Almanya’da geliyorum diyen ırkçı şiddet

Hamburg'da binlerce kişi ırkçılığa karşı mitingde buluştu. | Fotoğraf: Sinan Özbolat/EVRENSEL

Almanya’da geliyorum diyen ırkçı şiddet

Demokratik Almanya Cumhuriyeti döneminde adı Karl Marx Şehri olan Chemnitz, hafta sonundan bu yana ırkçı şiddet olaylarıyla çalkalanıyor.

Yücel ÖZDEMİR
Köln

Demokratik Almanya Cumhuriyeti (DDR) döneminde adı Karl Marx Şehri olan, bu nedenle Marx’ın dev anıtının halen dikili olduğu Chemnitz, hafta sonundan bu yana ırkçı şiddet olaylarıyla çalkalanıyor. Pazar günü yapılan sokak şenliğinde, halen neden ve nasıl çıktığı açığa çıkmayan bir kavga sonucunda 35 yaşındaki Daniel H’nin bıçaklı sonucu hayatını kaybetmesinden sonra bütün Neonazi örgütleri sokağa çıkma çağrısında bulunarak, göçmen avına çıktı.

Cinayete karışan iki kişinin Irak ve Suriye’den gelen göçmenler olması, polisin şiddet yanlısı ırkçılara karşı yeterli önlemleri almaması, kısa sürede çok sayıda ırkçının bir araya gelerek “Hukuk devleti yerine hesabı kendimiz soralım” diyerek sloganlar atması, Almanya genelinde yeni tartışmalara neden oldu.

ALMANYA’NIN SAKSONYA SORUNU

Olayların uzun bir süredir ırkçı şiddetin yoğunlaştığı Saksonya eyaletinde olması daha özel bir önem taşıyor. Daha önce Başbakan Angela Merkel ve bakanlar, bu eyalete yaptıkları geziler sırasında ırkçı örgütler tarafından protesto edilmişlerdi. En son iki hafta önce de Merkel’in eyaletin başkenti Dresden’e yaptığı gezi sırasında ırkçılar eylem yapmıştı. Eylemde çekim yapmak isteyen kamu televizyonu ZDF ekibi engellenmişti. Engelleyen kişinin ise Eyalet Emniyet Müdürlüğünde (LKA) çalışan polis olduğu da ortaya çıkmıştı. Bu nedenle Chemnitz’de eylem yapan ırkçılar arasında kaç polisin olduğu sorusu da doğal olarak akıllara geliyor.

Keza “Avrupa’nın İslamlaştırılmasına Karşı Avrupalı Yurtseverler Birliği” (PEGIDA) adlı örgüt de, Dresden’de binlerce kişinin katıldığı, kimi zaman sayının 50 bine kadar çıktığı “Pazartesi Gösterileri” düzenlemişti. Gösteriler halen de devam ediyor.

IRKÇI ÖRGÜTLER GÜÇLÜ

Irkçı-faşit Alman Milliyetçi Demokrat Parti (NDP) 2004 ve 2009’da eyalette yüzde 5 barajını aşarak parlamentoya girmeyi başarmıştı. 2014’te yapılan son seçimlerde ise barajı 900 oyla kaçırarak yüzde 4.9 oy almıştı. Ancak militan tabanı halen varlığını güçlü şekilde hissettiriyor.

Geçen yıl yapılan genel seçimlerde yüzde 12.6 ile Federal Parlamento’ya giren ırkçı-milliyetçi Almanya için Alternatif (AfD) partisi de eyalette oldukça güçlü. Partinin en önemli simalarından biri olan Eski Eş Başkan Frauke Petry, doğrudan milletvekili seçildi. Petry daha sonra AfD’den ayrılarak bağımsız milletvekili olarak hareket etmeye başladı. Ancak AfD, genel seçimlerde Saksonya’da aldığı yüzde 27 oyla birinci parti oldu. 2019’daki eyalet seçimlerinde de birinci olma olasılığı yüksek görünüyor.

YABANCI AZ, YABANCI DÜŞMANLIĞI FAZLA

Doğru Almanya’da, Çekya sınırında yer alan Saksonya’da yabancıların sayısı Almanya genelinin çok altında. Buna rağmen yabancı düşmanlığınıın en yüksek olduğu eyalet konumunda. Eyalet İstatistik Dairesi’nin verilerine göre, yaklaşık 4 milyon nüfusu olan eyalette 2016 itibariyle toplam 171 bin 631 yabancı yaşıyor. Bu da eyalet nüfusunun sadece yüzde 4.2’sine denk geliyor. Almanya genelinde ise yabancı oranı yüzde 11.2.

