Edebiyatçıların devrim tanıklıkları


Kolaj: Evrensel

Edebiyatçıların devrim tanıklıkları

Fırat Turgut, Dipnot Yayınlarından çıkan ‘Devrim Öyküleri’ni yazdı.

Fırat TURGUT
İstanbul

Ekim Devrimi’nin, insanlık tarihinin en önemli ve ilerici olayı olduğunu gönül rahatlığıyla söyleyebiliriz. 20. yüzyılda birçok ülkenin sosyalistlerini ve ilerici unsurlarını etkileyen bu başarıyla Marx ve Engels’in işaret ettikleri sisteme doğru ilk adımlar atılmıştır. Artık sırada yeni bir toplum düzenin temelini atmak ve inşa süreci vardı.

Dipnot Yayınları tarafından Sovyet edebiyatının usta kalemlerinin Ekim Devrimi sonrası, yeni bir sistem inşa edilirken yazdığı öykülerinden derlenen “Devrim Öyküleri” kitabı bu döneme farklı bir pencereden bakma olanağı sunuyor. Ekim Devrimi’nin 100. yıl dönümüne atfen hazırlanan kitapta devrim karşıtları, eskinin ajanları, kadının devrimden sonraki konumu gibi özel ve genel başlıklar öne çıkıyor.

Tarih kitapları okumaktan haz etmeyenler ve dönemi merak edenler için sevindirici bir haber... Yani “Devrimden sonra şöyle önemli değişiklikler oldu” gibi çoğu zaman ezber gerektiren kronolojik aktarımdan ziyade, Sovyetlerin usta edebiyatçıları anlatımlarıyla dönemin bir kısmını okuyucunun beynine nakşetmiş oluyor.

Devrim Öyküleri adıyla yayımlanan kitapta Nikolay Tihonov, İvanoviç Kuprin, Maksim Gorki, Aleksandr Neverov, Mihail Zoşçenko, Panteleymon Romanov, Mihail Şolohov, Valentin Katayev ve Aleksandr Serafimoviç’in öyküleri bulunuyor. Toplam 14 öykünün bulunduğu kitap Nikolay Tihonov’un “Bir Çağın Başlangıcı” isimli öyküsüyle başlıyor. Tihonov bu öyküsünde devrim sebebiyle Amerika’dan gelen bir yabancıyı konuk eden devrim karşıtı egemen sınıfın durumunu anlatıyor. Bir öyküde ülkedeki durum, bir cümleyle belki de bu şekilde özetlenebilir: “Savaş ve yoksulluk vahşi bir hayvanı uyandırmıştır.” Egemenler bir taraftan bu hayvanın ancak iki hafta dayanabileceği kanısındayken ve zihinlerinde “Acaba ne olacak” sorusu dört dönerken Amerika’dan gelen konuk için her şey gayet anlaşılır ve haklıdır.

İvanoviç Kuprin’in öyküsü, adını, bir kadının kocası tarafından takılan lakabından alıyor: “Sen kadın değil tırtılsın, sen Bektaşi üzümü haşeresisin.” Kocası tarafından aşağılanan Tırtıl, devrime sahip çıktığını okkalı bir tokat gibi kocasının yüzüne çarpıyor: “Korkak, köşeye saklanma gölgen görünüyor... Yapamıyorsan yapma, seni kimse yargılamaz. Ama sus da beni rezil etme...”  Kadının devrimden önce ve devrimden sonra toplumdaki pozisyonunu anlatması, aradaki farkı ortaya koyması açısından Bolşevik Marya isimli öykü, kitapta önemli bir yer tutuyor. Türkiye’de de sıkça rastladığımız bir tip olan, kadına yönelik korku salan bir erkekle evli olan Marya’da, Bolşeviklerin “Siz şimdi erkeklerle eşit haklara sahipsiniz” sözünü duymasıyla değişim başlar. Öyküye göre ilerleyen dönemler ise insanlık için daha fazla umut vericidir: “Onun gibiler şimdilerde çoğaldı...”

Maksim Gorki ise sevmediğini şikayet eden, şikayet sonucu tutuklananların akıbetleri hakkında hiçbir fikri olmayan, pişman olmuş bir muhbiri anlatıyor. Öyküde geçen “Ama kendimi çürük bir duvara mıhlanmış, kendisine hiçbir şekilde ve hiçbir zaman yardım edemeyeceğim zulmedilmiş insanlara ilişkin acı veren düşüncelerin çarmıhına gerilmiş hissediyorum” sözleri, yapıtlarını sosyalist gerçekçilik üzerine inşa eden Gorki’nin çoğu yapıtında olduğu gibi bu öyküsünde de hümanist emareler bulunduğunu gösteriyor.

Neden bilmem, bu gibi emareler Lenin’in Sosyalizm ve Savaş adlı yapıtındaki satırlarını hatırlatıyor: “İnsan, tamamen darkafalı önyargılarla dolu bu mektubu (Gorki’nin Lenin’e gönderdiği barış çağrılı mektup) okuyunca derin bir hayal kırıklığı yaşıyor... Pek çok kez Gorki’nin politik hatalarını yüzüne vurma ve onu uyarma fırsatım oldu... Gorki’nin dünya proleter hareketine büyük katkılar sunan ve de sunacak olan olağanüstü bir sanat dehası olduğuna şüphe yok. Fakat Gorki, neden politikaya burnunu sokmaktadır?...” Galiba Gorki “burnunu politikaya sokacağını” anladığı sırada öyküyü bitiriyor...

Kitapta “Bir şeylerin henüz hâlâ değişmediği”, halkın değişime ayak uydurmada zorlandığı da yer alıyor, Osmanlı hanedanının damadı meşhur Enver Paşa da... E, daha fazla ayrıntı için kitabı okumaya...

Not: Son zamanlarda yayımlanan kitaplarda ciddi imla hataları göze çarpıyor. Bu kitapta bu hatalar sayıca az da olsa, dikkatli bir okuru rahatsız ediyor.

Son Düzenlenme Tarihi: 22 Ağustos 2018 14:30
www.evrensel.net
ETİKETLER Devrim Öyküleri