65 yaş aylığı, bayram müjdesi ve Evrensel
Fotoğraf: Pixabay

65 yaş aylığı, bayram müjdesi ve Evrensel

Gazete ve televizyonlar '65 yaş aylığında müjde' diye duyurdu. Oysa müjde değildi, 2,5 yıl öncenin değişikliğiydi.

Onur BAKIR
Sendika Uzmanı

Türkiye’de ana akım medya, çalışma yaşamı ve sosyal güvenlik ile ilgili haberlere genelde ilgi göstermez. Ancak kimi zaman “emir” büyük yerden gelir. AKP iktidarının bir “müjde”si vardır ve bu müjdenin duyurulması gerekiyordur. İşte o zaman dört koldan müjde muştulamaya girişir televizyon ve gazeteler. Özellikle sosyal güvenlik, teknik ve karmaşık bir konu. Duyurulması istenen “müjde” ya -genelde sipariş üzerine- Anadolu Ajansı tarafından vurgulanması istenen boyutu öne çıkarılarak ve basitleştirilerek servis edilir ya da Bakanlıkların basın danışmanları devreye girer, bir basın kuruluşuna özel haber yaptırılır ya da köşe yazısı yazdırılır. Bu haber ya da yazı farklı medya organlarında aynı içerikle yaygınlaştırılır.

Çoğu zaman bir gazetecilik faaliyeti söz konusu değildir, aslında iktidarın “halka ilişkiler” çalışmaları medya aracılığıyla yürütülmektedir. Medyanın çok büyük bölümü, doğrudan ya da dolaylı olarak iktidar tarafından kontrol edildiği için bazen özel bir çaba sarf etmeye bile gerek olmaz. “Efendilerine” yaranmak için birbiri ile yarışan yandaşların “müjde” muştulayacağı gelmiştir, müjde Fizan’da da olsa bulunur, duyurulur…

BAYRAMDA GELEN MÜJDE!

Kurban Bayramı’nın 3. günü (23 Ağustos) tam da böyle bir sürece tanıklık ettik. Tespit edebildiğim kadarıyla haberi ilk kez NTV geçti. “65 yaş aylığında şartlar değişti” başlıklı haber hem televizyon ekranından hem de internet sitesinden duyuruldu. Öğleden sonra ve akşam birçok kanalın haber bültenlerinde “65 yaş aylığında müjde” mealinde haberler yayınlandı. Haberin dayanağı 19 Ağustos’ta Resmi Gazetede yayımlanan 65 yaş aylığına ilişkin yönetmelikte yapılan değişiklikti.

Haberlerin zamanlaması da manidardı. Haberlere göre, iktidar bu bayramda da yaşlıların yüzünü güldürmüştü. 65 yaş aylığı bağlanması için artık hane içindeki tüm bireylerin gelirine değil sadece 65 yaş üstü bireyin ve eşinin gelirine bakılacaktı. 65 yaş üstü bireyin ve eşinin aylık geliri toplanacak ve ikiye bölünecekti. Kişi başına düşen gelir elde edilecek ve bu gelir asgari ücretin net tutarının üçte birinden az ise 65 yaş aylığı bağlanabilecekti. Aynı hanede yaşayan çocuk ya da torunların gelirleri hesaba dâhil edilmeyecek;böylece 65 yaşın üstündeki muhtaç vatandaşların daha çoğu bu aylıktan yararlanabilecekti.

Ekran görüntüsü

YASA 2.5 YIL ÖNCE DEĞİŞMİŞTİ!

Oysa yeni bir müjde olarak özellikle de bayramda duyurulan bu değişiklik aslında tam 2.5 yıl önce yapılmıştı. 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Kanunda, 14 Nisan 2016 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanan torba kanunla değişikliğe gidilmişti. Kanun gereği 14 Nisan 2016 tarihinden bu yana 65 yaş aylığında hane içindeki üçüncü kişilerin (örneğin çocuk ya da torun) gelirlerinin hesaplamaya dahil edilmemesi gerekiyordu. SGK’den gelir ya da aylık alamayan 65 yaş üstü yurttaşlara aylık bağlanmasının koşullarını kolaylaştıran bu değişiklik doğru ama eksik bir adımdı.

Kanunun değişmesi ile birlikte eski adıyla Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın en kısa sürede Kanuna ilişkin yönetmelikte de değişikliğe gitmesi, kanunda yapılan değişiklikleri yönetmeliğe yansıtması gerekiyordu. Ancak Bakanlık 2.5 yıl boyunca kulağının üzerine yattı, yönetmeliği değiştirmedi. Böylece kanun ile yönetmelik aynı konuda birbirinden farklı, birbiri ile çelişen düzenlemeler içerir hale geldi. Hukuk kuralları gereği esas alınacak olan kanundu, yani yönetmeliğin değişmemiş olması kanundaki yeni kuralın uygulanmasına engel değildi. Ama yine de bu uyumsuzluğun giderilmiş olması gerekirdi.

BİR ‘GAZETECİLİK’ FACİASI

Dolayısıyla 2.5 yıl önce değişen bir kuralı yeniymiş gibi “müjde” paketi içinde sunmak bir gazetecilik başarısı değil faciasıydı. Bu haberi yapanlar ve yaygınlaştıranlar, kamuoyunu yanlış bilgilendirmiş; ancak bu gazetecilik rezaleti hükümetin hanesine artı puan olarak yansımıştı. Aslında haber değeri taşıyan asıl unsur, Bakanlığın yönetmeliği değiştirmeyi unutmuş ya da ihmal etmiş ve 2,5 yıl sonra hatırlamış olmasıydı. Bu nedenle de bu olgudan müjde değil eleştiri çıkabilirdi.

