Birleşerek değiştirecekler

Birleşerek değiştirecekler

İstanbul’da Kağıthane, Şişli, Beyoğlu, Sarıyer, Eyüp bölgesindeki işçi ve emekçiler Çağlayan Beyaz Saray Düğün Salonu’nda yapılan işçi kurultayında bir araya gelip, sorunlarını ve çözüm önerilerini tartıştı. 140 işçi ve emekçinin izlediği kurultaya, başta Çağlayan tekstil

KÜÇÜK ALEVLERDEN BÜYÜK YANGINLAR

İlk konuşmayı yapan divan başkanı, Haber İş 1 Nolu Şube Yöneticisi ve Telekom İşyeri Baştemsilcisi Elif İçağasıoğlu, işçi kurultaylarının işçi kültürünün oluşturulması ve sendikalı, sendikasız, çalışan işçilerin birlikte mücadele etmesinin ilk adımı olması açısından önemine dikkat çekti. Örgütsüzlüğün işçileri yalnızlaştırdığını ve bunun da ancak tabanda kurulacak birlikle aşılabileceğini kaydeden İçağasıoğlu, “Kurultaylarla bir araya gelip küçük alevlerden büyük yangınlar çıkarma zamanıdır” dedi. Sendikal bürokrasinin işçi mücadelesi önündeki engel olduğunu vurgulayan İçağasıoğlu, “Sendikaların bizim evimiz olduğunu unutmayacak, işyeri komiteleri kuracak, sendikaları denetleyecek ve sendikal bürokrasiyi yıkacağız” dedi.

ÖRGÜTLENMELİYİZ

Çağlayan Tekstil İşçisi Bekir Albayrak, Çağlayan’da çalışan işçilerin çoğunun sendikanın, sigortanın ne demek olduğunu bilmeden kölece çalıştırıldığını ifade etti. Albayrak, “Bizler baktık ki başka yerlerde sigorta var, sendika var ama Çağlayan’da yok. Patronlar arasında örgütlenme var. İşçiyi nasıl ezeriz, nasıl sömürürüz toplanıp bunu konuşuyorlar. Ama işçi örgütsüz. Biz de buna karşı bir araya gelip komitemizi kurduk” dedi. Çağlayan’da kadın ve çocuk işçilerin yoğunlukla çalıştırıldığını kaydeden Albayrak, “Benim kardeşim 10 yaşında tekstilde çalışıyor ve patrondan korktuğu için sesini çıkaramıyor” dedi.

KÜRT İŞÇİLER DAHA ÇOK SÖMÜRÜLÜYOR

İş yerlerinde lavaboların önünde turnike, kamera uygulamaları olduğunu ve işçinin onuruyla oynandığını belirten Albayrak, şöyle devam etti: “Eski iş yerimde 7 sene çalıştıktan sonra sigorta ve 50 TL zam istediğim için işten kovuldum” dedi. Patronun iş yerinde köyden yeni gelen Kürt işçileri daha çok sömürdüğünü söyleyen Albayrak, “Bir keresinde bir Kürt ile Türk işçi kavga etti. Patron Türk’ü işten kovdu. Herkes şaşırdı. Usta başı dedi ki ‘Neden kendi adamını kovuyorsun?’ Patron ben bu iş yerini Kürtler sayesinde kurdum. Kürtler ucuza çalışıyor’ dedi. Bizler köyden yeni gelmiş ve bilinçsiz olduğumuz için bizi daha rahat sömürüyorlar. Sendikalar bize haklarımızı ve mücadeleyi öğretmeli” dedi.

