Küllerin içinde sesleniyor ölüler...

“Ne özür ne utanma... Küllerin içinde sesleniyor ölüler...” Fotoğraf: Meryem Göktepe

Küllerin içinde sesleniyor ölüler...

Yangın faciası nedeniyle dayanışma amacıyla Yunanistan’a giden KESK İstanbul Şubeler Platformu heyetinde bulunan Meryem Göktepe, izlenimlerini yazdı.

Meryem GÖKTEPE

Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) İstanbul Şubeler Platformu olarak, komşu ülke Yunanistan’da çıkan yangının yol açtığı can ve mal kaybı dolayısıyla dayanışma göstermek ve acıları paylaşmak için hızlıca bir kararla 26 arkadaş, 2 Ağustos akşamı, yardımlarla yola koyulduk. Çoğumuz KESK’e bağlı sendikalardan arkadaşlardık. İstanbul Rumları ve Göç Edenler Derneğinden Tanasis Kiryoka tercüman olarak eşlik etti. Yaklaşık 18 saat süren karayolu yolculuğumuz boyunca verdiğimiz molalar sanki burdan Ankara’ya bir eylem için gidiyormuşuz gibi hissettirdi. Yol boyunca hayranlık duyduğum en önemli şey, tuvaletlerin dağ başında da olsa çok temiz ve parasız olmasıydı. Bir de Yunan halkının her verdiğimiz molada gösterdiği sıcaklık...   

YANGININ KALBİ RAFİNA’DA...

Saat 15.00’te bizi yangından en çok etkilenen Rafina kentinden daha önceden irtibat kurduğumuz sendikalardan emekçi arkadaşlar karşıladı. Aralarında KHK ile ihraç olan bir kadın arkadaşımız da vardı. Yanımızda götürdüğümüz çeşitli yardım malzemelerinin bir kısmını Rafina Belediyesinin toplanma yeri olan depoya bırakıp, diğer bozulabilecekerleri de ikinci toplanma yerine bıraktıktan sonra belediyeyi ziyaret ettik. Rafina Belediye Başkanı, açık olan kapısında bizi karşıladı. Bir yandan çalışmaları organize ediyor, diğer yandan da ziyaretimizden duyduğu memnuniyeti dile getiriyordu. Tercümanımız Tanasis bu konuda inanılmaz yardımcı oldu. Bu vesileyle teşekkür etmiş olalım.

ESKİ İTFAİYE ARAÇLARI, DAYANIKSIZ HORTUMLAR...

Türkiyeli bir genç kadın, eşiyle birlikte Yunanistanlı eşinin ailesinin yanında olmak için geldiklerini söyledi. Merak ettiğimiz soruları temkinli cevapladı, çok fazla spekülasyon ve bilgi kirliliği olduğunu ifade ederken, izlenimlerini paylaştı. İtfaiyenin de çok zorlu anlar yaşadığından, yenilenmeyen araçların varlığından, hortumların eski ve 1000 dereceye varan ısıya dayanıksız olmasından, bunun da müdahaleyi zayıflattığından söz etti.

Yunanistan’da çıkan yangında en fazla can kaybının olduğu yerlerin Rafina Belediyesine bağlı Mati ve Atiki Bölgeleri olduğunu öğrendik. Mati’de tek bir parkta 26 insanın birbirine sarılı olarak cansız bedenlerinin bulunduğu bilgisiyle o alana gitmek ayrıca üzüntü verdi hepimize. Park, denizin hemen üstünde ve sık ağaçların içinde bir yer. Ancak üstündeki asfalt ve onun da üst tarafında bulunan evler de ağaçlar içinde olduğundan, yollardaki araçların yoğunluğundan kaynaklı tahliyeler güçleşmiş. İnsanlar evlerinden denize doğru ulaşmak için parka yönelmiş ve yalnızca 2 çocuklu bir aile kurtulabilmiş. Diğerleri sıcağa ve dumana dayanamayarak nefessiz kalmışlar.

