Cengo bizim sınıfın da Jim hangi sınıfın?

Posta gazetesinin ilgili haberi

Cengo bizim sınıfın da Jim hangi sınıfın?

Gebze'den bir işçi, Jim Rogers'ın 'Aklı olan Türkiye'ye yatırım yapar' sözü üzerine yazdı: Adam açıkça memleketin varlıklarını satın alın diyor.

Gebze’den bir işçi

1970’li yılların başında dünyanın en iyi bilinen fonlarından Quantum Fund’ı kuran 76 yaşındaki Rogers, “Yatırım yapacak olsam büyük ihtimalle şu anda Türkiye’deki varlıkları alırdım. Akıllı insanlar şu anda Türk varlıklarını satın alıyorlar’’ dedi. Rogers, Türkiye’nin halihazırda uluslararası yatırımcılar için dikkate değer yatırım fırsatları sunduğunu söyledi.

Bu mektubu okumaya çalışan Evrensel okurlarını biraz sabırlı olmaya davet ediyoruz. Umarız bu sabrı gösterirler.

İşçi arkadaşlar bilirler çalıştığımız fabrikalarda, o fabrikanın neşesi olan işçi kardeşlerimiz vardır. Kimisi genç kimisi ileri bir yaşta. Moralimiz bozuk, canımız sıkkın fabrikaya geldiğimizde bu arkadaşların bir esprisi, söylediği bir söz, savurduğu bir küfür, uzattığı bir sigara, takma ya kafana sözü derdimizi alır götürür, içimizi rahatlatır. Hatta gider yanlarına onlarla şakalaşır, onlara takılır stres atarız. Bir nevi terapi gibi bu arkadaşların hassas noktalarını da biliriz, kendimiz rahatlayalım diye damarlarına da basarız. Temiz ve saf bir yanları vardır ama sanırım bu arkadaşların ortak noktası hayatı fazla ciddiye almamalarıdır. Bizdekilerin ortak sözü neredeyse bu günü de akşam ettik yarına Allah kerimdir. Velhasıl çoğu günlük yaşar ama tümüyle de duyarsız değillerdir memlekette olup bitenlere...

Bizim fabrikada da birkaç tane böyle işçi kardeşimiz var. Ama içlerinde en meşhuru bizim Cengo’dur. Adı Cengiz olmasına rağmen hemen hemen herkes Cengo diye seslenir. Cengo 58 yaşında, emekli olmasına rağmen hâlâ çalışıyor. Öyle paragöz olduğu için değil, parayı çok sevdiği için değil bir nevi zorunluluk. 1700 TL emekli aylığı alıyor, dikili bir ağacı bile yok. Kendisi de kirada oturuyor, yeni evlendirdiği kızının ev kirasına ayda 700 TL yardımda bulunuyor. Yardımseverliği ve cömertliği sadece kızıyla da sınırlı değil. Bizim Cengo’nun sıkı özellikleri de var.

Sıkı bir Galatasaraylı. Ama Fatih Terim’i hiç sevmiyor, o bizden değil diyor. Burada bıraksa iyi, Beşiktaşlı’ya Orman’ın Fikret’i de sizden değil diyor ama en çok da Ali Koç’un Fenerbahçesi’ne kızıyor, o hiç bizden değil diyor. Cengo’nun bunlar bizden değil diyerek ne anlatmak istediğini henüz çözemedik, demek ki vardır bir bildiği. Cengo’nun bir sıkı özelliği de iyi bir akşamcı olması. Bu yüzden akşamları iple çekiyor, hele hafta sonları bizim Cengo için düğün dernek. Bize de nasip oldu masasına oturmak, keyifler gıcır, hadi dürüst olalım hesapları da Cengo kimseye bırakmadığı için keyifler 2 kere gıcır.

