Katırcıoğlu: Krizi Amerika’ya bağlamak Erdoğan’ın siyasi fırsatçılığı

Fotoğraf: MA

Katırcıoğlu: Krizi Amerika’ya bağlamak Erdoğan’ın siyasi fırsatçılığı

HDP İstanbul Milletvekili Erol Katırcıoğlu, Rahip Brunson krizine ilişkin 'Krizi Amerika’ya bağlamak Tayyip Erdoğan’ın siyasi fırsatçılığıdır' dedi.

Bilal SEÇKİN

Rahip Brunson’un rehine olarak tutulduğunun altını çizen HDP İstanbul Milletvekili Erol Katırcıoğlu, "Krizi Amerika’ya bağlamak Tayyip Erdoğan’ın siyasi fırsatçılığıdır" diyerek bununla toplumun asıl meseleden uzaklaştırılmak istendiğini kaydetti. Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Erol Katırcıoğlu, Türkiye’de yaşanan ekonomik krizi ve bu krizden çıkış yollarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bugün yaşanan ekonomik krizin esasında Rahip Andrew Brunson’la algılanabilecek bir kriz olmadığına dikkat çeken Katırcıoğlu, Türkiye ekonomisinin uzun zamandan beri problemli bir ekonomiye sahip olduğunu belirtti. İktidarın Türkiye ekonomisini, büyük devlet arzusu, Osmanlı geçmişini de referans vererek milliyetçi bir yerden yönetilmeye çalıştığının altını çizen Katırcıoğlu, “Bu durum Türkiye ekonomisini olmadık biçimde zorlamıştır ve bu zorlamanın faturası da bugün Türkiye halkına ödetiliyor’’ dedi.

‘ÜRETİM SEKTÖRÜ BIRAKILIP İNŞAATA YÜKLENİLDİ’

İktidarın, ülkeye döviz kazandıran imalat sanayi ve tarım sektörünü önemsememesi de krizin bir diğer etkeni olduğunun altını çizen Katırcıoğlu, daha çok inşaatı önemsediklerini ve kaynaklarını inşaata yönlendirdiklerini belirtti. Katırcıoğlu, “Döviz yaratabilme potansiyeli olan imalat sanayisi ve tarımı önledikleri için daha fazla dövize muhtaç hala gelmeye başladılar. Sonuç olarak döviz borcu giderek artmaya başladı. Bunu nereden görüyoruz, cari açıktan bunu görüyoruz. Cari açık giderek alarm vermeye başladı. Birkaç yıl önce cari açığın önemli olduğunu, Gayri Safi Milli Hasıla’nın (GSMH) yüzde 6’sını geçtiği andan itibaren o ülkenin ödeme imkanlarında sorun yaratacağını söylemiştik. Ama karşı taraf bu itirazları hiç dikkate almayan bir yerden inşaata yüklendi’’ ifadelerini kullandı.

‘BRUNSON SİYASİ FIRSATÇILIK OLARAK KULLANILIYOR’

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Rahip Brunson’u rehine olarak tuttuğunu, Brunson’u başka bir şekilde değerlendirmeye çalıştığının altını çizen Katırcıoğlu, ‘’Buradan krizi Amerika’ya bağlamak Tayyip Erdoğan’ın siyasi fırsatçılığıdır. Doların yükselmesiyle Brunson’un doğrudan en fazla yüzde 10 civarında etkisi vardır. Yüzde 90 ise Türkiye’deki ekonomik krizin son birkaç yıldır yavaş yavaş yaklaşıyor olmasıdır. Brunson bahane edilip, siyasi olarak çok iyi kullanılıyor. Şimdi de ‘Ekonomik bir savaş başlattık. Biz nasıl ki Afrin’i almışsak, bu savaşı da kazanacağız’ gibisinden söylemler üretilip toplumu asıl meseleden uzaklaştırmak istiyorlar. Bu söylemler toplumun bir kısmı tarafından desteklenebilir çünkü Türkiye toplumunun bir kısmının milliyetçi damarlarına hoş geliyor olabilir. Önümüzde yerel seçimlerin de olduğunu düşünürsek bu söylemler onun için bulunmaz bir fırsattır’’ diye belirtti.

‘ÜLKEDEKİ PARA POLİTİKALARINI SİYASETÇİLER YAPIYOR’

İktidarın mali disiplini sağlamak bakımından bir titizlik göstermediğini belirten Katırcıoğlu, para politikalarının uzmanlar tarafından değil, siyasetçiler tarafından yapıldığını ifade etti. Bu durumun yatırımcılara güven vermediğini vurgulayan Katırcıoğlu, ‘’Tayyip Erdoğan başkan seçildiği zaman ilk attığı adımlardan biri özellikle Merkez Bankası’nın da ilişkili olduğu Ekonomi ve Maliye Bakanlığı’na kendi damadını atadı. Bu yatırımcılarda güvensizlik yarattı. İkinci olarak; ekonomik krizden çıkıştan çözüm olarak da milliyetçi duyguları kabartarak bir yol çizmesi güvenirliliği daha da azalttı. Yatırımcılar, ‘Onların doları varsa bizim de Allah’ımız var’ sözlerini, ‘İktidar, para vereceğimiz koşulları sağlayacak bir yönetim tarzı anlayışı içerisinde değiller, yapıcı hiç çözümleri yok’ diyerek paralarını ülkeye getirmiyorlar’’ dedi.

‘ÇALIŞAN KESİMLERİN ÜCRETLERİ ARTTIRILMALI’

Ekonomik krizden çıkışın İMF politikalarında aranılmaması gerektiğinin altını çizen Katırcıoğlu, ekonomik yanlışların çalışan kesimlerin sırtına yüklenilmemesi gerektiğini belirtti. Katırcıoğlu, krizden çıkışın çözümü olarak da şunları söyledi: ‘’Maliyete katlanması gereken çalışan kesimler değil, aksine varlıklı kesimler olmalı ve dolayısıyla ekstra vergiler onlardan alınarak, çalışan kesimlerin ücretlerini arttırmak yönünde bir politika uygulanması lazım. Böylelikle satın alma gücünü, talebi arttırmak, talebin artmasıyla resesyondan çıkmak mümkün oluyor. Yoksa kemer sıktığınız zaman sağlayacağınız dengelerin süresi çok daha uzayacaktır. İkincisi de çok ciddi kayıplar söz konusu olacaktır. Fabrikaların çalışamaması ciddi bir atıl kapasiteyi ortaya çıkaracaktır. Bütün bunların esasında topluma ekstra maliyetleri vardır. Zenginlerden daha fazla vergi alınır ve o vergilerle toplumda çalışan kesimin ücretlerinin arttırılması yönünde bir politika izlenmesi gerekir.”

‘TOPLUMSAL DEMOKRASİ YÜKSELTİLMELİDİR’

Orta vadede yapılması gereken şeyin imalat sanayisi ve tarımı güçlendirmek olduğunu vurgulayan Katırcıoğlu, ekonomik krizden kurtuluşun asıl önemli maddesinin ise  siyasi, toplumsal demokrasinin yükseltilmesi olduğunu söyledi. (İstanbul/MA)

Son Düzenlenme Tarihi: 16 Ağustos 2018 09:15
www.evrensel.net
ETİKETLER Erol Katırcıoğlu