Abi kendi gemimizi kendimiz yapacağız!


Fotoğraf: Pixabay

Abi kendi gemimizi kendimiz yapacağız!

Döviz kurundaki hareketlilik fabrikalarda tartışma gündemlerinin başında geliyor. Gebze’den bir işçi fabrikadaki tartışmaları Evrensel’e yazdı.

Gebze’den bir işçi

Saat 07.45 servis çalıştığımız fabrikanın önüne yanaştı. Kart bastığımız bölüme doğru ilerliyoruz. Kartları bastık dırt sesi, yevmiye cepte. İşbaşı yapmadan fabrika bahçesinde çaylarımızı yudumluyoruz. Elimizde Adıyaman tütünden sarılmış cigaralar. Valla yerli ve milli olduğu için mi sarma tütün içiyoruz yoksa paketi 3.5, 4 lira olduğu için mi kararı size bırakıyoruz. Fabrikada cigara içen arkadaşların büyük çoğunluğu sarma tütün içiyor kimi evde kendi sarıyor, benim gibi beceriksiz olanlarda tütüncüden hazır alıyor. Bu gidişle reisi dinleyip sarma tütünü de bırakacağız öyle görünüyor. Zilin çalmasına 5 dakika var bir fırt çay bir nefes cigara oh be dünya varmış...

Soyunma dolaplarının önündeyiz. En temiz elbiselerimizi iş elbiselerimizi giydik. İş başı zili uzun uzun çaldı. Arkadan bir ses

-Abi bu gün akşam olur mu? Valla anlamadık gitti, kimsenin sırtından, kimsenin emeğini çalarak rızkımızı kazanmıyoruz. Yan gelip yatalım da demiyoruz ama işe gitmek bize niye zul geliyor, bilen varsa söylesin de öğrenelim.

-Olur oğlum olur bu günde akşam olur, hem önümüzde 9 gün bayram tatili var sık dişini. Bizim Adil sıkı Beşiktaşlı. Gol pası almış Negroda gibi (Negroda da yerli ve milli değil ya) lafa girdi:

-Abi geminin sahipleri bu 9 günlük tatile bozulmuşlar mıdır? Tayfalar yoksa gemi yürümeyecek.

-Lan oğlum yeter ya dolardı, gemiydi gına geldi ya işinize bakın.

Uzaktan heybetli bir ses.

-Beyler duydunuz zilin sesini  yarış başladı.

Saat 9’u gösteriyor. Daha çay molasına 1 saat var. Adil uzaktan canı yanmış gibi bağırıyor.

-Abi profil testeresi körelmiş,testereyi değiştirmek için yardıma gelsene.

Al sana belayı. Testerenin başındayız. Somun ayak direyecek belli.

-Adil 14-15 açık ağız anahtarla, İngiliz anahtarını getirsene.

-Abi boşver İngiliz anahtarını dolar getireyim mi? Bırak oğlum dalga geçmeyi sen de dolar ne arar.

-Abi senin reisle aran iyidir, bi söylesen de bi kanun hükmünde kararname yayınlasın yasaklasın şu İngiliz anahtarını, adı uygun değil.

-Adil tıraşı bırak taktın mı anahtarı somuna. Yüklen lan anahtara yüklen. Pas tutmuş somun ayak diriyor. Adil lafa geldi mi yarın bu makineler bizim olacak diyorsun makineye hiç bakmamışsın, adam arada bir yağlar, git kalıphaneden pas sökücüyü getir.

-Abi memleketin kiri pası ne olacak?

-Adil bak benim damarıma basıp basıp duruyorsun. Bana mı kaldı memleketin kiri pasını düşünmek. Reis var, Berat abimiz var, yetmedi yedekte bol çiçekli Devlet dedemiz var, Meral ablamızı unutma, gerçi bu aralar başı biraz kalabalık olan Kemal amcamız var, gölgede Muharrem abi bekliyor bu kadar adam varken bize düşer mi memleketin kiri pasını düşünmek. Sen getir pas sökücüyü sıkalım şu somuna çay saatine kadar gevşesin. Sen ev kirasını ödedin mi Adil? Ne oldu yüzün buruştu.

10 çayı. Bir bardak çay poğaça-simitle ikincisi cigarayla. Ulan bu keyif gemi kaptanlarında bile yok. Çay molası bitti, testerenin başındayız.

-Yüklen anahtara Adil somun bana mısın demiyor. Pas sökücü de işe yaramadı. Getir lan çekici. Bana bak sakın çekicin önüne tırpan falan koyma.

-Tırpan değil abi,

-O kadarını biz de biliyoruz oğlum. Yerin kulağı var başımız belaya girmesin.

-Gerçi memlekette ileri demokrasi var ama Flormar’ın önünde ne oluyor, demek ki oraya demokrasi uğramıyor!

-Vur Adil çekiçle İngiliz anahtarının başına.Vur ulan vur. Somun gevşedi işte bu kadar gördün mü Adil nasıl söktük. Demek ki neymiş kim ayak diriyor kim direniyorsa vuracaksın başına başına copu.

