Rant, kira, öğrencilik

Rant, kira, öğrencilik

Üniversiteyi kazandıktan sonra sorunlar bitmiyor: Eve mi çıkayım yurda mı? Evin ya da yurdun ücretini karşılayabilir miyim?

Metin Berk SÜER

İstanbul Teknik Üniversitesi

Üniversitelerde yeni dönemin açılmasıyla birlikte yüz binlerce öğrenci başka kentlere, belki de yaşadığı kentin başka semtlerinde ikamet etmek için bir dizi serüven yaşamak zorunda kalacak her yıl olduğu gibi. Bu kısmi ve zorunlu göç dalgasının en çok etkilediği kesim de öznenin kendisi ve onun ailesi oluyor mecburen. Bir üniversite öğrencisinin asıl serüveni yerleştirme sonuçları açıklandıktan sonraki kayıt yaptırma ve kayıtla birlikte başlayan barınacak bir yer bulma telaşı ile başlıyor aslında. Bu telaş tatlı bir telaş değil aksine insanlığın en doğal haklarından biri olan barınma hakkının nasıl edinilemediğinin bir ön izlemesi. Genel olarak sürecin başladığı nokta kalınacak yerin niteliğinin seçimi ile başlıyor. Yurtta mı evde mi kalınacağı sorusunda genel olarak aileler korunaklı olmasından dolayı yurt tercihine yakın ancak gerek üniversitelerin içindeki yurtların gerekse dışarıdaki KYK ve özel yurtların arasında sıkışan öğrencinin yapacağı tercih bırakın güvenli olmayı yaşamı kısıtlayan, ekonomik olarak baş edilmesi güç ve siyasi odaklara göbekten bağlı bir sürece dönüşmüş oluyor. Yurtlar siyasi olarak devlete bağlılıklarından dolayı muhafazakar politikaya yönelik sempozyum ve ziyaretlerin düzenlendiği, dışlarına devlet büyüklerinin kocaman posterlerinin asılabildiği, öğrencilerin doğrudan bir propagandaya maruz bırakıldıkları yerler halini almış durumda. Öğrencilerin kafasındaki çelişkilerin belirginleşmesinde yurt kavramının iki tarafında da yaşanan eksikliklerin büyük payı var. Örneğin bir devlet yurdu tercihi yapacak kişi sosyal ve siyasal olarak alabildiğine kısıtlayan bir yapının içine; özel yurt tercihi yapmak isteyen öğrenci ise temel yaşam fonksiyonlarındaki (yemek, banyo...) eksikliklere rağmen sosyal açıdan belki daha rahat hissedebileceği ama fiyat olarak bütçeleri çok zorlayacak bir yapının içine çekilmiş oluyor bir anda. Hemen hemen hiçbir özel yurtta öğle ve akşam yemeğinin olmaması öğrencilerin çoğunu dışardan yemeye mecbur bırakırken, yurtlarda hijyen ve mevcuda yetememe sorunu da çoğu zaman öğrencilerin başını ağrıtıyor.

AŞAĞI TÜKÜRSEM SAKAL YUKARI TÜKÜRSEM BIYIK

Yurt yerine ev tercihi yapacak öğrenciler ise özellikle büyük kentlerde büyük bir rant kaynağının ana damarlarından birini oluşturuyorlar. Özellikle ulaşım konusunda okullara yakın olan ve minimum vakit kaybı ile geçiştirilebilecek bir mesafede normal bir fiyata kiraya çıkmak neredeyse imkansız. Çünkü üniversiteye yakın olan ve üniversite semti olarak tanımlanabilecek alanlarda üniversitenin merkezde olmasından kaynaklı bir çeper oluşmuş durumda. Bu çeper öğrenciye normal arazi değerinin üzerinde fiyatlara ev verildiği, eski emekçi mahallelerinden oluşmakta. Üniversite kampüslerinin bu alanlara açılmasıyla birlikte bu alanlar önemli bir kaynak olarak cazibe merkezi haline geliyor ve merkezden çepere eski emekçi mahallelerinin dönüşüm sürecine girdiği örnekler ile karşılaşıyoruz. Üniversitenin gelmesiyle birlikte kira fiyatları, tüketim ihtiyaçları (hem ekonomik hem sosyal), yaşayan profili hızlıca değişiyor ve alanlar üniversitenin yarattığı değerden kaynaklı olarak gerektiğinden fazla bir arazi değerine dönüşüyor. Hal böyle olunca da bu semtlerde kiralar normal bir ailenin veya öğrencinin karşılayamayacağı bir hale gelmiş oluyor. Öğrenciler bilgi üretmeyi merkezine almış bir kurumun çalışanları, semtler de onları besleyecek ve olabildiğince maksimum kar yaratacak hizmet alanlarına dönüşmüş oluyor. Bu durumda da barınma hakkı ikinci, üçüncü plana atılmış; önemli olanın arazinin kendini dönüştürme sürecindeki maksimum karlılığına odaklanan ve ailelerin içinden çıkamadığı çelişkiler yumağında ilerleyen bir tercih sonrası döneme merhaba demiş oluyoruz.

www.evrensel.net