerçekleştirmek istiyor. Türkiye’de ilk kez İzmir takımlarının taraftarları ‘i

Gökhan Toluk

Taraftar Hakları Derneği Başkanı Devrim Cem Erturan ile derneğin kuruluş sürecini, amacını, çalışmaları, örgütlenmesini, sporda şiddet yasalarını ve yerel sorunları konuştuk.

TÜM TARAFTARLARIN HAKLARINI SAVUNMAK

‘Renklerimiz ayrı, dertlerimiz aynı’ sloganı ile Taraftar Hakları Derneğini İzmir’de kurdunuz. Bu dernek nasıl ve hangi amaç ile kuruldu?
Bugün spor ve futbol dünyasında egemen olan anlayış ve uygulamalar, taraftarları bu alanlardan dışlamakta ve etkisizleştirmektedir. Taraftarların hakları ve çıkarları için çalışmalar yürütmesi gereken ‘taraftar dernekleri’ ise ne yazık ki bu misyonlarından çok uzaklardadır. Taraftarların, karşı karşıya kaldıkları ya da kalacakları haksızlıklara karşı ortak bir duruş sergilemeleri artık bir zorunluluktur. Bu zorunluluğun farkında olan ve ‘akıl tutulması’na kapılmamış farklı takımlara gönül vermiş taraftarlar olarak yaklaşık bir yıldır sürdürdüğümüz çalışmalar ve faaliyetler sonucunda Taraftar Hakları Derneğini kurduk.
Derneğimizin amacı, tüzüğümüzde de belirttiğimiz üzere ayrım gözetmeksizin tüm spor kulüplerinin taraftarlarının haklarını ve çıkarlarını savunmak, ortak taleplerinin gündeme getirilmesini sağlamaktır. Taraftarların, sosyal-kültürel-sanatsal gelişimi, üretici ve yaratıcı taraftar tipinin yaratılması, çevre, beden ve ruh sağlığının geliştirilmesi, toplumla ve kendi aralarındaki ilişkilerde etkin, demokratik yaşam bilincine sahip bireyler haline gelmesi için çaba sarf etmek, aralarında dostluk ve dayanışma duygusunun geliştirilmesi ve dayanışma sağlanması için çaba sarf etmek, dayanışma biçimlerini oluşturmaya çalışmaktır. Tribünlerde şiddetin ve nefret söyleminin son bulması için çaba sarf etmektir. Her türlü ırksal, dinsel ve cinsel ayrımcılığa karşı durmaktır. Taraftarların demokratik bir toplumda, uluslararası standartlara uygun ortamlarda ve koşullarda maç izlemesi için çalışmak ve mücadele etmektir.

Derneğin taraftar grupları içinde örgütlenmesi nasıl olacak? Tribünlerde mi örgütlenecek?
Dernek çalışmalarımız ve faaliyetlerimiz kesinlikle tribünlerin dışında gerçekleşecektir. Çünkü zaten tribün faaliyetlerini örgütleyen ve yürüten taraftar dernekleri, grupları gibi oluşumlar bu alanda mevcuttur. Bizler de, kendi tribünlerimizdeki ilgili dernek ya da gruplarla bağlantılı olarak hareket etmekteyiz. Dolayısıyla, Taraftar Hakları Derneği tribün dernekleri ve gruplarından bağımsız bir yapı olarak örgütlenecektir.

Taraftar Hakları Derneği İzmir’de hangi çalışmaları yürütecek?
Taraftar Hakları Derneği olarak, bir yandan taraftarların hakları için hukuksal çalışmalar yaparken, diğer yandan da taraftarların bilinçsel gelişimlerine katkı sağlamak, dostluk ve dayanışma duygularını geliştirmek amacıyla sosyal, kültürel ve sportif etkinlikler gerçekleştireceğiz. Örneğin, taraftarlara yönelik hak ihlalleri ile ilgili çalışmalar kapsamında, söz konusu ihlalleri raporlaştırmanın yanı sıra mağdur taraftarların hak mücadelesinde hukuki ve gerekli diğer destekler sağlanacaktır. Yerel yönetimler başta olmak üzere, emek örgütleri ve demokratik kitle örgütleri ile amaçlarımız doğrultusunda ortak çalışmalar yürüteceğiz.

