Dünya gençliği faşizme ve emperyalizme karşı Meksika’da buluştu

26. Uluslararası Demokratik, Antifaşist ve Antiemperyalist Gençlik Kampı, Meksika’da gerçekleşti.

Ekim KILIÇ
Mexico City

Meksikalı emekçilerin ve gençlerin ev sahipliği yaptığı 26. Uluslararası Demokratik, Antifaşist ve Antiemperyalist gençlik kampı, Chapingo Özerk Üniversitesi kampüsünde 30 Temmuz-5 Ağustos arasında gerçekleşti. Gelecekten çalınmış günleri doyasıya yaşayan dünya gençliği, kamptan birbirlerinin mücadele deneyimlerinden öğrenerek ayrıldı.

Kampın açılışı, Meksika’nın başkenti olan Mexico City’de yer alan ve Meksika Devrimini temsil eden Devrim Anıtı’ndan başlayan yürüyüşle yapıldı. İspanyolca ve İngilizce sloganların birbirine karıştığı yürüyüş coşkulu geçti. Yürüyüş sonrakı kent merkezinde bir parkta uluslararası delegasyon kamp katılımcılarını selamladı. Türkiye’den Emek Gençliği adına yapılan konuşmada, Türkiye’de artan siyasal ve ekonomik baskılara rağmen gençlerin ve emekçilerin mücadeleyi sürdürdüğü, Emek Gençliğinin de gençliğe dayatılan adil olmayan koşullara karşı sokaklarda, okullarda ve iş yerlerinden örgütlendiği vurgulandı.

FAŞİZME KARŞI GENÇLERİN BİRLİĞİ

Açılış etkinliğinden sonra otobüslerle yola çıkıyoruz. Latin gençler Türkiye ile ilgili sorular soruyor. Kamp katılımcıları yurtlara yerleştikten sonra kamp etkinlikleri başlıyor. ABD, Arjantin, Brezilya, Dominik Cumhuriyeti, Ekvador, El Salvador, Filipinler, Kanada, Peru, Porto Riko ve Türkiye’den uluslararası katılımların olduğu kampta, gençler kendi mücadeleleri hakkında tartışmalar yürütüyor.

“Faşizme Karşı ve Özgürlük İçin Gençliğin Birliği” oturumunda Emek Gençliği Merkez Yürütme Kurulu üyesi Çağıl Çağan Adıgüzel, faşizmin ortaya çıkışını anlamamız için burjuvazinin neoliberal politikalarını ve merkezi bir baskıcı hükümete olan ihtiyacını anlamamız gerektiğini belirtiyor. Türkiye’de AKP hükümetinin 16 yılını aktaran Adıgüzel, gençlik içerisindeki şovenist, milliyetçi, dinci ve liberal akımlara karşı mücadele edilmesi gerektiğinin altını çizerek faşizme karşı Marksist-Leninist teorinin yol göstericiliğiyle birleşik bir gençlik cephesinin kurulması gerektiğini ifade ediyor.

Kampta farklı ülkelerden gençlerle sohbet olanağı da buluyoruz. Meksika Devrimci Gençlik Birliği üyesi ve aynı zamanda Kamp Komitesi’nden Elizabeth Mujica (25), bu kampın önemini aktarıyor: “Bu olanak bizlerin ülkelerimizdeki koşulları konuşmak, fikir alışverişinde bulunmak ve eğlenmek için oldukça iyi bir olanak. Gençliğin birlikte tartışıp karar vermek için çok alanı yok. Fakat bu alan taleplerimiz üzerinden bir birlik planı yapmak, diğer ülkelerde neler olduğunu öğrenmek için bir fırsat veriyor”

Fotoğraf: Evrensel

GENÇLİK KAMPINA GELEBİLMEK İÇİN SINIRI KAÇAK GEÇTİLER

Öte yandan Venezuela, Ekvador ve El Salvador’dan birçok katılımcının Meksika’ya girişine izin verilmediği haberi de geliyor. Ülkeye girişine izin verilen tek katılabilen tek El Salvadorlu olan Öğrenci Koordinasyonu Temsilcisi Sandra Sanabria, başta su olmak üzere El Salvador’un doğal kaynaklarının özelleştirilmesine ve maden şirketlerine karşı mücadele ettiklerini söyleyen Sanabria, ülkelerinde gerçek bir barışın tesis edilmesi için çaba gösterdiklerini de ifade ediyor. Bu mücadelelerini diğer gençlere taşımak ve farklı mücadelelerden öğrenmek istedikleri için kampa gelmek istediklerini, ancak bütün yasal yolları denemelerine rağmen delegasyonlarına Meksika ve Guatemala konsoloslukları tarafından izin verilmediğini söylüyor.

