Berlin’de giyotinle idam edilen Tatar şair Musa Celil

SSCB'de Musa Celil anısına basılan pul.

Berlin’de giyotinle idam edilen Tatar şair Musa Celil

Faşizme karşı mücadelede hayatlarını feda eden isimler arasında Lenin ödülü sahibi tek Tatar yazar olan Musa Celil de var.

Ali ÇARMAN
Berlin

Avrupa ve dünyanın üzerine bir karabasan gibi çöken faşizm, her gün işçi sınıfının en yiğit, en cesur evlatlarını katletti. Bu nedenle faşizme karşı mücadelede hayatlarını feda eden unutulmazların listesi oldukça uzun. Bu listede yer alan isimlerden biri de Musa Celil.

KÖYDE GEÇEN ÇOCUKLUK YILLARI

Musa Celil, 15 Şubat 1906 da Orenburg’a bağlı Mostafa köyünde yoksul bir ailenin altıncı çocuğu olarak dünyaya gelir.  

Musa Celil’in ailesi yeni umutlar, yeni hayaller uğruna zorunlu olarak Orenburg şehrine taşınır. Celil, burada bir dönem aydınlanmanın kalesi durumundaki Höseyniye Medresesinde okul hayatına devam eder. Bu yıllar Çarlık Rusya’sında savaş ve açlık hakimdir. Buna karşın devrim mücadelesi hayatın bütün alanlarında kendini hissettirir.  Bir tarafta zengin molla çocukları, milliyetçiler, dinciler diğer tarafta ise yoksul çocuklar ve devrimin ateşli savunucuları...  Musa Celil başından itibaren devrim mücadelesinde yer alır. Henüz çocuk denecek yaşta genç komünistlerin (Komsomol) örgütlenme çalışmalarına katılır. Bu arada edebiyata olan ilgisi artar ve şiirler yazar. Mutluluk adlı şiiri 1919 Eylül ayında Kızıl Yıldız gazetesinde yayınlanır.  On üç yaşında babasını kaybedince , Ekim 1919‘da köye döner. Baba ocağındaki Komsomol örgütlenmesini tamamlayarak tekrar Orenburg’a gider.

İŞÇİ FAKÜLTESİNDE OKUMAK

Musa Celil, sırasıyla harp okulu ve  halk maarif enstitüsüne gider. Bu okullarda okuyamayınca bu kez 1923‘te Kazan’daki Tatar Rabfak (İşçi Fakültesi) okulundan başarıyla mezun olur. 1925 yılında Komsomol üyesi olarak eğitmenlik görevine başlar.

Moskova’da Komsomol olarak çalışırken edebiyata olan özel ilgisinden dolayı devlet üniversitesine devam eder. 1933-1935 yıllarında komünist gazetesinin edebiyat-sanat bölümü sorumlusu olur. Musa Celil halkına yürekten bağlıdır. Her fırsatta halkın aydınlanması ve bilinçlenmesi için çalışır.  Tatar operasının oluşması için büyük çaba harcar ve 1939’da başarır. Devlet opera ve balesinin repertuar müdürlüğünü üstlenir.

Büyük bir yetenek olan Musa Celil, kısa zamanda yazarlar arasında kendisinden söz ettirir. Tataristan Sovyet Yazarlar Birliği başkanlığına getirilir.

FAŞİST SALDIRGANLIĞA KARŞI CEPHEYE

Sosyalizmin doğuda bir güneş olarak doğmasına tahammül edemeyen Hitler faşizmi, başta Sovyetlerdeki işçi sınıfı iktidarı olmak üzere bütün insanlığın başına bela oldu. Avrupa ülkeleri; Çekoslovakya, Polonya, Fransa, Danimarka, Norveç, Yugoslavya, Yunanistan, vb. bir bir faşist Hitler ordusu tarafında işgal edilmeye başlandı. Avrupa bir uçtan diğer uca kan gölüne döndü.

Bu korkunç tehlike adım adım Sovyetlerin kapısına doğru kanlı bir yolda ilerliyordu. Öyle ki faşist işgal ordusu Moskova kapılarına dayandı. Böylesi bir zamanda eli silah tutan herkes yurt savunması için gönüllü olarak göreve yazıldı. Musa Celil de, 1942 Şubatı’nda cepheye gitti.

ESİR DÜŞTÜ

Bütün dünya halkları ve dünya basını faşizme karşı direnişle yakından ilgileniyordu. SSCB’nin her yerinde her şart altında faşizme karşı kahramanlık destanları yaratırcasına bir direniş söz konusu idi. Musa Celil 26 Haziran 1942’de Volhov’da yaralı olarak işgalcilere esir düştü.

Faşistler yenilginin ayak seslerini duymaya başlamışlardı. Bunun için savaş esirlerinden oluşturdukları lejyonerlerle kaleyi içten fethetmeyi düşlüyorlardı. Musa Celil başından itibaren Polonyalı partizanlarla ilişkiye geçti ve bilinçli olarak böyle bir lejyoner taburunda yer aldı. Şubat 1943’te doğuya gönderilen birinci lejyoner taburu Belaruslu partizanların saflarına katıldı. Faşistler bu olay üzerine çılgına dönerek taburun peşine düştü. 10 Haziran 1943‘te Musa Celil ve 12 arkadaşı tutuklandı. Musa Celil, Moabit zindanında en ağır işkencelere uğradı.

1944 yılı Şubat ayında Celil ve yoldaşlarının yargılanması başladı. Yargılama aslında bir aldatmacadan başka bir şey değildi.

Musa Celil ve aralarında çocuk kitapları yazarı Abdullah Aliş’in de bulunduğu on bir yoldaşı 25 Ağustos 1944‘te Berlin/Moabit cezaevinde giyotinle idam edildi.

‘ŞAŞIRIYORUM İÇİMİ DOLDURAN YAŞAM SEVİNCİNE’

Musa Celil’in hayalinde büyük edebi eserler vermek vardı. Mobait cezaevi günlerinde boş durmadı. Bulabildiği kağıt parçalarına el yazısıyla şiirler karaladı. Celil esaret döneminde, toplam 117 sayfa olan 87 şiir yazdı. O şiirlerinden bir kıta:

‘’Görüyorum yeniden dünyanın zengin ışığını,
Can verici soluğunu duyuyorum mutluluğun.
Şaşıyorum içimi dolduran yaşam sevincine
Sanki yeni başlıyorum yaşamaya.’’
Faşistler izleri yok ediyor

LENİN ÖDÜLÜ SAHİBİ TEK TATAR YAZAR

1945 büyük zaferden sonra Kızıl Ordu mensubu bir asker rastlantı sonucu Moabit zindanı hücresinde Musa Celil’in notunu buldu. Celil, “Kırk ölümden döndük, boyun eğmedik“ diye başlayan kısa notta kendisiyle ilgili  bilginin halkına ulaştırılmasına istemekteydi.

‘Aus dem Moabiter Heft’ diye ünlenen şiirleri birçok dile çevrildi. Celil, 1956‘da Lenin Ödülü’nü layık görülen tek Tatar yazar oldu.

Son Düzenlenme Tarihi: 28 Ağustos 2018 18:22
www.evrensel.net