Ortaklaşılan yerden ilerlenirse çıkar yol bulmak mümkün

Fotoğraf: Fırat Turgut/EVRENSEL

Ortaklaşılan yerden ilerlenirse çıkar yol bulmak mümkün

İstanbul'daki liman ve depo işçileriyle dolar krizi ve memleket üzerine konuştuk.

Sinan CEVİZ
İstanbul

Ağız dalaşının temel bir kuralı vardır, ağız dalaşına girdiğin kişi ne derse desin dinlemeyecek ve bağıra bağıra birbirini tekrar eden anlamsız cümleler kuracaksın. Böyle yaparak kazanılacağı sanılsa da aslında bu yöntem tartışmaya sebep olan konunun çözümüne asla yardımcı olmaz.

Bugün işçiler arasında yaşanan döviz tartışmaları da biraz ağız dalaşı durumunu andırıyor. En azından konuyla ilgili görüştüğümüz liman ve depo işçilerinin arasındaki tartışmaların böyle olduğu söylenebilinir.

Hele ki işçiler arasında en çok yaygın olan Facebook’da yapılan değerlendirmelere bakarsak küfürlerin havada uçuştuğuna tanık oluruz. Diğer bütün politik meselelerde olduğu gibi yine ikiye bölünmüş bir tablodan bahsetmek mümkün. Bir kesim yaşananların “ülkemize ve cumhurbaşkanımıza karşı bir saldırı” olduğunu düşünüp, eleştirenleri “dolar sevici” ve “hain” diye suçlarken, bir taraf da iktidarın politikalarının sonucu bu noktaya gelindiğini ifade ediyor. Öte yandan son günlerde, iktidarı eleştiren kesimden de birçok insanın, bir müdahale olduğu için dövizin arttığını düşündüğünü söyleyebiliriz.

İktidarın politikalarını eleştiren bir liman işçisinin konuyla ilgili değerlendirmeleri şöyle oldu: “Abi şimdi tamam ABD bu oyunu oynuyor kabul, tamam karşı çıkalım buna da kabul. Ama anlamadıkları şu, la siz bu hale getirdiniz siz. Her şeyi sattılar şimdi ABD oyun yapıyor, tamam ABD’ye karşı bir olalım da kardeşim bu adamlarla olmaz.”

‘BİZ İŞÇİYİZ AYNI TARAFTAYIZ’

Bir masa etrafına gelip konuştuğumuz karşıt görüşteki işçilerin hararetli başlayan tartışmaları “Hepimiz işçiyiz, aynı taraftayız”  hatırlatması ile biraz sakinleşiyor. “2001 krizini yaşayan var mı?” sorusuna ilk yanıt veren bir depo işçisi şunları anlatıyor: “O zaman yeni iş bulmuş çalışıyordum, bir yıl oldu olmadı kriz var dediler işten atıldık.” Bu söylem üzerine diğerleri de işsizliğin olduğunu, her şeyin pahalılaştığını aktardı.

“Bugün yaşananlarla kıyaslandığında benzerlikler var mı?” sorusunu yönelttiğimizde ise “Bu bir operasyon” diyenle “Bırakın bu ağızları hep aynı şeyleri söylüyorsunuz” diyenler bir anda yine ayrıştı.

“Peki tarımda sanayide durumumuz nedir” dediğimizde ise farklı düşünenler  sanayinin hep yabancılara bağımlı olduğunu, tarımın bittiğini söylemeye başlayarak bu noktada ortaklaştı.

DOLAR DEDİĞİN KODAMANDA VAR

Sohbetimize Amerikan traşı yapmayan berberler de konu oldu. Bu hatırlatma masanın etrafındakileri güldürdü. Biri, “Ya bunlara ne içiriyorlar”, bir başka işçi ise “Öyle deme birader, milletin ayarları ile oynuyorlar. Bazen insan bir tepki vermek istiyor o an mantığına bakmıyorsun. Valla bende dolar olsaydı yakar Face’de paylaşırdım, bazen bu noktaya geliyor insan” diyerek duygularını ifade etti.

