Akademisyen Özgür Müftüoğlu, 'Tekstilkent Projesi'ni değerlendirdi

Fotoğraf: İnanç Yıldız/EVRENSEL

Akademisyen Özgür Müftüoğlu, 'Tekstilkent Projesi'ni değerlendirdi

Diyarbakır’da uygulanacak 'Tekstilkent Projesi’ni değerlendiren Akademisyen Özgür Müftüoğlu, ‘İstihdam, sömürü biçiminde olmamalıdır’ dedi.

Çağla YOLAŞAN
Diyarbakır

Diyarbakır’da uygulamaya geçilecek 'Tekstilkent Projesi’ne değerlendiren Akademisyen Özgür Müftüoğlu, bu bölgelerdeki insanların çalışmasının, istihdam edilmesinin önemli olduğunu ancak bir sömürü biçiminde olmaması gerektiğini dile getirdi.

Diyarbakır’da yıllardır tartışılan ‘Tekstilkent Projesi’nin çalışmaları tamamlandı. 10 bin kişinin istihdam edilmesi hedeflenen tekstilkentin benzeri örnekleri Van, Batman, Mardin, Urfa gibi başkaca bölge illerinde de mevcut. 69 firmanın üretim için yer talebinde bulunduğu tekstilkentte birkaç ay içerisinde konfeksiyon üretim tesislerinin yapımına başlanacak. 2019 yılında ise üretimin başlaması bekleniyor.

Bölge illerinde patronlar için vergi indirimleri, sigorta prim destekleri gibi bir çok olanağı içinde barındıran teşvik paketleri ve üretimin maliyetini düşürmeye yönelik fırsatlar, bölge illerindeki yüksek işsizlik oranları ve yaygın ucuz işgücü, patronlar için büyük fırsat. Peki işçiler nasıl bir tabloyla karşı karşıya bırakılıyor, emek piyasasında bu tablonun karşılığı nedir, istihdamın arttırılması söyleminin ardında söylenmeyen başka neler var? Bu soruları Akademisyen Özgür Müftüoğlu ile tartıştık.

EMEK MALİYETİ BÖLGE’DE NEDEN DAHA UCUZ?

Daha önce de bölgesel kalkınma meselesi üzerinden farklı bölgelere ayrıldığını ve bu bölgelerde sermaye grupları için farklı teşvik uygulamaları yapıldığını hatırlatan Müftüoğlu, “Bu uzun zamandır var olan, gündemde olan bir durum. Burada temel mesele Türkiye’nin kendi içerisinde, işgücü piyasası içerisinde emeğin daha ucuz olduğu bölgelere doğru üretimin kaydırılmasıydı” diyerek şunları söyledi:

“Temel soru şudur; neden bugün maliyetler -emek maliyeti özellikle- bölgede batıya göre daha ucuzdur? Buna bakmak lazım. Burada da karşımızda şunu görüyoruz; bu bölgedeki özellikle Irak savaşı sonrası ticaretin zayıflaması, kötü tarım politikaları nedeniyle tarım ve hayvancılıktan uzaklaşılması ve bölgedeki çatışma süreçleri içerisindeki  göçler, büyük bir toplumsal sorun olarak kırsal kesimlerden kentlere doğru göçü ve büyük bir işsizliği beraberinde getirdi. Bahsettiğimiz işsiz ve son derece yoksulluk içinde yaşayan insanlar. Şimdi bunun üzerinden maliyeti daha ucuz olarak,  daha ucuza, daha esnek, daha uzun çalışma süreleriyle çalıştırabilecekleri bir işgücü planlıyorlar ve yatırımlarını bu taraflara doğru yönlendirmeyi planlıyorlar.”

