Bu ‘sınav’ N.Y.nin değil, devletin!

Bu ‘sınav’ N.Y.nin değil, devletin!

Başbakan Erdoğan’ın kürtaj tartışmasını gündemin orta yerine attığı ilk günden beri kadınların “kürtaj hakkı” konusunda söylediklerinin ne denli önemli olduğu bugünlerde karşımıza çıkan iki örnekte görüyoruz. N.Y Isparta’dan, 14 yaşındaki kız çocuğu ise Karabük’ten sesleniyor

Özge Ayaz

Bu iki örnek olay önümüzde dururken geçen dönem yapılan açıklamalar ister istemez aklına geliyor insanın. Bir yandan “Tecavüze uğrasa bile doğursun, devlet bakar” diyenlerin karşısında, kendi ölümlerini göze alacak kadar gebeliklerini sonlandırmak isteyen kadınlar var. Biz de kadın örgütlerine, sağlıkçılara, avukatlara sorduk N.Y ve 14 yaşındaki kız çocuğunun şu anki durumları bizlere ne gösteriyor?

GEBELİĞİ SONLANDIRMANIN İNSANİ BİR YOLU BULUNMALI

Avukat Habibe Yılmaz Kayar: N.Y. cinsel saldırıyı her an kendisine hatırlatan ve eziyet duygusuna yol açan bir gebeliği devam ettirmek istemiyor. Bu bir kadın için çok haklı bir gerekçe. Durumun devamı kadının  zararlarını daha da arttıracak ve belki de kadının hem kendini hem de karnındaki bebeğin hayatını ortadan kaldırma girişimlerine yol açabilecek. Yasalara bakıldığında tecavüz nedeniyle oluşan gebeliğin 20 haftaya kadar kürtajı mümkün. Olayımızda gebelik 29 hafta olduğu için bu olanaklı değil. Yasal olanak olmaması sebebi ile kadın gebeliğin devamına zorlanıyor. Kadının yaşadığı eziyet mecburi hale getiriliyor. Oysa hukuk her olay için adaletli ve sorun çözücü olanaklar sağlamalıdır. Bu olay nedeniyle tıbbi ve yasal durum yeniden sorgulanmalı ve olayın özellikleri dikkate alınarak sorun çözülmeli. Kadının bozulan ruh sağlığı nedeniyle gebeliğe devam etmesi kadın ve bebek için tehlike oluşturmaktadır. Öncelikle kadının sağlığının dikkate alınarak gebeliği sonlandırmanın insani bir yolu bulunmalı. Bu olayda eğer bebek hastane koşullarında yaşama yeteneğinde ise kadının erken doğum yapması olanağı da ciddi biçimde tartışılmalıdır. Diğer yandan Karabük’te yaşanan olayda 14 yaşındaki bir çocuğun  cinsel istismarı sözkonudur. Bu mağdur bir çocuktur. 14 yaşında olan bir çocuğun anne olma olgunluğu yoktur ve gebeliğin sonlandırılması, annenin sağlığının korunması için neredeyse gerekliliktir. Çocuğun cinsel istismara “rızası” tartışması asla yapılmamalı.

ÖNCELİK KADININ SAĞLIĞI OLMALIDIR

Dr. Gülnihal Bülbül-Jinekolog-TTB Kadın Hekimler Kolu Üyesi: Tecavüz durumunda gebeliğin sonlandırılabilmesi için yasal süre Türkiye’de 20 hafta. Yasa bu şekilde olduğu için, hekimler tıbbi bir gerekçe yoksa “kürtaj olabilir” ya da “olamaz” diyemiyor. Ama N.Y. “Ne olursa olsun ben bu bebeği doğurmayacağım” diyen bir kadın. Bu kadına karşı çok dikkatli olmak lazım çünkü çok büyük bir travma yaşamış. Psikolojik, sosyal ve maddi anlamda desteklenmesi lazım. Eğer bu durumdayken kendi kaderine bırakılırsa kendine birşey yapabilir ve esas o zaman büyük bir facia olur. Geçenlerde bir kadının karnına kurşun sıkarak bebeğini öldürmesini hatırlayın. İnsanları bu duruma getirmemek lazım. Esas olan anne sağlığıysa, annenin psikolojisi bozuksa, o zaman psikolojik destek vermek gerekiyor ve buna rağmen o bebeği taşımak istemiyorsa o noktada konu kadındır. Bizim, tıpta bakış açımız öncelikle ana sağlığıdır. Anne sağlığı temel taştır. Onun üzerinden bebek sağlığı düşünülmelidir. Annenin psikolojisi bu kadar bozukken ve canına kastı ima etmişken bu kadına “Biz bu kararı verdik” deyip bırakmamak lazım. Şu an önemli olan şey kadının can sağlığı öncelikle. Kadına destek sunulması gerekiyor, ancak destekle “Tecavüze uğrayanın çocuğuna devlet bakar” gibi kaba bir yaklaşımdan bahsetmiyoruz. Bu kadının bedensel-psikolojik ve toplumsal ihtiyaçları gözetilerek her türlü desteğin sunulması gerekiyor. Yaşanan olayda dayatmacı ve yasakçı tutum hiçbir şeyin çözümü olamaz.

