TİHV-İHD: Hükümet failleri korumaya devam edeceğini ilan etti

Fotoğraf: DHA

TİHV-İHD: Hükümet failleri korumaya devam edeceğini ilan etti

TİHV ve İHD, AKP Sözcüsü Ömer Çelik’in Cumartesi Anneleri’nin eylemlerine izin vermeyecekleri yönündeki açıklamasına tepki gösterdi.

Eylem NAZLIER
İstanbul

AKP Sözcüsü Ömer Çelik’in Cumartesi Anneleri’ne dönük “İstiklal Caddesi gibi yerlerde bu tür eylemlere izin verilmeyecektir” sözlerine tepki gösteren TİHV Başkanı Şebnem Korur Fincancı ve İHD İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri, bu yasağı “Hükümet failleri koruyacağını bir kez daha ilan etti” diyerek değerlendirdi, “Cumartesi Anneleri, kayıpları aramaktan ve adalet talep etmekten vazgeçmeyecek” dedi.

Cumartesi Anneleri’nin Galatasaray Meydanı’ndaki 700. buluşması İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun talimatıyla yasaklanmıştı. Aralarında kayıp yakınlarının da bulunduğu 47 kişi darp edilerek gözaltına alınmıştı. Yaşanan hak ihlalinden sonra Soylu skandal açıklamalarda bulunmuş, “İzin vermedik çünkü artık bu istismarın ve kandırmacanın son bulmasını istedik. Anneliğin terör örgütünce istismar edilmesine, teröre kılıf yapılmasına göz mü yumsaydık?” demişti. Bu açıklamanın ardından AKP Sözcüsü Ömer Çelik de “O alan (Galatasaray Meydanı) bundan sonra böyle bir iş için kullanılmayacaktır” dedi. Cumartesi Anneleri’ne getirilen yasağı TİHV Başkanı ve Gazetemiz Yazarı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı ve İHD İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri ile konuştuk.

‘CEZASIZLIĞA DEVAM’

Fincancı, Türkiye’nin kayıplarla ilgili uluslararası sözleşmeleri imzalamadığına dikkat çekerek, “Yıllardır kayıp yakınları, kayıpların bulunması, faillerin tespit edilmesi için devletin sorumluluğunun yerine getirmesini talep ediyor. Bunun da görünür olması çok büyük önem taşıyor. Tabii özellikle gözaltında kayıplar, kaçırılmış insanların, daha sonra ölü bedenlerinin  ya kimsesizler mezarlığında ya da terk edilmiş olarak bulunması gerçekten kayıp yakınları açısından ağır bir süreç. Bugün devletin benzer bir  refleksle yasaklama girişimi, geçen hafta saldırgan tutumu aslında faillerinin kimler olduğu ve o faillerin nasıl gizlendiğini, korunduğunu da gösteriyor. Türkiye hak ihlallerinde cezasızlığı çok ciddi bir biçimde sürdürme eğilimi gösterdi. AKP hükümet olduğu andan itibaren zaman zaman uyum yasaları adı altında bir takım düzenlemeler yapıyormuş gibi gözükse de aslında cezasızlığı sürdürdü. Bugün bu cezasızlığın sürdüreceğini ilan ettiler. Faillerin korunacağını ifade ettiler. Aslında failler değişmiyor, failleri koruyanlar da değişmiyor. İşbirliği içinde hak ihlallerinin sürdürüleceğini ilan etmiş oluyorlar. Toplumda genel olarak buna yönelik bir direncin olması gerekiyor. Hem kayıp yakınları hem de tüm hak ihlallerine uğrayanlar için, hak talepli meşru girişimlerin, eylemlerin yanında durmak gerekiyor” diye konuştu.

