Kentsel dönüşüm mü? Rantsal dönüşüm mü?

Üsküdar'da yıkımla mücadele eden Kirazlıtepe Mahallesi halkı, 'Kentsel dönüşüme değil, rantsal dönüşüme karşıyız' diyor.

Cansu PİŞKİN
İstanbul

Üsküdar Kirazlıtepe Mahallesi’nde halk “kentsel dönüşüm” adı altında yerinden edilmek isteniyor. Evleri yıkıp yapma işini üstlenen Üsküdar Belediyesinin kendilerine bir güvence vermediğini ve tek taraflı sözleşme dayattığını ifade eden mahalleli, “Kentsel dönüşüme değil, rantsal dönüşüme karşıyız” diyerek evlerini terk etmiyor. Belediyenin kendilerine hukuki olarak hiçbir karşılığı olmayan muvafakatname imzalamak istediğini belirten mahalleliler tepkilerini şöyle dile getirdi: “Tek taraflı bir imza bu. Biz noter onaylı bir sözleşme ve karşılıklı imza istiyoruz. Aksi durumda bize verdikleri sözleri tutup tutmayacaklarından emin olamayız. Belediyeye güvenmiyoruz”.

MUVAFAKATNAME TEK TARAFLI

Çamlıca Camii’nin eteklerinde yer alan Kirazlıtepe Mahallesi halkı, caminin çevresini güzelleştirmek için başlayan kentsel dönüşüm sebebiyle yerinden edilmek isteniyor. 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Kanunu’nun ek birinci maddesi uyarınca “depremde riskli alan” ilan edilen mahallede 1400’ü konut, 100’ü iş yeri olmak üzere toplam 800 hak sahibi bulunuyor. Evleri yıkıp yapma işini üstlenen Üsküdar Belediyesi, şimdiye kadar 200 hak sahibi ile sözleşme imzaladı. Henüz anlaşma sağlayamadığı 450 haneye “15 gün içerisinde evlerinizden çıkmazsanız doğal gazınız, elektriğiniz ve suyunuz kesilecek” diye tebligat gönderen belediyenin imzalatmak istediği muvafakatnamenin tek taraflı olduğunu söyleyen mahalleli ise evlerini boşaltmak için güvence istiyor.

Fotoğraf: Evrensel

HAFRİYATLARIN ARASINDA DEVASA LAĞIM FARELERİ   

Marmara Denizi ile birlikte Anadolu ve Avrupa’yı birbirine bağlayan üç köprüyü de gören Kirazlıtepe Mahallesi’nde hayat, yıkımın ve iş makinelerinin gölgesinde devam ediyor. Belediye, anlaşma imzaladığı hane sahiplerinin konutlarını yıkmakta gösterdiği titizliği hafriyatların kaldırılmasında kullanmadığından mahalle dev bir şantiye alanına dönüşmüş vaziyette. Çocukları bu yıkıntılar arasında büyüyen mahalleli durumdan rahatsız. Yıkılıp kaldırılmayan hafriyatların yalnızca toza toprağa sebep olmadığını aktaran mahalleli, kokudan da şikayetçi. Hafriyatların arasında devasa lağım farelerinin dolaştığını anlatan halk, salgın hastalık yayılmasından korkuyor. Mahallelerindeki binaların en az 40 yıllık olduğu bilgisini veren mahalleli, başta kanser olmak üzere pek çok hastalığa neden olan asbest maddesi ölçümü yapılmadan evlerin yıkıldığını kaydetti. Mahalleli yıkımın başladığı günden bu yana 5 kişiye kanser teşhisi konulduğunu söyledi. Yıkım esnasında güvenlik önlemleri alınmamasından şikayetçi olan mahalleli, birçok evin bu şekilde zarar gördüğünü anlattı. 

40 SENEDİR BURAYA ÖMRÜMÜ VERDİM’

Yaklaşık 4 ay önce meme kanseri teşhisi konulan 55 yaşındaki mahalle sakini, “Eşim kalp hastası, ben kanserim. Kemoterapi alıyorum, gelip de bize dokunmasın. Belediye başkanının yanına da gideceğim raporlarımla. Bizi burada hasta etti. 2 senedir buralarla uğraşıyor. Ben 4 ay oldu bu hastalığa yakalanalı. Benim ne günahım var? 40 senedir buraya ömrümü vermişim. Yemedim, içmedim bu iki daireyi yaptım. Yazık değil mi bana? Benim mahalleme, sokaklarıma dokunmasın. Bizi canlı canlı öldürmek istiyor bu adam. Kanunsuz iş yapıyor. Tek taraflı değil noter onaylı sözleşme istiyoruz. Kocam asgari ücret alıyor. Ben neyle geçineceğim? Bu evden başka güvencem yok, param yok. Bu adam bizi kanser hastası yaptı. Bize güvence verilmeden evimizden çıkmayacağız. Hakkımızı istiyoruz.” dedi.

