‘Hangi vicdan ve hukukla yargılanıyoruz’

‘Hangi vicdan ve hukukla yargılanıyoruz’

Gazeteciler Ahmet Şık ve Nedim Şener’in de aralarında bulunduğu 5’i tutuklu olmak üzere 12 sanıklı odatv davasının 14. duruşması Çağlayan’daki İstanbul Adliyesinde devam ediyor. 16. Ağır Ceza Mahkemesinde gerçekleşen duruşmada, tutuklu ve tutuksuz sanıklar, avukatlar, aileler ve gazeteciler hazır bulundu. Duruşmayı Uğur Dündar, Ahm

Eda Yıldırım

Gazeteciler Ahmet Şık ve Nedim Şener’in de aralarında bulunduğu 5’i tutuklu olmak üzere 12 sanıklı odatv davasının 14. duruşması Çağlayan’daki İstanbul Adliyesinde devam ediyor. 16. Ağır Ceza Mahkemesinde gerçekleşen duruşmada, tutuklu ve tutuksuz sanıklar, avukatlar, aileler ve gazeteciler hazır bulundu. Duruşmayı Uğur Dündar, Ahmet Hakan, Ferai Tınç, Ayşenur Arslan’ın da aralarında bulunduğu çok sayıda gazeteci, Türkiye Gazeteciler Sendikası(TGS) Başkanı Ercan İpekçi, Oyuncular Tarık Akan, Orhan Alkaya, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti(TGC) Başkan Vekili Turgay Olcayto, Genel Sekreteri Sibel Güneş, Avrupa Gazeteciler Federasyonu (EFJ), CHP’li vekiller Haluk Eyidoğan, Kadir Gökmen ve Oktay Ekşi izledi.

‘HER DOĞRUNUN ÜSTÜ ÖRTÜLMÜŞ’

Mahkeme yoklamayla başladı. Daha sonra mahkeme Başkanı Mehmet Ekinci, TÜBİTAK’tan gönderilen rapor hakkında savunmanın beyanlarını aldı. Rapor hakkında ilk konuşmayı tutuklu yargılanan Yalçın Küçük yaptı. TÜBİTAK’ın yobaz bir kurum haline geldiğini söyleyen Küçük, “Sizin bu CD’leri ve videoları gönderdiğiniz yerin bilimle alakası yok. Oradan gelecek bir raporun İskenderağa Cemaatinden gelecek bir rapordan daha bilimsel bir tarafı yoktur” yorumunu yaptı. Raporun teknik anlamda iyi olduğunu ancak bürokratik açıdan yazıldığını dile getiren Küçük, “Her doğrunun üstü örtülmüş” dedi. Müyesser Yıldız’ın tahliyesine değinen Küçük, “Siz bu çok değer verdiğiniz rapora bakmadan Müyesser Hanım’ı tahliye ettiniz, sizin o yüksek değer verdiğiniz TÜBİTAK, sizi mahcup edecek bir rapor verdi. Sizin yerinizde olsam çok üzülürdüm” dedi. Raporun karmaşık bir dille yazılmasını eleştiren Küçük, “Bazı cümleleri cımbızlamak yerine genel manada ne demek istediğine bakmak gerekiyor” diye konuştu.

‘HERŞEYİ BEN YÖNETİYORUM’

“Ergenekon’u ben yönettim, odatv’yi ben yönettim” diyerek Ergenekon, Balyoz ve devamı davalardaki yargılamaları eleştiren Küçük, “İki dava var ki bunlar dava değil. Biri odatv, diğeri Andıç Davası. Bir ülke için yazık. Hiç kimse yok, toplamışlar bütün subayları. Biz hepimiz içerideyiz” diye konuştu. Mahkeme heyetinin bağımsız karar veremeyeceğini belirten Küçük, “Kimin ne zaman tutuklanacağına kimin ne zaman tahliye edileceğine sizleri tenzih ediyorum bir şekilde merkezi planlamalarla karar verildiğine inanıyoruz. Siz kendiniz karar verdiğinizi düşünebilirsiniz ama biz öyle düşünmüyoruz” dedi.  