‘GERÇEKLERİN ÜSTÜNÜ ÖRTMEK İSTİYORLAR’

İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri de “Bu yaklaşımın amaçlarından bir tanesi Cumartesi Anneleri’nin mücadelesinin engellenmesi olduğunun farkındayız. Cumartesi Anneleri’nin çocuklarını bulmak ve adalet taleplerinin bu anlamda hükümeti rahatsız ettiğini anlayabiliyoruz. Bu sebeple de bu gerçeklerin yüzünü örtebilmek için Cumartesi Anneleri’nin eylemlerinin yasaklanmaya çalışıldığını söyleyebiliriz” dedi.  Yoleri, “Biz eylem çağrımızı yaptık. 701. haftada Galatasaray’da olacağız. Cumartesi Anneleri, kayıplarını aramaktan ve adalet talep etmekten vazgeçmeyecek” değerlendirmesinde bulundu.


AF ÖRGÜTÜ: CUMARTESİ ANNELERİ'NİN PROTESTO HAKKI GÜVENCEYE ALINMALI

Uluslararası Af Örgütü, Cumartesi Anneleri’nin 700’üncü haftasına yönelik polis saldırısına dair yaptığı açıklamada “Cumartesi Anneleri'nin barışçıl protesto hakkı güvenceye alınmalı” dedi.

Uluslararası Af Örgütü, Cumartesi Anneleri’nin 700’üncü haftasına yönelik polis saldırısına dair yazılı açıklama yayınladı.

Açıklamayla Türkiye yetkililerine, polislerin zorla kaybetmelerle ilgili hesap verilmesi talebiyle toplananlara karşı gereksiz ve aşırı güç kullanımına başvurduğu ve bu kişilere kötü muamele uyguladığı iddialarına yönelik tarafsız, bağımsız ve etkin bir soruşturmayı derhal başlatması çağrısında bulunuldu.

Açıklamada, İçişleri Bakanı’nın her hafta düzenlenen protestonun gelecekte yasaklanabileceğine ilişkin açıklamalarından kaygı duyulduğu belirtildi. Yetkililere yapılan çağrıda, protestoya katılanlar da dahil olmak üzere herkesin ifade özgürlüğü ve barışçıl toplanma hakkının, 1 Eylül’de yapılması planlanan bir sonraki protestoda ve ondan sonraki protestolarda korunması, bu haklara saygı gösterilmesini ve güvence altına alınması talep edildi.

Uluslararası Af Örgütü'nün, 1 Eylül Cumartesi günü gerçekleştirilmesi planlanan protestoya gözlemcilerini göndereceği belirtildi.

Af Örgütü’nün yaptığı açıklama şöyle:

“İstanbul’da polis, 25 Ağustos 2018 Cumartesi günü kayıp yakınlarının gerçekleştirdiği barışçıl protestoyu engellemek için gereksiz ve aşırı güç kullandı. Her hafta düzenlenen bu barışçıl protesto, Beyoğlu’nda 1995’ten beri gerçekleştirilen ve ‘Cumartesi Anneleri’ olarak bilinen protestonun 700. haftasına işaret etmek için düzenlendi. Uzun zamandan beri gerçekleştirilen barışçıl protesto, 1980’ler ve 1990’lardaki yüzlerce zorla kaybetme vakasına karşı kayıp yakınlarının protestosu olarak başladı. Zorla kaybedilen yüzlerce kişinin akıbeti ve nerede olduğu da dahil olmak üzere zorla kaybetme vakalarının birçoğunun tam olarak hangi koşullar altında gerçekleştirildiği hala bilinmezken, sorumlular da hala adalet önüne çıkarılmadı.

Polis, zorla kaybedilenlerin yakınları, insan hakları savunucuları ve milletvekillerinin yanı sıra protestoyu haber yapan gazeteciler de dahil olmak üzere toplanan kişilere karşı biber gazı, tazyikli su ve plastik mermi kullandı. Orada bulunan avukatların bildirdiğine göre protestoya katılan 47 kişi kötü muameleye uğradı ve gözaltına alındı; ancak ifadeleri alındıktan sonra aynı gün serbest bırakıldı.

