GGM’lerin koşulları ‘gönüllü’ geri dönüşleri doğuruyor

Fotoğraf: Evrensel

GGM’lerin koşulları ‘gönüllü’ geri dönüşleri doğuruyor

Avukat Deman Güler, Geri Gönderme Merkezleri’ndeki (GGM) hak ihlallerini Evrensel'e değerlendirdi.

Metehan UD
İzmir

Haklarında sınır dışı kararı verilmiş mültecileri, Geri Gönderme Merkezleri’nde (GGM) hukuki desteğe erişimde zorluklar yaşadığını belirten Avukat Deman Güler, merkezlerin mültecileri ‘gönüllü’ geri dönüşlere rızaya yönlendirdiğini söyledi.

KHK ile Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nda yapılan değişiklikle birlikte mülteciler yargı denetimine tabi tutulmadan hakkında idare tarafından sınır dışı kararı verilmesinin önündeki engeller kaldırılmıştı. Düzenleme özellikle Avrupa’ya geçişte güzergah olan İzmir’de kendini hissettirdi. Çok sayıda mülteci, polis tarafından yapılan üst aramaları ve telefon incelemelerinin ardından alıkonulmuş ve hakkında valilik tarafından sınır dışı kararı verilerek Harmandalı Geri Gönderme Merkezi’ne gönderilmişti. Haklarında sınır dışı kararı verilen mültecilerin çok azı bilgiye ulaşılabilirken yakın zamanda Iraklı bir mülteci üzerinde Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimine ait toplu ulaşım kartı bulunduğu için hakkında sınır dışı kararı verilmişti. İzmir’de mültecilere hukuki destek veren Legal Klinik İzmir oluşumunda yer alan Avukat Deman Güler’le, düzenlemenin mülteciler açısından sonuçlarını, uluslararası hukuk açısından değerlendirilmesi ve GGM’lerde alıkonulan mültecilerin haklarına erişim sırasında yaşadığı problemleri konuştuk.

Fotoğraf: Evrensel

OHAL döneminde alınacak önlemlerin uluslararası hukuktan kaynaklanan yükümlülüklerle uyumlu olması gerektiğini hatırlatan Güler “Geri gönderme yasağı da esasen bu yükümlülüklerdendir. Bu çerçeveden bakıldığında Türkiye’nin darbe girişimi sonrası yarattığı hukuk ve bu hukuku yaratırken kullandığı usul hiçbir surette uluslararası insan hakları normları ile uyuşmamaktadır. Bu bakımdan kanun hükmünde kararnameler ile mülteci haklarını kısıtlamak mümkün değildir. Son KHK düzenlemesi 53. Maddeye eklediği bir fıkra ile “Terör örgütleri ile ilişkili olduğu değerlendirilenler” diye yeni bir sınıf yarattı. Ayrıca bu kişilerin idare mahkemesine başvurmasının önü kapatıldı. Zira KHK değişikliği ile bu başvurularla sınır dışı kararının durdurulması artık mümkün değil. Son değişiklik hakkında sınır dışı kararı verilmiş olan şahsın hukuki statüsüne de bakmıyor. Kişi, kabul edilmiş mülteci olsa ve üçüncü ülkeye gönderilmeyi bekliyor olsa dahi söz konusu KHK uygulanıp ülkesine sınır dışı edilebiliyor. Biz avukatlar olarak benzeri hallerde Anayasa Mahkemesi’ne yapılacak bireysel başvuru yöntemi ve AİHM başvurularını kullanıyoruz” dedi.

‘OHAL ŞARTLARINDA DAHİ MÜMKÜN DEĞİLDİR’

Düzenlemeyi mülteci hukuku açısından değerlendiren Güler şunları söyledi “Söz konusu durumun mülteci hukukunun temel ilkesi olan “non-refoulment” yani geri gönderme yasağı ile çeliştiği bariz şekilde ortadadır. Zira çok zor koşullar altında zulüm gördüğü ülkesinden kaçan bireyi tekrar zulüm görme ihtimali olan ülkesine geri göndermek hiçbir şekilde kabul edilemez. Bu durum OHAL şartlarında dahi mümkün değildir. Çünkü işkence yasağı dediğimiz norm, biz hukukçuların jus cogens dediği uluslararası hukukun en üstün kurallarından biri olup geri gönderme yasağı ile beraber okunduğunda devletlere kendi egemenliklerini de aşan bir şekilde bazı sorumluluklar yüklemektedir. Bu sebeple yerel mevzuatta yapılacak hiçbir hukuki değişiklik bir sığınmacının ya da mültecinin zulüm görme tehdidi altında olduğu ülkesine zorla geri yollanmasını hukuki kılmayacaktır”.

