Gençlik Kampına katılan Suriyeli işçi: Birlik olabileceğimizi öğrendim

Fotoğraf: Evrensel

Gençlik Kampına katılan Suriyeli işçi: Birlik olabileceğimizi öğrendim

16. Gençlik Yaz Kampı’na katılan Suriyeli işçiden, öğrenciye gençler, kamp yaşamının birlik olabileceklerini ve kardeşliği öğrettiğini ifade ettiler.

Suriyeli bir saya işçisinin gözünden gençlik yaz kampı

Ahmet Osman
Adana

Merhaba, ben Suriyeli bir saya işçisi aynı zamanda lise öğrencisiyim. 16. Gençlik Yaz Kampı’na gittiğimde sürekli Türkiyeli arkadaşlarım önceki kamplar için “Gelecekten bir hafta yaşadık” diye dile getiriyorlardı. Kampta benim sürekli hayal ettiğim bir hayat vardı. Birlik, kardeşlik, sevgi, saygı, özgürlük, ayrımcılığın olmaması gibi. Kampa katılan insanların sayesinde hayal ettiğim hayattan bir hafta çaldığım için çok mutlu oldum. Zaman sürekli dolu geçiyordu, herkes bir atölyeye katılmıştı. Ben tiyatro atölyesine katılmıştım ufak bir gösteri de yapmıştık, herkes de çok beğendi, ben de çok sevdim ve bir şeyleri

başardığımı hissettim. İşçi gençlik ve lise forumunda söz almıştım ve okulda iyi bir eğitim alamadığımızı, ırkçılıktan dolayı yaşadığım sıkıntıları söyledim ve sadece benim değil herkesin ortak sıkıntılar yaşadığını öğrendim ve bu sıkıntıların nasıl geçeceğine dair konuştuk, birbirimize yol göstermeye çalıştık. Kampta her şeyi paylaşarak yapıyorduk. Ayrımcılık yoktu, herkes birbirine saygı  sevgi gösteriyordu. O kadar mutlu oldum ki sürekli bir şeyler başardığımı hissediyordum. Ben kampta güldüğüm kadar hiçbir yerde gülemedim. Ben orada çok şey öğrendim. Herkes birlik olabilir onu öğrendim. Herkes kardeş olabiliyor onu da öğrendim. Hayatta nasıl başarabilirsin onu öğrendim. Güvenin ne demek olduğunu öğrendim.

Umutlu yarınlar için gelecekten çalınan bir hafta

Ali Uygun
Çukurova Üniversitesi

Merhaba, ben Çukurova Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı son sınıf öğrencisiyim. “Gelecekten bir hafta çalma” sloganıyla çıkılan Kuşadası kampında dopdolu bir hafta geçirdim.

Bu 1 haftanın 5 günü Edebiyat atölyesini 2 arkadaşımla birlikte atölye yöneticiliğini üstlendim. Birçok gencin şiire ve edebiyata olan ilgisi beni çok memnun etti. İlk gün Ayşegül Tözeren ile nasıl okumalıyız başlıklı söyleşimizi gerçekleştirdik. Söyledikleri gençlere ışık oluyordu. İkinci günde ise Yelda Eroğlu ile nasıl yazılmalı adlı söyleşimizi gerçekleştirdik. Üçüncü gün, Hakkı Özdal ile Türkiye’deki dergicilik ve yeni e dergisi hakkında söyleşimiz oldu. Dördüncü günde umut temalı mısralar yazılmalı sloganıyla gençlerin yazdıkları şiirleri oluşturduğumuz kutumuza atmalarını istedik. Beşinci günün akşamı yazılan mısralardan bir şiir oluşturduk ve kamp sakinlerine bu şiiri okuduk. Aynı gecede bir de birçok gencin sevdiği şairlerden veya kendilerinin yazdıkları şiirleri seslendirerek güzel bir şiir dinletisi gerçekleştirdik.Dolu dolu günlerimiz geçti diyebilirim.

