Fabrikadan fısıldaşmalar

Fabrikadan fısıldaşmalar

Dövizin yükselişinin kendi yaşantısını ve işçi arkadaşlarını nasıl etkilediğini Kartal’dan bir fabrikadan Erhan anlatıyor.

Eren YÜCEBOY

İstanbul/ Kartal

Bu yılın başından itibaren geçen yaklaşık 9 aylık süreçte, Türk Lirası yarı yarıya değer kaybına uğradı. Dövizin yükselişi, liranın değer kaybı hiç şüphesiz, Türkiye'de yaşayan her kesimden insanı büyük oranda etkiledi.

Kartal'da bir fabrikada işçi olan Erhan ile artık daha da görünür olmaya başlayan bu krizin, çalıştığı fabrikaya ve kendi yaşamına nasıl yansıdığı hakkında konuştuk.

PATRONLARIN “KRİZ YÖNETİMİ”

Sohbetimize, fabrika sahiplerinin dövizin yükselişi ile alakalı olarak işçilere yönelik bir yaptırımı olup olmadığını konuşarak başladık. Erhan'ın gözlemlediği kadarıyla fabrika yönetimi şu an için hiç de bir kriz yönetimi uygulamamakta. Fabrikadan ayrılan işçiler olsa bile bu ayrılıkların sebebi büyük oranda işçilerin kendi istekleri. Hatta fabrikasında işten çıkarmalardan çok işçi alımı oluyormuş Erhan'ın. Öte yandan, bir de şöyle bir durum var ki, fabrika sahipleri şu an için dördüncü bir fabrikanın daha açılışına hazırlanıyorlarmış. Erhan, fabrika yönetiminin bu rahat tavırlarını, işlerini döviz usulü yapmalarına veya yaklaşan krizi çok öncesinden öngörüp önlem almış olmalarına bağlıyor.

“KRİZ DERİNLEŞTİKÇE, SORUMLULARI DA GÖRÜLECEKTİR”

Fabrika sahiplerinin kesin bir yaptırımı henüz olmasa da fabrika içerisinde işçiler çok kısık sesle ve yüzeysel bir şekilde de olsa döviz artışının kendilerine olan etkilerini konuşmaya başlamışlar. Ancak bu tartışmalar da şu an için ekonomik sorunun esas sebebine yoğunlaşan tartışmalar olmaktan çok iktidar ağzıyla sürdürülen tartışmalar oluyormuş. Ancak Erhan'a göre, dövizin yükselişine bağlı olarak hemen hemen tüm yaşamsal araçlarımıza yönelik uygulanan zamlar arttıkça, ekonomik krizi yaşayınca, fabrika içerisine iyiden iyiye yansımaya başlayınca işçilerin kullandıkları dil ve tartışmanın boyutu da değişecek. Çünkü ortada şöyle bir gerçek var ki, işçilerin hepsi doğalgaz ve elektriğe yapılan yüzde dokuzarlık zamdan etkilenmekteler.

İşçiler şu an için yalnızca bu durumun kendilerini nasıl etkilediğini konuşuyor olsalar da Erhan'a göre bir müddet sonra bu ekonomik gidişatın sorumlularını da görmeye, tanımaya başlayacak. “Alım gücünün düşmesiyle birlikte, işçilerin patronlarından maaşa zam veya ek mesai gibi talepleri olacaktır. Ancak fabrika sahipleri bu talepleri karşılamayacaklar çünkü fabrika içerisinde herhangi bir sendikal çalışma olmadığı için böylesi durumlarda patronlar çok rahatlıkla işten çıkarmalara başvurabiliyorlar.”

HER ŞEYE ZAM VAR, MAAŞA YOK

“Zamlar senin hayatını etkiliyor mu?”sorusuna peşinen gülerek cevap veriyor Erhan ve ekliyor: “Muhakkak ki etkiliyor.” Çünkü işçi kitlelerinin şöyle bir dezavantajı var ki çevresinde tükettiği, satın aldığı her şeye zam gelirken maaşı sabit kalıyor. Hâliyle, sabit ve yeterli düzeyde olmayan bir maaşla çevresindeki bu kadar zamla baş etmeye çalışması bir hayli zor oluyormuş Erhan'ın.

SABIRLA ANLATMAK, DAİMA TARTIŞMAK

Erhan zaman zaman işçilerle tartışmaktan, derdini anlatmaktan, açıklamaktan bıkıp yorulan bir genç olsa bile, bunu yapmaktan da çoğu zaman geri durmayıp işçi arkadaşlarının da bazı şeyleri sorgulayabilir hâle gelmesine çabalıyormuş. Çünkü tecrübe ettiği bir şey var ki, tartıştığı şey her ne olursa olsun, o tartışma konusu dönüp dolaşıp tartıştığı arkadaşlarının başına gelince Erhan'a hak vermeye başlıyorlarmış, o kişiler. Yani muhakkak ki ekonomik sorunlar arttıkça, görünür olmaya başladıkça, herkes bunun esas sorumlularını fark eder hale gelecektir. Esas olan o gün gelinceye kadar sistemin ve kötü ekonomik gidişatın sorumlularını en iyi şekilde ifşa edebilmek.

www.evrensel.net