Fotoğraf: Evrensel

Bunun üzerine “yasadışı” yollarla sınırı geçerek Meksika’nın güney kenti olan Tuxtla’ya kadar geliyorlar. Ancak yolculuk yaptıkları otobüs durduruluyor ve Sanabria’nın yanındaki 4 El Salvadorlu genç gözaltına alınıyor. Biz bu röportajı yaptığımız sırada bu gençler hâlâ Meksika’da gözaltında tutuluyordu. Aynı heyetten bir başta gencin ise sınır dışı edildiğini söylüyor Sanabria. Otobüs aramalarında özellikle kendilerinin seçilmesi nedeniyle engellemelerin planlı olarak yapıldığını düşünüyor.

ABD GENÇLİĞİ IRKÇILIĞI TARTIŞTI

Kampın ilerleyen günlerinde ABD’nin ve Kanada’nın farklı eyaletlerinden gelen gençler, mücadelelerini tartışıyorlar. ABD’deki ırkçılığın emekçileri nasıl böldüğü, göçmenler üzerinde estirilen teröre karşı mücadele ve işçi mücadelesi tartışılan başlıklar arasında. İşçilerin Dünyası Partisi (WWP) üyesi Sam Shipman (18), Washington eyaletinde, Doğu Almanyalı solcu bir ailenin çocuğu olduğunu, kentte emekçi ve yoksul nüfusu etkileyen ırkçı eğilimin kendisi de etkilediğini ancak bu durumu aştığını aktarıyor. Özgürlük Yolu Sosyalist Örgütü (FRSO) üyesi, Meksika kökenli bir ABD’li olan Jorge Yor Maya (26) ise farklı gerici akımların her halkta olduğunu, ancak bunlara karşı hep beraber mücadele edilmesinin öneminin altını çiziyor.

ABD’de örgütlü Filipin Halk Gençliği örgütü Anakbayan Üyesi Joelle Eliza (25) gençler arasında süren tartışmanın yasal ve hukuksal çerçeve içerisinde yürütülmesini eleştiriyor. Özellikle “reformcu çözüm” arayışlarına yönelik birçok örgütlenmenin olduğunu ekleyen Eliza, taban hareketlerinin devrimci çözüm arayışlarını tartışması gerektiğini savunuyor.

PORTO RİKO’DA İKİ BİN OKUL KAPATILIYOR

ABD sömürgesi olan Porto Riko Üniversitesi Eğitim Araştırmaları ve Değerlendirmeleri Bölümü Yüksek Lisans Öğrencisi ve Asistan Frank Segui Gonzales, Porto Riko’da gençliğin çok vahşi bir neoliberalizme karşı mücadele ettiğini, sadece 2 bin okulun bu Ağustos ayında kapatılacağını ve gençlerin buna karşı sokaklara ineceğini belirtti. Kapanan okullar yerine yarı özel okullar açılacağını ifade eden Gonzales, hükümetin kalan tek kamu hizmeti su ve elektrik hizmetini de özelleştireceğini söyledi. Gonzales, üniversitelerin öğrencilere sağladığı maddi desteğin yüzde 50 oranında kesileceğini, harçların ise iki katına çıkacağını söyledi.

Geçtiğimiz yıl hükümetin politikalarına karşı 75 gün boyunca greve gittiklerini aktaran Gonzales, bütün çabalarına rağmen bu projeyi durduramadıklarını ekledi. Geçen yılki kasırgadan sonra birçok öğrencinin Porto Riko’yu terkettiğini ve bu durumun mücadeleyi etkilediğini belirten Gonzales, ülkenin “bir komünist parti”ye ihtiyacı olduğu düşünüyor.

