Söylediğim gökyüzü bu parktaki çocuklarla çoğalacak...

Fotoğraf: Adnan Gerger

Söylediğim gökyüzü bu parktaki çocuklarla çoğalacak...

Kaos Çocuk Parkı Sanat-Edebiyat Kolektifi, ötekileştirilen şair ve yazarlara hareket alanı oluşturma amacını sürdürüyor.

Adnan GERGER

Şimdi ben kalkıp da Pazar günü, ülkeyi istikrasızlık sarmalına alan döviz krizinin ekonomik krize dönüşüp dönüşmediğini mi yazmalı mıyım, diye kime sorsam alacağım yanıtı çok iyi biliyorum. Ama gelin görün ki, bu krizin bir ardılı olarak yapılan yüzde 40’lara varan zam gerçeğini, hemen her önemli sorunda iç ve dış düşmanların asıl sorumlular olduğuna (OHAL, KHK, tasfiyeler, göçler, tacizler, referandumlar, cinayetler, savaşlar, seçimler vs… vs… gibi yıllarca çarpıcı toplumsal gelişmelerle ve medya gibi propaganda aygıtlarıyla uyuşmuşve abandone halinde) ikna olmuş kamuoyuna anlatmak havanda su dövmek gibi… Dahası, ABD emperyalizmin “Turuncu Devrim”le başlayan ve “Arap Baharı” katliam operasyonlarıyla uygulamaya koyduğu dünya savaşı çıkartmayı göze bile alan tek güç ‘emperyal hegemonya’ olma senaryolarını anlatmaya çalışmak, bütün suçu ‘üst aklın’ üzerine atarak sütten çıkmış ak kaşık olma sevdalıların ekmeğine yağ sürmekten korkmam da işin diğer çabası…  Ya ne yazmalı? En iyisi mi en olumsuz ve karamsar dönemlerde bile pırıl pırılgökyüzünü çoğaltacak çocukları, bu çocukların çabalarını yazalım.