İSTENİNCE DAĞITILAN ADALET, KADINLAR İÇİN DE İŞLEMELİ

Prof. Dr. Songül Sallan Gül- Sosyolog: Özellikle son birkaç aydır kadın ve aile politikalarını kürtaj üzerinden götürmeyi tercih eden AKP hükümeti, bu tartışmayı da gayriinsani ve kaba bir erkeksi söylemle sürdürmekte. Açıkça dile getirilmese de tartışma, kadının acılarını aileyi koruma adına, kadın haklarını ve taleplerini yok sayarak, çocuğun nesebi üzerinden götürülüyor. Yasa tecavüzcüsünden hamile kalan kadına kürtaj olabilme hakkını, ancak 20. haftaya kadar tanımakta. Ama uygulamada; kadına çocuk doğurtulup, sonrasında da istenmeyen ilan edilen bu çocuk, yuvalara terk edilecek. Yapılan bu uygulama çocuğu koruma ve yaşam hakkını tanımaktan çok, erkeklik onurunu, dayanışmasını ve gücünü topluma kanıtlamak değil de, nedir! Nitekim N.Y. olayının gerçekleşmesinden bir haftaya yakın bir süre geçmesine karşın, N.Y.nin gerçekte kaç haftalık hamile olduğunu gizli tutma çabasına girildi. Önce 22 hafta bilgisi geldi, sonra süre 25 hafta diye ifade edildi. Cuma günü de mahkemeden N.Y.nin 29 haftalık gebe olduğu açıklandı ve DNA testinin doğumdan sonra yapılacağı belirtildi. Bu durum bürokrasinin sanki kararını önceden verdiğini ve bu tür durumları bürokratik işleyişe bırakarak, zamana yayarak yürüttüğünü ve bu kadına da tecavüz çocuğunu doğurtacağını gösterdi. Artık acilen yasanın değiştirilmesi ve tecavüz durumunda süre kısıtlamasının kaldırılması gerekmektedir. Kürtaj konusunda sessizliğini uzun süredir koruyan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının da acilen harekete geçmesi/geçirilmesi gerekmekte. Ayrıca DNA testinin hemen yapılması olanaklı hale getirilmelidir. Bir ihmal sonucu hazin bir patlamada hayatını kaybeden 25 gencin, askerin DNA ile kimlik tespitinin bir kaç günde yapılacağının açıklanması, o ailelerin acısını dindirmeye katkı yapacaktır. Ancak, tecavüze uğrayan kadın için bu olanağı adli tıp ve bürokrasi niçin kullanmıyor? İstenirse dağıtılan adalet, kadınlar için de artık işlemeli…

BEDEN VE RUH SAĞLIĞI DİKKATE ALINMALI

Gülsen Ülker Al- Ankara Kadın Platformu: Kürtaj tartışmalarında fiili bir durumla karşı karşıyayız ve süreç ne yazık ki yine kadının aleyhine işliyor. Tecavüz söz konusuysa ve kadın gebeliği istemiyorsa herhangi bir süre sınırının olmaması, kadının beyanını ve talebini esas alan ve her olayı kendi içinde değerlendirecek çok hızlı ilerleyecek düzenlemelerin yapılması gerekiyor. Gebeliğin kadında ciddi ruhsal hasarlara neden olma durumu -ki bu doktorlar tarafından belirlenmelidir-, tıbbi nedenlerle gebelik sonlandırma kategorisinde sayılmalıdır. Tecavüz sonucu meydana gelmiş ve istenmeyen bir gebelikte, kürtaj için yasal olarak belirlenmiş sürenin aşılmış olmasının kadının yaşayacağı travmayı azaltmayacağını görmek gerekiyor. Burada önemli olan kadının doğurmamak için ölmeyi göze almış olması, verili durumda kürtaj da olamayacağına göre çok sıkı bir psikolojik destek almasının ve bu süreyi en az hasarla atlatabilmesinin sağlanması gerekiyor. Ancak bu ne kadar mümkün olur, bilemiyorum. Umarım bu olayda bir nefsi müdafaa olduğu kabul edilir ve çıkacak sonuç kadının aleyhine bir değerlendirmeye yol açmaz.  Bu olay, kürtaja ilişkin düzenlemelerin, kadınların bedensel ve ruhsal sağlıkları göz önüne alınarak yapılmasının ne kadar önemli olduğunu gösterdi bir kez daha. Devlet ve yasalar kadınların bedenleri hakkında söz sahibi olamazlar, olmamalıdırlar.

