Okullarda kaos, öğrencilerde travma

Okullarda kaos, öğrencilerde travma

Birinci sınıfların “uyum haftası”  4+4+4 eğitim sisteminin yarattığı kaosla tamamlandı. İstanbul’da hafta boyunca gezdiğimiz okullar ne yapacağını bilemeyen öğretmenler, isyan eden veliler ve psikolojisi bozulan küçük çocuklarla doluydu.'MUTLAKA SEÇMELİ DERSLER' VE ALTINA KAÇIRILAN ÖĞRENCİLER

Birinci sınıfların “uyum haftası”  4+4+4 eğitim sisteminin yarattığı kaosla tamamlandı. İstanbul’da hafta boyunca gezdiğimiz okullar ne yapacağını bilemeyen öğretmenler, isyan eden veliler ve psikolojisi bozulan küçük çocuklarla doluydu.


Adile Doğan

Pendik’e bağlı Fatih Mahallesi’nde bulunan Milli Eğitim Vakfı İlköğretim okulunda ders zili çalıyor. Okulun, kalite sıralamasında İstanbul’da ikinci sırada olduğu yazıyor asılan pankartta. Okul müdürü, velilerin ve öğrencilerin toplandığı bahçede konuşuyor.  “Vatana ve millete hayırlı evlatlar yetiştireceğiz” diyor önce. Sonra 4+4+4 sistemini eleştirenlerin “kötü niyetli” olduğunu ileri sürerek başlıyor sistemi övmeye. Seçmeli dersler için ise liste astıklarını, bu dersin “mutlaka seçilmesi” gerektiğini belirtiyor ve ekliyor: “Her Türk gencinin alması gereken dersler bunlar”. Tabii ki “mutlaka seçmeli” derslerin başında Peygamberin Hayatı ve Kuran-ı Kerim dersleri geliyor.

ÖĞRETMENE DERDİNİ ANLATAMAYINCA

Songül Karabağ 28 yaşında, bir çocuk annesi. Fabrikada hem temizlik hem de çaycılık yapıyor Karabağ. Oğlu 66 aylık ve zorunlu olarak eğitime başlamış bu yıl. “Ben çocuğumun okula başlamasını hiç böyle hayal etmemiştim. Çünkü ekonomik nedenler yüzünden kreşe veremedik, bu yıl ana sınıfına başlar diye düşünüyorduk ama şimdi hiçbir ön eğitim almadan direk birinci sınıfa başladı ve çok zorlanıyoruz” diyor Karabağ. Çocuğunun henüz tam olarak konuşamadığını belirten Karabağ devam ediyor: “Çocuğumla aramızda bir dil gelişti. Tuvalete gideceği zaman farklı bir şey söylüyor. Okulun ikinci günü ağlaya ağlaya götürdüm. Sınıfta tuvaleti gelmiş öğretmenine söylemiş fakat öğretmeni anlayamamış, altına yapmış. Ben bahçede oturuyordum baktım ağlayarak geldi. Tabii öğretmen de haklı nerden bilsin tuvaleti geldiğini, o da acemi. Ben işçiyim, bir haftalık ücretsiz izne ayrıldım çocuğun okulu için. Ama çocukların bir haftada alışacağı yok. Ben iş başı yaptıktan sonra ne olacak bilmiyorum.”

Bazı çocukların okuldan kaçmayı denediklerini aktarıyor Karabağ ve soruyor: “Öğretmenler hangisiyle ilgilensin? Nasıl güvenip barakacağız? Lavabolar yüksek, çocuklar yetişemiyor. Tuvaletler çok pis ve 66 aylık çocukların fiziğine göre değil. Çocuklarımızın iyi bir eğitim almalarını geçtik” diyen Karabağ “Bari canlarına bir şey olmasın. Bu yüzden çok endişeliyim. Bu sistemin kaldırılmasını istiyorum” diye ekliyor.

