30 Eylül 2018 04:17

'Madem tasarruf diyorsun neden patronların vergilerini siliyorsun'

Aydın'da Tekgıda-İş'te sendikalaştıkları için işten atılan Sibaş işçileri, 'Madem tasarruf diyorsun neden patronların vergilerini siliyorsun' dedi.

Fotoğraf: Evrensel

Paylaş

Elif SIRTHAN
Aydın

Aydın’ın Söke ilçesinde bulunan Sibaş Gıda fabrikasında, Tekgıda-İş Sendikasına üye oldukları için toplu bir şekilde işten çıkarılan işçilerin işe geri dönme mücadelesi devam ediyor. İşten çıkarıldıktan sonra yaşadıkları sorunları gazetemize anlatan işçiler, iktidarın tasarruf çağrılarına; “Başkan kriz yok demekte haklı, saraylarda kriz olur mu hiç. Madem kriz yok, hepsi manipülasyon, bu neyin tasarrufu? Madem tasarruf diyorsun neden patronların vergilerini siliyorsun” diyerek tepki gösterdi.  

‘KRİZ YOK DEMEKTE HAKLI, SARAYLARDA KRİZ OLUR MU HİÇ’

Atılan işçilerden Dilan, halen işsiz olduğunu ve işsizlik maaşı alamadığını belirterek; “Ulaşımdan faturalara, ekmekten suya kadar ülkede her şeye zam geldi. Çocuklarımıza meyve dahi alamaz hale geldik. Hükümet yaşanan durum psikolojik diyor, ben psikolojim bozuk olduğu için mi çocuklarımın beslenme çantasına meyve koyamıyorum? Bizimle adeta dalga geçiyorlar.” Eğitim döneminin başlaması ile birlikte çocuklarının kırtasiye ihtiyaçlarını tam olarak karşılayamadıklarını belirten Dilan, “Başkan kriz yok demekte haklı, saraylarda kriz olur mu hiç?”  diye konuştu.

SEBZE VE MEYVEYE BAKIP GEÇİYORUZ

Henüz sigortalı bir iş bulamadığını belirten Muhammed ise “İşsizlik maaşından bir süredir yararlanıyorum ama o da yakında kesilecek. Ne yapacağımızı kara kara düşünüyoruz. Her pazara gittiğimde fiyatları görünce hayretler içinde kalıyorum, eskiden alabildiğimiz sebze ve meyveye şimdi bakıp geçiyoruz sadece. Onlar bizim hayatımız boyunca hiç duymadığımız meyveleri saraylarında yerken, biz çocuklarımıza meyve alamıyoruz. Kriz onlara değil biz emekçilere var. Erdoğan ‘kriz yok’ diyor, bakan ‘sıkıntılar psikolojik’ diyor ama işçi pazara gidince bunların gerçek olmadığını görüyor. Ben, 24 Haziran seçimlerini bu kadar erkene almalarının sebebini, şu an yaşadığımız kriz olarak görüyorum. Tayyip Erdoğan yıllar önce emekçilerden oy isterken ‘Benim parmağımda bir tek bu yüzük var bütün mal varlığım bu yüzük’ diyordu, şimdi ejder meyveleri ile besleniyor. Allah aşkına şartlarda yaşam sürenler bizim hayatımızda ne gibi zorluklar yaşadığımızı anlarlar mı?’’ 

‘KRİZ YOKSA BU NEYİN TASARRUFU?’

İşten atıldıktan sonra başka bir işletmede işe başladığını söyleyen Halime ise, şu an çalıştığı işte çalışma koşullarının Sibaş’tan farkı olmadığını şu sözlerle anlatıyor: “Yaşam koşullarımız daha kötüye gitti doğal olarak, yine asgari ücret alıyorum ama 6 ay öncesi gibi yaşayamıyorum. Asgari ücret zaten açlık sınırının altında bir ücretti ama krizle birlikte onu bile arar olduk. Halen daha bizlerden fedakârlık beklediklerini söylüyorlar. Bizden fedakarlık istemek, gidin açlıktan ölün demekten başka bir anlama gelmiyor. İşçilerin haklarını gasp etmek istiyorlar, daha uzun mesailer ile daha düşük ücrete çalışmamızı istiyorlar ki patronlar zenginliklerine zenginlik katsın. Biz Sibaş’taki sendikal deneyimimizde de gördük ki, bu hükümette Erdoğan da patronların iktidarlığını yapıyor, bizimle alakası bile yok. Patron anayasal hakkımıza saygı göstermeyip işten atınca, bizim hakkımızı gasp etmesine rağmen, iktidar kılını bile kıpırdatmadı.”

