Gelecek, hayatın ta kendisi!

Kaynak: Max Pixel

Gelecek, hayatın ta kendisi!

Gerçekliğin üzeri hakim sınıfların binlerce yıllık yalanı ile örtülmek isteniyor; ‘“çıkarlarımız ortak”, “hepimiz aynı gemideyiz”

Ejder Meyveli Smoothie (Chia tohumu eşliğinde), Efuli (Liçi meyvesi eşliğinde), Aloevera (Starex meyvesi eşliğinde), Orman Meyveli Special, Bahçe Naneli Limonata, Taze Sıkılmış Portakal, Taze Sıkılmış Greyfurt, Taze Sıkılmış Havuç, Taze Sıkılmış Elma.

Pataşur içerisinde Çerkez Tavuğu, Zencefilli Somonlu Suşi, Tartalet içerisinde Antakya usulü Humus, Susamlı Levrek Simidi, Aydın usulü kuzu çöp şiş…

Dış güçler saldırıyor, döviz lobileri sinsi kahkahalarla ellerini ovuşturarak doları arttır tuşuna basıyor, enflasyon yükseliyor, başta Erdoğan olmak üzere devlet yetkilileri “endişe edilecek bir şey yok” diyor ama “tasarruf yapacağız” açıklamalarını ardından ekliyor. Derken dış güçlere bir “eyyyy” nidası yükseliyor; ardından halka nasihatler geliyor; “sıkın dişinizi 2023, olmadı 2053 o da olmadı 2071’de refaha ereceksiniz” 

Ne oluyor bu ülkede?

Türkiye, hakim sınıfların anlattığı gibi değil; bağımsız bir ülke hiç değil! Bağımlı kapitalist bir ülke; tek adam tek parti yönetimi adında yeni bir politik sistem inşa etmek üzere atılan adımlar da Türkiye’nin kapitalist gelişiminin ihtiyacı olarak gerçekleşiyor. Erdoğan ve hükümeti de bu süreci yönetmeye çalışıyor ve işbirlikçi tekelci burjuvazinin bir parçası olarak buradan olabildiğince karlı çıkmanın hesaplarını yapıyor.

ÖRTÜNÜN ALTINDAKİLER

Böyle bir tablo içerisinde hem işçi ve emekçi halk kitleleriyle burjuvazi arasındaki çelişkiler yoğunlaşıyor, hem egemen sınıfların kendi içindeki çelişkiler ve çatışmalar sertleşiyor, çeşitleniyor hem de emperyalistlerle kurduğu bağımlılık ilişkilerinden kaynaklı sorunlar artıyor ve büyüyor. Bu nedenle doların artışından başlayarak yığınlara anlatılan lobiler, ekonomik savaş gibi ne olduğu belli olmayan senaryoların arkasında kapitalist emperyalist sistem tüm gerçekliği, çelişkileri ve sorunları ile parlıyor!

Bu gerçekliğin üzeri ise hakim sınıfların binlerce yıllık yalanı ile örtülmek isteniyor; ‘“çıkarlarımız ortak”, “hepimiz aynı gemideyiz”

Türkiye bağımlı bir ülke; kapitalist emperyalist sisteme göbekten bağlı! Uluslararası sermaye sürekli, en çok karı kazanmak için bağımlı ülkeleri kendine borçlandırarak kendine daha fazla bağımlı hale getirmeyi amaçlar.

Yani geminin rotası bu bağımlılık ilişkisi içerisinde belirleniyor; güvertede oturanlar ejder meyveli smoothielerini yudumlayıp Aydın usulü çöp şişlerini yerken geri kalan milyonlarca insan gramajı düşürülerek fiyatına zam yapılan ekmeği sofrasına nasıl koyacağını, nasıl iş bulacağını düşünüyor.

Ülkeyi yönetenlerin bahsettiği gemi, yaşadığımız devlet ve toplum düzeninin kendisi. Ve bu düzen herkes için aynı değil. Bu düzenin sahipleri de Erdoğan’ın da bir parçası haline geldiği burjuvazi!

NASIL BİR GEMİ?

Yaşanan sıkışmışlığı aşma derdindeki hakim sınıfların milyar dolarlık servetleri bir yanda dururken, aylık 470 TL KYK bursu alan öğrencinin hangi tasarrufu 450 milyar dolarlık dış borcu kapatabilir?

1,5 TL olan ekmeği alırken cebindeki parayı sayanlar, pataşur içindeki çerkes tavuğunun hesabını ödeyemez; 8 kişilik yurt odası çıkmazsa ne yaparım diye düşünenlerin, 1000 odalı sarayın sahipleri için yapabilecekleri bir fedakârlık yok.

Türkiye bağımlı kapitalist bir ülke olarak kaldıkça 2023’te de 2071’de de daha çok gemi masalları anlatılır, daha çok fedakarlık destanları yazılır.

Oysa gelecek fedakarlık yapılabilecek bir şey değil; hayatın ta kendisi! Ve bu hayatı eşit ve özgür bir düzenin gemisinde yaşamak için bugün yapılacak çok şey var!

 

 

 

 

Son Düzenlenme Tarihi: 12 Eylül 2018 19:09
www.evrensel.net