Elimin altında kallavi bir kitap duruyor. 522 sayfa… Tertemiz bir baskı… Okunaklı sözcükler ve titizlikle hazırlanmış sayfalar… Büyük bir boy… Adı : Çağdaş Arap Şiiri Antolojisi… Arapçadan çeviren ve derleyen usta ve koca bir şair, Metin Fındıkçı. Kitap her anlamda çok ilginç… Yıllar süren bir çalışmanın ürünü olan antolojinin bu geliştirilmiş baskısı Arap dünyasının şiir atlasıyla ilgili yapılmış en kapsamlı çalışmalardan biri diyebilirim. Ülkelerinin siyasi, kültürel, toplumsal geleneklerinin yanı sıra edebi geleneklerinin baskıcı kalıplarına da başkaldırmış 19 Arap ülkesinin en önemli 82 şairinin şiirleri yer alıyor. Kitapta Arap şiirinde adı duyulmaya başlayan modern şairlerden Faslı Hasan Necmi, Ayşe Basri, Ürdünlü Amcat Nasır, Filistinli Gassan Zaktan’tan Arap şiirinde devrim yapmış Adonis, Mahmud Derviş, Iraklı Nazik El Melaike, Bülent Haydari, Suriyeli NizarKabbani, Filistinli Fetva Tukan, Mısırlı Salah Abdulsabur’a kadar şairlerin şiirleri de büyük özenle seçilmiş… Ülkemizdeki şiire yeni başlayanların, şairlerin ve şiirle uğraşan uğraşmayan tüm edebiyatçıların mutlaka okuması gerektiğine inandığım bu kitap gerçekten çok önemli bir kaynak, aynı zamanda. Antolojide en çok dikkatimi çeken Suriyeli Nizar Kabbani’nin şiirleriydi. Cahilliğime verin. Kabbani’yi ben ilk kez tanıdım. Kabbani’yi okudukça “Bir Füruğ Ferruhzad, bir Anna Ahmatova kadar önemli olan Kabbani’nin Arap şiirinin en uç feminist ve erotik şairi olduğunu bilen kaç kişidir, acaba?” , “Kabbani’nin cehalete karşı savaş açarak ‘Haziran Şiir Akımı’nı başlatarak kullandığı şiir dili ve imgelerle Arap şiirine yeni soluk ve söylem getirdiğini, aşk şiirlerinde bile siyasi söylemi ve muhalifliği elden bırakmadığı neden yaygın olarak bilinmiyor?” soruları kafamda üşüştü durdu. Zaten bu kitabın beni heyecanlandıran yönü, bu kitabı basanların kim olduğunu merak ettiğim kadar Arap şiirinin bu ülkede yeterince bilinip tanınmadığı gerçeğiyle de yüzleşmem oldu. Nitekim şair ve çevirmen Metin Fındıkçı da önsözünde bu antolojiyi hazırlama gerekçesinden birisinin “Gerek dil ve gerekse coğrafya sınırları içinde neredeyse iç içe yaşayan Türkiye ve Arap ülkelerinin (Özellikle Ortadoğu) birbirilerinin kültürünü, edebiyatını, şiirini bilmemesi, sanatını tanımaması kadar hüzün verici bir şey olamaz” diye açıklıyor. Peki, yayıncılık sistemine böylesine karşıdan bakan ve ticari kaygıları hiçe sayarak salt edebiyata katkı bulunma amacını taşıyan yayıncılar kimlerdi? Bunlar, hani yukarıda gökyüzünü çoğaltacak çocuklardan söz ettiydim ya işte böylesine derin böylesine önemli bir kitabı yayınlama cesaretini gösterenler bu çocuklar…Yayınevinin adını siz okuru bilinçli olarak merakta bırakmak için bilinçli olarak yukarıda bahsetmemiştim. Bu yayınevinin adı,  ‘Kaos Çocuk Parkı Sanat-Edebiyat Kolektifi’idi. Aslında edebiyatta hiç de yeni değiller. Öncesinde son yıllarda bünyesinde edebiyatın güçlü isimlerinin de bulunduğu fanzinlerle, dergileriyle ve 23 kitaplık ‘Kaos Çocuk Parkı Kitaplığı’ ile gündeme gelmişler, kendilerini edebiyatta ‘bir muhalif dayatma olarak’ kendilerini kabul ettirmişlerdi. Kolektif, Haziran ayında da ‘İnsansı Taşlar Müzesi’nin kurucusu çoban şair Ahmet Aslan’ın kısa öykü, deneme ve şiirlerinden oluşan “Her Şey Bir Taşla Başladı”kitabıyla yayın hayatına resmen başlayarak iki ay süre içerisinde omurgalı ve onurlu duruşlarıyla edebiyatın gerçek çevrelerince de büyük ilgi çekti. Bu duruş ne? Nasıl yayıncılık yapacaklardı? Böyle bir ortamda böylesine bir yayıncılığa nasıl cesaret etmişlerdi? Tüm bu soruları Kolektifin genel koordinatörü Emre Hepdeniz’e sordum. Kendilerini, öncelikle ‘şimdiye kadar Kolektif olarak sektörün erk ve tekelci zihniyetiyle şair ve yazarları sömürmesine karşı yıllardır farklı mücadele verenler’ olarak tanımladı. Yayınevlerinin şiir kitaplarını artık basmadığına dikkat çekti, özellikle şiirde kirliliğe neden olan “parayı ver, kitabını bas” anlayışına gönderme yaptı. Şairlerden, yazarlardan bası ücreti talep etmeyeceklerinin altını çizdi. Hepdeniz, amaçlarının öncelliğini “Kolektif Yayın Kurulu’na gönderilen dosyaları eser sahiplerinin maddi imkânları veya imkânsızlıklarına göre değil edebiyatın evrensel ölçütlerine istinaden değerlendirip içerikle ilgili gerekli bulduğu düzelti ve editörlük faaliyetlerini yerine getirerek eserlerin yayımlanmasını üstleniyoruz” diye açıkladı.Bu yanıtlardan çıkardığım sonuç şuydu: Şimdiye kadar denenmemiş bir yayıncılık heyecanı var, karşımda… Çünkü Kolektif, “başka bir yayımcılık mümkün” anlayışını hayata geçirmeye benimsiyor. Kolektif, paranın geçer akçe olduğu, özellikle genç şair ve yazarların basım ücreti prangası altında hiçleştirilip sektörün kapısından geri çevrildiği tekelleşmiş edebiyat ve şiir yayımcılığını karşısına alıyor. Bu sebeple şan ve şöhret hegemonyasına mahal vermeden kendi köşesindeki karanlık odalarında şiire emek veren şair ve yazarların okurlarıyla buluşmalarını sağlamak istiyor. Bir fanzin-kitap projesi olarak kısa sürede ülke edebiyatında önemli bir boşluğu doldurup şiirin ve edebi eserin kimsenin tekelinde olmadığını vurgulamak istiyor. Özce, Kaos Çocuk Parkı Sanat-Edebiyat Kolektifi, kuruluşundaki anlayıştan ödün vermeden ücretsiz kitap basımı politikasıyla piyasalaşmış yayımcılık dünyasında bir kenara atılan, kimlikleri veya ekonomik durumları üzerinden ötekileştirilen şair ve yazarlara hareket alanı oluşturmak amacını sürdürüyor, sürdürecek. Üstelik,‘farklı coğrafyalardan, farklı düşünsel evrenlerden, farklı çevrelerden gelenlerle’ birlikte… Belki de bu ‘Kolektif’ ruhu, farklı siyasi fikirlerle bu parkta salıncaklarda sallanarak yeni gökyüzlerini yaratacak…Ben bu parka da bu salıncağa da bu ruha da inanıyorum ve hep var olsun istiyorum. Yani, bu tür girişimlerin çoğalması bir beklenen zamandır belki. Evet, hatta zamanıdır da... Kapalı edebiyat çevrelerinin reddettiği, sektöre egemen yayınevlerinin görmezden geldiği şairlerin, aslında sokağa ‘atılmadıkları’, zaten hâlihazırda sokakta olma nedenlerinin “Aslolan edebiyattır” şiarının kaygısını taşımak olduğunu kanıtlama zamanı…

Son Düzenlenme Tarihi: 12 Kasım 2018 14:24
www.evrensel.net
ETİKETLER Adnan Gerger