“Peki kimde dolar var?” Kritik soru gelince farklı fikirde olanlar yine bir anda birleşti: “Dolar kimde var, kodamanda var”, “Garibanda ne arasın”, “Valla düğünlerden kaçar olduk bir çeyrek bile alamıyoruz”, “Asıl bu tantanada malı götürenler dolar sahipleri oldu”, “Olan yine garibana oluyor...” Tam bu noktada vardiya saati geldiği için sohbet sonlanıyor...

Bazen karşılıklı tartışmanın dozu yükselse de karşıt fikirdeki işçilerin birleştiği belli noktalar var: Dışa bağımlılık, sanayinin gelişkin olmaması, tarımın gelişmemesi ve hayat pahalılığı... Bazıları eski hükümetleri bazıları şimdiki iktidarı suçlasa da bu konular, üzerinde firkir birliği sağlanan konular. İşçi sınıfının kendisi için çıkar bir yol üretmesi mümkün, kutuplaşmadan konuşabildiği durumda...

HÜKÜMET GÖZ YUMARSA KÜLAHLAR DEĞİŞİLİR

Liman ve depo işçilerinde tanık olduğumuz bir başka şey ise üretimde yakın zamanda daralma olacağı ve işsizlik tehlikesi ile karşı karşıya kalınacağına rağmen bunun pek tartışılmıyor, hatta bunun olmayacağını düşünen çok sayıda insanın olması. Bazıları da TL kullanımı, Rusya ve Çin ile yakınlaşma ve yerli para birimlerinin kullanılarak sorunun çözüleceği görüşündeler. Bir liman işçisi “Abi limanlar durmaz, eleman azlığı var daha kimi çıkaracaklar, Allahın izniyle bu millet bu belanın altın dan da kalkar”. “Tamam kalkar ama bu olasılık var, daralma yaşanırsa ne olacak” diye ikinci kez sorduğumuzda ise “Birlik olmalıyız, madem bu bir savaş tamam ben taşın adlına elimi sokayım, elimi değil bedenimi sokmuşum. Bak her şey pahalı geçinemiyoruz yine de oyuna karşı dik duruyoruz. Ha patronlar yarın ben zarar görmeyeyim, işçi çeksin derse o zaman dur deriz. Ben reisin buna izin vereceğini düşünmüyorum, baksana dedi ya patronlara da akıllı olsun herkes diye. Ha hükümet göz yumarsa o zaman külahlar değişilir.”

Bir depo işçisi ise “Valla işten atmalar olabilir, bak kimse geçinemiyor ama yine de birbirimize kızıp duruyoruz. İnsankar ‘her şey iyi, kötülüğümüzü isteyenler bunu yapıyor’ havasında, onun için patronlar da istediğini yapar işçiye. İşçi birlik değil ki. Her gün mesai... Acayip yoğun ama ne yapıyor patron? Primlerimizi kesti çıt çıkmadı. Yarın işten atsa da böyle olur, böyle olmaması için bir durup düşünmemiz lazım, birlik olmamız lazım, biz anca birbirimize sövüyoruz” diyor.

Herkesin en dertli olduğu ve aynı ağızdan konuştuğu bir başka konu ise çarşı pazar. “Ya markete gitmekten nefret eder oldum”, “Yumurta lan yumurtanın en ucuzu 16 TL olmuş ne yiyeceğiz”, “Geçen baktım limon 8.50 TL, hatuna dedim limon sıkma artık salataya.”

DENİZ GEZMİŞ’İ NEDEN ASTILAR?