GÜVENCE ALTINA ALINMALIDIR

Uluslararası Af Örgütü (UAÖ), Türkiye yetkililerine, polis memurlarının zorla kaybetmelerle ilgili hesap verilmesi talebiyle toplananlara karşı gereksiz ve aşırı güç kullanımına başvurduğu ve bu kişilere kötü muamele uyguladığı iddialarına yönelik tarafsız, bağımsız ve etkin bir soruşturmayı derhal başlatması çağrısında bulunuyor. Yetkililer, Galatasaray Meydanı’nda her hafta toplanan Cumartesi Anneleri’nin barışçıl protesto hakkını güvence altına almalıdır.

Polis, 25 Ağustos 2018’de 700. protestoyu gerçekleştirmek üzere toplananlara, toplantının İçişleri Bakanlığı’nın yetki alanı altındaki Valilik tarafından yasaklandığını, bu nedenle dağılmaları gerektiğini söyledi. Protestoya katılanların dağılmayı reddetmesi üzerine polis, kalabalığı zorla dağıtmak üzere müdahale ederek biber gazı, tazyikli su ve plastik mermi kullandı.

Protestoya katılan üç kişinin UAÖ’ye anlattığına göre polis, protestocuları darp etti ve yerlerde sürükledi. Kaydedilen video görüntüleri de tanıklıkları doğruluyor. Gözaltına aldığı kişilerin ellerini ‘plastik kelepçe’ olarak bilinen kablolarla arkalarından bağlayan polis, daha sonra bu kişileri üç ayrı polis otobüsüne bindirdi. UAÖ’ye konuşan üç kişi, polis memurlarının darbeleri nedeniyle protestoya katılan bazı kişilerin vücutlarında derin yaralar ve kesikler oluştuğunu söyledi.

Gözaltına alınan kişiler, ifadeleri alınmadan önce yaklaşık yedi saat boyunca elleri kelepçeli bir şekilde polis otobüslerinde tutuldu ve sonrasında ifadeleri alınmak üzere İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü.

12 KİŞİ TİHV’E BAŞVURDU

Şimdiye dek, gözaltına alınanlardan 12 kişi, bağımsız doktorlar tarafından yaralanmalarının değerlendirilmesi ve belgelenmesi için Türkiye İnsan Hakları Vakfı’na (TİHV) başvurdu. UAÖ’ye konuşan TİHV doktorları, polisin aşırı güç kullanımı nedeniyle bir kişinin parmağının, başka bir kişinin ise bileğinin kırıldığını söyledi. Protestoya katılan 12 kişinin tümü, uzun süre ellerinin kelepçeli tutulması sonucunda yaralandı, bazıları ise darp edilmeleri sonucunda ağır şekilde yaralandı. Avukatlar UAÖ’ye, yaralananların gerekli sağlık raporlarını aldıktan sonra uğradıkları ihlal nedeniyle polis memurlarından şikayetçi olacağını söyledi.

Avukatlar UAÖ’ye gözaltına alınan kişilerin ‘Toplantı ve Gösteri Yürüyüşü Kanunu'na karşı gelmek’ ile suçlandığını aktardı. Sınırlandırıcı niteliği ve keyfi olarak uygulanması nedeniyle bu kanun, Türkiye’de barışçıl toplanma hakkının kullanımını engellemek için kullanılıyor. UAÖ yetkililere Cumartesi Anneleri protestosuna katılan ve yalnızca ifade özgürlüğü ile barışçıl toplanma hakkını kullanan kişiler hakkında kovuşturma yürütülmemesi çağrısında bulunuyor.

İŞKENCE YASAKTIR

İşkence ve diğer kötü muamele hem iç hukuk hem de uluslararası hukuk uyarınca kesin olarak yasaktır. Türkiye yetkilileri, polis memurlarının 25 Ağustos 2018’de gerçekleştirilen Cumartesi Anneleri protestosuna katılan kişilere yönelik gereksiz ve aşırı güç kullanımına başvurduğu ve bu kişilere kötü muamele uyguladığına ilişkin iddiaları zaman kaybetmeksizin soruşturmalıdır. Cezai sorumluluk taşıdığından şüphe edilen herkes, adil yargılamalarla adalet önüne çıkarılmalıdır.