SİSTEMİ BİZE BÖYLE ANLATMAMIŞLARDI

İki çocuk annesi Hatice Benli’nin büyük çocuğu lise ikinci sınıfta okuyor. Küçük ise ana sınıfına başlamış. “4+4+4 sistemini bize böyle anlatmadılar. Hep yalan söylediler. Sınıflar çok kalabalık, okulun fiziki koşulları uygun değil. Okullar yapılıyor diyerek hep bizi kandırdılar. Burada bulanan dört okul var hiç birinin fiziki koşulunu değiştirmediler. Sözde bu okul İstanbul ikincisi. Neye göre ikinci belirlenmiş merak ediyorum. Ana sınıflarında da durum aynı. Üstelik her ay 55 lira vereceğiz, diğer masraflar cabası” diyerek sorunları sıralıyor. (İstanbul/EVRENSEL)


Haşim Demir

Yeni eğitim sisteminin sorunlarını İstanbul’da Ataşehir’e bağlı 1 Mayıs Mahallesinde, İçerenköy ve Kayışdağı Mahallelerinde, Ümraniye ve  Sancaktepe’de okul müdürleri, öğrenci velileri ve öğretmenler ile konuştuk. Veliler genel olarak küçük çocuklarının uyumu konusunda endişelerini dile getiriyor. Alevi veliler ise artan din dersleri nedeni ile çocuklar arasında yaşanacak kamplaşma ve asimilasyonun endişesini taşıyorlar.

ÖDENEK YOK TADİLAT YAPILMADI

Önce bir okul müdürü ile konuşuyoruz. Adını vermek istemiyor. Ancak anlattıkları çarpıcı: “Benim okulumda 170 zorunlu toplam 232 kayıt olacak  Talep az. Nakilleri de, yeni kayıtları da yapamıyoruz. Yer sorunu var. 60-66 aylık çocukların aileleri çocuklarını göndermek istemiyor. Henüz tuvalete gidemeyen çocuklar var. Altını ıslatanlar var” diye başlıyor sıralamaya sorunları.  Çocukların fiziki gelişimi ile okulların fiziki durumunun paralel olmadığını belirterek, “Ciddi bir ödenek ayrılması gerekiyor. Ama okulumda doğrü dürüst hizmetli bile yok. 4+4+4 bir siyasi tavırdır. Bu sistem uygulanabilir bir sistem değil” diyor.

AYRIMCILIK ARTACAK

Yine adını açıklayamadığımız bir başka okul müdürü de benzer sıkıntılardan bahsediyor. “İmam Hatipler yaygınlaşacak, çocuk işçiliğinin önü açılacak, çocuk gelinler çoğalacak. Gülen cemaatinin abla ve ağabeyleri her yerde cirit atacak. Kürtlerin çocukları ana dilde eğitim istediğinde, Alevi çocukları inançları üzerinde talepte bulunduklarında fişlenecekler. Okullarda bile ayrımcı muameleye tabi olacaklar” diyor.
Veli Selma Mengübeti ise, “Bu sistem İmam hatiplerin yaygınlaşması sistemidir” diyor ve ekliyor: “Ben çok küçük yaşta evlendirildim. Çocuklarımın benim yaşadıklarımı yaşamasını istemiyorum. Benim çocuklarımdan biri 4. sınıfta ve 9.5 yaşında, diğeri 7.sınıfta 12 yaşında, öbürü de 8. sınıfta. Bu çocuklarımın çocuk işçi olmalarını istemiyorum.”

