‘İktidar sıra Fırat Kalkanı’na gelmesin diye operasyonu istemiyor’

Fotoğraf: Cem Özdel/AA

‘İktidar sıra Fırat Kalkanı’na gelmesin diye operasyonu istemiyor’

Doç. Dr. Fatih Yaşlı, iktidarın İdlib’deki cihatçılara destek vermeyi Suriye’de sahada ve masada söz sahibi olmak açısından önemli gördüğünü söyledi.

Meltem AKYOL
İstanbul

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Rus mevkidaşı Sergey Lavrov, İdlib operasyonunu görüşmek üzere bir araya geldi. Görüşme sonrası yapılan ortak açıklamada konuşan Çavuşoğlu, “İdlib’de askeri bir çözüm felaket olur” derken, Lavrov ise İdlib’deki militanların sivilleri canlı kalkan olarak kullandığına söyledi. Görüşmeyi gazetemize değerlendiren Doç. Dr. Fatih Yaşlı, AKP’nin İdlib’e yapılacak operasyonu durdurmaya ya da en azından geciktirmeye çalıştığını söyledi. İktidarın İdlib’deki cihatçılara destek vermeyi Suriye’de sahada ve masada söz sahibi olmak açısından önemli gördüğünü söyleyen Yaşlı, “İdlib düşerse sıra Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı bölgelerine de kaçınılmaz olarak gelecek” dedi.

İDLİB OPERASYONU KAÇINILMAZ

Görüşmeyi değerlendiren Abant İzzet Baysal Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Fatih Yaşlı, Lavrov-Çavuşoğlu görüşmesinin yanında MİT Müsteşarı Hakan Fidan ile Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ında bir hafta sonra yeniden Rusya’ya gittiğini hatırlattı. Yaşlı görüşme trafiğine ilişkin şunları söyledi: “Bu trafiğin gerisinde Suriye ordusunun ülkenin diğer yerlerinde kazandığı zaferlerden sonra sıranın İdlib’e gelmesi var. Hatırlayacaksınız, diğer bölgelere yönelik operasyonlarda, teslim olmayan cihatçılar öldürülmüş, teslim olanlar ise “çatışmasızlık bölgesi” olan İdlib’e gönderilmişlerdi. Bu, iki taraf açısından da zaman kazanma anlamında bir avantaj olarak görülüyordu. Suriye ordusu zaman ve enerji kaybetmeyerek ülkenin başka yerlerinde savaşma avantajı kazanmak adına cihatçıların İdlib’e geçişine izin veriyor, cihatçılar da toptan imha olmak yerine belirli bir bölgede toplanıp yeniden güçlenebilme ve sahadaki iddialarını devam ettirebilme adına İdlib’e geçmeye razı oluyorlardı. Ancak bu durumun bir noktada nihayetleneceği belliydi, o nokta da az önce söylemiş olduğum üzere, ülkenin diğer şehirleri, özellikle güney sınırı kontrol altına alındıktan sonra sıranın kaçınılmaz olarak İdlib’e geleceğiydi. Şimdi o noktadayız.”

“Türkiye ile ne ilgisi var, neden Suriye ordusunun İdlib’e dayanması Türkiye ile Rusya arasındaki trafiği artırdı” sorusuna yanıt veren Yaşlı, “Bunun için AKP iktidarının yeni-Osmanlıcı Suriye siyasetine bakmamız gerekiyor. İktidar, İdlib’i ve İdlib’deki cihatçılara destek vermeyi Suriye’de sahada ve masada söz sahibi olmak açısından önemli görüyor ve buna göre hareket ediyor. Rusya ile koordineli bir şekilde İdlib’de “çatışmasızlık bölgesi” adı altında kontrol noktaları oluşturulması ve buraya ciddi bir askeri yığınak yapılması, öte yandan buradaki cihatçılarla sahada işbirliğine hala devam ediliyor oluşu, bu önemi ve dolayısıyla son haftalarda yoğunlaşan trafiğin nedenini bize çok net bir şekilde gösteriyor” dedi.

Doç. Dr. Fatih Yaşlı

AKP İKTİDARI OPERASYONU DURDURMAK İSTİYOR

AKP iktidarının operasyonu engellemek istediğine dikkat çeken Yaşlı, “İktidarın İdlib meselesindeki ana hedefinin bu operasyonu durdurmak ya da olabildiğince geciktirmek olduğunu söyleyebiliriz. Çavuşoğlu Lavrov ile görüşmesinde “İdlib’de askeri çözüm bir felaket olur” açıklamasında bulundu. İktidar, Suriye ordusunun İdlib’i geri almasının sonuçlarının izledikleri Suriye siyaseti açısından bir çöküş anlamına geleceğinin farkında. Çünkü İdlib düşerse sıra Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı bölgelerine de kaçınılmaz olarak gelecek. Yani Azez-Cerablus arası ve Afrin de Suriye ordusunun, kimbilir belki de YPG ile işbirliği içerisinde, menziline girecek. Öte yandan İdlib’in yitirilmesi yeni-Osmanlıcı dış politikanın Suriye üzerinden hem ABD’yle hem de Rusya-İran hattıyla ip cambazlığı misali izlediği siyasette elini zayıflatacak. Buna bir de İdlib’den gelecek yüz binlerce yeni göçmeni eklersek tablo tamamlanacaktır sanıyorum” diye konuştu. 

