Vatandaş üç kilo domates alamıyor

Fotoğraf: Evrensel

Vatandaş üç kilo domates alamıyor

Pazarda vatandaşın iki poşet dolduramadığını söyleyen Kağıthaneliler, 'Şükür etmeyi biliyoruz ama hayat neden bu durumda' diye soruyor.

Gökhan İMREK
İstanbul

Döviz kurlarındaki istikrarlı yükseliş, artan hayat pahalılığı ve zamlar karşısında konuştuğumuz vatandaşlar, “Artık dayanacak gümüz kalmadı” diyor. Pazarda vatandaşın iki poşet dolduramadığını söyleyen Kağıthaneliler, “Şükür etmeyi biliyoruz ama hayat neden bu durumda” diye soruyor.

VATANDAŞ İKİ POŞETİ ZOR DOLDURUYOR

Yaklaşık 19 yıldır pazarcılık yaptığını söyleyen Deniz, haftanın 5 günü pazara çıkıyor. Pazarda tezgâh kirası aylık 2 bin lira. 100 lira da arabaya mazot. Hale gidip gelene kadar mazotun bittiğini söylüyor. Bir torba poşet 100 lirayı geçmiş. Sabah 5’te uyanıp hale gidiyor her gün Deniz. Akşam dönüşü 11’i geçiyor. Eve vardığında gece yarısı oluyor. Yorgunlukla ertesi gün zar zor yataktan kalktığını söylüyor. Ekonomideki kötü gidaşatın pazar üzerindeki etkisini ise şöyle anlatıyor: “1 liraya aldığımız ürün halde masrafıyla 2 katına çıkıyor. Sergide çalışan işçi ve hamaliye parasını da biz ödüyoruz. Üç çocuk babasıyım, 900 lira ev kiram var. Mutfak masrafı 600 lirayı buluyor. Elektrik, su, doğalgaz 750’den aşağı gelmiyor. Seçimden sonra bir umut düzelir diyorduk. Ama şartlar daha da kötüye gitti. Seçimden sonra meyve sebze daha da pahalı oldu. Önceden 2 lira olan ürün 4 lira oldu. Pazar pahalı olduğundan insanlar artık pazara da gelemiyor. Cebinde 100 lira olan bir vatandaş 2 poşeti zor dolduruyor.”

Mal tezgahta kalmasın, sırf çöpe gitmesin diye eldekini bazan zararına sattıklarını ifade eden Deniz, “Böyle giderse pazar işini bırakıp memlekete gideceğim. Hükümete, yetkililere çağrımız bu halkın derdine çare bulsunlar. Yoksa gerçekten çocuklarımızın geleceği yok. Diyorlar ki, ülke büyüdü, ekonomi büyüdü. Ama baktığımızda vatandaşın cebinde 3 kilo domates alacak parası yok. Artık bunun düzelmesi gerekiyor. Dayanacak gücümüz kalmadı” diye sitem ediyor.

‘İŞÇİLER OLMADAN DEVLET DE OLMAZ’

“Yaptığımız iş ağır iş. Ama emeğimizin karşılığını kesinlikle alamıyoruz. İşveren ucuza çalıştırıp kâr etme derdinde” diye söze başlıyor kargo işçisi Murat. Aylık aldığı maaş 1680 lira. 700 lira kirası var Murat’ın. Üniversitede okuyan kardeşine her ay 500 lira veriyor. “Kimimiz var ki baksın bize” diye isyan ediyor.

“Böyle büyüme olmaz” sözleriyle Hükümete tepki gösteren Murat, “Büyüyen sadece işveren oldu, kârlarına kâr kattılar. Benim cebimdeki para azaldı. Maaşlar yerlerde sürünüyor, masraflar arttı” diyor. Patronlara itiraz ettiklerinde “elinize gözünüze dursun” yanıtını aldıklarını da ifade eden Murat sözlerine şöyle devam ediyor: “Dolar aldı başını gitti. Faturasını bize yıkmaya çalışıyorlar. Patronlarımız zaten kazanıyor, ben sadece emeğimizin karşılığını versinler diyorum. Hükümet işçilerin geleceği için olumlu tek bir atmadı. Biz olmadan, işçiler olmadan devlet de hükümet de olmaz. Ama para patronlarda olduğu için hükümetler de onların çıkarını gözetiyor.” Murat işçilerin mutlaka birlik olması ve dayanışmayı elden bırakmaması gerektiğini ekliyor.

‘ŞÜKRETMEYİ BİLİYORUZ AMA...’

Rıdvan 25 yaşında, Siirt’ten gelen bir tekstil işçisi. Okumayı çok istemiş ama hayat şartları izin vermemiş. Esnaflık denemesi iflasla sonuçlanınca ‘ucuz iş gücü’ olmuş. Zamları ve artan hayat pahalılığını işyerinde iliklerine kadar yaşıyor: “İşe ilk başladığımda 250 lira maşım vardı. O zamanın parası bundan çok değerliydi, bereketliydi. Şimdi 2200 lira para alıyorum, geçinemiyorum. Üstelik sigortam da yok. Patron sigortamı yaparsa 700 lira maaşımdan keseceğini söylüyor.”

Rıdvan evlenmek istediğini söylüyor ama bu şartlarda o hayali epey zor. “İnsanlar bir şekilde evlenseler bile kısa süre sonra geçim sıkıntısı yüzünden ayrılmak zorunda kalıyorlar” diyor. Rıdvan ayrıca köyde yaşayan anne ve babasına da baktığını söylüyor. Mevcut gidişata isyanını ise şu sözlerle dile getiriyor: “İşverenler doymak bilmiyor. Bakıyorsun adamın altında 200 milyarlık araba var. Çok şükür. Elhamdülillah... Şükretmeyi biliyoruz ama bugün neden bu hayat bu durumda? Neden bu durumda yani...”

İktidara da seslenen Rıdvan, “Bugün iktidar  istese her kararı alabilir. İnsanlar seni seçmiş. Senin bu insanlara yardımcı olman lazım. Bu kadar zor bir şey değil. Neden sadece seçim günlerinde geliyorlar? Öbür günler neredeler” diye soruyor.

Dini ve resmi bayramlarda izin haklarının gasbedildiğini de söyleyen Rıdvan şöyle konuşuyor: “1 Mayıs bugün benim ana hakkım. Ama Ben 1 Mayıs’ta gitmesem günlüğüm kesilecek. Neymiş efendim kurumsal bir işyeri değilmiş! Ama devletin kanununda bu var. Çalışmayacaksın diyor. Ama ben çalıştırılıyorum. Gelip bana sorsalar neden çalışıyorsun diye!”

Rıdvan “Nasıl bir ülkede yaşamak istersin?” sorumuza da  “Ben bütün bu sorunların düzeldiği bir ülkede yaşamak istiyorum” diyor.

www.evrensel.net
ETİKETLER EnflasyonEkonomi