Bir gölge yazarı nasıl tanırsınız?

Fotoğraf ve görsel: Pixabay | Kolaj: Evrensel

Bir gölge yazarı nasıl tanırsınız?

Ünlü sima, birden ekranlardan, gazete sayfalarından 'Bir gün dedim ki, neden yazmıyorum…' diyorsa dikkat! Ya bir ilham perisi var ya bir gölge yazarı…

Nilgül ERDAN

Bir Yeşilçam filmi sahnesi düşünün… Sahnede etkileyici bir şarkıcı mesleğini icra etmektedir. Abartılı jest ve mimiklerle şarkısını söylemekte, dinleyicilerine eşsiz anlar yaşatmaktadır. Ancak bir süre sonra anlarız ki, aslında tüm bunlar bir kurmacadır. Şarkıyı aslında sahnedeki kişi değil, perde arkasındaki (o kadar da gösterişli olmayan) bir başkası seslendirmektedir. Ve biri çıkıp perdeyi indirir, herkes gerçeği görür.

Birinin çıkıp perdeyi indirdiği yere kadar olan kısım, edebiyat dünyasında da görülür, ne var ki perdeyi indirmek pek mümkün değildir. Ancak o perdeye bir gölge düşer: Gölge yazarın gölgesi.

O güne dek herhangi bir yazısına rastlamadığınız ünlü sima birden kitap yayımlıyorsa… Kişi o güne dek öyle bir çalışma üzerinde herhangi bir yetkinlik belirtisi göstermediyse… Ve birden ekranlardan, gazete sayfalarından size, “Bir gün dedim ki, neden yazmıyorum…” diyorsa dikkat! Ya bir ilham perisi var ya bir gölge yazarı…

‘GÖLGE YAZAR BAŞKASI ADINA KİTAP YAZAN KİŞİDİR’

Gölge yazar, ki onlara hayalet yazar da denilmektedir, sipariş üzerine başkası adına kitap yazan kişidir. Yazar olarak tanıyıp bildiğimiz kişiler de gölge yazar olabilir. Kendi kitabınızı yazdığınızda bu size belli bir miktar para kazandırabilir ancak işler yolunda gitmez ve kitap satmazsa yazar emeğinin karşılığını alamayabilir. Gölge yazarlıkta (kitabı yazan asıl kişinin adı dışında) her şey nettir. Alacağı ücret bellidir, kazanç garantidir, üstelik kendisine sipariş verilmiştir. Bu, şöyle bir anlama gelir: Yazara “İhtiyacımız, şu konuda, şunlardan bahseden, şu örnekleri içeren, şu kadar sayfalık bir kitap” denir. Bu durumda yazar derin analizler yazmaya gerek duymaz, “yazar tıkanması” yaşamak için de bir sebep yoktur. Zorlandığı anlarda klişelere, beylik laflara sığınmasında da bir sakınca bulunmaz.

Gölge yazarlar tek seferlik ödemeler alır. Bu ücret değişkendir. “Gölgesi olunan” kişinin tanınırlığı, yayınevinin bu işe ayırdığı bütçe, yazılması beklenen sayfa sayısı bu ücretteki değişikliklerin ana nedenleridir. Tabii kişinin bu işteki ustalığı da bir etkendir. Gölge yazar bu işten 3 bin TL ila 10 bin TL arası para kazanabilir. Bazıları ise tek seferlik telif ödemesi yapar. Yani kitabın ilk baskısından elde edilen gelirin yüzde 5 ila 7 arası ücret ödenebilmektedir.

