Bizim için tek çıkış yolu ekmeğimize sahip çıkmak

Fotoğraf: Pixabay

Bizim için tek çıkış yolu ekmeğimize sahip çıkmak

Tek Gıda İş üyesi bir işçi, ülke ekonomisini ve gidişatı mektubunda kaleme aldı. Tempo Aksesuar işçisi İzzettin Akın ise işçilerin ekonomisini yazdı.

Tek Gıda İş üyesi bir işçi
Bursa

Merhabalar emek dostu değerli Evrensel çalışanları ve işçi kardeşlerim.

Sizlere bir işçi gözünden içerisinde bulunduğumuz durum hakkında kendi gözlemlerimi sunmak istedim. İşçilerin karşı karşıya kaldıkları sorunlar, ekonomik sorunlar, her seferinde bizlere kesilen altından kalkılamayacak ağır faturalar gibi şu anda aklımda bulunan, neredeyse tüm işçi kardeşlerimin maruz kaldığı, yaşadığı ya da farkında olmayıp birkaç aya yaşayacağı acı tabloyu gücüm yettiğince ortaya koymak istiyorum.

Adaletsizliklerin hiç olmadığı kadar alıp başını gittiği, maddi manevi çöküntü içerisine düştüğümüz şu günlerde yine bir kriz kapıda. Bizler hiç olmadığı kadar yine tehdit altındayız. Tabi ki yandaş medyada iktidara yakın kanatta ülke güllük gülistanlık gösteriliyor, “Avrupa bizi kıskanıyor, dış güçler bizimle uğraşıyor ama sürekli yeniliyor” dense bile fatura hep bizlere kesiliyor. Örneklerle bu fikrimi açıklamaya çalışacağım.  

Ülke yönetimi biz işçiler için faydalı diye nitelendirilecek bir adım atmadığı gibi günden güne her alanda şartlarımız ağırlaşmaktadır malumunuz. Patronlar öylesine bilinçli, öylesine örgütlüler ki kriz ya da suni meydana gelebilecek bir kargaşada sanki ağız birliği yapmışçasına zincirleme şekilde benzeri işçi kıyımı yapmaktan bir an olsun geri durmuyorlar…

İşverenler her seferinde işçi maliyetlerinden, vergi yükünden dem vururlarken 16 senedir her türlü teşvik, vergi indirimi, borç silme imtiyazlarından sonuna kadar yararlanıp kârlılıklarını 7’ye 8’e katladılar… Hep bana mantığıyla hareket ederek en ufak bir krizde, küçülme, teknolojik yenilik, maliyet fazlalığı, zarar etme gibi bahaneler işçi kardeşlerimizi kapının önüne koydular. Sendikaya üye olup anayasal haklarını kullandıklarında dahi gözlerini kırpmadan aynı şekilde kapının önüne konuldular.

Her anlamda çok zor günlerden geçiyoruz, işverenlerin yaptıkları yapacakları belli… Bizler normal çalışan da olsak, sendikalı da olsak, iş o konuya geldi mi hiçbir fark kalmıyor. En son sizin sosyal medyada da paylaşılan Nestle kahve çikolata fabrikasında yapılan “Ya işçi çıkarmak zorundayım ya da siz sendika olarak ücretsiz izin verilmesine razı gelin” gibi akla hayale sığmayacak şeyler... Dünyanın en büyük markalarından birinde sessizce yapılmaya çalışıyor.  Sözleşmelerde iyi zamlar alınsa dahi işveren yine bir bahane göstererek işçi çıkarmaktan asla çekinmiyor… Pekala aynı işçi bu zamana kadar kârlarınızı 4’e 5’e katlarken maaşında bunu görmüş müydü? Tabi ki de hayır… En ufak bir kötü gidişatta sendikanın olduğu dünya devi firmalarda bunlar olacaksa birbirlerinin yaptıklarının kopyasını her defasında yapan işverenler, orta büyüklükteki işyerleri, küçük yerel işletmeler neler yapmazlar? Bu çok büyük bir tehlike umalım başka yerlere sirayet etmeden başlamadan bitmiş olsun...

Gündemde şimdi dolar var. Size çok basit bir soru 01 Ocak 2018 günü dolar kuru 3.75 TL idi, bugün 6 TL’yi geçmiş durumda. “Asrın sözleşmesini yaptık, yüzde 22 zam aldık” diye böbürlenen Türk Metal Genel Başkanı Pervul beyefendiye sormak lazım dolar 8 ayda yüzde 43 zam gördü ve dolayısıyla hayat pahalılığı da bununla doğru orantılı arttı. O asrın sözleşmesinden işçinizin elinde birikim anlamında ne kaldı? Tabi ki de hiçbir şey...