İzmir’de derbi maçlarına artık rakip takımın taraftarları alınmayacak bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?
İlk kez, geçen sene Süperlig derbilerinde uygulamaya konulan deplasman taraftarına yönelik yasağı hiçbir surette doğru bulmuyor ve onaylamıyoruz. Çünkü bu uygulamayı bir hak ihlali olarak görmekteyiz. Bu kararın günümüz şartlarında uygulanabilmesinin tek koşulu, Bucaspor’un maçlarını kendi stadında oynamak istemesidir. Aslında, burada Bucaspor camiasına bir dayatma yapılmaktadır. Denilmektedir ki; ‘Ya Atatürk Stadında oynayın ya da rakip takımın taraftarı stada alınmayacaktır.’ Böylesi zorunlu dayatma da, İzmir takımlarının taraftarları arasında zaten sorunlu olan ilişkiyi daha sorunlu hale getirmekten başka bir işe yaramayacaktır. (İzmir/EVRENSEL)


TRİBÜNLER TOPLUMUN MİNYATÜRÜDÜR

Liglerin başlamasıyla tribünlerde bir kez daha cinsiyetçilik, ırkçılık ve nefret söylemi yeniden hortladı. Bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz ve İzmir’de yaşanmaması için neler yapılacak?
Öncelikle, hatalı bir algıyı düzeltmek isterim. Cinsiyetçi söylem, ırkçılık ve nefret söylemi tribünlerde gelişen ve yaygınlaşan bir konu değildir. Bu sorunla, gündelik hayatımızda toplumun her alanında ve kesiminde karşılaşmaktayız aslında. Ama şiddet sorunu gibi bu sorunlar da sıkça tribünler üzerinden dile getirilmektedir.
Tribünler, toplumsal hayatın ve ilişkilerin yansıdığı bir alandır. Kısacası toplumun minyatürüdür aslında. Tribünlerde her kesimden insan bulunmaktadır. Peki tribünlerde yaygın olan bu tür söylem ve davranışlar siyaset alanında, medyada yok mu? Var tabii ki... O zaman sorunu tribünler üzerinden ifade etmenin, bir nevi topu taca atmak anlamına geldiğini fark etmemiz gerekiyor. Bu sorunları ülkenin, toplumun sorunu olarak ele almalı ve çözümü de bu yönde aramalıyız.
Bu arada, tribünlerden ve taraftar gruplarından ırkçılığa ve ayrımcılığa karşı yükselen sesleri de unutmamalıyız. Son olarak, eşcinsel kimliğinden dolayı hakemlik mesleğinden men edilen Halil İbrahim Dinçdağ’a, taraftar gruplarından anlamlı destek gelmiş ve görevine geri döndürülmesi talebi yükseltilmiştir.
Biz dernek olarak da, özellikle nefret söylemi, homofobi konularında söyleşi ve atölye çalışmaları yapmayı planlıyoruz.


ŞİDDET, SPOR ALANINDA ÜRETİLEN MESELE DEĞİLDİR

Hükümet sporda şiddet yasaları hazırlıyor. Bu yasalar sorunları çözer mi?
Sadece mevcut hükümet değil, geçmiş hükümetler de birçok kere sporda şiddeti ve düzensizliği önlemek adına yasalar çıkartmışlardır. Peki sonuç? Sonuç yok... Şiddet spor alanına özgü, o alanda üretilen bir mesele değildir. Daha çocuklukta ailede başlayan, ardından okulda, sokakta, işyerinde devam eden ve hatta Mecliste bile kendisini gösteren bir meseledeir. Ülkeye ve topluma içkin bir sorun, tribünleri baskı altına alarak, taraftarlara cezalar yağdırarak çözmeye çalışılıyor. Tabii ki de sonuç alınamıyor. Şiddet yasalarla, yasaklarla, cezalarla değil; toplumsal yaşam ve insan ilişkilerine dair ciddi bir zihniyet değişikliği ile yaşantımızdan çıkartılabilir ancak. Bu konuda da işe devlet ve devlet yetkililerinden başlamak gerekiyor.

www.evrensel.net