Farklı ülkerlerdeki emperyalist ve faşist gündemi durdurmak için bir cephe ihtiyacını ifade eden Gonzales, birleşmenin öneminden ve ortak bir politik yol haritasına ihtiyaçtan bahsediyor: “Bizi sadece sınırlar bölüyor. Meksika’da da Türkiye’de de insanlar şiddetli baskıya uğruyor, kaçırılıp göz altında kaybediliyor. Yaşadıklarımızın boyutları farklı olabilir ancak adalet ve sosyalizm kavgamız aynı”

ABD’YE KARŞI HEM İÇERDEN HEM DIŞARIDAN MÜCADELE

Serbest çalışan Şikagolu sanatçı ve Amerikan Emek Partisi (ALP) üyesi Garit Boshcka  geçinmek için inşaat, bina bakım ve tamir işleri yapıyor. Amerika’da faşizmin yükselmesi üzerine sunum yapan Boschka, ABD’de özellikle marjinalleştirilmiş bir solun olduğunu ve uluslararası alanda nasıl bir durumda olduklarına ve neye karşı mücadele ettiklerine dair farkındalığı arttırmak istediklerini söyledi. “Ortak bir hedefe sahip oldukça ideolojik farklılıklarımıza rağmen hep beraber çalışabiliriz” diyen Garit, kampta kendisi de olmak üzere herkesin birbirinden birçok şey öğrendiğini ifade etti: “Yapılan her konuşma, hatta yapılan her müzikal ve atölye bile kültürel anlam dünyamızı gerçekten genişletti.”

Yine ABD’den Özgürlük Yolu Sosyalist Örgütü (FRSO) üyesi olan UPS emekçisi Zachary Schultz (23) ise aynı zamanda Teamsters 991 (Taşımacılık Sendikası) üyesi. Posta emekçileri mücadelesini örgütleyen Zachary, Florida Devlet Üniversitesi’nde öğrencilerin örgütlenmesine de yardımcı olduğunu ifade ediyor. Daha iyi ücretler, daha iyi çalışma koşulları için örgütlendiklerini söyleyen Zachary, sendikasının bugün 206 bin UPS emekçisi üyesi olduğunu ve 1997’de ABD’de en büyük grevlerden birisini onların gerçekleştirdiğini ekledi. FRSO’nun ve sendika üyesi militan işçilerin greve çıkmak için mücadele ettiklerini söyledi.

Fotoğraf: Evrensel

‘HER ÜLKEDEKİ İŞÇİLERLE İLİŞKİ KURMAMIZ ÖNEMLİ’

İlk kez böyle bir yolculuğa çıktığını söyleyen Zachary, kampta sendikacı ve öğrenci aktivistlerle konuştuğunu ve bu deneyimi inanılmaz bulduğunu belirtti. Dünyanın en büyük emperyalist gücü olan ABD’de yaşayanlar olarak her ülkedeki işçilerin ve ezilen halkların mücadeleleri ile bağlantı kurmalarının çok önemli olduğunu ifade etti. İçeride ve dışarıda beraber savaşmanın ABD emperyalizmini çökertmelerinin tek yolu olduğunu da ekledi: “Türkiye’deki halklar ABD’de Donald Trump’a, onun yönetimine, ABD emperyalizmine ve kapitalizmine karşı her gün mücadele eden öğrencilerin, işçilerin, ilericilerin ve komünistlerin olduğunu, iş yerlerinde, kampüslerde, mahallelerde örgütlendiklerini, sokaklara çıktılarını ve mücadeleyi yükselttiklerini bilsin istiyorum. Biz baskı ve sömürü ile yüzleşiyoruz. Görüyoruz ki bizim hükümetimiz bunu dünyanın dört bir yanında sürdürüyor. Ve biz bunu diz çöktürtmek için mücadele ediyoruz”