İddianamenin polisler tarafından hazırlandığını söyleyen Küçük, “Beni Soner Yalçın’a  talimat vermekle suçluyorlar. Ben ona emir vermişim, odatv kadrosuna söyle demişim.  Ben manyak mıyım, Soner’in benim evime gelmişliği bile yok” diye savundu. Yine iddianamede PKK’yi ve Abdullah Öcalan’ı yönettiği iddialarına yer verildiğini söyleyen Küçük, “Bu iddianamenin hepsi çöktü. Bunu ciddiye alamazsınız. Benim düşüncelerimden o etkilenir, bu etkilenir. İnternet’i karıştırırsanız Tayyip Erdoğan’ın hocası olduğumu da görürsünüz. Benim bu işlerle ne alakam var. Ben herkesin hocasıyım” dedi.

‘KUVVETLİ SUÇSUZLUK ŞÜPHESİNİ KANITLAYACAĞIM’

Küçük’ten sonra tutuklu yargılanan Barış Pehlivan söz aldı. “Tutukluluğumun 20. ayında yüzlerce gündür tecritteyim. Terörist değilim, gazeteciyim. Bu davada gazetecilik yargılanıyor” diyen Pehlivan, “TÜBİTAK raporu sonucunda kuvvetli suç şüphesinin devam ettiğini söylediniz ama ben size kuvvetli suçsuzluk şüphesini kanıtlayacağım” diyerek raporda yer alan “Dosyaların zararlı yazılımla bilgisayarlara gönderildiği” ifadelerini aktardı. Daha önce de defalarca söz konusu dokümanların bilgisayarlarına zararlı yazılımlarla gönderildiğini ifade ettiklerini söyleyen Pehlivan, “Bizleri gözaltına alanlar bilgisayarlarımızdan neler çıkacağını biliyor diye boşuna dememiştik” diye belirtti. Pehlivan, odatv operasyonundan 9 gün önce bilgisayarlara gelen virüslerin ABD’de de hizmet veren bir şirketten gönderildiği bilgisini hatırlattı.

‘DİSK’TEN GELEN MAİL TROJAN ÇIKTI’

Barış Terkoğlu’nun mail adresine DİSK’ten geliyormuş gibi gösterilen mailin trojan olduğunu ve bu yöntemi kullanarak dosyaların yerleştirildiğini rapordan aktaran Pehlivan, “Bilgisayara gönderilen zararlı yazılımlar ben gözaltına alınmadan bir gün önce çalışmış” dedi. Rapora göre,  bilgisayara yapılan saldırının kaynağının “Jangomail” adlı bir adres olduğunu belirten Pehlivan, yine TÜBİTAK raporuna göre üç ayrı bilgisayara sosyal mühendislik saldırısı yapan kaynağın aynı olduğunu vurguladı.

‘HANGİ VİCDANLA VE HUKUKLA BENİ YARGILIYORSUNUZ’

Raporun dosyalar üzerinde kendileri tarafından  hiçbir işlem gerçekleşmediğini gösterdiğini ifade eden  “Elinizi vicdanınıza koyun” diyen Pehlivan, delil diye gösterilen belgelerin komplo olduğunu TÜBİTAK’ın da söylediğini sözlerine ekledi. “Delilleri topladığınızı söylüyorsunuz ben neden hâlâ tutukluyum?” diye soran Pehlivan, şöyle devam etti: “Hangi vicdanla ve hukukla beni yargılıyorsunuz. Bizim kullanamadığımız 3. yargı paketiyle onlarca cinayet, dolandırıcılık, tecavüz tutukluları salındı, içeride sevinç nidalarını duyduk. Siz bana düşman mısınız? Siz bana tutukluluk kararı verdikçe ben ne kadar tehlikeli adam olduğumu düşünmeye başlıyorum. Bilgisayarlarımıza tecavüz edip bize bunu yapanların peşine düşün.”
Pehlivan’ın bu sözleri üzerine Mahkeme Başkanı Ekinci, “Biz size düşman değiliz. Kararımızı da yazdığımızda gösteririz. Ben hakim olarak düşman değilim kimseye, biz herkesin onuruna dikkat ederek karar veriyoruz” diye karşılık verdi.