ÇOCUKLARIN PSİKOLOJİSİNİ BOZUYORLAR

Bir başka veli Sevgi Aydemir çocuğunun yaşının küçük olduğunu, fiziksel ve zihinsel  olarak yetersiz olduğunu belirtiyor. “Bu sistem çocuklarımızın fiziksel ihtiyaçlarını karşılayabilen bir sistem değil. Tersine çocuklarımızın psikolojisini bozuyor. Veliler, aileler olarak bu sistemi bilmiyoruz. Okula giden bir çocuğum var. 7 yaşında. Diğer çocuğum 3.5 yaşında. Adı Umut. Umut olsun diye. Ama bu sistem umutlarımızı yok ediyor. Kırsal kesimlerin çocukları kobay olarak kullanılıyor. Kobay olmak istemiyoruz” diyor Aydemir.
Tacim Tekdal ise “Yasa ne getiriyor ne götürüyor bir fikrim yok. Ama ben bir Alevi olarak  kızımın İmam Hatip’e gitmesini istemiyorum. İki kız çocuğum var. Bu sistemden çok etkilenecekler. Alevilerin inançlarını sağlamaya dönük bir ders konulsun. İki çocuğumu kayıt yaptırdığımda 250 TL kayıt parası verdim.  Asgari ücretle çalışan biri olarak bu parayı nasıl benden alabiliyorlar? Bu sisteme cepheden karşıyız” diye konuşuyor.

ÇOCUKLARI DA BÖLECEKLER

Öğrenci velisi Hüseyin Kartal bir Alevi. “Benim çocuğum Hz.Muhammed’in hayatını ve Kuranı öğrenmeyecek. Ne olacak o zaman? Çocuklarım da, Alevi aileler de hemen fişlenecek. Sünni çocuklar bizim çocukları sorgulayacak” diyor. Aleviler için de seçmeli ders uygulaması isteyen Kartal, “Alevi dersini camide yetişenler veremez. Alevi dedesi mi ders verecek, yoksa Sünni bir imam mı?” diye soruyor. Kartal, Alevi aileler ve çocukları açısından 4+4+4 sistemini şöyle değerlendiriyor: “4+4+4 sistemi ile yüz binlerce gencimizin geleceği yok edilecek. Alevilerin çocukları zorla asimile edilecek. AKP okul aile birliklerini ele geçirerek bu eğitim sistemini iyice meşrulaştırmak isteyecektir. Buna fırsat vermememiz lazım. Öğrenci velileri olarak bir araya gelmeliyiz. Nihat Sami Banallı İlköğretim Okulu, İmam Hatip Lisesine çevrildi. 2500 imza toplanmasına rağmen bu yapıldı. Halkı kamplaştıran, birbirine düşman eden bir eğitim sistemidir bu. Hızır Paşa operasyonunun bir devamıdır bu eğitim sistemi.”

ÇOCUKLAR OKULA GİTMEK İSTEMİYOR

Hidayet Eker bir Kürt emekçisi. 6 çocuğu var Eker’in. 3’ünün yaşı küçük. “Ben çocuklarımı okula göndermeyeceğim. 60-66 aylık çocukları söylüyorum. Hiçbir Kürt ailesi de çocuklarını bu uygulamanın kurbanı yapmasın. Eğitim sistemi tekçi, inkarcı, ırkçı, asimilasyoncu bir sistem. Osmanlıcılık, Turancılık, Şeriatçılık yapılıyor. Ben de dini bütünüm ama AKP’nin 4+4+4’le yapmak istediği ayrıdır” diyor. Rojda, Baran ve Zozan isimli üç küçük çocuğunun okula gitmek istemediğini söyleyen Eker, “Çocuklarım baba bizi gönderme, bizi okulda horlayacaklar. Bize pis Kürtler diyecekler” dediğini aktarıyor Eker.
Küçük çocukların korkusu boşuna değil. Daha önce evlerinin önüne “Ha it ha Kürt” diye yazmışlar. “Ataşehir Ülkü Ocakları imzalı” diyor Eker ve şöyle devam ediyor: “Düşmanlığı geliştiren ve körükleyen bir eğitim sisteminde çocuklarımın okumasını istemiyorum. Ana dil talebi bizim için namustur. AKP’nin başı sabah akşam Kürtlere, değerlerimize küfredecek biz de onun dediğini yapacağız, bu olmaz! Eğitim Sen’in, BDP’nin, HDK’nin ana dilde eğitim için yürüttükleri mücadelenin yanındayız. Kürtçenin bırakın seçmeli ders olmasını, doğrudan ana dil gibi olmasını istiyoruz. Benim çocuğum Kürtçe konuştuğunda bile bölücü damgası yiyor, polis alıp dövüyor. Bu mu açılım? Bu mu demokrasi? Kürtlerin yalanlara artık karnı tok.”  (İstanbul/EVRENSEL)