İktidarın borazanlığını yapmak yerine görevini meslek ilkelerine uygun yürüten araştırmacı bir gazeteci, 2.5 yıl geciken bu değişiklik nedeniyle bir mağduriyet yaşanıp yaşanmadığını da araştırırdı. Belki de yönetmelik değişikliği 2.5 yıl geciktiği için -her ne kadar kanundaki yeni kuralın uygulanması zorunlu da olsa- uygulamada sıkıntı yaşanmıştı. Aslında kanundaki yeni kural uyarınca aylığa hak kazanan bazı yurttaşlara, belki de yönetmelik değişmediği için aylık bağlanmamıştı!

HAK ODAKLI GAZETECİLİK

Hatta bir adım daha ileriye gidip, hak odaklı gazetecilik de yapılabilirdi. Böyle bir gazetecilik pratiği 65 yaş aylığı için aranan koşulun kendisi sorgulayabilirdi. Çünkü yasaya göre eğer iki kişilik bir haneye aylık 967.2 TL’nin üzerinde gelir giriyorsa, kişi başına düşen gelir net asgari ücretin üçte birinin üzerine çıkıyor ve 65 yaş aylığı bağlanamıyor. Hanedeki aylık gelir 967.2 TL’nin üzerindeyse, devlet bu haneyi muhtaç saymıyor! Örneğin 60 yaşındaki eşi ile birlikte yaşayan, SGK’den gelir ya da aylığı olmayan 70 yaşındaki bir dede sokakta işportacılık yaparak ayda 1000 TL kazanıyorsa, 65 yaş aylığı bağlanmıyor.

Hak gazeteciliği aylığın bağlanma koşullarını incelediği gibi bağlanan aylığı da sorgulayabilirdi. 65 yaş aylığı bugün itibariyle aylık 500 TL. Kaldı ki bu 500 TL, 2018 yılı Haziran ayına kadar 265.8 TL’ydi. Örneğin hayatı boyunca sigortasız tarım işçiliği yapmış, artık çalışamaz hale gelmiş, gelir elde edemeyen, emekli aylığı da alamayan yaşlı bir çifte “muhtaç” olduğu için verilen aylık tutarı 500 TL! Asgari ücretin üçte biri bile değil! Bu 500 TL ile hayatta kalmaya çalışan yüz binlerce yurttaşın olduğu bir ülkede, bu durumda olan bir çiftin evine ziyaretçi olmak, derdini tasasını dinleyip haberleştirmek çok mu zor?

Aslında değil! Ancak müjde gazeteciliğinin kitabında doğruların peşine düşmek, yurttaşların haklarına sahip çıkmak, gerektiğinde iktidarı eleştirmek yok! Varsa yoksa müjdeler var…

BAŞKA BİR GAZETECİLİK MÜMKÜN!

Oysa başka bir gazetecilik mümkün ve böyle bir gazeteciliğe bu ülkede hayatını emeğiyle kazanan herkesin ihtiyacı var. Bu yazının yayınlandığı Evrensel Gazetesi de başka bir gazetecilik anlayışında ısrar eden, hak odaklı gazeteciliği ilke edinmiş, iktidarı eleştirmekten geri durmayan az sayıdaki gazeteden biri. Örneğin bütün yandaş gazeteler hep bir ağızdan “taşeron işçiye kadro müjdesi” haberleri yayınlarken, taşeron işçilerle ilgili yapılan değişikliğin gerçek sonuçları bu gazetenin sayfalarında defalarca yer aldı. Ana akım medya kiralık işçiliğe, zorunlu bireysel emekliliğe, zorunlu arabuluculuk sistemine, kıdem tazminatı fonuna, esnek çalışmaya övgüler düzerken; emekçiler bu hak kayıplarına, bu hak gasplarına ilişkin gerçekleri Evrensel’de bulabildi.

SEKA’nın özelleştirme kıskacına alınıp yok edilmesinin faturasını, bugün ithal kâğıt fiyatlarındaki ciddi artış nedeniyle tüm gazeteler ödüyor. Dün özelleştirme ve ithalat serbestisine övgüler düzenler; bugün gazetelerini basacakları kâğıt bulmakta zorlanıyor, neredeyse iki katına çıkan baskı maliyetleriyle boğuşuyor. Ancak SEKA’nın özelleştirilmesinin yol açacağı tehlikeleri sayısız kere anlatan, SEKA işçilerinin mücadelesini günü gününe aktaran, bugün bu gerçekleri yeniden hatırlatan Evrensel Gazetesi de azade değil bu süreçten. Yandaş gazetelerin arkasında patronları ve iktidarları var; Evrensel Gazetesinin ise sadece okurları ve değerleri…

İşte tam da bu yüzden, müjde gazeteciliğine karşı hak gazeteciliğini ayakta tutmak için her zamankinden daha çok sahiplenmeye ve dayanışmaya ihtiyaç var. Bu yazıyı internetten okuduysanız bugün bir Evrensel alabilirsiniz mesela; gazeteden okuduysanız bir Evrensel daha alıp bir okur daha kazandırabilirsiniz. Bu dayanışmayı sürekli hale de getirebilirsiniz! Gerçeklere her zamankinden daha çok ihtiyacımız var zira…

Son Düzenlenme Tarihi: 09 Eylül 2018 14:07
www.evrensel.net
ETİKETLER Onur Bakır