GAZETECİLİĞE PRANGA

Duruşma öğle arasındayken  Gazetecilere Özgürlük Platformu (GÖP), adliye önünde açıklama yaptı. Türkiye’de sadece gazetecilerin değil gazetecilik mesleğinin de zincire vurulduğunu ifade eden GÖP Dönem Başkanı Kadri Gürsel, hiçbir delil olmadığı halde gazetecilerin ‘terörist’likle suçlandığını söyledi. Odatv davasının Türkiye’de basını susturmanın bir adımı olarak değerlendirdiklerini belirten Gürsel, “Biz gazeteciler olarak meslektaşlarımızın demir parmaklıklar arkasında, hücrelerde tutulmalarının amacının bütün gazetecilere gözdağı vermek olduğunu biliyoruz” dedi. Gürsel’den sonra sözü Avrupa Gazeteciler Federasyonu (EFJ) Başkanı Arne König, Türkiye’deki basın özgürlüğü konusunda Avrupa’da baskı oluşturmaya çalıştıklarını belirtti. Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Başkanı Ercan İpekçi’yle Diyarbakır’a Bedri Adanır’ın duruşmasına gittiklerini söyleyen König, “Orada avukatı savunmasını yaptı, Adanır’ın tahliyesini istedi. Mahkeme hakimi hemen tahliyeyi reddetti. Bu yüzden biz kararın daha önce verildiğini düşünüyoruz. Jorkarım aynı şey odatv davası için de geçerli” diye konuştu. König, Türkiye’de basın ve ifade özgürlüğü üzerindeki  zincirlerin kırılması için EFJ olarak mücadele vereceklerini kaydetti.
(İstanbul/EVRENSEL)


Gazeteciler ile Avcı’nın yargılandığı odatv davasının bugünkü duruşması öncesi adliye önünde “kalem bırakma” eylemi yapıldı. Çağlayan’daki İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşma öncesi adliye önünde toplanan gazeteciler, “Zindanlar boşalsın, gazetecilere özgürlük” pankartına kalemlerini bırakarak hapisteki gazetecilere özgürlük istedi. Eyleme, davanın tutuksuz sanıkları Nedim Şener, Ahmet Şık, Doğan Yurdakul, Müyesser Yıldız’ın yanı sıra Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Milletvekilleri Bülent Tezcan, Oktay Ekşi, Haluk Eyidoğan, Celal Dinçer, Gazeteciler Ahmet Hakan, Uğur Dündar, Orhan Bursalı, Ayşenur Arslan ile Sanatçılar Tarık Akan ile Orhan Alkaya katıldı. Hapisteki gazetecilerin fotoğrafları önünde konuşan Arslan, “Umarım bugün arkadaşlarımızın bir bölümünü almak için yine Silivri’de olacağız. Yine hoplayıp zıplayacağız. Sonra içeride kalanları almak için burada buluşacağız. Yine Silivri’ye gideceğiz” dedi.Kendisinin de aslında bir gazeteci olarak mağduriyet yaşadığını dile getiren Arslan, haberi izleyen gazetecilere seslenerek, “İçeride sadece tutuklu gazeteciler değil, sizler de yargılanıyorsunuz. Burada sizin geleceğiniz yargılanıyor” dedi. Açıklamadan bir saat sonra CHP’li milletvekilleri dışarıya çıktı. CHP’li vekiller adına konuşan Bülent Tezcan, Erdoğan’ın medya üzerindeki hakimiyetine değindi.

www.evrensel.net