ALEVİLER MİTİNGE HAZIRLANIYOR

Fethi Bölükgiray (Pir Sultan Abdal Kültür ve Cem Evi Kadıköy Şube Başkanı): “4+4+4 eğitim sisteminin iki ayrı yönü var. Birincisi inanç yönüdür. İkincisi 60-66 aylık kendini bile bilemeyen çocukların kurban seçilmesidir. AKP kendisi gibi düşünen kurumlar yaratmak istiyor. Hz. Muhammed’in hayatı ve Fıkıh öğretilecek.Bu Alevilere ve öteki inançlara saldırıdır. Büyük bir asimilasyondur. Tüm toplumu, tüm emekçileri, her kesimi etkileyen bir sistemdir 4+4+4. Bu yasaya cepheden karşı koymak lazım. Laik, bilimsel, anadilde eğitim talebimizi yineliyoruz. 30  Eylülde Alevi Bektaşi Federasyonu olarak büyük bir miting yapacağız. Dernek olarak öğrenci velilerini bir araya getiriyoruz. Çocukların okula gönderilmemesi tavrı doğru bir tavırdır. Para cezası bir tehdittir. Ne Aleviler, ne Kürtler, ne Lazlar, ne Süryaniler kobay olamayacaklar. Biz Hızır Paşaların piyonu olmacağız.


‘BU ÇOCUKLAR KOBAY OLACAK’

Sanem Akmeşe  (1. Sınıf öğretmeni):
Bizler 4+4+4 eğitim sistemine hazır değiliz.60-66 aylık çocukların gelişimi farklı. Öz bakım becerileri açısından bile bu yaştakiler yetersiz. Kendilerini inkar edemezler. Tuvaletler ve sıralar çocuklara uygun değil. Dikkat süreleri bile bu çocukların yetersiz. 80 ay ve üstü bile sıkıntılıdır. 80 aylıklar 60 aylık çocukları ezerler. Bu sistem çocuklarda travma yaratır. Bu da çocukların hayatını etkiler.

Feride Alkan (1. Sınıf öğretmeni): 60-66 aylık çocuklar yaşanacak sorunlardan çok etkilenecekler. Bu çocuklar travmatik dönemden sonra hayata kaygı ile bakacaklar. Öğretmen olarak hem 66 aylık çocuklarla ilgileneceğiz hem de büyük çocuklarla. Biz de bocalayacağız. Haziran ayında öğretmenlere eğitim verildi deniliyor aslında eğitim verilmedi. Bu ülkeyi kültürel olarak yıkmak istiyorsanız eğitim sistemi ile oynamanız gerek.4+4+4 sistemi çocukların okula gönderilmeme olanağını yaratmıştır. Bizler çocuklarımız için ciddi kaygı taşıyoruz. Bu sistem kamplaşmayı, ırkçılığı mezhepçiliği körükleyecek.

Tahsin Uluç (1. Sınıf öğretmeni): Çağdışı, bilimsellikten uzak, hurafeciliğe dayanan bir sistemdir bu. 60-66 aylık çocukları buna tabi kılmak ancak Nazi Almanyası’nda olur. Hitler insanları kobay olarak kullanıyordu. Şimdi Tayyip Erdoğan ve AKP’si bunu yapıyor. Benim de çocuğum var. Yollamayacağım. Hatta dindar meslektaşlarım var onlar da yollamayacak. Mardinliyim. Derik’te beşik kertmesiyle 11 yaşında yaşıtlarımız evlendiriliyordu. Bu tam da AKP’nin zihniyetini açıklıyor. Çağrı bu sisteme karşı kim bir araya geliyorsa onlarla top yekün birlikte mücadele edelim, örgütlenelim.