Fotoğraf: Evrensel

‘BELEDİYE BAŞKANI BİZE ‘BOŞ KAĞIDA İMZA ATIN, GİDİN’ DİYOR’

Belediyeden iki kez “15 gün içerisinde evlerinizden çıkmazsanız doğal gazınız, elektriğiniz ve suyunuz kesilecek” diye tebligat geldiğini anlatan kanser hastası kadının kızı, “Annem bu evin stresi yüzünden, kanunsuz işlemler yaptıkları için bu hastalığa yakalandı. Sorumlusu belediye başkanıdır. Benim evimi, arsamı isteyen benim kapıma gelir, önce benimle bir konuşur. ‘Ben bu evi istiyorum, senin isteğin nedir’ diye bana sorar. Benim karşıma çıkmadan neye dayanarak evimi arsamı istiyor acaba? Vatandaş bensem önce benimle konuşsun. Çıkıp gazetelerde, televizyonlarda konuşmasın. Önce beni muhatap alsın, sorunumu çözsün. Biz kentsel dönüşüme karşı değiliz, rantsal dönüşüme karşıyız. 2 senede burayı bitirip bu halkı tekrar buraya yerleştirecek mi? Buradaki halk bodrum katlarda oturamaz. Biz alışmışız ayağımızın toprağa basmasına. Proje yok, hiçbir şey yok. Bize diyor ki boş kağıda imza atın gidin. Sonradan oraya madde ekleyip madde çıkarmayacağını, kendine göre ölçüp biçip bir şeyler yapmayacağını ben nereden bilebilirim ki? Belediye başkanı olabilir ama güvenilir bir kişi değil ki benim gözümde. Burada herkesin 30-40 yıllık emeği var. Çoğu da inşaatında çalıştı. Bu kadar yıllık emeğini bırakıp gitmek kolay mı? Kimse zengin değil herkes emeğiyle yaptı buradaki evleri. İnşaatlarda yattılar. Sırtında su taşıyarak yaptılar. ‘Projeniz şu şekilde, evleriniz burada olacak’ gibi bir planla gelmedikleri sürece kimse buradan gitmeyecek. Bizim derdimiz belirsizlik. Kentsel dönüşüm istiyoruz ama rantsala karşıyız” diye konuştu.

‘HER ŞEY CAMİNİN İNŞAATIYLA BAŞLADI’

İsmini vermek istemeyen bir başka mahalle sakini, imza atmadıkları halde belediyeden evleri boşaltmaları yönünde tebligat gelmesini psikolojik baskı olarak yorumladı ve şöyle devam etti: “Stresten uyuyamıyoruz. Sırf bu kentsel dönüşüm meselesi çıktıktan sonra 5 kişi kanser hastası oldu. Herhangi bir önlem alınmadan yıkım yapılıyor. Fareler cirit atıyor sokaklarda. Tinercisi, bonzaicisi, hırsızı hepsi dadandı buraya. Burası Suriye’yi de geçti, Filistin’i de geçti, Gazze’yi de geçti. Yıkım yapıyorlar. Pazara gidiyorum dozer orada. Biz geçeceğimiz sırada şoförü dozere bindi. Dedim ki kardeşim ben geçene kadar bekle. Yer yok ki adım atalım. Ben önünden geçerken baktım dozeri vuruyor. Betonu resmen kepçeyle üzerimize doğru itti. İnsanlarla dalga geçiyorlar. En alt tabakasından en üst tabakasına kadar hiç vicdan yok bu devlet büyüklerinde. 4 gün önce Dörtyol’da bir hafriyat kamyonu 75 yaşında bir kadını ezdi. Her tarafı kırıldı hastanede tedavisi sürüyor. Sesimizi duymaları için burada birinin ölmesi gerekmiyor. Birilerinin sakat kalması, engelli kalması, hastalanması gerekmiyor bizlerin derdini anlamaları için.