ÇOCUĞUNUN İSTEDİĞİNİ ALAMAMAK NASILDIR BİLMEZ BUNU YAŞAMAYAN

 9 yıl Sibaş’ta çalıştıktan sonra sendikaya üye olduğu için işten atılan bir diğer işçi Meral de, “İşten atıldıktan sonra dünya değişti benim için. Çocuğun bir şey istediğinde alamamak nasıldır bilmez bunu yaşamayan. Öğretmen çocukların beslenmesine her gün meyve koy diyor, ben haftada iki gün elma koyabiliyorum sadece. Bizlerden tasarruf ve fedakarlık beklenirken patronlardan vergiler dahi alınmıyor, hatta vergi borçları siliniyor. Onların milyonları varken bizim üç kuruşluk tasarrufumuz mu kurtaracak bu ülkeyi? Madem tasarruf diyorsun niye patronların vergilerini siliyorsun. Bizler elektrikten suya her şeye vergi verirken patronların vergileri siliniyor” diyor.

KRİZİN FATURASI İŞÇİDEN, EMEKÇİDEN KESİLİYOR

“Bizim eski iş verenimiz dolarla çalışıyordu.” diyen Muhammed şöyle devam ediyor: “Artan dolar ile birlikte eskiden 1 kazanıyorken şimdi 3 kazanıyor Sibaş, ama aynı patronun işçileri 3 kat daha da az kazanıyor bu dönemde. Neden krizin faturası işçiden, emekçiden kesiliyor. Patronlara verilen hibelerden, yatırımlardan tasarruf yapılmıyor. Kadrolu işçileri işten atıp, gidip İşkur’dan eleman alan işverenin bu devlet desteğine ihtiyacı mı var sanki. Neden patronlardan tasarruf istenmiyor?”

İSMAİL KARDEŞİMİZ ŞUAN YAŞIYOR OLABİLİRDİ!

Günden güne işsizliğin arttığını, iş bulamayan insanların intihar ettiğini, çünkü artık insanların tasarruf edecek, bir tek canları kaldığını söyleyen Halime, “İsmail Devrim kardeşimiz çocuğuna pantolon alamadığı için intihar etti. Ertesi günlerde psikolojik sıkıntıları vardı deyip olayın bütün ekonomik sebeplerini görmezden geldiler. Bir bakanımız da geçenlerde bütün sıkıntılar psikolojik demişti. Hayır efendim, sıkıntılar psikolojik değil, sıkıntılar ekonomik’’ diyerek tepki gösteriyor. İsmail Devrim’in intiharı üzerine söylenen “psikolojikti” söylemlerine tepki gösteren Dilan da, ‘’Eğer işsizlik fonu gerektiği gibi kullanılsaydı, İsmail kardeşimiz şu an yaşıyor olabilirdi. İşsizlik fonunu işsizlere kullanmayacaklarsa adı neden işsizlik fonu? İşsizlik fonundan da tasarruf ediyorlar demek ki.’’  

‘ÇÖZÜM SINIF DAYANIŞMASINDA’

İnsan gibi yaşamak ve çalışmak için tek çözümün sınıf dayanışması olduğunu örgütlenme deneyiminden sonra daha iyi anladıklarını ve bütün işçilerin birlikte hareket etmesi gerektiğini vurgulayan Meral ise, “3. Havalimanı, Flormar, Cargill, Aydın Belediye işçileri ve diğer bütün direnişi devam eden işçi kardeşlerimizi selamlıyoruz. Haklı mücadelelerini sonuna kadar destekliyoruz. İktidar her ne kadar söylemleriyle, mahkemeleri ile polisiyle, jandarmasıyla bastırmaya çalışsa da insanlar mücadele etmeye devam ediyor. 24 işçi kardeşimizi insanca yaşamak istediler diye tutukladılar. O kardeşlerimize hakaret eden gazete yazarını ise neredeyse ayakta alkışlayacaklar. O yazar aynı şartlarda üç gün çalışsın bakalım kendisine de biber gazı sıktıracak mı?” diyor. Şu an direnişi devam eden işçilerin kendilerine de ilham verdiğini söyleyen Muhammed, “Sınıf dayanışmasından başka çözüm yok” diyor ve ekliyor: “Ciddi bir hareketlenme var mücadelemizde. Ama havuz medyası bütün gücüyle bu mücadeleyi çarpıtmaya çalışıyor. İktidar patronların yanında ve mücadeleyi bastırmaya çalışıyor. Geçtiğimiz süreçte pek çok mücadelede kazanım elde edildi eminim ki daha pek çoğu kazanımla sonuçlanacak. Buradan direnişi devam eden bütün kardeşlerimize selam olsun.’’  Flormar, Cargill, Havalimanı işçilerini sürekli takip ettiklerini söyleyen Dilan da “keşke gidip yanlarında olabilsek’’diyerek ekonomik sıkıntılar nedeniyle, direnişteki işçi kardeşlerini ziyarete dahi gidemediğini ifade ediyor. İnsanca yaşamak ve insanca çalışmak için birlik olunması, birlikte mücadele edilmesi gerektiğini söyleyen Halime ise, 3. Havalimanı, Cargill, Flormar işçileri ve diğer bütün direnen emekçi kardeşlerine selam gönderiyor.

ÖNCEKİ HABER

Şair A. Galip: Araf’ta mı bekliyoruz sıratta mı ondan emin değilim!

SONRAKİ HABER

3 çocuk babası, işsiz nedeniyle bunalıma girerek intihar etti

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa