'Hükümetin iki yolu var, iki yolun sonunda da ekonomik yük ağır'

Fotoğraf: Pixabay

'Hükümetin iki yolu var, iki yolun sonunda da ekonomik yük ağır'

İktisatçı Prof. Dr. Aziz Konukman ekonomideki gidişatı Evrensel'e değerlendirdi.

Uğur ZENGİN
İstanbul

Aylardır Türk Lirasında erime sürerken hafta başında 7 lirayı geçen dolar/TL kuruna, başta  Merkez Bankası ve BDDK olmak üzere ekonomi kurumları müdahale etti. Müdahaleler dolar/TL kurunu 6.00 seviyesinin altına çekse de zor günler geçmedi. Rezervleri kısıtlı olan Merkez Bankası’nın (MB) bu müdahaleleri uzun vadeye yayması mümkün değil. Hükümetin ise önünde iki yol var: Müdahalenin gelmediği durumda döviz kurunda yaşanacak artışa razı olmak ya da faizleri artırarak döviz kurunun yükselişine engel olmak. 

İKİ YOL DA YOKSULLUĞA ÇIKIYOR

Bu iki durum da ekonomiyi daha da zora sokacak. İktisat Profesörü Aziz Konukman’a göre, MB’nin müdahale edemediği durumda döviz kurunda yaşanacak olası artış enflasyon ve işsizliği tetiklerken, şimdiden fakirleşen toplumun büyük kısmında fakirleşme artacak. Döviz kurunu düşük tutmak için faizlerin yükselmesi tercih edilirse ise ülke ekonomisini farklı bir sonuç beklemiyor. Prof. Konukman, faizlerin yükselmesi durumunda olağanüstü bir stagflasyonist süreç yaşanacağını belirterek, “Bu muazzam bir durgunluk, muazzam bir işsizlik ve bir yandan da fiyatlar artışı demek” dedi.

MERKEZ BANKASI VE BDDK NASIL MÜDAHALE ETTİ?

Aziz Konukman. Fotoğraf: MA

Merkez Bankası 13 Ağustos Pazartesi günü finansal sisteme yaklaşık 10 milyar TL ve 6 milyar ABD doları ile 3 milyar ABD doları tutarında altın cinsinden kaynak sağladı. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) daha önce yüzde 50 ile sınırladığı swap işlemlerinin özkaynak toplamına oranını önceki gün yüzde 25’e indirdi. Bankalar döviz sattı. Söz konusu müdahalelerin ardından döviz kuru hafta başının aksine bir miktar gevşedi ve TL, Dolar ve Avro’ya karşı bir ara yüzde 6’nın üzerinde değer kazandı. 

MERKEZ BANKASININ MÜDAHALESİ SORUNU ÇÖZER Mİ? 

İktisatçı Prof. Dr. Aziz Konukman’a göre “Bu yapılanlar gerekli. Ama bunlar işin özünü çözmez. Çünkü işin arkasında reel değişkenlerle olan ilişki var.” Konukman, şöyle açıkladı: “Ekonominin dışa bağımlı yapısı devam ediyorsa, ithal girdilere bağımlı bir üretim yapısı varsa sizin döviz talebiniz kronik olarak süreklilik arz eder. Yani ekonominiz ‘döviz açlığı’ gibi bir sorunla karşı karşıya demektir. Döviz açlığı ile karşı karşıya olan bir ülke hep dış kaynaklara bağımlı olduğu için dış kaynakların gelmediği durumlarda –bugün olduğu gibi- kırılgan hale gelir. Bu düzelmedi.”

FAİZLER ARTMALI MI? ARTARSA NE OLUR?

MB tarafından yapılan müdahaleler başta olmak üzere olmak üzere dolar/TL kuru 3 gün boyunca 6.00 bandında seyretti. Döviz kurunun daha da aşağı çekilmesi için ne yapılması gerekiyor? “Eğer serbest piyasa kurallarına göre oynanacaksa, Merkez Bankasının faizleri de yükseltmesi gerekiyor” diyen Konukman şöyle devam etti: “Faiz artışına da Tayyip Erdoğan izin vermiyor. Londra krizi bu yüzden çıktı. Bu tutumunu sürdürdü, yeni ekonomik model anlatılırken Bakan Albayrak, ‘Merkez Bankası bağımsız olacaktır, hiçbir etken altında kalmayacaktır’ diyor. Kime anlatıyorsun? 23 Temmuz’da para politikası kurulu toplandı. Beklenti faizlerin yükselmesi yönündeydi. Kurun yükselişini engellemek için mutlaka faiz yükseltmen lazım. İkisini aynı anda düzeltemezsin.”

ERDOĞAN FAİZ ARTIŞINA NEDEN KARŞI?

Konukman, Erdoğan’ın faiz artışına karşı olmasının sebeplerini  ise şöyle açıkladı: “Faizler yükseldiğinde olağanüstü bir stagflasyonist süreç (resesyon –ekonomide en az iki çeyrek yıllık küçülme- ile enflasyonun aynı anda görüldüğü durum) yaşanacak. Muazzam bir durgunluk, muazzam bir işsizlik... Ve bir yandan da fiyatlar artıyor. Bu son derece kötü bir durum. Erdoğan bunu devamlı geciktiriyor. Ama nereye kadar? Bunu geciktirdiğiniz zaman dolar da 6’lardan taş çatlasın 5’lere iner.” 

ERDOĞAN NE YAPMAK İSTİYOR?

Döviz rezervleri erirken sermayenin beklediği düzeyde faiz artışı da gelmiş değil. Konukman’a göre, “Kurun gerileyebilme durumu sınırlı. Çok daha fazla geriye çekilemez. Bunun politik etkileri var. Erdoğan belli kesimleri korumak istiyor. Seçimler öncesinde inşaat canlansın diye kamu bankaları piyasada geçerli olan faizden daha düşük (0,96) faiz oranı belirledi. Şimdi faizler yükselirse kredi faizleri patlayacak. Ekonomi durur bu durumda. Erdoğan bu riski gördüğü için politik olarak müdahale ediyor. Ama sıcak parayı getirecek olanlar için de bu politikanın hiçbir cazibesi yok. Sermaye faiz yüksek olursa gelir.”

BU NOKTAYA NASIL GELİNDİ? AKP ÇÖZÜM OLABİLİR Mİ?

Konukman, bu noktaya nasıl gelindiğini özetle şöyle açıkladı: “Böyle bir ekonomik yapı uzun yılların birikimiyle çıktı. AKP’den önce ANAP dönemini hatırlayalım, kalkınma planları geleneğinden kopunca ‘saldım çayıra mevlam kayıra modeli’ hakim oldu. Kapitalist sistemin içinde siz piyasaları böyle başıbozuk bırakırsanız, merkezi plan, uyumlu sektörel plan ve bölge planları yapmazsanız ekonomi ne olur? Bir dönem (2002-2007 arası) ucuz döviz vardı. Faizleri yüksek kuru düşük tuttuğun zaman yabancı, ülkesinde bu parayı değerlendireceğine dışarıdan Türkiye’ye geldi. Bu bizim reel sektör olarak becerimizin sonucu değil. Uygulanan para politikasının doğal sonucu. Normalde döviz kıtlığı yaşamamız gerekirken suni bir döviz bolluğu oldu. Bu bolluk suni olarak da devam ettiği sürece kur devamlı düşük düzeyde kaldı ve böylece yerli girdi yerine ithal girdi kullanır hale geldi. Dışa bağımlılığımız kronik hale geldi. O dönem Tayyip Erdoğan hiç faiz lobisinden söz ediyor muydu? ‘Onların doları var bizim Allah’ımız var’ diyor muydu? O dolarlar akın akın gelirken hiç bunlardan bahsetmiyordu. Bu gelişlerin bir de çıkışları vardır. Bu yapı o çıkışlara, spekülatif ataklara maruz kalabiliyor. Yaşadığımız problem bu. AKP iktidarının köklü bir değişiklik yapma şansı bulunmuyor. Sisteme göbekten bağımlı çünkü.” 

KURDAKİ ARTIŞIN ESAS KAYNAĞI NE?