Özgür düşüncelerin emeklerini ortaya koyduğu birçok güzel etkinlikler, paneller, forumlar ve tabiki de akşama bazı grupların çıktığı konserler de oluştu, gençler tabir caizse eteklerindeki taşları dökerek halaylar da çektik tabiki. Çok güzel bir hafta geçirdiğimizi düşünüyorum.

Fikirlerimize zincir vurulmadan Umutlu yarınların gelmesi dileğimle.

Yeni umutlarla kamptan ayrıldık

Cengiz İPEK
Düzce

Bu yıl 16.sı düzenlenen Gençlik Yaz Kampına ilk defa katıldım. Kampa gelmeden önce çok büyük beklentilerim yoktu çünkü kamp yaşantısı hakkında korkularım vardı. Ama kampa geldiğim andan itibaren güzel bir hafta geçireceğimi fark etmiştim. Çünkü etraftaki herkes neşeli ve umutlu insanlar olduğunu fark ettim. Her hangi birinin yanına gittiğimde  “hocam merhaba” deyip samimi, akıcı ve güzel sohbetlere katıldım.

Kamp hakkında bir diğer güzel şey ise atölyelerdi. Kampta politik iktisattan tutun da Latin dansları atölyesine kadar pek çok atölye vardı. Hocalarımız bizimle çok ilgililerdi. Anlamadığımız bir nokta veya aklımızda bir soru işareti kalmasın diye çok uğraştılar. Ve şunu da fark ettim ki atölyeler insanı araştırmaya, sorgulamaya ve öğrenmeye de teşvik ediyorlar, hatta ara sıra kendi arkadaş grubumla atölyeler hakkında küçük konuşmalar yaptığımız oldu. Bazen de kendimiz bir konu belirleyip onun hakkında tartıştık.

Kampımızın sloganı olan “Gelecekten Bir Hafta” tutumunu da başarıyla uyguladığımızı düşünüyorum. Bunu derken kastettiğim kamp toplumu olarak sergilediğimiz duruş. Kampta bizim adımıza çalışan hizmetliler yoktu. Yemeğimizi, bulaşığımızı, mıntıka temizliğimizi, güvenliğimizi  vb işlerli hep kendi aramızdaki belirli bir düzene uygun olacak şekilde ayarladık. “7 gün boyunca çalışmışsınız” diye düşünmeyin günde çalışmaya harcadığımız en uzun vakit 1 saatti.

Ama kampın şüphesiz en özel katkısı edindiğim dostluklardı. Şöyle ki daha tanışalı 3 gün olmuş birisiyle yan yana birbirimizden şüphe duymadan yastığımızı yorganımızı paylaşıp uyuduk. Yine aynı şekilde daha tanışalı 2 gün olmuş birisiyle sahilde oturup saatlerce dertleştiğimiz oldu. En önemlisi ise birbirimize bir şeyler öğretmeyi başarabildik.

Son olarak bu kampta hepimizin az ya da çok bir emeği geçti. Biz gençler yeni umutlarla kaptan ayrıldık.

Futbol turnuvasından gençlik yaz kampına

Muhammed Yürek
Adana

Ben Adana’da uyuşturucuya karşı düzenlenen futbol turnuvasında kamptan haberdar olmuştum ve takım olarak şampiyon olup kampa gelme fırsatı yakalamıştık.

Öncelikle kamp ile ilgili düşüncelerime başlamadan önce bu yazıyı işçi ve emekçi gençler adına yazdığım için çok mutluyum. Daha önce bulunmadığım bir ortam ve yeni insanlar, yeni düşünceler... Kampın her bir noktasında gençlere yararlı, kendini geliştirebileceği, bilgi edinebileceği ve eğlenebileceği atölyeler var. Kampı dolu dolu yaşamak için boş zamanlarımı farklı farklı atölyelerde geçirmek istedim. Hayatımda ilk defa bir tiyatro oyununda oynadım ve bu çok eğlenceli ve geliştirici bir aktiviteydi.