Buradan tüm işçi sınıfına sesleniyorum. Bizler zor çalışma koşullarında her zaman fedakarlık yaparak, hafta tatili yapmadan, gece gündüz demeden fazla mesailere kalarak, birçoğunda iş güvenliğinin olmadığı işyerlerinde canımızı tehlikeye sokup iş kazaları geçirip yaralanma ölümler yaşayarak, yıllık izinleri dahi işverenin istediği zaman kullanarak, çalışıp ürettik, işyerlerimize gereğinden fazla özveride bulunduk, bulunmaya da devam ediyoruz… Geldiğimiz noktada bir kriz meydana çıktı ve bu sefer de faturanın işçiye kesilmesine, vergilere zam yapılmasına, hayatın her alanında gıdadan giyime, toplu taşımadan elektriğe doğal gaza zam yapılmasını evde sinema izler gibi izlersek bizlerin durumu hiç parlak olmayacak…

Lütfen tüm işçi kardeşlerim gözlerini dört açarak gündemi takip etsinler, işçi çıkarma, ücretsiz izin, küçülme, teknolojik yenilik, zarar etmek yada başka türlü herhangi bir işçi hakkına gasp girişimine karşı tek yumruk olalım… Bugün “Bana bir şey olmadı” düşüncesiyle hareket ettiğimiz gün olursa, köleleştiğimiz, çalışma şartlarımızın ağırlaştırıldığı, daha fazla çalışıp enflasyona ve zamlara yenilmiş maaşımızla çok çok daha kötü günlere adım attığımız gün olacaktır maalesef...

Bizim tek çıkış yolumuz birlikte hareket edebilmek, ekmeğimize sonuna kadar sahip çıkmak, fabrikalarda kriz öne sürülerek yapılacak tüm haksızlıklara hep beraber direnmek, boyun eğmemek... Şunu da asla unutmamak… Biz üretmezsek hayatı durdururuz, bu gücümüz var! Krizin bedelini biz değil, iyi günde milyonları kazananlar, krize sebep olanlar ödesin!

Günlük aldatıcı kirli bilgilerden uzak durarak sadece özgür basından elde ettiğim bilgileri benim sesimi tüm işçi arkadaşlarıma duyurabilecek siz değerli Evrensel gazetesi çalışanlarına sunuyorum. Özgür ve ilkeli gazetecilik yapan onun bunun yalakası olmayıp sadece gördüklerini yazan sizlere hiç de kolay olmayan bu zorlu yolda kolaylıklar, başarılar diliyorum, teşekkürler... Kolay gelsin!


ASGARİ ÜCRETLİ ŞU AN 250 DOLAR ALABİLİYOR

İzzettin Akın
Tempo Aksesuar

Merhaba açlık sınırın altında çalışan işçi kardeşlerim.

Gittikçe açlığa mahkum edilmekte olan ülkemin çalışan emekçi ve işçileri, her çıkan krizin faturası bizlere kesilmektedir. Marketlerde ürünlere yüzde 14 ile 15 arası zam gelirken, asgari ücret bunun karşısında eridi ve dibe vurmuş durumdadır. Zamlara itirazda bulunanları da vatan haini ya da terörist olarak görmektedirler. Ülkenin yüzde 7 büyüdüğünü söylüyorlar. Büyüyenler sadece patronlardır. İşçi ve emekçiler gittikçe kredi kart borçlarına boğuluyor ve bu borçlara faiz üstüne faiz biniyor. Ödemede zorluk çeken işçi ve emekçiler yargı ve icra ile karşı karşıya kalıyor. Cumhur İttifakı’nın 24 Haziran’dan sonra güçlü bir Türkiye vaadi var iken şu anda çökmüş bir Türkiye ile karşı karşıyayız.

2018 ocak ayında dolar 3.77 iken şu anda 6 lirayı geçmiş durumda. Asgari ücretle çalışan bir işçi ocak ayında 424 dolar alabilirken şu anda 250 dolar alabiliyor. Türk lirasına çevrildiğinde bu demek oluyor ki 1100 liradan fazla fark bulunuyor. Bu Türkiye’de işçinin ekonomik durumunun uçuruma yuvarlandığını göstermektedir.

Umudumuzu kaybetmeden direnmeye ve mücadeleye etmeye devam edeceğiz. Bir gün mutlaka bizlerin mücadelesiyle bu rejim son bulacaktır. Ülkemiz sahipsiz değildir.

Son Düzenlenme Tarihi: 12 Ağustos 2018 19:53
www.evrensel.net