Toprak altındaki katil; “Mayın”

Toprak altındaki katil; “Mayın”

Geçtiğimiz günlerde Dersim merkeze 10 kilometre uzaklıkta bulunan Sütlüce köyünde çobanlık yapan 23 yaşındaki Oktay Koçin, sabah saatlerinde hayvanlarını otlatmak için Sütlüce Jandarma Karakoluna 200 metre uzaklıkta bulunan bir yere otlatmaya götürdü. Bu sırada bulduğu bir cisme elindeki çubukla dokun

Geçtiğimiz günlerde Dersim merkeze 10 kilometre uzaklıkta bulunan Sütlüce köyünde çobanlık yapan 23 yaşındaki Oktay Koçin, sabah saatlerinde hayvanlarını otlatmak için Sütlüce Jandarma Karakoluna 200 metre uzaklıkta bulunan bir yere otlatmaya götürdü. Bu sırada bulduğu bir cisme elindeki çubukla dokunmasıyla birlikte patlama yaşandı. Bu patlamanın sebebi elbette ki toprak altındaki katil “Mayın”  ve maalesef mayınlar sorunu her geçen gün yıkıcı hal almaya başlamaktadır.
Dünyanın birçok yöresinde mayın sorunu tüm sıcaklığıyla insanları yakmayı sürdürüyor. Özellikle düşük yoğunluklu diye tanımlanan iç çatışmaların yoğunlaştığı ülkelerde ve bölgelerde mayınlar oldukça ciddi bir sorun olarak insanlığın karşısında duruyor.
Sadece son 10 yılda çevremizdeki birçok ülkede meydana gelen irili ufaklı birçok savaşın ardından geriye halkı tehdit eden mayınlar kaldı.
Mayın öyle bir silah ki toprağın içinde sessiz sedasız, tam 75 yıl kurbanını bekleyebiliyor. Mayın öylesine sinsi bir silah ki, onu bırakanlar unutuyor ama o öldürmeyi unutmuyor. Savaş dönemlerinde savunma amacıyla toprağa döşenen mayınlar, sonradan bütün bir toplumun başına dert oluyor. Günümüz dünyasının savaşları artık eskisi gibi kurallarla yürümüyor, her tarafta hiçbir ahlakı kalmamış karşılıklı yok etme, hayat hakkı tanımama üzerine oturmuş bir kırım süreci yaşanıyor.
Türkiye’de mayın konusunda sorunlu ülkelerin başında gelmektedir. Uzun yıllar “Güneydoğu ve Doğu” sınırlarının güvenliği geniş mayın tarlalarıyla korunmaya çalışılmaktaydı. Önceleri kaçakçılık, ardından “terör” gerekçe gösterilerek bu alanlara mayın döşendi.
Türkiye, mayın kullanımı yasaklayan Ottawa Sözleşmesi’nin taraf devletlerinden, bu nedenle stoklarındaki mayınları, toprağa gömdüğü mayınları temizleme yükümlülüğü üstlenmiş durumda. Stokların 2008 yılına kadar imha edilmesi, mayınlı arazilerin ise 2014 yılına kadar temizlenmesi gerekiyor. Ancak bu konuda öyle fazla bir mesafe alınmış değil. Hatta sayının fazlalaştığı ve adım bile atılmadığını söylersek haksız sayılmayız.
Geçtiğimiz 4 Nisan dünyada birçok ülkede ‘’Mayın Bilincini Geliştirme Günü’’ olarak anıldı ve bu bilincin geliştirilmesi için birçok eylem ve etkinliklerde bulunuldu. Bizde Biliyoruz ki Türkiye’de 1,000,000’u toprakta, 3,000,000’u depolarda olmak üzere 4,000,000’dan fazla mayın bulunmaktadır. Gene biliyoruz ki bu mayınların Türkiye’de Döşenen 13 ilden birisi de bizim topraklarımız yani Dersim’dir. Dersim’de 10,557 mayın bulunmaktadır.
Belki de bu mayınlar çocukluğumuzun yaşandığı köyümüzde, kardeşlerimizin, akrabalarımızın komşularımızın her gün gezdiği topraklarda gizli ve gene hepimiz biliyoruz son 20 yılda yüzlerce insanımız bu mayınlardan dolayı ya sakat kaldı ya da öldüler. Sakat kalanlar aramızda yaşıyor.
Ve şimdiye kadar kimse bu mayınların sorumluluğunu almıyor. Peki, bu sorumluluğu yetkililer-taraflar alamıyor diye bizde mi üstümüze düşeni yapmamalıyız. Kişisel olarak kurumsal olarak bu suskunluğumuz neden?
Son yılarda eldeki bilgilere göre 30’un üstünde insanımız Dersim’de öldü ve 100’lercesi sakat kaldı ve aramızda yaşıyorlar.
2013 Yılında ‘’Munzur Kültür ve Doğa Festivalimizin’’ ana teması mayınlar olabilir mi, yada mayınların topraktan çıkarılmasını sağlayacak onu gündeme getirecek bir içerik taşıyabilir mi? Çünkü biz “Toprağına geri dön Munzur’una sahip çık” derken insanlarımızı geriye dönmeleri için teşvik ederken ya da boşaltılan köylerde yeniden yaşamı kurmak isterken, unutmamalıyız ki onların geri dönecekleri yerler ülkemizin en çok mayın döşenen bölgesidir.
Türkiye’nin BM Mayın İzleme Komitesi’ne verdiği resmi raporlara göre Batman, Diyarbakır, Gaziantep, Hakkâri, Ardahan, Kars, Siirt, Şırnak, Şanlıurfa, Dersim, Van, Mardin ve Hatay illerinde mayınlı olduğu kesin olarak bilinen alanlar mevcuttur. Ayrıca Bingöl, Bitlis, Batman, Mardin, Dersim, Şırnak ve Siirt İllerinde 746 farklı alanda mayın şüphesi var. Bu tabloya serbest patlayıcıların risk yarattığı alanlar da eklendiği zaman sorunun gerçek boyutları ortaya çıkmaktadır.
746 farklı bölgenin kaçı Dersim’dedir, bilmiyoruz.
O zaman gelin bugünden başlayarak  ilimizde toprak altındaki katillerin ortaya çıkarılmasının başlangıcını yapalım.
Ne kadın ne de erkek,
Ne yaşlı ne de çocuk,
Ne asker ne de gerilla,
Ayrımı yapmadan, kimlik sormadan öldüren bu sinsi silahın kullanılmasını önlemenin, mevcutları yok etmenin zamanı geldi ve hızla geçiyor.
Yalnızca öldürmekle yetinmeyen, yüz binlerce insanı sağlığından koparan, sakat bırakan mayınlara karşı birlikte hareket edilmelidir. Hem de hiç zaman kaybetmeden..

Hasan Şen

www.evrensel.net