Şiir dinletisinde şiir okudum ve bu beni çok etkiledi. Bundan sonra kendi şiirlerimi yazmaya ve şiirler okumaya karar verdim. Ritim atölyesinde türküler söyledik, ritme hep birlikte ayak uydurduk. Kamptaki sıcak ortam çok dikkatimi çekti. Rahatça konuşabiliyorsun, fikirlerini aktarabiliyorsun. Herkes eşit, temizlikler, yemek hazırlamalar, nöbet tutmalar vb birçok işi hep birlikte yaptık ve bu benim çok hoşuma gitti. Bu yazıyı kampın son gününde yazıyorum ve zamanın nasıl geçtiğini anlamadım, belli ki çok eğlenmişiz. Bu kampın bana kattığı en önemli şeylerden biri de beraber olursak, bir olursak karşımızda hiçbir kuvvetin duramayacağı. Son olarak bu kampın sadece bir tatil olmadığı ve insanlara birlik ve beraberliği, ezilen işçi sınıfının savunulması gerektiğini öğrettiği bir kamp olduğunu söylemek istiyorum. Emeği geçen herkese teşekkürler.

Bu düzene son verebiliriz

Ezgi TATLI
Tuzla

Bu sene benim ilk kampımdı. Gelmeden önce çevremden duyduklarım, anlatılanlarla birlikte kafamda bir şeyler oluşmuştu fakat geldiğimde çok daha iyisiyle karşılaştım. Atölyelerin bu kadar etkin olacağını beklemiyordum fakat atölyeler açısından oldukça verimli geçtiğini düşünüyorum. Ben politik iktisat atölyesindeydim. Her dakikamızı dolu dolu geçirebildiğimiz gerek paneller, gerek toplantılar olsun Türkiye’nin birçok yerindeki liselerin ve üniversitelerin sorunlarını konuşabildiğimiz ve çözüm bulmaya çalıştığımız bir alan yarattı bizlere.

Dünyadaki baskılara, ötekileştirmelere, tüm ayrışmalara karşı bir hafta için bile olsa bu düzene son verebileceğimizi, geleceğimizi kolektif bir yaşam içerisinde inşa edebileceğimizi görmüş olduk.

Tek sıkıntı benim açımdan yemeklerdeydi. Ben vejetaryenim ve benim gibi olan insanlar da var bu kampta fakat azınlıkta kaldığımız için maalesef bize göre yemek çıkmıyor ve pilavın yanına pilav yemek zorunda kalıyoruz. Bu da sadece karbonhidratla beslenip temel besin değerlerimizi alamamamıza sebep oluyor. Gelecek kamplarda bu konuya önem verilmesi bizim açımızdan çok daha iyi olacaktır.

Nefes almanın da aracı olarak kamp

Özgür KIRCA
Esenyurt/İstanbul

Bu yazıyı size 200 metre yükseklikten tuğla acısı çektiğim ellerimle yazıyorum. Bu sene yine aynı şekilde çalışmaya başladığım yaz tatilinde siz değerli Evrensel okurlarına iki aylık inşaat sürecimin nasıl Gençlik Yaz Kampı’nda son bulduğunu anlatacağım. İnşaata girdiğim ilk günlerde çalışma koşullarının iyi olduğunu düşünmüştüm. Ama adaptasyon sürecini atlattıktan sona aslında çalışma koşulunun hiç de iyi olmadığını gördüm. Sabah 6’da başlayan yoğun iş sürecinin akşam 6’da son bulmasının verdiği sömürü hissini iliklerimize kadar hissediyorduk. Çünkü patronumuz iki kişinin yapabileceği işi tek kişinin yapmasını istiyordu. Bunun sonucunda dayanılmaz bir yorgunluk hissi geliyordu. Öyle ki biz işçiler yemek molalarında hızlıca yemek yiyip artan sürede dinlenmeye çalışıyorduk.