İYİ Partili bir liman işçisinin Facebook sayfasında “Deniz gezmişi neden astılar?” sorusuna verilen yanıtlar “ABD’ye karşı olduğu için”, “Bağımsız Türkiye” dediği için biçiminde olmuş. Burada varılmak istenilen nokta ise dünden bugüne ilişkilerin bağımlılık temelinde olduğu. Tabi her zaman, aktardığımız bu örnek gibi sağlıklı fikir paylaşımları yapmak mümkün olmuyor. Herkes gardını almış durumda ve “Bu millet koyun oğlum, daha beter olsunlar”, diyenle “Siz darbecisiniz, hainsiniz” diyenlerin karşılıklı suçlamaları havada uçuşurken ne yazık ki asıl mesele arada kaynayıp gidiyor.


EMEK PARTİLİ İŞÇİLERDEN ÇAĞRI: EKMEĞİMİZE GÖZ DİKİLMESİNE FIRSAT VERMEYELİM

Emek Partili liman ve depo işçileri
İstanbul

Biz, işçilerin kurduğu bir partinin üyeleriyiz: Emek Partisi. Partimizi tüm işçilerin bildiği, katıldığı bir parti haline getirmek için çalışmalarımızı sürdürüyoruz.

Son günlerde yaşanan döviz tartışmaları ile ilgili bir çağrıda bulunmak istiyoruz. İşyerlerimizde yine karşı karşıya gelip birbirimizi ötekileştirerek tartıştığımız günler yaşıyoruz. Hatta birbirlerimize hakaretler ediyoruz. Ve ne yazık ki biz işçileri bekleyen tehlikelerden habersiz sürdürüyoruz bu tartışmaları.

Elbette hiçbirimiz dövizin artmasını, paramızın zayıflamasını istemeyiz, elbette ABD gibi emperyalist güçlerin ülkemize yaptırım uygulamasına hiçbirimiz tahammül etmemeliyiz. Yıllardır bu ülke bağımsız olsun diyenlerin sesi daha çok çıksın istiyoruz. ABD ve tüm emperyalist güçlerle askeri anlaşmalar iptal edilsin, İncirlik üssü kapatılsın istiyoruz. Yani bağımsız bir ülke istiyoruz.

Ancak bunların olabilmesi için işçi sınıfının birlik olması gerektiği açıktır. Ülkeyi bugün yönetenler dün de olduğu gibi yanlış ve bağımlı ekonomik politikalar sonucu ekonomik krizlerin yaşanmasına neden olmakta. Olan ise eğer işçi sınıfı örgütlü değil ise işçilere olmaktadır. Bugün de hızlı adımlarla girdiğimiz yol işsizliğin pahalılığın arttığı artacağı günlerin bizi beklediği bir yoldur.

Biz işçilerin saklı dolarları yoktur ve yanlış ekonomik politikaların faturasını da biz ödemek istemiyoruz. Onun için bütün işçi kardeşlerimizi durup düşünmeye bu yaşananların asıl nedenlerini sorgulamaya davet ediyoruz. Birbirimizi suçlayan ve hangi partiye oy verirsek verelim birbirimizi inciten, ötekileştiren tutumlardan uzaklaşmalı ve işçi kimliğimizi hatırlayarak nasıl bir arada durabilirizi düşünmeye davet ediyoruz arkadaşlarımızı.

Grev yasaklarında sendika düşmanlığında bir araya gelen, dayanışma içerisinde olan patronlar yarın krizden az zararla kurtulmak hatta fırsata çevirmek ve kârlarına kâr katmak için bahaneler uydurup bizlerin işine ekmeğine göz dikeceklerdir. Geçmişten ders çıkarmalı, bu kez buna fırsat vermemeliyiz. Dolarla mal alıp satanların ABD ile iş tutanların bu krizi fırsata çevirmesine izin vermemeli haklarımıza sahip çıkmalıyız.

Bu nedenle kavga etmeyi bir kenara bırakıp olup bitenleri sakince düşünmeli ve neler yapabilirizi birbirimizle konuşmalıyız.

Son Düzenlenme Tarihi: 16 Ağustos 2018 18:16
www.evrensel.net
ETİKETLER Liman