Yine eyalete gönderilen sığınmacı sayısı da diğer bölgelere göre daha az. 2016’nın verilerine göre, ülke genelinde 417 iltica başvurusu varken, bu sayı Saksonya eyaletinde 22 bindi.

Ancak bunlara rağmen bölgede üstlenen Neonazi örgütler, halk arasında korkuyu körükleyerek “sığınmacıların, Müslümanların ülkeyi ele geçireceği” propagandası yapıyorlar.

2016’da “Saksonya Monitor” adıyla yapılan bir araştırmada, Saksonya’da halk arasındaki yabancı düşmanlığını diğer eyaletlere göre çok fazla olduğu tespit edilmişti. Bunun sonucu olarak göçmenlere, sığınmacılara ve Alman antifaşistlerine yönelik en fazla saldırının olduğu eyaletlerin başında geliyor.

Resmi istatistiklere göre 2015’te sığınmacılara yönelik her beş saldırıdan birisi bu eyalette gerçekleşti. Sığınmacı yurtlarına yönelik kundaklamaları düzenleyen Freital adlı terör örgütü yine en çok bu eyalette eylem yaptı. Dresden Eyalet Mahkemesi bir süre önce grubun 8 üyesine ağır cezalar verdi.

DEVLET IRKÇI ÖRGÜTLENMEYİ SEYRETTİ

Gelinen aşamada, pazar günü çıkan kavgada bir kişinin iki sığınmacı tarafından bıçaklanarak öldürülmesi ve ardından çıkan olaylar, buzdağının görünen kısmını oluşturuyor. Gerçek ise olayların bu aşamaya gelmesinin arkasında güçlü bir ırkçı örgütlenmenin ve propagandanın olması. Bu nedenle Sol Parti Saksonya örgütünün iktidar partisi CDU’nın yıllardır ırkçılığı görmezden deldiği yönündeki eleştirisi önemli.

Irkçı örgütlenme açık bir şekilde mevcut devletin yargısını bir yana bırakarak “kendi adaletini uygulamayı” dillendirmeye kadar vardı. Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier’ın olaylara tepki gösterirken “Sadece devlet yurttaşların güvenliğini sağlar” demesi, ırkçıların bu saikle “göçmen avına” çıkmalarına bir yanıt özelliği taşıyor.

Ancak, bölgede polisin buna göre hareket etmediği, yeterli önlem almadığı da biliniyor. Irkçıların intikam duyguları ve sloganlarıyla sokaklarda dolaşmasının arkasında asıl olarak polisin yeterli önlem almaması yatıyor.

SAĞ-SOL ÇATIŞMASI DEĞİL IRKÇI SALDIRI

En son pazartesi günü yapılan gösteriye değişik kentlerden gelen 6 bin kadar şiddet yanlısı Neonazi toplandı. Olayları açıktan mahkum etmeyen Federal İçişleri Bakanı Horst Seehofer’in yaptığı tek girişim ise Saksonya’ya “takviye güç” gönderme teklifinde bulunması oldu. Saksonya İçişleri Bakanlığı’nın verdiği bilgiye göre, 6 bin ırkçının eylem yaptığı sırada sadece 591 polis görev yapıyordu. 1500 kişinin katıldığı antifaşist eyleme saldıran ırkçılar 20 kişiyi yaraladı. Basında “sağ-sol çatışması” olarak verilen bu durum aslında ırkçıların antifaşistlere saldırmasından başka bir şey değil.

Özetle bir cinayetin ardından Chemnitz’de başlayan olaylar ve süren tartışmalar, bölgede ırkçı şiddetin bir anlık “öfke patlaması” olmadığını, geçmişi uzun yıllara dayanan, örgütlü ırkçıların güç gösterisi olduğunu ortaya koyuyor. Bu nedenle başta iktidar partisi Hıristiyan Demokrat Birlik (CDU) partisinin işbaşında olduğu eyalet yönetimi ve Federal Hükümet olmak üzere, Alman devletinin ırkçılarla etkili bir mücadele yürütmediği bir kez daha görüldü. Olaylar, daha fazla seyirci kalındığında, bölgede ırkçılar tarafından “kurtarılmış” ve göçmenlerin giremeyeceği bölgelerin (No go Area) oluşmasına kadar gidilebileceğini gösteriyor.

Son Düzenlenme Tarihi: 30 Ağustos 2018 10:48
www.evrensel.net