İnşaat ortamındaki bireysellik ve çıkar ilişkileri bu tempolu çalışma sürecini daha da dayanılmaz hale getiriyordu. Günlerimin böyle geçtiği inşaatta, tatil ve dinlenme ihtiyacımı daha önceden bildiğim ve katıldığım gençlik yaz kampında atmayı düşünüyordum. İnşaattaki çıkar ilişkilerinin ve bireyselliğin aksine bu kampta arkadaşlarımla ve tüm kamp katılımcılarıyla beraber kolektif bir biçimde zaman geçirdik.

Aslında kolektif bir yaşamın ütopik bir hayal olmadığını belirtirken işçi gençler olarak mücadele edip hak ettiğimiz parasız, bilimsel, demokratik eğitimimiz için öğrenci ve genç işçileri mücadele etmeye çağırıyorum.

Umutla bakmalıyım geleceğe

Simge Eryılmaz
Antep

“Bu zindanları sizler yıkacak, yarının aydınlığını sizler kuracaksınız” ( Yılmaz Güney )

Yılmaz Güney’in bu sözü beni hep düşündürürdü Emek gençlerinin arasına katılmadan önce. Neyin aydınlığından bahsediyordu bir türlü anlam veremiyordum. Hayatım boyunca geleceğe hep umutsuz yaklaştım. Zaman geçtikçe bu umutsuzluğum azalmıyordu aksine beni bu ülkeden uzaklaştırmaya yetiyordu, ne olursa olsun bu ülkeden gitmeliyim diyordum kendime... Emek gençleri ile bir araya geldiğimde onların umudu benim bu körelmiş umutsuzluğuma ışık tutuyor, hala bir şeyler için geç olmadığını söylüyordu.

Geleceğe umutla bakmak kim ne derse desin benim için olanaksız bir durumdu. Bu durumdan kendimi soyutlamama yardım eden bir diğer alternatif gençlik kampı oldu. Bu kampta düşlediğim dünyanın mümkün olabileceğine dair bir inanç yeşerdi içimde. Geleceğe umutla bakmanın yaşamın bir kuralı olduğunu öğrendim. Bu da demek oluyor ki bütün yaşadığım zorluklara karşı içimde tekrardan bir umut ışığı aydınlanmalı. Bu umut ışığı uzaklarda olsa bile umutla bakmalıyım geleceğe ve yine Yılmaz Güney’in sözü ile bitirmeliyim “Bu zindanları sizler yıkacak, yarının aydınlığını sizler kuracaksınız”. Artık bu ülkenin karanlık zindanlarını biz gençler yıkacak yarının aydınlığını biz gençler kuracağız.

Birlikte iş yapmanın eğlencesi

Işılsu BAŞKAVAK
MERSİN SESİM SARPKAYA FEN LİSESİ

Bu sene ilk kampıma katıldım. Atölyeler, paneller, konserler ve yaptığımız görevlerin bana kattığı çok şey oldu. Yaptığımız görevlerde yeri geldi masa sildik, yeri geldi patates, soğan doğradık, yeri geldi mıntıka temizliği yaptık. Bunları birlikte yaptığımızda iş yapmanın kolaylığını ve eğlencesini gördük.

Yapılan panellerde ise sınav sisteminden tutun Marx’ın yaşamına kadar birçok konuya değinildi. Lise ve üniversite forumları düzenlendi. Ben liseye bu sene başlayacak biri olarak Lise Forumu’nda diğer liselerde yaşanan problemleri, okulların öğrenciler üzerinde nasıl bir etki bıraktığını, iktidar yanlısı öğretmenlerin öğrencileri etkisi altına almaya çalıştıklarını gördüm ve bunlarla nasıl mücadele etmem gerektiği hakkında bilgi edindim. Kadın Çalışmaları Atölyesi’ne katılarak kadının toplumdaki yerini ve kadın hareketlerinin tarihi hakkında yapılan sunumları takip ettim. Kampın sonuna yaklaşırken buraya tekrar ve hatta arkadaşlarımla gelmeye de karar verdim.

Son Düzenlenme Tarihi: 22 Ağustos 2018 18:08
www.evrensel.net
ETİKETLER Gençlik Yaz Kampı