RUSYA, ABD-TÜRKİYE GERİLİMİNİ USTALIKLA KULLANIYOR

Rusya’nın tutumunu da “Rusya çok açık bir şekilde Astana sürecinde alınan kararların cihatçı teröristleri bağlamadığını ve bunların ya teslim olacaklarını ya da imha edileceklerini söylüyor” sözleri ile yorumlayan Yaşlı, şu değerlendirmede bulundu: “Dolayısıyla gerek İdlib’deki en büyük güç olan eski adıyla Nusra yeni adıyla Heyet Tahrir Şam (HTŞ), gerek başta Çin’den gelen Uygurların kurduğu Türkistan İslam Partisi gibi örgütler çok açık bir şekilde hedef konumundalar. İktidar, Rusya’ya “ılımlılar”la “teröristler” arasında bir ayrım yapılması gerektiğini söylüyor ve buna yönelik birtakım girişimlerde de bulunuyor. Örneğin geçtiğimiz haftalarda Ulusal Kurtuluş Cephesi adlı yeni bir çatı örgütü oluşturuldu. Ancak bölgedeki en güçlü yapı HTŞ ve aynı zamanda İdlib’de çok sayıda Suriye dışından gelen “yabancı savaşçı” var. HTŞ’nin ve “yabancı savaşçıların” Türkiye’nin sözünü dinlemesi öyle çok kolay görünmüyor. Öte yandan Rusya, Türkiye ile ABD arasındaki gerilimi bildiği ve bu gerilimi gayet ustalıkla kullandığı için Türkiye’yi mutlak anlamda oyunun dışında tutacak bir çözümü de benimsemeyecek gibi görünüyor. Dolayısıyla önümüzdeki günlerde süreci, Suriye’nin Astana sürecinden ve Rusya’dan özerk olarak atacağı adımların nereye kadar uzanabileceği, ABD-Türkiye gerilimine dair gelişmeler, ABD’nin İdlib’e dair tutumu ve Rusya’nın bu gerilim üzerinden atacağı adımlar belirleyecek. Bir ek olarak şunu söyleyeyim: Rusya Türkiye ilişkilerinde, iktidar Rusya’ya Rusya’nın Türkiye’ye olduğundan çok daha mecbur bir konumda. Dolayısıyla son tahlilde Rusya’nın taleplerinin baskın çıkması şaşırtıcı olmayacaktır.”

ABD VE BATI, İDLİB’İN DÜŞÜŞÜNÜ ENGELLEYEMEZLER

ABD’nin süreçteki pozisyonana ilişkin de konuşan Yaşlı, “Trump’ın danışmanı Bolton geçtiğimiz günlerde İdlib hususunda Rusya ile ortak bir görüşlerinin olmadığını söylemiş ve esas endişe kaynaklarının İran’ın Suriye’deki varlığı olduğunu belirtmişti. Öte yandan son derece önemli bir vurgusu daha vardı, Bolton’a göre Putin İran’ı Suriye’den çıkmaya zorlayamayacaklarını söylemişti. Yine Bolton, Batı’nın elindeki tek koz olan kimyasal saldırı yalanına bir kez daha sarılarak “Oscar’lı El Kaideciler” diyebileceğimiz White Helmes’in, yani Beyaz Baretliler’in, tam da yeni bir kimyasal saldırı mizansenine hazırlandıkları günlerde “İdlib’de kimyasal silah kullanılırsa buna yanıtımız sert olur” açıklamasını yaptı ve benzer bir açıklama İngiltere’den de geldi. Kanımca, ABD ve Batı, belki İdlib’de bir gecikmeye yol açabilirler ama kaçınılmaz olanı, yani İdlib’in düşüşünü engelleyemezler, Suriye’de gelinen nokta artık buna izin vermiyor çünkü” dedi.

İDLİB’DE ŞU ANDA SİYASİ VE ASKERİ DURUM

Yaşlı İdlib’deki siyasi ve askeri duruma ilişkin ise şunları söyledi: “İdlib’de irili ufaklı çok sayıda cihatçı örgütün yaklaşık 50 bin militanı bünyesinde barındırdığı iddia ediliyor. Bunlardan en büyüğü yaklaşık 15 bin kişilik gücüyle HTŞ, ülke dışında gelen teröristlerin çoğunluğunu Uygurlar ve Çeçenler oluşturuyor. Türkiye’nin yanı sıra, Rusya ve İran da bölgede gözlem noktaları kurmuş durumda. Suriye ordusu da kuşatma operasyonu için kentin sınırlarına asker yığmaya devam ediyor. Buranın şu an küresel ve bölgesel güçler arasındaki mücadelenin merkez noktası olduğunu belirtmek ve buradan hareketle burada yaşanacakların bölgedeki birçok gelişme ve küresel/bölgesel güçler arasındaki ilişkiler üzerinde ciddi ölçüde belirleyici etkilerde bulunacağını söylemek sanıyorum ki kehanette bulunmak anlamına gelmeyecek.”

Son Düzenlenme Tarihi: 24 Ağustos 2018 18:12
www.evrensel.net