İDARENİN YOLUNU BİLMİYORDUK

Kurultayda, Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesinde taşeron işçi olarak çalışan Satı Büyükbayram, “5 yıldır hastanede çalışıyorum. 2 yıldır sendikalıyım. 2 yıl evvel bir sorun olduğunda şirket yöneticisine gittiğimizde bize işinize gelirse çalışın yoksa kapı orda diyorlardı. 5 dakika geç kalsan tutanak tutuluyor, kötü muamelelere maruz kalıyorduk” dedi. İlk önce sendikalı olmaktan korktuklarını ancak 2 ay ücretleri ödenmeyince durumun değiştiğini ifade eden Büyükbayram, “2 günde 275 kişi sendikaya üye oldu. Oturma eylemine başladık ve öğlen olmadan haklarımızı aldık” dedi. Sendikalı olmadan idarenin yolunu bilmediklerini belirten Büyükbayram şunları söyledi: “Şimdi en ufak bir sorunumuz olsa, idareye gidiyoruz. Sendikalı olunca 24 gün yıllık izin hakkımız olduğunu öğrendik. Devlete de sermayeye de sırtımızdan para kazandırmayacağız. Korkularımızı attık. Haklarımızı alana kadar mücadele edeceğiz”

TABELALARA KÜFREDEREK BİR ŞEY DEĞİŞTİREMEYİZ

Tez Koop-İş 4 No’lu Şube Yöneticisi ve Migros İş Yeri Temsilcisi Öznur Keskin, bu kurultaylar sayesinde çığ gibi büyüyen bilinçli bir işçi sınıfının yaratılacağını söyledi. Keskin “Sendikaların önündeki en büyük engeller iş yeri, iş kolu barajları ve üyelikte noter şartının aranmasıdır. Bu sorunların da konfederasyonların bir araya gelip ortak mücadelesi ile çözülebilir” dedi. Konfederasyon ve sendikaların birbirinden uzak ve işlevsiz yerler olduğu sürece işçilerin yararına kararlar alamayacaklarına dikkat çeken Keskin, koltuk sevdasında olan sendikacıların işçileri bölmek için her şeyi yapacağını söyledi. Keskin “Bazı sendikalar her ne kadar işlevsiz ve işveren tarafında olsa da, sendikaları değiştirmek ve yönetmek biz işçilerin elinde. Sendikalar kötü değildir. Bazı yöneticiler kötüdür. Tabelalara küfrederek bir şeyi değiştiremeyiz. O halde birleşmeliyiz ve daha iyi çalışan, bizler daha iyi anlayan sendikalar ve sendikacılar yaratmalıyız” dedi.

BİRLİK ÇAĞRISI

İSKİ İşçisi Ali Kırankaya, kendi sendikası Tes-İş’in “suya sabuna dokunmadan işverenle fazla kavga ve mücadeleye girmeden sorunları çözmeye çalışan bir sendikacılık anlayışı yürüttüğünü, eksik olan yasaların bile verdiği hakları kullanmadığını” söyledi.

Tarım Orkam-Sen Başkanı Şenay Elhüseyni, emekçisinden işçisine kimsenin iş güvencesi kalmadığını, her alanda örgütsüzlüğün hakim kılınmak istediğini söyledi. Sağlık Emekçisi Metin Oğuz da sendikaların örgütsüz insanların sorunlarına önem vermediğini belirterek “Bizler tabanda birlik sağlamalıyız, birleşik bir mücadele örmek bizim elimizde, böyle kurultaylar örerek bunu sağlayabiliriz” dedi.

Sendika yöneticilerini denetlemenin üyelerin görevi olduğunu vurgulayan SES Şişli Şube Yöneticisi Fadime Kavak da “Bu kurultay da bir araya gelen sendikalar sendikal birlikler oluşturmalı ve nerde hak gaspı varsa, ortak eylemler örgütlemeli” dedi. (İstanbul/EVRENSEL)