FİLİPİNLİ GENÇLİĞİNİN SORUNU EĞİTİM VE GÖÇ

Filipin Halk Gençliği örgütü Anakbayan’ın ABD Başkanı olan Adrian Bonifacio’ya (26) göçmen Filipin gençliğinin mücadelesini anlattı. Birçok Filipino ailenin Filipinler’den ABD’ye göç etmek zorunda kaldığını belirten Bonifacio, Bonifacio, Filipinli gençlerin özelleştirme politikaları nedeniyle yüksek eğitim alamadığını ve bu yüzden birçok gencin orduya katılmak zorunda olduğunu belirtti: “Eğitim ve göç ABD’deki Filipinliler için çok önemli bir mesele. ABD’de şu an 4 milyon Filipinli var. Ve bunların 4’te birinin gerekli göç dökümanları yok. ABD’deki toplam Filipinli nüfusunun yarısı genç Filipinliler’den oluşuyor.”

Kampta diğer ülkelerden gençlerle buluşmaktan dolayı çok mutlu olduğunu söyleyen Bonifacio, Filipinler gibi ABD kolonyalizmi altında yaşayan Porto Riko’daki gençlerin bağımsızlık mücadelesinden etkilendiğini ifade etti. 

Filipinler mücadelesi ve ülkesi hakkında birçok insanın bir şey bilmediğini, ancak zengin bir anti-emperyalist ve anti-kolonyal mücadele tarihi olduğunu söyleyen Bonifacio, bugün Asya Pasifik bölgesindeki en uzun süren komünist ayaklanmaya ev sahipliği yaptığını, bu yıl da bu mücadelenin 50. yıldönümü olacağını söylerek, Filipinler mücadelesi ile bağ kurmak isteyen herkesle emperyalizme karşı omuz omuza mücadele etmekten onur duyacaklarını vurguladı.

KAYBEDİLEN 43 MEKSİKALI ÖĞRENCİ İÇİN ULUSLARARASI ÇAĞRI

Meksika’nın Guerrero eyaletine bağlı Iguala kentinde, 26 Eylül 2014’de yerel polis tarafından Ayotzinapa Raúl Isidro Burgos Öğretmen Okulu öğrencisi 43 kişinin kaçırıldı ve çetelere teslim edildi. Bir daha da kendilerinden haber alınamadı.

Uluslararası Gençlik Kampındaki ulusal foruma, bu 43 öğrenci arasında bulunan Christian Rodriguez Telumbre’nin babası Clemente Rodriguez de katıldı. “Başı ve sonu olmayan mücadeleye hoşgeldiniz” diyen Rodriguez ve diğer aileler, her ayın 26’sında kaybedilen çocukları için eylemler düzenliyorlar. “43’ler bulunursa binler bulunur” diyor Rodriguez. Uyuşturucu kartellerinin, çetelerin oldukça etkin olduğu ve devletle ortak çalıştıkları Meksika’da her yıl on binlerce insan “kaybediliyor”.

43 öğrencinin kaybedilmesi de Meksika halkının en büyük yaralarından birisi. Özellikle kamp alanında kampa ve üniversitenin kampüsüne ayrı ayrı ait onların anısını temsil posterler ve pankartlar göze çarpıyor.

Kamp alanında Ayotzinapa bildirileri dağıtırken karşılaştığımız, kendisi de devlet okulunda öğretmen olan Aurelio Tores Riven (42), “43’ler” anısına bir okul açılması için çalıştıklarını söylüyor. Kırsal kesimlerdeki okullar için mücadele ettiklerini ifade ediyor. Riven bu okulların ideolojik olarak da biçimlendirdiğini belirtiyor. Çünkü öğretmenleri emekçiler, öğrencileri ise fakir köy çocukları.

Bu arada Uluslararası Demokratik, Antifaşist ve Antiemperyalist Gençlik Kampı’na katılan gençlerin politik deklarasyonunda 43 öğrencinin kaçırılıp kaybedilmesine dair bir çağrı var. Önümüzdeki 26 Eylül, kaçırılmalarının 4. yıl dönümü. Meksika emekçi halkı ve gençliği, uluslardan dostları ile beraber kaçırılan öğrencilerin bulunması ve faillerin ortaya çıkartılması için uluslararası eylem çağrısında bulunuyor.

Son Düzenlenme Tarihi: 15 Ağustos 2018 12:32
www.evrensel.net