Cumartesi Anneleri, Mayıs 1995’ten beri 699 barışçıl toplantı gerçekleştirdi. Bu süre içinde protestolara katılanların birçoğu gözdağı, taciz, aşırı güç kullanımı, keyfi gözaltı ve adil olmayan yargılamalarla karşı karşıya kaldı. 1999’da protestoyu düzenleyenler her hafta gerçekleştirilen protestoları durdurmaya karar verdi. 2009’da ise tüm zorla kaybetme vakaları için hakikat, adalet ve onarım taleplerinin sürdürülmesi için protestolara kaldığı yerden devam edildi.

KAYGI DUYUYORUZ

UAÖ, İçişleri Bakanı’nın her hafta düzenlenen protestonun gelecekte yasaklanabileceğine ilişkin 27 Ağustos’ta yaptığı açıklamalardan kaygı duyuyor. Zorla kaybedilenlerin yakınları ve 25 Ağustos’taki protestoya katılmak için toplanan diğer tüm kişiler hem iç hukukun hem de uluslararası insan hakları hukukunun güvencesi altında olan ifade özgürlüğü ve barışçıl toplanma haklarını barışçıl bir biçimde kullanıyordu. UAÖ, yetkililere, protestoya katılanlar da dahil olmak üzere herkesin ifade özgürlüğü ve barışçıl toplanma hakkının, 1 Eylül’de yapılması planlanan bir sonraki protestoda ve ondan sonraki protestolarda korunması ve bu haklara saygı gösterilmesini güvence altına alma çağrısında bulunuyor. UAÖ, 1 Eylül Cumartesi günü gerçekleştirilmesi planlanan protestoya gözlemcilerini gönderecek.” (İstanbul/MA)


‘HANGİ ANNE ÇOCUĞUNU BULMAK İSTEMEZ Kİ?’

1980 askeri darbesinden bir yıl sonra tutuklanan ve kısa süreli bir yargılama sonucu idam edilen Devrimci Yol üyesi Veysel Güney’in kardeşi Meral Karakuş da Cumartesi Anneleri’ne dönük saldırılara tepki gösterdi:

“Cumartesi Anneleri’nin tek derdi çocuklarını bulmak. Hangi anne çocuğunu bulmak istemez ki?”

Karakuş, 37 yıldır kardeşinin mezarını arıyor. Karakuş, mücadelesini 2012 yılında yaşamını yitiren annesi Zeynep Güney’den devraldı. Antep’te 10 Haziran 1981’de idam edilen kardeşinin cenazesinin bundan 12 yıl önce Antep’te bulunduğuna dair haber geldiği, bunun üzerine bulunan mezarın açıldığı ve sonrasında yapılan DNA testi sonucu mezarın Veysel Güney’e ait olmadığının açıklanması üzerine hayal kırıklığı yaşadıklarını belirten Karakuş, hala umudunu koruyor.

Korudukları umudun Cumartesi Anneleri’ne yapılan saldırıyla gölgelenmek istendiğini belirten Karakuş, saldırıyı televizyonlardan izlerken acı üzerine acı yaşadığını ve gözyaşlarını tutamadığını ifade etti. Karakuş, tepkisini şu sözlerle dile getirdi:

“Çok üzüldüm ve ağladım. O anneleri gözaltına aldılar. Çok acı bir şey. Ölülerimizden korkuyorlar. 85 yaşındaki bir kadını niye tutukluyorlar, kelepçe takıyorlar, yerlerde sürüklüyorlar. Zaten acıları var. O anne ne yapabilir? Çocuğunu kaybetmiş. Cumartesi  Anneleri’nin tek derdi çocuklarının kemiklerini bulmak. Hangi anne çocuğunu bulmak istemez ki?” (Ankara/MA)

Son Düzenlenme Tarihi: 30 Ağustos 2018 17:25
www.evrensel.net