25 Eylül 2018 04:33

Tekstil işçisi kadınlar: Şaşaalı tören yapanlarla aynı gemide değiliz

İzmir'de bulunan Rok Tekstil’de çalışan TEKSİF üyesi tekstil işçisi kadınlar 'Kriz yok' diyenlere tepkili

Fotoğraf: Evrensel

Paylaş

Metehan UD
İzmir

Çiğli Organize Sanayi Bölgesi’nde kurulu bulunan Rok Tekstil’de çalışan TEKSİF üyesi tekstil işçisi kadınlar “Kriz yok” diyenlere tepkili. Pazarda bile pazarlık yapmak zorunda kaldıklarını ifade eden kadınlar, “Biz maddi sıkıntılar çekerken şaşaalı törenler yapanlarla aynı gemide değiliz” dedi.

Ekonomideki gelişmelerin sorumlusunun hükümetinin politikaları olduğunu belirten Makbule Yaman, “Hem işçinin cebindeki parayı alıyorlar, bir sorun olunca da ‘dış güçler’ diyorlar. Böyle bir mantık olabilir mi? Madem güçlü bir ülkeysek o zaman dış güçler nasıl ülkeyi yönetsin? Ekonomiyi iyi yönetemezseniz tabi ki sorun yaşarsın, suçu da başkasına atarsın. Ben buna inanmıyorum. Benim yerinde sayan asgari ücretimden bir de tasarruf bekliyorlar. Milletvekillerine gelince rahatlıkla zam yapıyorlar ama benim asgari ücretime gelen zam tartışmalı oluyor” dedi.

‘KRİZ VAR Kİ PAZARDA PAZARLIK YAPIYORUZ’

Emekli olduğu halde çalışmak zorunda kaldığını dile getiren Yaman şunları söyledi: “Ben şimdi çocuk okutuyorum, emekli olduğum halde de tekrar çalışıyorum. Boğazımızdan keserek çocuk okutuyoruz, sadece kızım mağdur olmasın istiyorum. Elli milyonla koca pazar arabasını doldururken şimdi pazara giderken arabaya ihtiyaç duymayacak noktaya geldik. Pazarda pazarlık olur mu hiç, ama yapıyoruz. Kriz yansımış ki yapıyoruz. Ben maddi sıkıntılar çekerken devlet şaşaalı törenler yapıyorsa nasıl aynı gemide olalım. Bizim elimizde bir şey yok ama onlar gemicikler alıyor. Hükümetin ayrıştırma politikaları da maalesef etkili olduğu için diğer işçilerle krizi konuştuğumuzda boğaz boğaza geliyoruz. Düşüncemizi dile getirdiğimizde düşman, dinsiz oluyoruz. Yandaşları da müslüman oluyor.”

‘DAHA DA KARAMSARLAŞIYORUZ’

Hükümetin politikalarının sonuçlarının en çok işçileri etkilediğini ifade eden Ayşen Aysal da “Dış güçlerin payı var tamam ama asıl sorun ülkede. Gerginlik yaratan politikalar yerine barıştan yana adımlar atılmalı. Hepimiz bu dünyada yaşıyoruz. Sonra fatura işçilere kesiliyor.

Alacağımız 1 kiloluk ürünü daha aza indirdik, daha da hesaplı yaşamaya başladık. Bazı harcamaları 2-3 kez düşünerek yapıyoruz. Çocuklarımızı düşünüyoruz. En kötüsü de önümüzü göremiyoruz. Ne olacak bilmiyoruz, akşamdan sabaha bir şeyler değişiyor. Değiştikçe de daha da karamsar hale geliyoruz” dedi.

‘TASARRUF YAPACAK HALİMİZ Mİ KALDI?’

“Daha tasarruf yapabilecek halimiz mi kaldı?” diyen Aysal şöyle devam etti: “Çünkü işçi bitti. Verdikleri 3 kuruşu vergilerle faturalarla geri alıyorlar. İşçi daha ne yapsın ki? Bize daha fazla vermeleri lazım. Bizden vergi kesilmemesi lazım. Maaşımızın önemli bir kısmı vergiye gidiyor. Aynı gemide değiliz çünkü asgari ücretin belirlenmesinde hükümetle işverenlerin dediği oluyor, işçiler dikkate alınmıyor. Bu faturayı ödememek için daha çok örgütlenmek, sendikalarla birlikte yürümek gerekiyor” diye konuştu.

‘SENDİKALAR DAHA ETKİN MÜCADELE VERMELİ’

Engelli statüsünden emekli olduğu halde çalıştığını ifade eden Arzu Kaygısız da “Çocuklarımı okutabilmek için çaba sarf ediyorum. Biz zaten yapacağımız kadar tasarruf yapıyoruz, daha ne yapabiliriz ki? 3 kuruşun hesabını yapıyoruz. Emekli ve hasta olduğum halde çalışıyorum. Bana neden çalışıyorsun diye soruyorlar ben emekli maaşımla geçinebilir miyim? Yetse neden çalışayım, neden bu eziyeti çekeyim. Aldığımız maaş vergiye kesiliyor. Engelli olduğum halde benden de kesiliyor. Verginin daha adil bir şekilde dağıtılması gerekiyor. Biz bu ülkeye insan yetiştiriyoruz yaşadığımız zulme bak. Sendikaların tepkilerinin kimi zaman yetersiz kaldığını düşünüyorum. Daha etkin bir mücadele gerekiyor.”

ÖNCEKİ HABER

Mıgırdiç Margosyan: O eski Diyarbakır benim yazdığım kitaplarda kaldı

SONRAKİ HABER

Amazon ormanlarında 2 bin 500 noktada yangınlar sürüyor

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa