Özgürlükçü Demokrasi davası yarın: 'Hukuksuz tutukluluk son bulsun'

Özgürlükçü Demokrasi logosu

Özgürlükçü Demokrasi davası yarın: 'Hukuksuz tutukluluk son bulsun'

14 Özgürlükçü Demokrasi çalışanı yarın hakim karşısına çıkacak. Gazetenin Yazı İşleri Müdürü İshak Yasul, 'Hukuksuzluk son bulsun' çağrısı yaptı.

Özgürlükçü Demokrasi çalışanları yarın hakim karşısına çıkacak. Bulunduğu Silivri Cezaevinde duruşmaya katılım çağrısı yapan gazetenin Yazı İşleri Müdürü İshak Yasul, ilk duruşmada tahliye beklediklerini vurgulayarak “İlk duruşmaya dair beklentim elbette tahliye edilmek. Tüm gazeteciler ve haksız yere içeride tutulan binlerce insan için de olması gereken budur. Umarım bu hukuksuzluklar son bulur” dedi.

Özgürlükçü Demokrasi Gazetesine 28 Mart 2018’de kayyım atandı. 8 Temmuz 2018’de ise çıkarılan kanun hükmünde kararname (KHK) ile kapatıldı. Kayyım atandıktan sonra gazetenin çalışanlarına yapılan operasyon kapsamında gazetenin İmtiyaz Sahibi İhsan Yaşar ve Yazı İşleri Müdürü İshak Yasul’un da aralarında bulunduğu 6 kişi tutuklanırken 14 kişi hakkında dava açıldı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu Savcısı Uygur Kaan Arısoy tarafından hazırlanan iddianamede, gazetenin İmtiyaz Sahibi İhsan Yaşar ve gazetenin Yazı İşleri Müdürü İshak Yasul’un da bulunduğu 14 kişi hakkında “Örgüte üye olmak”, “Propaganda yapmak”, “Örgüt yayınlarını basmak veya yayımlamak” suçlamaları yöneltildi. İstanbul 23’üncü Ağır Ceza Mahkemesinde açılan davanın ilk duruşması 12 Eylül’de görülecek.

Gazetenin Yazı İşleri Müdürü İshak Yasul, bulunduğu Silivri Cezaevi’nden davaya dair Mezopotamya Ajansına (MA) yanıt verdi Yasul şunları kaydetti:

“Gazetemizin kapatılması ve tutuklanmamız  Afrin’e dönük operasyonla dönemin Başbakanı Binali Yıldırım’ın medyaya dönük 15 maddelik talimat listesine itaat etmememizle gerçekleşti. Bir nevi yapılmak istenen medyayı hizaya getirmek ve biat ettirmekti. Ki gazeteci hiçbir olay karşısında, hiçbir zaman itaat etmez, hangi koşul altında olursa olsun. Çünkü gazeteci birilerinin kalemşorluğunu yapmaz, gerçeğin, asıl olanın dili olur. Gazeteciliğin ölçüsü de ilkesi de budur. Eğer bu mesleği icra ediyorsanız ahlak ve ilkelerini göz ardı edemezsiniz. Bu temelde  Afrin’de yaşanan, birçok uluslararası ajansa yansıyan, bir çoğu daha sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Sözcüsü İbrahim Kalın tarafından kabul edilen talanı ve yağmayı, yaşamını yitiren yüzlerce sivil insanı, göç eden yüz binlerce insanı göz ardı edemezsiniz. Bütün bunları hâlâ Kuvayi Milliye benzetmesi yapılan ÖSO’cular yapmaktadır. İşte bütün bunlara sessiz kalmak, bir Afrin’linin 'ÖSO kadınlarımıza tecavüz etti. Evlerimizi talan etti' sözünü 'YPG yaptı' şeklinde servis etmenin gazetecilik ilke ve ahlakıyla nasıl bir açıklaması olabilir? İşte Özgürlükçü Demokrasi gazetesi itaat etmediği ve gerçeklerin tarafı olduğu için kapatıldı."

İshak Yasul. Fotoğraf: MA

Gazetenin kapatılmasının ve ardından gerçekleşen operasyonların Kürt halkı ve değerlerine uygulanan politikaların bir parçası olduğunu öne süren Yasul, “Bir bakıma Kürt medyası yıllardır devletin ve iktidarların uygulamış olduğu baskı ve saldırı politikalarının tanığı konumundadır. Ve bu tanıklığın bedelini canıyla, işkence ve cezaevlerine konulmakla vermiştir. Defalarca faili belli bir şekilde katledilmiş, bombalanmış, işkenceye uğramış, cezaevlerine hapsedilmiştir. Tabii buna karşı durmaktan, gerçekleri dile getirmekten, yapılan ve gizlenmeye çalışanları açığa çıkarmaktan, bedeli ne olursa olsun asla geri adım atmayacaktır. Bugün olduğu gibi… Bugün tüm Türkiye halkları her taraftan bir baskı politikasına maruz kalmışken, Kürt halkına uygulanan bunca baskı ve saldırı ortadayken özgür basın buna sessiz kalamazdı. Ki kalmadığı için de her dönemde olduğu gibi bu dönemde de her türlü baskıya maruz kalmıştır. Sanık kürsüsüne çıkarılan Kürt medyası aslında yaşanılan ve yaşatılanların tanığıdır” dedi.

İlk duruşmanın 12 Eylül darbesinin yıl dönümünde görüleceğine de dikkat çeken Yasul, şöyle devam etti:

“Bugün o dönemi de çok geride bırakan, her türlü baskı ve saldırının derinleştirildiği bir dönemden geçmekteyiz. O günleri aratan bir dönem. Yüz binlerce gözaltı ve tutuklama, binlerce ihraç, yaşanan bunca hak ihlali ve tek sesli bir hale getirilmek istenen bir medya. 200’e yakın basın-yayın kurumunun kapatılıp, bir o kadar gazetecinin tutuklanması. Tabii bugünün yıl dönümünde mahkemeye çıkmanın yarattığı bir anlam vardır. O da derinleşen baskı politikalarına karşı büyüyen bir mücadeledir.”

Yasul Basın örgütlerine ve meslektaşlarına da dayanışma ve davaya sahip çıkma çağrısı yaptı. (MEDYA SERVİSİ)

Son Düzenlenme Tarihi: 10 Eylül 2018 21:56
www.evrensel.net