Transit: Bir roman, bir film, bir yüzleşme çağrısı

Transit filminden bir kare. Fotoğraf: Flickr

Transit: Bir roman, bir film, bir yüzleşme çağrısı

Ercüment Akdeniz, yönetmen Christian Petzold'un 'Transit' filmini yazdı: 'Transit, sadece bir Avrupa filmi değil evrensel bir yapıt.'

Ercüment AKDENİZ

Anna Seghers’in “Transit” romanını okuduğumda, “Bunu herkes okumalı” dediğimi hatırlıyorum. Çünkü benim için bu kitap, mülteci düşmanlığının en güçlü panzehirlerindendi. Sonra onu bir yazı ile tanıtmaya karar vermiştim.

Sinemalarda gösterime giren “Transit” filmini izleyince o yazıyı tekrar okuma ihtiyacı duydum. Yazım 17 Mart 2016’da yayımlanmış. Şöyle demişim: “Bugün ‘Kale Avrupası’nı korumak adına; Ortadoğu ve Afrika’dan gelen göçmenlere yapılmadık eziyet bırakmayanların ibretle okuması gereken bir kitap Transit...”*

Evet, şimdi gönül rahatlığı ile aynı şeyi Christian Petzold’un “Transit” filmi için de söyleyebilirim.

***

Bir an için dünyayı şöyle bir tersine çevirin...

Savaşın adresi Suriye, Ortadoğu ya da Kuzey Afrika değil, bu kez Avrupa olsun. Ve savaş yangını bütün kıtayı kuzeyden güneye sarmış olsun. İnsanlar kaçışan kaçışana.

Tıpkı Suriyelilerin Ege sahillerine yığılması gibi, Avrupa halklarının Fransa sahillerine yığıldığını düşünün: İskenderiye’de tıkılıp kalmış Mağripli mültecilerin çaresizliğini bu kez Almanların, Flamanların, Belçikalıların yaşadığını bir de. Ve Marsilya’da sıkışmış Avrupalıların kıtadan kaçma umutlarını. Ya da kaçmayı başaramayanları gözünüzün önüne getirmeye çalışın; bir fukara teknenin sırtında ya da patlak bir botun içinde derin sulara gömülenleri.  

Petzold’un Transit’i işte böyle bir film. Christian Petzold, mülteci düşmanlığı ve ırkçılık ekseninde özellikle Avrupa insanını sarsmayı amaçlıyor.

***

Transit filmi, Anna Seghers’e de saygı duruşu niteliğinde. Öyle ki 1940’larda Seghers’in romanında geçen diyaloglar; bugün Avrupa’da ya da Avrupa kapılarında sıkışıp kalmış 21. yüzyıl mültecilerine ait hikayelerin, filmde geçen alt metinleri. Film, romandaki ritmi de ustalıkla yakalamış ve perdeye uyarlamış.

Petzold, Seghers’in güçlü tanıklığına dayanarak 21. asır insanına perdeden şu mesajı veriyor: Zaman değişir, asır değişir, kıyafetler, arabalar hatta çocuk parklarındaki eğlenceler dahi değişir; ama ayrımcılık ve ırkçılık ayakta olduğu sürece mültecinin dramı değişmez!

***

Filmi izlemek isteyenler, bulabilirlerse eğer, Anna Seghers’in Transit romanını okuyarak gösterime girmeliler. (Bulabilirse diyorum çünkü benim okuduğum kitap Evrensel Basım Yayım tarafından basılmıştı ve yayınevi absürt bir KHK ile kapatıldığı için ulaşmak biraz zor olabilir) Filmi izledikten sonra da kitaba ulaşmak, romana başlamak mümkün tabi.

Romandaki hikayeyi kısaca anlatalım...

Hitler karşıtı söz sarf ettikleri için sınıra doğru kaçan yüzlerce yazardan biridir Weidel. Ne ki naif yazar, bir transit belge uğruna birbirine çiğneyen mülteci dünyasının ağırlığını kaldıramaz. Bir hotel odasında yaşamına son verirken bıraktığı bavul ise başka bir mültecinin umut kapısı olacaktır. Zira o bavulda hem yeni bir “kimlik” hem de bir roman taslağı vardır.

Petzold’ün filmi, Seghers’in romanından yola çıkarak, mülteci dramını günümüz Marsilyası’na uyarlamış. Onun kadrajında 1940’ların büyük Avrupa göçü, günümüzdeki Ortadoğu ve Kuzey Afrika göçü ile iç içe girmiş, harmanlanmış.  

***

Ah Marsilya, mülteci kenti Marsilya ne çok acılar çektin sen Nazi postalları altında.

Peki ya şimdi?

Doğrusu Petzold’un filmi, robocoplu Fransız polisini Marsilya’ya yaklaşan Nazi birliklerinin kara gölgesiyle eşitlerken büyük bir meydan okumaya da imza atmış. Irkçılık ve milliyetçiliğin mülteci düşmanlığı üzerinden yeniden yükselişe geçtiği günümüz Avrupası’nda tarihsel anlatı ve yüzleşmelere her zamankinden çok ihtiyaç var. Transit uyarlaması bunun başarılı örneklerinden. Ama o, yükselen gerici dalgayı tek başına durduracak kudrette değil elbette. Bunun için daha fazlasına ihtiyaç olduğu açık.

Filmi izlerken aklıma İlya Ehrenburg’un “Faşizm sonrası Avrupa” kitabı geldi. Keşke birileri çıksa da Transit’in ardına hemen böylesi bir uyarlama daha yapsa.  

Son söz...

Irkçılık ve faşizm sadece Avrupa’da değil, bizde ve dünyada da yükselen bir baş belası. Bu nedenle Transit, sadece bir Avrupa filmi değil evrensel bir yapıt. Her fırsatta “Suriyeli mülteciler defolsun” çığlıklarının atıldığı ülkemizde de onun izlenmesinde mutlak fayda var.

KÜNYE: TRANSİT

Transit filminin afişi

Yönetmen: Christian Petzold
Oyuncular: Franz Rogowski, Paula Beer, Godehard Giese
Tür: Dram
Ülke: Almanya, Fransa
Süre: 1 saat 41 dakika

* Bir zamanlar mülteci avrupa – Evrensel gazetesi- 17 Mart 2016

Son Düzenlenme Tarihi: 11 Eylül 2018 09:15
www.evrensel.net