Sema Barbaros / Gül Budak

Güngören’de gezdiğimiz okullarda da tam bir karmaşa hakim. Veliler de öğretmenler de ne yapacağını bilmiyor. Okul bahçeleri ve yakındaki çay ocaklarında bekleyen velilere 4+4+4 hakkında konuşmak istediğimizi söylüyoruz. Zaten aradıkları buymuş gibi hemen oturacağımız yeri gösteriyorlar.

Hatice Başkan’ın iki çocuğu var. Biri 4.5 yaşında diğeri 72 aylık. Abdi İpekçi İlköğretim Okulunda öğrenci. Sınıfların kalabalık olmasından rahatsız. 60 kişi var sınıflarında.  Başkan, “29 harfte şube mevcut olacak, sıralar o kadar küçük ki, bu çocuklar nasıl olacak da üçer kişi oturacak? Benim çocuğum kardeşiyle dahi oynamak istemiyor. Sıkılıyor boyalarıyla oynamak istiyor. Şimdi aynı sınıfta yaş farkıyla nasıl yapacaklar?” diye soruyor.  “İlköğretimde eğitim parasızdır” ifadesinin ortadan kaldırılmasıyla mağdurun yine yoksul çocuklar olacağını ekliyor. Çünkü Hatice’ye göre zenginler zaten bu okullara çocuklarını göndermiyor. 20 kişilik kolejlere gönderiyorlar. “Tedirgin misiniz?” diye soruyoruz. “Hayır!” diyor ama kızgın: “Tedirgin olup ne yapacağım! Bu memlekette Vali, derdini anlatan kıza tokat atıyorsa yapacak ne var diye düşünüyorum. Kapalı olduğum için sanmayın rahatım. Benim için önemli olan halkın çıkarları, bu durum bir kaosa yol açıyorsa yapmamak daha iyi” diyor. Sohbetimiz devam ederken onlara Bayrampaşa’da bir okulun önünde karşılaştığımız Erencan’ı anlatıyoruz. Erencan, “Abla her şey çalışan kadına oluyor” diye anlatmıştı: “Benim annem çalışıyor, şimdi tam zamanlı okulları kaldırdılar. Bana 18 yaşında abim bakacak ama o da işe başlayacak” demişti Erencan.

İşte bu küçük anekdot kadınlardan Burcu Er’e tanıdık geliyor. Çocuğunu bırakacak bir komşu bulduğu için kendini şanslı sayıyor. Burcu, “Okullarda nasıl bir eğitim alacaklar? Üniversitelerde kapasiteler belli, bu çocukları nasıl yerleştirecekler kimse bunu düşünmüyor. Sene başında çocuklara boyama falan yaptıracaklar, sonra ‘hadi okuyun’ diyecekler” diye aktarıyor endişelerini.

Necla Yıldız’ın 60 aylık kızı ise, Kemal Kaya İlköğretim okuluna yazılmış. Kızının ilk günden beri çok ağladığını, onun bu durumunu her gün üzülerek izlediğini söylüyor. En azından yaşıtı olan çocukların aynı okula gitmesi gerektiğini savunuyor. Yasanın geri çekilmesinin herkes için en iyisi olacağını söylüyor.

ÖĞRETMENLERiN ENDiŞELİ BEKLEYİŞİ

İmam Hatip’e çevrilen okullardan biri Mehmetçik İlköğretim Okulu. Çay ocağında sadece veliler değil öğretmenler de bekliyor. Ne olacağını bilmiyorlar. Üç kadın öğretmenle çay içerek sohbet ediyoruz. İl ve ilçe ataması yok, yapılan açıklama yok. “Okullar açıldı deniliyor ama herkese dair bir muamma var” diye belirtiyorlar. Kimi 8 kimi 16 yıllık öğretmenler. Hafta başını bekliyorlar, bir netlik kazanır mı, diye bekliyorlar. Eğitim Sen’in Ankara eylemine daha güçlü katılmak gerektiğini ama velilerle yürütülecek bir çalışmanın anlamlı olduğunu söylüyorlar.  (İstanbul/EVRENSEL)

www.evrensel.net