İŞÇİ SENDİKA DAYANIŞMA MERKEZİ KURULMALI

Kurultaya Çağlayan tekstil işçilerinin çalışma koşulları, örgütlenme talepleri ve sendikalara çağrısı damgasını vurdu. Celal Tunç sendikacılara şu sözlerle seslendi: “Çağlayan’da sendikacılar niye yok? Bugün Çağlayan’a baktığımızda binlerce işçi ya işten atılıyor, ya mesaileri ödenmiyor ya ücretlerini alamıyorlar. Ben sendikalardan Çağlayan’da bir işçi merkezi kurmalarını istiyorum.” Patronların okudukları gazeteye bile karıştığını söyleyen Tunç “Evrensel gazetesini okuduğum için patron beni çağırdı. ‘Burada bunu okuyamazsın’ dedi. Ben de ‘Ben senin gazetene karışıyor muyum ki, sen karışıyorsun’ dediğimde, beni siyaset yapmakla suçladı. Asıl kendisi siyaset yapıyor. Zaten kendisi AKP’li. En ufak bir hak talebimizde buraya 500 polis yığarım diyor. Bize çıkaramayacağımız iş adetleri vererek üzerimizde baskı kuruyor” dedi. Kurultay bileşenlerini 1 Mayıs’ı birlikte örmeye çağıran Tunç “Bizler baskılara karşı yılmamalıyız, işyerimizde mücadele etmeliyiz. İşimizden çıkmayacağız. Patronlar bizi değil,biz onları yıldıracağız. Patron da, Başbakan da bunu istiyor. Eğer biz 1 Mayıs’lara yüz binlerle gidersek bunları yapamazlar” dedi. Erkan Demir da hem sağlıksız hem güvencesiz koşullarda çalıştıklarını, sezon boşluklarında işsiz kaldıklarını söyledi. “Bugün sendikacılara en fazla ihtiyacı olan biz örgütsüz işçileriz. Sendikacıları neden göremiyoruz? Neden bir işçi evimiz yok?.Sendikacı olmak sadece buraya çıkıp konuşmak değil. Çağlayan tekstil işçileri olarak kararlar alacağız, sendikalardan destek istiyoruz” dedi.
Şu an metal işçisi olan İsa Açıkgöz, daha evvel belediyede sosyal tesislerde çalıştığını, işe girebilmek için AKP’ye üye olma şartı arandığını söyledi. Bir çok işyerinde iş tanımı olmadığını vurgulayan Açıkgöz, “Patronlar işçiye köle gibi her işi yaptırmak istiyor. Sendikaları sadece Çağlayan’da değil, tüm İstanbul’da, tüm Türkiye’de istiyoruz” dedi.
Kurultayda söz alan Eğitim Sen 3 Nolu şube üyesi Oğuz Kaaz Bozkuş, da Çağlayan işçilerinin işçi sendika merkezi talebinin dikkate alınmasını istedi.


Sözlerine “9 yaşından beri konfeksiyonda çalışıyorum. Bugün de çalışıyorum işten koştura koştura geldim. Eşim dedi ki ‘Bir an evvel konuşmanı yap gel, yoksa bu ay kirayı ödeyemeyeceğiz’” diyerek başlayan Hilda Özoğlu, Çağlayan’da işçilerin de, atölyelerin de devletin bilgisinde kaçak çalıştığını belirtti. Özoğlu, “İşçilerin tek sosyal hakkı, öğlen verilen yemektir. O da her yerde değil” dedi. Özoğlu atölye sahiplerini de yanlarına çekip büyük patronlara karşı mücadele edilmesi gerektiğini söyledi. İşçilerin robottan farksız varlıklar haline getirildiğine dikkat çeken Özoğlu, “Mücadelemiz sendikalı olmakla bitmiyor. Sendika ağalarına karşı da mücadele vermeliyiz” dedi.
Başka bir Kadın Tekstil İşçisi Kıymet Kanat da “Taşeronda çalıştım, ben yaşlı olduğum için sürekli yer değiştirdiler, ben de işten çıkmak zorunda kaldım. Öyle zor koşullarda yaşıyoruz ki, evimize ekmeği zor götürüyoruz. Hâlâ emekli olamadım” dedi.

