Emekçiler krizden halkçı çıkış yolunu birlikte aradı

Fotoğraf: Evrensel

Emekçiler krizden halkçı çıkış yolunu birlikte aradı

Dolar krizi, ardı ardına gelen zamlar ve geçim derdiyle boğuşan işçi ve emekçiler, Çiğli’de ‘Krizden halkçı çıkış yolu’ panelinde buluştu.

Döviz kuru ve enflasyonda yaşanan olumsuz gelişmeler artarak devam ederken, çözüm noktasında işçi ve emekçiler neler söylüyor? Yapılan zamlardan, geçim derdine birçok sıkıntıyı beraberinde yaşayan emekçiler, sorunların çözümüne ilişkin Çiğli’de ‘Krizden halkçı çıkış yolu’ panelinde bir araya geldi.

Çiğli Belediyesi Konferans Salonunda gerçekleştirilen panele, konuşmacı olarak Teori ve Eylem Dergisi Yazarı Arif Koşar ile CHP Emek Büroları MYK Üyesi Ekonomist Ali Petek katıldı. Panele Akar Tekstil, Tariş ve İzsu işçilerinin katılımı yoğun olurken birçok fabrikadan da işçiler de vardı.

İlk olarak konuşan Ali Petek, krizin analizini yaparak, dünyada ve Türkiye’deki ekonomiyi değerlendirdi. AKP iktidarının 15 yılda yenilikçi, marka yaratıcı veya yüksek teknolojiyi üretecek bir yeni sanayi yapılanmasını oluşturamadığını söyleyen Petek, “Bütün bunlar bir araya geldiğinde, üretken olmayan yatırımlar, yapılan yatırımların verimsizliği, bunların geri ödemelerindeki sıkıntılar, dünyadaki yeniden merkeze doğru olan yönelim, dövize olan talep, hem genel hem de özel gelişmeler ile kaçınılmaz olarak bu sonuç ortaya çıktı” dedi.

Başlangıçta döviz krizi olarak başlayan krizin şimdi finansal kriz olarak devam ettiğini ve üretim krizine doğru ilerlediğini belirten Petek, “Açıklanan ihracat ithalat rakamlarına bakınca ithalatta azalma olumlu gibi anlatılıyor, oysa Türkiye ara mallar ve üretim girdisi ithal ediyordu. Bu azalmışsa üretim daralacak anlamına gelir, yani kasım gibi üretim azalması ve işten atmalar yaşayabiliriz” diye konuştu.

Çözüme dair değerlendirmelerde bulunan Petek, “Sermaye çıkışının kontrolü, dövizle yapılmış bütün anlaşmaların iptali, krizi yaratan sermayenin bu işin payını üstlenmelidir. Halkçı çözüm, krizin faturasının bu ülkenin kârlara sahip olanlarda aramakta geçiyor” dedi.

‘DIŞA BAĞIMLILIĞI KOPARMADAN HALKÇI ÇÖZÜM OLMAZ’

Arif Koşar ise, “Bu sadece siyasal bir kriz değil. Türkiye’de tek adam rejimi var, bu nedenle Türkiye ekonomisi, Amerika’nın da müdahalesi ile ülke ekonomisi krize girdi, demek yeterli değildir. Türkiye çok demokratik bir ülke olsaydı, AKP değil, başka bir sermaye partisi iktidarda olsaydı, Türkiye yine bu ekonomik krize girecekti. Ekonomik krizin siyasal rolünün dışında iktisadi ve ülkenin ekonomik yapısı ile ilgili güçlü yapısal nedenleri de var” diye konuştu. Türkiye ekonomisinin dışa bağımlılığını da tartışan Koşar, “Bu kriz sürecini yorumlarken, sadece Türk lirasının değer kaybetmesi değil, Türkiye ekonomisinin emperyalizme bağımlılığını ve bunu derinleştiren politikaları, Türkiye tarımını yapamaz hale getiren ve ithalata mecbur bırakan, sanayisini yabancı tekellerin hegemonyası altına sokan politikaları sorgulaması gerektiren bir süreçteyiz. Eğer krizden çıkışı tartışıyorsak, bu bağımlılık ilişkini kopartacak önlemler alınmadan krizden halkçı bir çıkış mümkün değildir” dedi.  Krizin yükünü emekçilerin ödememesi için radikal önlemlerin alınması gerektiğini söyleyen Koşar, “İşten atmalar yasaklanmalı, bu en önemli taleplerden bir tanesi. Batan iş yeri kamulaştırılsın, işçiler atılmasın. İnsanca yaşayacak ücret, bu kadar zam geliyorsa ücretler arttırılmalı yani ek zam talebi. Sermaye çıkışını engellenmeli ve emperyalizme bağımlılığı çözmeden bugün krizden çıksak yarın yine batarsın. Emperyalizme bağımlılık ilişkilerini köklü bir şekilde değiştirmelisin” dedi.

Fotoğraf: Evrensel

‘METAL FIRTINA DENEYİMİNİ İLERLETMELİYİZ’

Paneli yöneten Deriteks Örgütlenme Uzmanı Cihan İşçi ise, “2001 krizinde Çiğli Organize’de işten atmalar, kısmi ücret uygulamaları, ücretsiz izin, fazla mesai ücretlerini ödememe uygulamalarını yaşadık. 3 ay sonra organize sanayi yönetimi krizden %20 büyüyerek çıktık açıklaması yaptı. Biz o zaman da krizin faturasını ödemeyelim kampanyası yürüttük. İşten atmaları vs engelleyemediysek bile organizede bazı fabrikalar sendikalaştı, bunlar bizim kazanımımız oldu. Bugün Çiğli’de işçiler olarak 2001’e göre daha örgütlüyüz diyebiliriz. Şimdi bu salonda bile 7 ayrı sendikanın temsilci ve yöneticileri var krizin faturasını ödememe kampanyasını birlikte yürütmeliyiz. Dikkatimiz fabrikalarda olmalı ve metal fırtına deneyimini ilerletmeliyiz” dedi. Panel, soru cevap bölümü ile son bulurken, grevde olan Süperpak işçileri de unutulmadı ve dayanışma için bağış kutusu yapıldı. (İzmir/EVRENSEL)

Son Düzenlenme Tarihi: 07 Eylül 2018 13:30
www.evrensel.net
ETİKETLER İzmirÇiğli