Liseli gençlerin ahvalini özetlemek gerekirse
Fotoğraf: Pixabay

Liseli gençlerin ahvalini özetlemek gerekirse

Kamptan izlenimler

Cenk BÖLÜK

 

16. Gençlik Yaz Kampı’nda tüm seneyi ders telaşıyla, sınav stresiyle geçiren Türkiye’nin dört bir yanından lise öğrencisi bir araya geldi. Hem tüm senenin yorgunluğunu atmak hem de liseliler olarak yaşadıkları sorunlara çözüm bulmak için bir araya gelen gençler, kampın 3. gününde yapılan toplantıların ardından Lise Forumunu gerçekleştirdi. Forumda siyasetten eğitim sistemine, sorunlardan “bunları nasıl çözeceğiz” sorusuna karşılık çözüm önerileri konuşuldu.

"PROJE OKUL" YETMEDİ, "NİTELİKLİ OKUL" GELDİ

Geçtiğimiz yıllarda hem Türkiye’nin en köklü, en başarılı okulları olan hem okul içi inisiyatiflerinin gayet gelişkin olduğu, etkinliklerin öğrencilerin inisiyatifinde olduğu okullara “proje okul” adı altında baskı yapılmaya başlanmıştı. Ardından gene yakın zamanda “nitelikli okullar” sistemi ile beraber en başarılı liselerin çoğunluğu nitelikli okullar listesine giremezken AKP döneminde sayısı fazlaca artan İmam Hatipler nitelikli okulların çoğunluğunu oluşturdu. Bu sistemle beraber çoğu öğrenci istediği okula gidemezken ya kendilerine dayatılan liselere gitmek zorunda kaldılar ya da özel okullara muhtaç oldular. Bununla beraber sene içerisinde değişen sınav sistemiyle beraber gençlerin yaşadıkları mağduriyetler listesine bir yenisi daha eklendi.

EĞİTİMİN İÇERİĞİ SÜRECE GÖRE ŞEKİLLENDİRİLİYOR

Özellikle son süreçte AKP’nin milliyetçi-şovenistsöylemlerinden en çok etkilenen kesim yine liseliler oldu. 15 Temmuz, Afrin Operasyonu gibi olaylardan sonra liselerin müfredatından, kadrolarına kadar her yerde AKP’nin milliyetçi-ırkçı söylemleri daha da yaygınlaştı. Bununla beraber liselilerin en ufak demokratik talebine tahammül edemeyen AKP, okullarda, yurtlarda milliyetçi-gerici (örgüt-vakıf- dernek) oluşumlara her türlü imkanı sağladı. Evrim konusu müfredattan kaldırılırken bunun yerini hurafeler ve bilimsel olmayan konularla doldurdu. Liselerde matematik, fen gibi derslerin saati azaltılırken yerine din, siyer gibi dersler konuldu. Eğitim müfredatındaki tüm bilimsel içerikler kaldırıldı.

Tüm bunlarla beraber liselilerin gelecek kaygısı değişen sınav sistemleriyle birlikte git gide daha da arttı. Değişen sınav sistemi çok büyük mağduriyetlere sebep oldu. Özellikle son süreçte yarış atı gibi koşuşturan, sıra arkadaşlarıyla bile rekabet etme durumuna gelen lise öğrencilerinde geleceksizlik kaygısıyla beraber intihar olayları da arttı. Hayatının en güzel dönemlerinde gençler, dayatılan baskıya, kaygılara daha fazla dayanamadı.

YENİ BAKAN ÖZELLEŞEN EĞİTİMİN BİR SEMBOLÜ

En çok baskıya maruz kalanlardan birisi de liselerde öğrencilerin bir araya geldikleri, sorunlarını konuştukları, hep beraber ürettikleri tüm platformlar (kol- kulüp-ÖTK) oldu. Öğrencilerin oluşturdukları bu platformlar ya kapatıldı ya da yaptıkları etkinliklere izin verilmedi.

Liseli öğrencileri etkileyen en önemli şeylerden birisi de eğitimin piyasalaşması oldu. Yeni sınav sistemiyle, “nitelikli okul” projeleriyle, okulların niteliksizleştirilmesiyle beraber gençler için nitelikli bir eğitim almak neredeyse imkansız hale geldi. Geleceği adına daha iyi eğitim almak isteyen ve imkanı olan gençler çok pahalı fiyatlara rağmen özel okullara gitmeye mecbur kalırken imkanı olmayan gençler ise eldekiyle yetinmek zorunda kaldı. Bununla beraber özel okullara giden gençler ise hala nitelikli bir eğitim alamadıklarını vurguladılar. Yeni sistemle beraber gelen kabineyle beraber Ziya Selçuk gibi özel okul sahibinin bizzat kabine almasıyla beraber görünüyor ki eğitimde piyasalaşma, niteliksizleşme yeni dönemde daha da hızlı bir şekilde artacak.

MESLEK LİSELERİNDE DURUM GİTTİKÇE KÖTÜLEŞİYOR

Bunlarla birlikte meslek liselerine ayrı bir parantez açmak gerekir. Uzunca bir süredir, “staj” adı altında her türlü sömürüye maruz bırakılan, üniversite sınavı için yeterli eğitimi alamayan meslek liseleri, meslek liselerinin geçiş hakkının kaldırılmasıyla da beraber gelecek kaygısının en yoğun hissedildiği okullar haline geldi. Yakın zamanda (Antep’te) görüldüğü üzere “meslek liselerinin özel sektöre devri”yle beraber meslek liseliler direkt olarak patronların, sermayenin hizmetine sunuluyor. Gittikçe daha da ağırlaşan ekonomik şartları, patronların ucuz iş gücüne olan ihtiyacını da hesap edersek bu dönem en ağır saldırılara maruz kalacak alanlardan biri de meslek liseleri olacaktır.

 

Liseler açılmaya yakın yeni döneme girmek üzereyken liselerde bilimsel eğitimin tasfiyesinin, müfredatta gericileşmenin, eğitimde piyasalaşma ve niteliksizleşmenin daha da artacağı, gelecek kaygısının daha yoğun olarak görüleceği, öğrencilerin kendini ifade ettikleri tüm oluşumların daha da baskıya maruz kalacağı gözüküyor.

www.evrensel.net