Bizim Cengo’nun bir sıkı özelliği de fabrikaya getirdiğimiz Evrensel’i okumakla birlikte düzenli olarak Posta gazetesi okumasıdır. Ama Posta gazetesinde de sektirmeden okuduğu sayfa Haydar Dümen’in yazılarıdır. Bu yüzden fabrikada bir hayli de damarına basılır. Ya Cengo 60 yaşına merdiven dayadın hâlâ Dümen’in yazılarını okuyorsun, yaşından başından utan dendiğinde hiç altta kalmaz: “Ne var ulan benim yaşında, siz kendi yaşınıza bakın. 60 yaşında emekli olacaksınız, bunu kafanıza takmıyorsunuz, benim yaşımı dert ediniyorsunuz. Hadi oğlum hadi, işinize bakın, mezarlıktaki bankamatikten emekli maaşı alırsınız. Siz bunu dert edinin!”

Fabrikada öğle yemeklerinden sonra her birimize ağırlık çöküyor. Fabrikanın çimenlerine uzanıp dinlenmeye çalışırken gözlerimiz de hafiften kapanıyor, tam uyku basarken işbaşı zili... 6 Eylül perşembe günü çimenlerin üzerinden yarı uykulu gözlerle çalıştığımız bölüme girdik. Cengo molada ortalıklarda yoktu. Baktık bizden önce içeri girmiş elinde Posta gazetesi. Ulan dedik gene Haydar Dümen’e takılmış. Yüksek sesle bana doğru seslendi, “Ustam gel hele gaztede tam senlik bir haber var.” Bizim de yaş kemale ermiş şimdi bizi de milletin ağzına sakız yapacak derken, “Yok yok korkma mesele Dümen meselesi değil, adamın biri memleketi övüyor ama işin içinde bi’hinlik var, benim kafa bu işlere basmaz sen usulünce ağzının payını verirsin” diyerek Posta’daki haberi gösterdi. Sen bu sayfayı al, ben daha Dümen’i okumadım deyip çekip gitti. Şimdi Cengo’yu kırmak olmaz.

Biz de meraktan bi baktık ki bu Jim Rogers öyle yatırımcı falan değil, tam bir borsa simsarı adam, açıkça diyor memleketin varlıklarını satın alın. Bizimkiler de allayıp pullayıp ekonomi sayfalarının baş köşesine koymuşlar.

Gerçi satılacak bir şey de kaldı mı o da ayrı bir mesele. Telekom gitmiş, Tüpraş, Ereğli Demir Çelik gitmiş, limanlar, otoyollar, köprüler gitmiş, bankalar, şeker fabrikaları, madenler, ormanlar dahi haraç mezat yerli yabancı patronlara satılmış, Jim hâlâ hızını alamamış. Hadi bu Jim, kapkaçcı borsa simsarı, diyelim ki yatırım yapmak isteyen patronlar için memleket gerçekten cazip mi? Elbette Türkiye ister yabancı ister yerli olsun patronlar için cazip bir ülke. Patron ne ister, kâr ister. Daha çok kâr bunun için ne gerekli, ucuz ve güvencesiz işçilik.

Peki sadece ucuz ve güvencesiz işçilik yeterli mi? Elbette hayır. Patronlar grevdi, hak aramaydı, sendikaydı hiç bunları istemezler. Yasaklanan grevlere bakın, Flormar’ın önüne bakın ne kadar cazip olduğumuzu görürüz. Bu memlekette ucuz işçilik, yasaklanan grevler, sendikalaşmanın önündeki engeller de cazip olmaya yetmiyor. Aynı zamanda patronlara sınırsız teşvik, vergide indirim, bedava arsa, faizsiz kredi... Kısaca teşvikte de sınır olmamalıdır. Bunlarda da memlekette patronlara teşvikte sınır yoktur. Yetmezse bizden kesilen paralarla oluşan işsizlik fonunu da patronlara peşkeş çekmekte sakınca yoktur. Patronların üzerinde yük oluşturan kıdem tazminatını da kaldırdı mı bu da yetmezse sıfırlarız vergi borçlarını gelsin. Jim’ler memlekete... Ne de olsa hizmette sınır yok yola devam...

Ama şimdi soru şu. Cengo bizim sınıfın Cengo’su da, Jim hangi sınıfın Jim’i?

Cengo’yla birlikte cevabınızı sabırsızlıkla bekliyoruz.

Son Düzenlenme Tarihi: 12 Eylül 2018 21:38
www.evrensel.net