AKP 3 KURUŞLUK STAJIMIZA GÖZ KOYDU

Meslek Lisesi Öğrencisi Mustafa Coşkun da “Okullarda staj sömürüsünü de, emek sömürüsünü de yaşadıklarını” söyledi.Atölyelerde ucuz iş gücü olarak çalıştırıldıklarını belirten Coşkun “AKP Hükümeti torba yasayla 3 kuruşluk staj ücretimize de göz koydu” dedi. Meslek lisesi öğrencilerinin geleceğin işçileri olduğunu söyleyen Coşkun, kurultaya bu yüzden katılmanın kendisi için önemli olduğunu söyledi.

SENDİKACILAR VE SİSTEM SUÇLU

Kurultayda söz alan Emek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Sabri Topçu, “Demokrasinin olması halkların kardeşçe yaşaması talepleri için her konuda bir araya gelmek zorundayız” dedi. Sendikal bürokrasinin mücadelenin önünde engel olduğunu belirten Topçu, “Sendikal bürokrasi hiç yoktan var olmadı. 12 Eylül örgütlü toplumu yok etmek için sendikalar yasasını değiştirdi. Sendikacılar bu yasalara dayanarak bürokrat oldu. İşçiyi mücadeleye sevk etmek yerine yüksek ücret, yüksek kıdem alarak işçiye harcanması gereken paraları buralara harcadılar” dedi. 18 yıl sendikacılık yaptığını söyleyen Topçu “Ben işçi gibi yaşayıp, işçi maaşı alarak sendikacılık yaptım. Yüksek paralar alan sendikacıların işçiyi örgütlemek gibi bir dertleri yok. Sendikalar değil, sendikacılar ve onların denetlenmesini engelleyen düzen suçludur” dedi. Arap halklarının mücadelesine dikkat çeken Topçu “Bu halk Anavatan Partisini tarihin çöplüğüne nasıl gömdüyse, AKP Hükümetini de gömecektir. Önemli olan sistemin değişmesidir” dedi.


SONUÇ BİLDİRGESİ

* Çağlayan bölgesinde İşçi Sendika Dayanışma Merkezi kurulması.
* 1 Mayısın yerellerde, birlikte ve kitlesel kutlanması için işçi komiteleri kurulması
* Endüstri meslek lisesi öğrencilerinin staj sömürüsüne karşı mücadele edilmesi.
* Taşeron sistemine karşı mücadele edilmesi.
* Kıdem tazminatlarımızın yok edilmesine karşı, emeklilik haklarımızın erişilebilir bir düzeye getirilmesi, iş güvenliği ve sendikalaşma talepleri için mücadelenin yükseltilmesi.
* Kadın ve çocuk işçi sömürüsüne karşı eşit işe eşit ücret, kreş, güvenceli çalışma ve örgütlenme gibi temel taleplerinin yanı sıra, her türlü ayırımcı/cinsiyetçi yaklaşımlara karşı mücadele edilmesi
* Örgütlenme ve sendikalaşmanın önündeki bütün engellerin kaldırılması ve antidemokratik yasalara karşı mücadele edilmesi için sendikal birliklerin kurulması
* İşçilerin öz örgütleri olan sendikalardaki bürokrasiyi aşmak için tabanda birleşik mücadelenin örgütlenmesi
* Kapitalist sistemin sadece ücret ve iş yaşamımıza değil, yaşam alanlarımızın tümüne müdahalesini gösteren suların, derelerin satılması, nükleer santraller ve HES’lerle sağlığımızın ve doğanın tehdit altında olmasına karşı mücadele edilmesi.
* Seçimlerde işçi ve emekçi taleplerini savunan adayların desteklenmesi.
* Kurultay sonuç bildirgesinin, iş yerlerine ve en geniş işçi ve emekçilere ulaştırılması ve kararların takibi.

(İstanbul/EVRENSEL)

www.evrensel.net