GÖZYAŞLARI YÜREĞİMİZE AKTI

Hâlâ hastanelerde yaralılar ve ne yazık ki bulunamayan kayıplar olduğu bilgileri verildi. Bu park alanına ertesi sabah topluca kırmızı güller bırakarak acılarına ortak olmak için gittik. Orada 60-65 yaşlarında bir erkek, ağlayarak parka doğru bakıyordu. Rehberimizin arkadaşı olduğunu, tesadüfen karşılaştıklarını öğrendiğimiz kişinin yangını anlatırken gözlerinden akan yaşlar yüreğimize aktı. Bir defa daha gördük ki “Acının dili, dini, ırkı olmaz”...

Ziyaret ettiğimiz Mati bölgesinde duyduklarımızdan daha fazlasıyla karşılaştık. Gözünüzün alamayacağı büyüklükte alanlarda çıkan yangının hâlâ is kokusu ile sıcaklığını koruduğunu gördük.   

Görüşmelerimizde yangının  bir kaç yerden aynı anlarda başlamasının kuşku uyandırdığı, rüzgarın hızının 100-120 kilometrelere ulaşmasının da faciayı büyüttü söylendi. Ayrıca iğne yapraklı ağaçlar nedeniyle alevlerin boyunun zaman zaman 7 metreye ulaştığı ifade edildi. İlginç bir detaysa aynı sokakta yan yana evlerden bazılarında hiç yangın izi olmamasıydı. Hatta 3 katlı bir evin alt katında değil, üstteki iki katta yangının izleri gördük. Bunun sebebinin  de alevlerin yükselerek; rüzgarın sürekli yön değiştirmesiyle adeta atlayarak hızlı ilerlemesi olarak ifade edildi.

Fotoğraf: Meryem Göktepe

ACININ PANZEHİRİ DAYANIŞMA

Hâlâ is kokuları ve tümüyle yanmış binaların tahliyesi sürerken, yangının büyüklüğü karşısında can kaybının daha da artmaması şans gibi geldi. Anlatılanlar ve tanıklık ettiğimiz manzaralar hafızalardan silinmeyecek kadar büyük. Ancak bu acının tarafı olan Yunanistan halkının, dayanışmaya gösterdiği ilgi çok duygusal ve görülmeye değerdi. Aklımdan utanarak geçirdiğim, çok zorlama ve örgütlü bir kötücüllüğün ürettiği düşmanca mesajlar için üzüntüm bir yana, görülmeye değer bir kucaklaşma yaşandı. Kendi yaşanmışlıklarımızdan da tecrübe ettiğimiz; dayanışmanın acıları hafiflettiği, aksinin insanı yalnızlaştırdığıdır. Bu yüzden sıkça söylediğimiz şu slogan kurulduğumuz günden beri hep güncel, hep ihtiyaç; Yaşasın örgütlü mücadelemiz...

Bizleri karşılayan, eşlik eden Yunanistan Gazeteciler Sendikası ESIEA ve Eğitim Emekçilerinin Sendikası OLME ile sınıfsal kucaklaşmak da ayrı bir anlam taşıdı bizim için. Metin Göktepe’nin ablası olduğumu öğrenince ESIEA’dan Gazeteci Paulos’un yüzündeki samimi ifade görülmeye değerdi. Nuriye ve Semih’in açlık grevi haberi için geldiği bir eylemde gözaltına alınmaktan kıl payı kurtulduğunu anlattı. “Gazetecilik sizde çok zor” dedi. Aklıma “Kardeşin duymaz el oğlu duyar” sözleri geldi. Kaldığımız gece bizi ağırlayarak akşam yemeğinde bize eşlik ettiler.

Fotoğraf: Meryem Göktepe

Dönüş yolunda ortaklaştığımız duygu dayanışmanın önemiydi...

Burnumuzda yanık kokusu, acısı bir yana dayanışmanın umudu büyüttüğü gerçeğiyle döndük...

Bir de asılı bir pankartta yazılanlar:

“Ne özür ne utanma... Küllerin içinde sesleniyor ölüler...” O ponos sas, o p onos mas... Acıları acımızdır...

Son Düzenlenme Tarihi: 12 Ağustos 2018 16:45
www.evrensel.net
ETİKETLER YunanistanKESK