-Cop nerden çıktı ya.

-Aman Adil bu lafım aramızda kalsın. Hadi ben kendi işime gidiyorum tır yüklerken görüşürüz. Sana kolay gelsin.

Ürettiğimiz ürünleri TIR kasasına da biz yüklüyoruz. Zor iştir tır yüklemek de. Kendi aramızda eşitlik olsun diye bu işi sıraya koyduk. Sırası gelen ekip yüklemeye gidiyor. Ama bu Adil biraz dangalak. Her TIR yüklemeye gönüllü geliyor. Ben sıram gelince giderim. Saat 2 fabrikanın kapısına dayandı TIR. Ağustos sıcağı bir yandan, doların ateşi öbür yandan bir de kapalı TIR kasasının içi velhasıl donumuza kadar terleyeceğiz.

5’e kadar TIR’ı yüklememiz lazım daha içerde bayramlaşma yapacağız. Bu sefer dedik ekip mekip yok hep beraber TIR yüklemeye. Sadece garibim Ahmet’e sen gelme dedik:

-Akşam gidip düğün salonunda garsonluk yapacaksın.

-Yok abi kurban kesemiyorum, cumaya da gidemedim ben de geleyim de sevap kazanırım hiç olmazsa.

-İyi o zaman sen de gel. Hadi bakalım vira Bismillah.

400 yakın ürün, her biri en az 50-60 kilo. Yükle babam yükle. Saat 3 çay molası. Dedik çaya çıkmayalım çayı buraya getirelim. Gençler hadi bakalım siz gidin çayları alın, soğuk suları getirin tuzlu ayran gitmez mi ya ayranda mı yaptırsak. Sesler yükselmeye başladı:

-Ya abi ayran şimdi uykumuzu getirir.

Genelde sakin bir işçi arkadaşımızdır İsmail, lafa bodoslama girdi:

-Ne uykumuzu getirecek zaten uyuyoruz...

-Tamam ayran da alın içen içer, içmeyen içmez sonuçta memlekette demokrasi...! Soğuk suyu içtik,çaylar ince belli bardakta, ayran kenarda sırasını bekliyor. Cigaraları da yaktık. Ordan birisi demez mi:

-Adil ne olacak bu geminin hali bi anlat da dinleyelim.

Kim tutar artık Adil’i mola en az yarım saat.

-Soma’da, Ermenek’te maden işçileri nasıl öldü, unuttuk değil mi? İstanbul’un göbeğinde AVM inşaatında çalışıp derme çatma çadırlarda barınan 10 işçi yanarak nasıl öldü, İstanbul’da selde penceresi olmayan bir dolmuşta 7 kadın işçi boğularak neden öldü, Tuzla tersanelerinde test edilen filikaya bindirilip denizin ortasına bırakılan tersane işçileri niçin öldü, mevsimlik tarım işçilerini tavuk gibi taşıyıp ölümlerine sebep olanlar kim? Kaçak bot üretip bu işyerlerinde Suriyeli kadın ve çocukları çalıştırıp yine o botları onlara satarak ölümlerine yol açanlar kim? Torunlar inşaatında yük asansöründen yere çakılıp işçiler neden öldü, son aylarda yediği yemekten neden zehirleniyor işçiler, Gebze’de birçok fabrikada işgücü kaybı olmasın diye fabrika doktoruna çıkış saatleri neden çay ve öğle yemek aralarına getiriliyor, nasıl oluyor da işadamı kılıklı bu sömürücü sürüsü bu denli pervasız davranabiliyor? Nasıl olacak Flormar’dan atılan işçilerle Flormar patronu aynı gemide olacak? Nasıl olacak bizleri kapının önüne koyan patronlarla işten atılan işçiler aynı gemide olacak? Nasıl olacak Soma’da ucuz kömür üretmek için maden işçilerini ölüme gönderenlerle aynı gemide olacağız? Bu nasıl bir gemi ki sömüren ile sömürülen aynı gemide öyle mi?

-Adil tamam anladık peki ne yapıcaz.

-Abi kendi gemimizi kendimiz yapacağız.

-İyi de biz gemi armatörümüyüz Adil gemiyi biz yapalım.

-Tersanelerde gemileri gemi patronları mı yapıyor abi, Soma’da kömürü Alp Gürkan mı çıkardı abi, bu malları kim yaptı abi, biz yaptık. TIR’ı kim yüklüyor abi?

-Biz yüklüyoruz Adil.

-Biz kimiz abi? Biz işçiyiz, işte o gemiyi biz işçiler yapacağız abi. Hadi kardeşler hep birlikte ayağa kalkalım bitirelim işlerini.

-Adil önce şu tırı yüklemeyi bitirsek...

Yukarda Allah var bu Adil temiz çocuk. Ama başımızı belaya sokacak biraz mesafeli mi dursak. NE DERSİNİZ?

Son Düzenlenme Tarihi: 20 Ağustos 2018 15:11
www.evrensel.net
ETİKETLER kriz