‘BİR MÜVEKKİLİM İNTİHARA SÜRÜKLENDİ’

Sınır dışı edilmek üzere Geri Gönderme Merkezleri’ne gönderilen mültecilerin sınır dışı edilme süreçlerinin mültecinin vatandaşı olduğu ülkeye göre değiştiğini ve altı ay ile bir yıllık zaman aldığını belirten Güler “GGM’lerde mülteciler en çok başlarına ne geleceğini bilmemekten yakınıyorlar. Zira kendilerine ne kadar süreyle bu merkezlerde kalacakları söylenmiyor, söylenemiyor. Çoğu mülteci GGM’lerin hapishane olduğunu ve burada uzun süre kalmak istemediklerini söylüyor. Bu durum bazen riskli de olsa bir mültecinin gönüllü geri dönüşe razı olması sonucunu doğuruyor. Çünkü aylarca çok zor şartlarda kapalı bir mekanda tutulmaktansa ‘Beni ülkeme gönderin’ diyen pek çok kişi çıkıyor. Mülteciler, odalarda sürekli kapalı tutulmaktan ve şartların zorluğundan şikayet ediyor. Öyle ki bir müvekkilim Anayasa Mahkemesi’nin kendisi hakkında verdiği sınır dışı işlemini durdurma kararına rağmen ülkesine gitmek istedi. Bu karar mevcutken sınır dışı işlemi de yapılamadığından şahıs bir süre merkezde tutulmak zorunda kaldı. Bu süre uzadıkça psikolojisi iyice bozuldu ve birkaç kez intihara teşebbüs etti. En sonunda Anayasa Mahkemesi’ne yeniden başvurup sınır dışı işlemini durdurma kararını geri almasını istedik ve şahıs gönüllü olarak ülkesine geri döndü. Bu dönüşün ne kadarının gönüllü olduğunu, ne kadarının GGM’de yaşadığı zorluklardan kaynaklandığını, ülkesine döndüğünde başına bir şey gelip gelmediğini belki de hiçbir zaman öğrenemeyeceğiz” dedi. 

‘AVUKATA ULAŞMASI NEREDEYSE İMKANSIZ’

Avukat Deman Güler, GGM’lerde tutulan mültecilerin hukuki desteğe erişimdeki zorluğunu şöyle anlattı: “Zira GGM gibi hapishane benzeri ortamda olmayan ve sokakta özgürce dolaşan mülteciler dahi en basit işleri için bir avukattan hukuki yardım alamıyor, adliyeye gidemiyor ve hatta haklarında açılmış bir dava varsa bunu bile takip edemiyor. Geri Gönderme Merkezi’nde tutulan kişiler yurt dışından iade edilen kimseler ise bunların bir avukata ulaşması neredeyse imkansız. Çünkü bu insanlar Türkiye’yi tanımadıkları için herhangi bir avukatın numarasını veya baroların ilgili birimlerinin iletişim adreslerini bilmiyorlar. Ayrıca günün neredeyse 23 saatini kapalı kapılar ardında, koğuşlarında geçiren mültecilerin telefonla avukatı aramaları da her zaman çok kolay olmuyor. Burada dil problemi de ciddi bir sıkıntı oluşturuyor. Biz özellikle bu sorunu çözmek için Yunanistan’ın Midilli adasında kurulmuş Lesvos Legal Center adında ilerici hukukçuların kurduğu ve çalışmalarını sürdürdüğü bir hukuk merkezi ile ortaklık geliştirdik. Oradaki meslektaşlarımız Türkiye’ye yapılan sınır dışı uygulamalarında kendi başvurucularına bizim telefon numaralarımızı veriyorlar. Bizi de bu sınır dışı vakaları hakkında bilgilendiriyorlar. Bu sayede bir kısım mülteciye GGM’lerde ulaşmak mümkün oluyor. Ancak çoğu mülteci bu kadar şanslı olamıyor. Ve ne yazık ki avukata ulaşamayan mülteci eninde sonunda ülkesine iade ediliyor”.        

www.evrensel.net