Fotoğraf: Evrensel

BİZİ GÖNDERİP ÜÇ BEŞ ZENGİN KOYACAKLAR BURAYA’

Biz halkız, burada yaşamaktan mutluyuz. Zulümden öte bir şey bu yaptıkları. Kentsel dönüşümün değil rantın peşindeler. Bizi gönderip üç beş zengin koyacaklar buraya. Bizi de hiçe sayıyorlar git nerede yaşarsan yaşa diyorlar. Yoksullukla geldik biz bu günlere. Bu evleri elimizle yaptık. Bak tırnaklarımız hâlâ toprak kokuyor, harç kokuyor. Hakkımızı versinler bizi mağdur etmesinler. Kirazlıtepe’den vazgeçmiyoruz. Projemizi bize göstersinler biz mahallemizde tekrar oturmaya razıyız. 3 sene sonra da olsa gelip kendi mahallemde oturmak istiyorum. 40 seneden beri buradayız bu zamana kadar neredelerdi? Tapum var, vergimi ödüyorum, elektriğimi, suyumu ödüyorum. Bunları öderken bilmiyor muydu nerede oturduğumu? Biliyordun. Bugün mü işine geldi. Her şey caminin bitmesiyle hatta inşaatıyla başladı. Hastalansak yakınlarda gidecek bir hastane yok. Herhalde bizi camiye götürürler. Ölün camiye götürülün demek istiyor. İnsanların evine el atacağına önce sağlık hizmeti getir.” 

‘1 SENE ÖNCE YIKILAN BİNANIN MOLOZU BİLE KALDIRILMADI’

Belediye ile uzlaşmak için kurulan Kirazlıtepe Kentsel Dönüşüm İmar ve Güzelleştirme Derneğinden Burhan Begi, Belediye Başkanı Hilmi Türkmen ile temas içerisinde olduklarını belirterek, “Projeyi göster, resmiyete dök biz burayı sana teslim edelim diyoruz. Bugün yarın diyor ama tam 2 yıldan beri buranın projesi çıkmadı. Çünkü böyle bir proje yok. Bizleri buradan nereye gönderecek bilmiyoruz ama bize burayı vermeyecek” dedi. Belediye tarafından gönderilen tebligatın hukuksuz olduğuna dikkat çeken Begi, “Avukatlarımız belediyenin hukuki olarak böyle bir şey yapamayacağını, malik sahiplerinden yıkım için gereken onayın üçte ikisini yakalama zorunluluğu olduğunu söylüyor. 7 parselin üçte ikisini yakalamak zorunda ama yakalayamadı. Burada 800 tane tapu sahibi var. Bunun 200 tanesi imza attı geri kalanı imza atmadı. Verenlerin evleri yıkıldı. Binalar eski olduğu için yıkılan evlerin önce asbest ölçümünün yapılması raporunun yazılması lazımdı. Yıkılan binaların  molozlarının da hemen kalkması lazımdı. 1 sene önce yıkılan binanın molozu hâlâ burada duruyor. Çocuklar o pislik içinde oynuyor. Savaş alanı resmen Suriye’den farkı yok ama sonuçta bir yandan hayat devam ediyor. Sonuçta kanser üretiyor burası. Kansere yakalanan çok insan duyuyoruz, görüyoruz” diye konuştu. 

KAÇAK YAPIMIZ YOK, ELİMİZDE TAPUMUZ VAR’

Mahalle sakinlerinden Engin Kurtkaya ise şöyle konuştu: “Amacımız kimseyi zorlamak değil. Ama buradaki haksızlık şu, devlet bize herhangi bir garanti vermiyor. Kendi çıkarına göre bir sözleşme imzalatmak istiyor. İmza atmazsanız sizi evinizden atacağız diyorlar. Belediye başkanı diktatörlük yapıyor. Çocukluğumuzdan beri biz buradayız. 50 seneden beri burada oturuyoruz. Herhangi bir kaçak yapımız yok. Elimizde tapumuz da var. Ama belediye başkanı diretiyor. Evimizin önüne molozları yığdılar. Tahrik edici şekilde dozerleri buraya koyuyorlar. Bizim gayemiz şu, hakkımız verilsin, sözleşme garantimiz verilsin, proje üzerinde yerimiz gösterilsin bilelim biz de verelim. Güzel bir yaşantımız güzel bir evimiz olsun biz bunu istiyoruz. ’76’dan beri buraya imar verilmedi. Şu anda buranın imarı yok. Verildi diyor ama yalan.”

Son Düzenlenme Tarihi: 11 Ağustos 2018 13:48
www.evrensel.net