YATIRIMA DEĞİL AYRIMCILIĞA İTİRAZ VAR

Akademisyen Özgür Müftüoğlu (Fotoğraf: Evrensel)

Asıl itirazın yatırım yapılmasına değil ayrımcılığa yapıldığına dikkat çeken Müftüoğlu “Bu tabloya baktığımız zaman şunu söylemek mümkün değil tabi ki; neden buralara yatırım yapıyorlar? Tabi ki yapsın, tamam. Yatırım da gitsin, buradaki insanlara iş alanları da açılsın. Ama buradaki temel mesele  burada bir ayrımcılık olması. Türkiye’nin başka bölgelerinden daha ucuza, daha esnek, daha kuralsız bir çalışma düzeni içerisinde bir yatırım gidecekse buna hemen bir dur demek lazım. Bu hem emeğin kendi içerisindeki bölgesel rekabeti arttırır ki bu da aslında hem diğer bölgelerdeki çalışma koşullarını da daha kötü hale getirir hem de bu bölgede emeğin daha fazla sömürülmesi anlamına gelir” dedi.

‘SINIF HAREKETİ TEPKİ GÖSTERMELİ’

Yoğun emek sömürüsün gerçekleşeceğini söyleyen Müftüoğlu “Bu tür bölgesel politikalar karşısında aslında daha genel olarak sınıf hareketinin bir tepki göstermesi lazım. Yani buradaki yatırımların gitmesi tek başına baktığınızda önemlidir, buradaki insanlar iş bulacaktır ama nasıl bir iş olacaktır bu? O işin karşılığında nasıl bir ücret alacaklardır? Hangi koşullarda çalışacaklardır? Bunların mutlaka sorgulanması gerekir. Burada da esas olarak sendikalara iş düşer ama sadece sendikaların bu bölgelerdeki yapılanmalarına değil.  Genel olarak Türkiye’de emek piyasasının nasıl işlediğine, bölgesel farklılıkların, ayrımcılıklar var mıdır yok mudur diye irdelenmesi gerek” diye ifade etti.

‘SÖMÜRÜYE KARŞI MÜCADELE EDİLMESİ LAZIM’

Bu bölgelerdeki insanların çalışmasının, istihdam edilmesinin önemli olduğunu ancak bir sömürü biçiminde olmaması gerektiğini dile getiren Müftüoğlu, “Buradaki insanlar iş bulamıyorlar, karınlarını doyuramıyorlar, dolayısıyla istismara daha fazla açık oluyorlar, üzerlerinde daha fazla tahakküm kurulabiliyor, sömürü daha fazla oluyor. Oysa buralarda çalışma koşulları nedir? Mevcut standartlara ve düzenlemelere uygun mudur? Örgütlenme olanakları sağlanmış mıdır? Yani tüm bu koşullar kurum ve kurallarıyla hala anayasaya, mevcut yasalara uygun -her türlü esnekleşmeyle bir sürü tahribat da yapıldı bunlarda ama- kurallı, güvenceli bir sistem yaratılacaksa tamam. Ama buralar daha fazla sömürü ve istismar alanı haline gelecekse o zaman buna karşı bütün işçi sınıfının mücadele etmesi gerekir. Her türlü ayrımcılık zaten var ama bir de buna emek piyasasında bölgesel ayrımcılık da katılmaması lazım.”


PATRONLAR TEŞVİKTEN MEMNUN

Anadolu Ajansı’na konuşan patronların tekstilkente ve buraya yatırım yapılmasına dönük devlet teşviklerine dair ifadeleri ise şöyle;

■ Roba Tekstil Temsilcisi Çetin Yılmaz: Ucuz mal üretmemiz lazım. Teşvik uygulaması sayesinde Diyarbakır’da üretim İstanbul’dan ucuz.

■ SYL Tekstil Yönetim Kurulu Başkanı Bilen Soylu: İstanbul’da maliyet çok yüksek. İstanbul’da bir ürünü 10 liraya üretirken, burada teşvik sayesinde 7 liraya üretebiliriz. İstanbul’da işçi başı sigorta 1000 lira burada ise 65 lira ödeniyor. Kurumlar vergisinde yüzde 90 indirim var.

■ Güneydoğu Tekstil Sanayi ve İş Adamları Derneği (GÜNTİAD) Yönetim Kurulu Başkanı İhsan Oğurlu: Teşvik uygulamasının çok önemli etkisi var. Batı illerinde işçi maliyetleri çok yüksek, İstanbul’da eleman sıkıntısı başladı. Suriye’den gelenlerin dönmesiyle eleman sıkıntısı daha büyük olacak.

Son Düzenlenme Tarihi: 13 Ağustos 2018 23:55
www.evrensel.net