Dr. Mehmet Fatih Traş yaz okulu dördüncü gününde

Fotoğraf: Evrensel

Dr. Mehmet Fatih Traş yaz okulu dördüncü gününde

KODA ve ÜNİVDER’in Dr. Mehmet Fatih Traş anısına düzenlediği yaz okulunda 'Siyasal Kültürümüzün Toplumsal Kaynakları' ve 'Görsel Kültür' tartışıldı.

Kocaeli Dayanışma Akademisi (KODA) ve Üniversite Öğretim Üyeleri Derneğinin (ÜNİVDER) birlikte yürüttüğü Hayat Bilgisi Okulu’nun ikinci yaz okulu devam ediyor. Dördüncü gününün sabah oturumlarında 'Siyasal Kültürümüzün Toplumsal Kaynakları' ve 'Görsel Kültür' tartışıldı. 

Doç. Dr. Yücel Demirer, 'Türkiye'de Aşçıların Yüzde 99'u Balık Yemiyor': Siyasal Kültürümüzün Toplumsal Kaynakları' başlıklı sunumunda Vedat Milor'un 'Lokantalarımız ve balık kültürümüz' başlıklı yazısından yola çıkarak katılımcılara sorular sordu. 

Sınıf ve kültürün birbirinin karşısına konulamayacak şeyler olduğunu ifade eden Demirer, "Türkiye'de özellikle de sosyalistler, solcular bulundukları ortamlarda zülfü yare dokunmayan konuşmaları çok severler. Bundan şikayetçiyim. Sınıf savaşımının önemine değer veriyorum, kendimi sosyalist olarak görüyorum ama bakış açımızı farklı şekillerle de şekillendirmeliyiz. Sınıf ve kültür birbirinin karşısına konulacak durumda değil" dedi. 

'SİYASAL EYLEM VE DÜŞÜNCE AYRIMINA DİKKAT ETMELİYİZ'

"Milor, yazısında aşçıların balık yemediğini, balığın kırmızı pul biberle, çok fazla pişirildiğini söylüyor" diyen Demirer, "Türkiye'de bir kaç temel sıkıntının siyaseti anlamamızda bizi dumura uğrattığını düşünüyorum. Bunlardan birincisi batı dillerinden yazılmış literatürü süzgecimizden geçiremeden kullanıyoruz, ikincisi siyasal eylem ve siyasal düşünce ayrımına dikkat edemediğimizi düşünüyorum" ifadelerini kullandı. Türkiye siyasetinin anlaşılması için balıklardan ziyade balıkları pişirenlerin neden pul biber kullandığına bakılması gerektiğine vurgu yaptı. 

'İMGE YARATIRKEN YENİDEN BİLGİ YARATIYORUZ'

Doç. Dr. Didem Dayı ise 'Görsel Kültür' sunumunda konuştu. Görsel alanı okumak için bilginin gerektiğine değinen Dayı, "Bizde bir bilgi var, bu bilgi ile neslerle ilişki kuruyoruz. Görsel alanı okumak için de bilgi gerekiyor. Toplumsal alanlar değiştikçe, sanat alanlarının birbiriyle ilişkileri de değişiyor" dedi. Fotoğraf ve görüntünün kaydedilmeye başlanmasıyla birlikte buna karşı çıkan ve direnç gösterenlerin olduğuna ifade eden Dayı, "Yüksek kültür ürünü, zamanla gündelik hayatın aktörlerini de kapsamaya başlıyor. Eserleri döneminde değerlendirmek, bizim dönemimizde olanıyla değerlendirmek, görsel kültürü okumak oluyor aslında. Sanatın ana konusu sanatçının süzgecinden geçen şey oluyor. Biz imge yaratmaya çalışırken, yeniden bir bilgi yaratıyoruz" dedi. (Bodrum/EVRENSEL)

Son Düzenlenme Tarihi: 13 Eylül 2018 15:24
www.evrensel.net
ETİKETLER KODA