Eski sanayinin boş sokakları…

Eski sanayinin boş sokakları…

“Patronlar biraz fedakârlık yapsın, az kazansın.Biz de emeğimizin karşılığını alalım. Ben burada öğle yemeğinde peynir ekmek yerken o iskender yemesin

Alperen DEMİR

Mücahit YILMAZ

Kayseri

Kayseri’nin şehir merkezine yürüme mesafesinde olan Eski Sanayi Bölgesine öğle saatlerinde gidiyoruz ancak atölyelerin büyük bir kısmı kapalı. Kendi aramızda konuşuyoruz atölyelerin neden kapalı olduğunu. Eski Sanayi’nin şu anki durumunuaz çok biliyoruz ama buradaki genç işçilerle muhabbetlerimizden sonra çok daha net anlıyoruz sanayinin geldiği noktayı.

Konumuz malum, son günlerde dövizin giderek artması ve kötüye giden ekonominin, unutulmaya yüz tutmuşEski Sanayi’de nasıl tartışıldığı. Açık bulduğumuz ilk atölyeye giriyoruz. Bir metal profil atölyesi burası. Doğrama iş yapan genç işçi arkadaşımızla karşılaşıyoruz.  İsmini söylemekten çekinen 22 yaşındaki genç işçi ekonomik gidişattan memnun olmadığını belirterek sözlerine başlıyor.

“PATRONLAR FEDAKÂRLIK YAPSIN BİZ DE KAZANALIM”

“Çok kısa zaman önce bir seçim atlattık. Bütün adaylar seçimlerden sonra ekonominin gidişatının değişeceğini ve daha iyi olacağını söylediler bize. Seçimler bitti aradan da zaman geçti ama ekonomik gidişat daha da kötü oldu. Evet, şuan ekonomik kriz yok ama yaşam şartlarımız çok zorlaştı.” diyerek seçim vaatlerine hatırlatmada bulunuyor ve devam ediyor:

“Ben işçiyim ve çok az kazanıyorum, geçinmekte güçlük çekiyorum. Patronlar biraz fedakârlık yapsın, az kazansın.Biz de emeğimizin karşılığını alalım.Ben burada öğle yemeğinde peynir ekmek yerken o iskender yemesin. Bir de son dönemde zam furyası başladı. Her gün alışveriş yaptığımız marketlerdeki ürünlerin tamamına en az yüzde 30 zam gelmiş.  Ben burada demir doğrayıp profil yüklüyorum ama emeğimin karşılığını alıp geçinemiyorum.  Böyle adaletsizlik böyle dengesizlik olmaz.”

Kendisine teşekkür ederek yolumuza devam ediyoruz ve sokağın devamındaki başka bir atölyeye giriyoruz. Marangoz atölyesi bomboş. Bütün makineler sessiz sedasız, sadece tütün sarma makinesinin sesleri duyuluyor gerilerden. 23 yaşındaki Kemal tütün sarıyor. Selam verip “işler nasıl?” dediğimizde ise açıyor ağzını, yumuyor gözünü.

GÜNDE İKİ İŞTEN AYDA BİR İŞE

“Önceden sigarayı paketle alıp içiyorduk, şimdi tütün sarıyoruz. Günde 2 defa çay demliyorduk, şimdi bir defa demleyip ısıtarak içiyoruz. Resmi rakamlara göre enflasyon yüzde 18 olmuş. Geçen sene 80 liraya aldığımız suntayı bu sene 220 liraya alıyoruz. Yüzde 100’ü geçmiş yahu zam. Önceden şu atölyede günde en az iki iş alırdık. Geçtiğimiz 2 ayda bir iş alamadık. Böyle devam ederse kapatıp gidecek patron. Benim yolumda Organize Sanayi Bölgesinde büyük bir fabrikaya düşecek, tabii orada da iş bulabilirsem.‘Geçim sıkıntısı yok’ diyor bazıları, nasıl geçim sıkıntısı yok benim aklım almıyor. Önceden ‘verilen vergi yol, su, elektrik olarak geri dönüyor’ derlerdi. Şimdi verdiğimiz paralar nereye gidiyor belli değil. Su ve elektriğe gelen zamlar ortada. Nereye gidiyor bu vergiler şimdi?” diye yakınıyor.

“YASTIK ALTI DA BİTTİ, YÜNÜN İÇİ DE BİTTİ!”

“Geçen sosyal medyada gördüm, lüks arabaların sayısı çok fazlaymış bizim ülkemizde. Böyle bir şey olamaz yahu. İnsanlara altınını, dövizini bozdurma talimatı verip de bakanların ultra lüks arabalara binmesi ülkeyi yönetenlerin vatandaşları ne kadar düşündüğünün kanıtı. Bu bakanların hiç mi dövizi yok? Bir tanesi çıkıp da gösteriş için bile olsa ‘Bakın ben 10.000 dolar bozduruyorum’ demedi. Milletten istiyorlar ama yastık altı da bitti, yünün içi de bitti.Vatandaş her geçen gün yoksullaşıyor. Açlık sınırının altında yaşıyoruz.Bu nasıl güllük gülistanlık ülke?Bütün işçiler bankalardan çektikleri krediye bağımlı olmuş vaziyette. Büyük bir kısmı da ödeyemiyor. Gelen zamlarla birlikte ne yapacağız, nasıl ödeyeceğiz borçlarımızı bilmiyorum.” diyerek sözlerini sonlandırıyor.

www.evrensel.net