DEVLET TECAVÜZ SUÇUNUN BEDELİNİ KADINA ÖDETİYOR

EMEP Genel Başkanı Selma Gürkan: TCK’nin 99. maddesi kadının mağduru olduğu bir suç sebebiyle hamile kalması durumunda 20 haftaya kadar olan gebeliklerin sonlandırılmasına izin veriyor. Ancak bu maddenin uygulanmasının fiilen mümkün olmadığı bu iki örnekle açıkça karşımızda duruyor. Kadını korumayan, tecavüz dava süreçlerinde kadınları türlü türlü aşağılayıcı muameleye maruz bırakan, verdiği kararlarla kadınları adaletsizliğe mahkum eden devlet “Tecavüzcünden de olsa doğuracaksın” diyor, tecavüz suçunun bedelini kadına ödetiyor. Tüm yaşananlardan, N.Y.’nin başına gelebilecek tüm olumsuz sonuçlardan başta Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin olmak üzere devletin ilgili makamları sorumludur. Tecavüze maruz kalan kadınların dava süreçlerinde karşılaştıkları uygulamadaki sorunlar, yasal ve fiili engellemeler hızla bertaraf edilmeli, tecavüz nedeniyle gebeliklerde kürtaj süre sınırı kaldırılmalıdır. Bütün bu yaşananlarda görevini yerine getirmeyerek, kadınları korumayarak, adaletsizliği norm haline getirerek, kadınlara ikincilleştiren politikalarıyla durumun bu noktaya gelmesine cevaz vererek, toplumu “N.Y. kürtaj olmalı mı, olmamalı mı” tartışmasına sıkıştırarak sorumluluğunu gizleyen makamlar hesap vermeli. Tecavüz sonucunda hamile kalan bir kadının doğurup doğurmayacağına karar vermek kimsenin hakkı değildir, bu karar tamamen kadına bırakılmalıdır.

HÜKÜMET VE YARGI TECAVÜZ SUÇUNU MEŞRU SAYIYOR

Kürtaj Haktır Karar Kadınların Platformu: Bu ülkede tecavüz suçu, devletin, yargının, savcıların, hakimlerin, bakanların rızası ile erkekler tarafından işlenmeye devam ediliyor! Tecavüze rıza gösteren devlettir! Kadınlar maruz kaldıkları tecavüzü ispatlamak için bürokrasi çarkında dolanırken kürtajın yasal süresi çoktan dolmuş oluyor. Çünkü yasa, “Tecavüze uğradıysan önce savcıya gideceksin, savcıyı tecavüze uğradığına inandıracaksın, savcılıktan karar alacaksın sonra 20 haftalık süre içinde kürtaj olabilirsin” diyor.(...) Tecavüze maruz kalan kadınlar uygulamadaki sorunlar, yasal ve fiili engellemeler nedeni ile kürtaj haklarını kullanamıyorlar. Öncelikle ve ivedilikle, Karabük’teki 14 yaşındaki kız çocuğunun ve N.Y.nin kürtaj olmaları için başta Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve hükümeti göreve çağırıyoruz! Biz kadınlar olarak, tecavüze maruz kalan  kadının değil, tecavüzcünün cezalandırılmasını, tecavüz suçlarında savcılar, hakimler ve hekimler tarafından kadının beyanının esas alınmasını, tecavüz sonrasında istenmeyen gebeliğin engellenmesi için gerekli tedbirlerin acilen alınmasını, kadına istemediği bir gebelik süreci yaşatmayacak prosedür ile sağlıklı, güvenilir, erişilebilir kürtaj hakkının sağlanmasını talep ediyoruz.

www.evrensel.net