Efektif (cash) döviz alım-satımı olmadan da kur artışının yaşandığını belirten Konukman, artışın borsa ayağını ise, “Borsalarda hazinenin borç senetleri var. 2 yıllık, 5 yıllık, 10 yıllık var. Bu kağıtlardan çıkıp nakte dönüyor. Döviz fiyatı yükseliyor. Dövizleri esas yukarı çıkartan bu işlemler. Döviz cinsinden menkul kıymetlerin alım satımları” sözleriyle açıkladı. ‘Yastık altı dövizleri’ getirilirse ne olur? Konukman, “Sanki döviz fiyatları yastık altında olan dövizlerle belirleniyormuş gibi bir izlenim yaratılıyor. Bu bile gerçekliği net biçimde ortaya koymuyor. Bu son derece yanlış” dedi.

HÜKÜMET TOPLUMU OYALIYOR

Orta Vadeli Program’ın (OVP) Eylül ayının en geç 1 haftasına kadar açıklanması gerekiyor. “OVP’yi yarın da açıklayabilirler. Açıklamıyorlar, toplumu ‘eylem planı hazırlıyoruz,’ ‘ekonomik model’ diyerek oyalıyorlar” diyen Konukman, şu ifadeleri kullandı: “Programın olmadığı yerde eylem planı olmaz. Bir programınız yoksa eylemi olur mu? Hükümet yok bu modelde. Tek adam var. Olsa olsa seçim beyannamesini önceleştirilip takvime bağlanması olur. O da ciddi bir hamle olmaz.”

İŞÇİLERİN HAYALİ YOK MU?

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak tarafından geçtiğimiz günlerde hazırlanan ‘Yeni Ekonomi Modeli’ne dair de konuşan Konukman, “Model açıklanırken, ‘Buradaki paydaşlarımızın her birinin hayallerini bu OVP’de göreceksiniz’ dedi. Peki emekçiler ne olacak? Onların hayalleri yok mu? Onların da bakanı değil misin? Onları nasıl yok sayarsın” ifadelerini kullandı.

TÜSİAD VE TOBB’UN AÇIKLAMASI NE ANLAMA GELİYOR?

TÜSİAD ve TOBB yaptığı ortak açıklamada hükümete, “Sıkı para politikasıyla faizleri yükselt. Tasarrufları artırın” dedi. Konukman, açıklamaya dair ise, “‘Saray tasarruf yapsın, mega projelerden vazgeçin’ diyemiyor. Tasarrufla mega projeler aynı anda olmaz” dedi. Meksika liderinin 10 bin korumadan vazgeçtiği örneğini veren Konukman, “Bu bile Meksika’da bütçeye milyonlarca dolar katkı yaptı” dedi.

YURTTAŞ DÖVİZDEN ETKİLENMEZ Mİ? 

“Kur artışından etkilenmek için vatandaşın dövizinin olması şart değil” diyen Konukman, “Türkiye bağımlı bir ülke. İthal fiyatları pahalılaşıyor. Bu sektörel fiyat artışlarını, o da enflasyonu tetikliyor. Toplumun büyük kesimi şimdiden fakirleşti. Yeni zamları daha görmedik. Temmuz ayında yapılan zamlar eridi bitti. Daha yeni zamlar gelecek. Benzindeki zamlar halka yansıtılmıyor. 2019’da yansıtılacak. Hükümeti çok zor günler bekliyor.”

‘OVP AÇIKLANMALI, YÜK SERMAYEYE YÜKLENMELİ’

Konukman önerilerini ise şöyle sıraladı: 
- Acilen orta vadeli program açıklanmalı, açıklanamıyorsa anti-kriz programı açıklanmalı. 
- Cumhurbaşkanı Erdoğan, ‘Onların dövizi varsa bizim Allah’ımız var’ diyor. Demek ki Dövizi olanlar bu krizden yararlananlar. Krizden yararlanamayan mağdurlar var. O zaman Erdoğan bu tespitinde ısrarcıysa kriz mağdurlarını koruması lazım. Halbuki bütün kriz programları emek karşıtı programlardır. Bu kez emeğe yüklenmeyen, yükleri muazzam kazançlar elde eden sermaye sahiplerine yüklemelidir. Bunu yapamıyorsa çok net söylüyorum bu rejimi sürdüremez.

Son Düzenlenme Tarihi: 16 Ağustos 2018 17:26
www.evrensel.net
ETİKETLER Aziz Konukmandolar