‘ÜNLÜ SİMA HAYATINI YAZMAK İSTER AMA…’

Kitap yazsa okuru olacağından emin olunan bazı isimler neden yayıncılıktan da para kazanmayayım der. Otobiyografilerde bu sıkça görülür. Ünlü sima hayatını yazmak ister ama yazamayacağını bilir. Bir gölge yazar onun yerine “ben” diliyle kitabı yazar. Gölge yazarın adı “yayıma hazırlayan” diye kapakta geçmelidir ama çoğu zaman geçmez. Gölge yazarlık mevzuunun bir diğer noktası, bahsettiğim gibi kişisel gelişim kitaplarıdır. “Kişisel geliştiğinden” emin isimler, bir gölge yazara “Yaz” buyurur, gölge yazar da bir klişeler yumağı hazırlar. Bazı ünlü simalar işine saygısından dolayı çerçeveyi çizer, birtakım notlar verir ve kitap oylumuna gelecek miktarda ekleme yapmasını ister. Bazen kişi bakmaz bile neler olup bittiğine. “Kendinize inanın”, “Vazgeçmeyin”, “Gerçi vazgeçseniz de olur”larla dolu bir metin ortaya çıkar.

Bir kitabı gölge yazarın yazıp yazmadığını anlamak güçtür. Ancak tahmin yürütülebilir. Daha önce de belirttiğim gibi, yazar bir kitap kaleme aldıysa ve bu bir tür kişisel gelişim kitabıysa, kişinin o güne kadar konuyla ilgili yazısına, demecine, programına denk gelmediyseniz şüphe etmek için doğru noktadasınız. İlişkileri anlamak, başarıya ulaşmak, yol göstermek üzerine yazılan kitaplarda kişi kendinden neredeyse hiç örnek vermiyorsa durup düşünmek gerekir. Düşünsenize, mesleki tecrübelerinden, kişisel ilişkilerinden, itinalı bir araştırma gerektiren verilerden hiç bahsedilmeyen bir “deneyim” kitabı ve “Bunu ben yazdım, kitap yazmak çok güzel” diyen bir yüz! Peki anılar serpiştirilmiş olanlar? Burada da bir tür doku uyuşmazlığı ortaya çıkar. Kişinin kişisel başarısı sahiden ilham verici olabilir, ancak kitapta bunlar sahiden “serpiştirilmiş” gibi durur. Çok büyük bir başarı öyküsünden iki sayfa sonra yılmayarak tavşanı geçen kaplumbağa örneği gelir zira…

‘KİŞİ, KİTABINI NEDEN YAZDIĞINI ASLINDA TAM AÇIKLAYAMAZ’

Bazı isimler gölge yazarlara yazdırdıkları kitaplarla bir kariyer inşa edebilir. Yani arasında romanların, kişisel gelişim kitaplarının olduğu üç-beş, belki on kitabı vardır. Hasbelkader kitaplar elinize geçerse ve yazar tüm kitaplarını tek bir gölge yazara yazdırmamışsa aralarındaki üslup farkı enikonu kendini belli edecektir. Gelişen ve dönüşen bir üslubu anlarsınız ve fakat değişip duran bir üslup göze batacaktır.

Bir sonraki ipucu kişinin katıldığı televizyon programlarında ya da verdiği röportajlarda ortaya çıkar. Kişi, kitabını neden yazdığını aslında tam açıklayamaz, “Bir gün dedim ki kendi kendime, bunu yazmalısın” gibi açıklamaların doyuruculuğu yoktur. “Yazar” ustalıklı bir hamleyle röportajı kitaptan sıyırıp yeni projelerine vs. getirebilir. “Kitapta şöyle bir cümleniz var…” diye başlayan sorularda dikkatli gözler alında oluşan ter damlalarını seçebilir.

Son bir not daha: Bir kitap yahut yazı size enteresan ve birtakım kişilere özgü şeyler anlatmayı vaat ediyor ancak yazarı güncel ve kişisel örnekler vermekten kaçınıyorsa… Yazı, soğuk ve mesafeli bir dille yazmayı tercih eden bir yazara ait olabileceği gibi, görünen adın arkasından el sallayan başka birine ait de olabilir. Yakın zamanda okuduğunuz kitaplara ya da yazılara bir de bu gözle bakmayı ihmal etmeyin derim…

Son Düzenlenme Tarihi: 24 Ağustos 2018 11:18
www.evrensel.net